Gökhan BACIK



Bookmark and Share

Yeni partiyi günahı olmayanlar (!) kursun


13.07.2019 - Bu Yazı 206 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Uzun süredir beklenen oldu ve Ali Babacan, AKP’den istifa edip yeni bir parti kuracağı sinyalini açık biçimde verdi.

Ancak Ali Babacan, Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve hatta Bülent Arınç gibi siyasiler bir hareketlenme içine girince nedense soldan ve sağdan çeşitli kişiler hızla bunların eski defterlerini karıştırıp bu kişilerin geçmiş hatalarını gündeme getiriyorlar.

Elbette yıllardır siyasette tanıdığımız Babacan, Davutoğlu gibi isimlerin geçmişte yaptıkları ve eleştirilecek pek çok şey var. Ancak bu tür eleştiriler, Türkiye siyasetini gerçekçi analiz etmemekten kaynaklanıyor. Belki de bu tür eleştirilere idealist eleştiri demek gerekiyor.

Bir kere, bu şekilde her siyasiyi eleştirmek mümkündür. Türkiye’de geçmiş defterleri açarak konuşursak hemen her siyasi aktör ve grup payını alır.

İkincisi, biraz geriye gidelim... Aynı eleştiriler Mansur Yavaş için söylenmişti. 2014 yılında Mansur Yavaş aday gösterilince Kemal Kılıçdaroğlu için sağcı adaylarla hareket ettiği dile getirilmişti. Bugün Mansur Yavaş, Ankara’da başarılı bir belediye başkanlığı performansı çiziyor.

Yine aynı şekilde Meral Akşener’in milliyetçi ve sağcı kimliği tartışılmıştı. Ancak Akşener’in kurduğu parti belki de AKP’ye en büyük seçim darbesini vurdu.

Hâlbuki hafızamızı yoklarsak pek çok kişinin Akşener ve Mansur hakkında eski defterleri açarak eleştiri yapmış olduğunu görürüz. Ancak seçim zaferinden sonra bu eleştiriler buharlaştı.

Üçüncüsü, Babacan ve Davutoğlu gibi isimler bir ölçüde zaten kendini Erdoğan’dan ayırmıştır.

Babacan bugüne kadar istese bir bakanlık koltuğu alabilirdi. Davutoğlu da en kötü ihtimal yüksek bir konumda hayatının geri kalanını iyi şartlarda yaşayabilirdi.

Zaten dikkatle bakılırsa bu isimlerin çoğu AKP yönetimi ile kademeli olarak yolunu ayırmış ve kendilerine göre uygun zamanda AKP’den ayrı bir yol haritası çizmiştir.

Bu insanların ellerine sopa alıp Erdoğan ile kavga etmesini bekleyemezsiniz. Türkiye siyasetinde ayrışmak ve ayrılmak yavaş gelişen bir süreçtir. Bu sürecin şartları ve zamanlaması vardır. Bunları gözden kaçırıp “ama niye Erdoğan’ı eleştirmediler?” diye soru sormak yanıltıcıdır.

 

Dördüncüsü, Türkiye’de pek çok kesimde “büyük kırılma” düşüncesi var. Bu düşünceye göre büyük kırılmalar olacak bir günde akla kara belli olacaktır.

Hâlbuki Türkiye’de büyük kırılmalar nadiren olur. 1980 darbesinden sonra yüz binlerce kişi mağdur olmuş ancak bunlar yaklaşık 10 yıllık bir doğal süreçte haklarını almıştır.

1980 ile ilgili büyük bir kırılma da olmamış sadece Kenan Evren ölümüne yakın gayet sembolik bir mahkemeye çıkmıştır.

Türkiye’de büyük siyasi krizlerden sonra 5 ila 10 yıl kadar süren bunalımlar ve sonra düzelmeler olur. Hâlihazırda da gidişat böyle orta ve uzun vadeli bir normalleşmenin ancak mümkün olacağına işaret ediyor.

O nedenle “nasıl olsa bir büyük kırılma olacak, akla kara belli olacak” rahatlığı içinde yeni oluşumları doğduğuna pişman etmek yerinde bir bakış değildir.

Beşincisi, bir eleştirinin alternatifi nedir? Babacan ve benzerleri çıkıp “haklısınız biz de düşündük geçmişteki hatalarımızdan dolayı üzüldük ve yeni parti kurmuyoruz” deseler, B planı nedir? Bu kişiler yeni partiler kurmasa memleket için daha iyi mi olacaktır?

Yeni siyasi hareketleri beğenmeyenlerin geniş halk kesimlerini peşine takacak lider adayları kimlerdir? Var mıdır?

Hâlihazırda Türkiye siyasetinin sorunu şudur: Erdoğan ile temsil edilen siyaset, politik ve ekonomik olarak iflas etmiştir. Erdoğan ise bu iflasa rağmen ayakta kalmak için normal olmayan yollarla yoluna devam etmek istemektedir.

Ne var ki, iflasa rağmen mevcut statükoyu değiştirmek için gerekli bir tetikleyici neden de bir türlü gerçekleşmemektedir.

Ankara ve İstanbul seçimleri, kısmı bir değişim sağlamıştır ancak bu iki seçim galibiyetinin arkasında partiler ittifakı, sağ adaylar transfer etme gibi her zaman tekrar edilmesi zor ve o nedenle bir parça yapay durumlar da olduğunu unutmamak gerekiyor.

O nedenle kilitlenmenin temel nedeni AKP’yi destekleyen büyük bir kitle için alternatif parti olmamasıdır. O nedenle bu kilitlenmeyi aşmak için merkez sağ veya liberal sağ bir partiye ihtiyaç var.

Babacan gibi aktörlerin kuracağı yeni partiler, bu tetiklemeyi sağlayabilir.

Bugünkü Türkiye siyasetinin bir numaralı sorunu mevcut krizi aşmaktır. Burada akla Mecelle’den bir kaide geliyor: “Def-i mefasid celbi menafiden evladır” yani önce sorun halledilir sonra iyi olan nedir ona bakılır.

Dolayısı ile yeni partiler mevcut statükonun aşılmasında faydalı mekanik enerji sağlayabilir. Daha sonra insanlar, eğer Babacan ve benzerlerine geçmişlerinden dolayı rezervasyonları varsa zaten oy vermezler.

Yahut kimseyi beğenmeyen “mükemmelciler” sahaya çıkıp kendileri bir parti kurarlar ve millete alternatif bir adres sunarlar.

Herkeste bir kusur arayanlar, kusursuz adamlar bulup halkı ikna edecek bir parti ile ortaya çıkmadığı sürece, siyaset mevcut aktörler üzerinden devam eder. O nedenle Türkiye’de gücün merkezileşmesini ortadan kaldıracak her türlü ciddi siyasi parti denemesi son derece faydalı bir iştir.

Uzlaşı ne siyasi ne sosyolojik düzeyde Türkiye’de itibar görüyor. O nedenle tek çare gücü paylaşan aktörlerin sayısını arttırmaktır. En azından bir tane aktörün memleketi domine etmesinin önüne geçilmiş olur.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Facebook Yorumları

reklam
13.07.2019
Yeni partiyi günahı olmayanlar (!) kursun
4.07.2019
21 Haziran Öcalan hadisesi
26.06.2019
Erdoğan değişebilir mi?
19.06.2019
Dış politikada krizin temel nedeni nedir?
12.06.2019
İkinci Johnson Mektubu vakıası
7.06.2019
Yeni bir safsata: 'Yeni Zelanda, İsviçre ve Norveç en İslami ülkelerdir'
15.05.2019
Ekonominin fiilen nasıl durduğunu izliyoruz
10.05.2019
İslamcı postmodern darbe
1.05.2019
Yeni parti hangi boşluğu dolduracak?
18.4.2019
"Yeter söz milletindir" öldü, yaşasın "son söz YSK’nindir"
10.4.2019
31 Mart’tan sonra Erdoğan: İstikamet Kürt Sorunu
3.4.2019
Yerel seçimlerin sonucu
28.3.2019
31 Mart Seçimleri: Devlet partisi mi, parti devleti mi?
6.3.2019
Türkiye’de İslami grup teorisi
1.3.2019
'Türkiye’de bundan sonra seçimle iktidarın değişeceğine inanıyor musunuz?'
23.2.2019
Ekonomik krizin olası sonuçları: Üç senaryo
14.2.2019
Olağan şüpheli olarak ekonomi
10.2.2019
Papa, İslam ve Türkiye
23.1.2019
Türkiye’nin rejimi: Bilim ne diyor?
3.1.2019
2019’a girerken Türkiye: Normalleşmenin haram olduğu ülke
14.12.2018
Alaturka adalet: Maslahat mülkün temelidir
30.11.2018
Bir Şark kurnazlığı: 'Anneleştirmek'
23.11.2018
Seküler İhvan ve Erdoğan
8.11.2018
Türkiye’de kimlik tartışmaları: Lafla yürümeyen peynir gemisi
25.10.2018
Ezilenin rızası: Ters sosyoloji
20.10.2018
Sağ Kemalizm ve ordu
12.10.2018
Krizin köklerine bakmak: İslami hareketin rantiyeci doğası
30.9.2018
Türkiye iş dünyasının entelektüel sefaleti
20.9.2018
Ekonomik kriz ve devlet: çıkış mümkün mü?
13.9.2018
Türkiye’nin Suriye’de büyük hayalleri: İdlib
3.9.2018
Türkiye: Sağcı bir memleket
25.8.2018
Türkiye’den Ortodoks ekonomik politika beklemek gerçekçi mi?
15.8.2018
Ekonomik kriz: Türkiye’yi yanlış okumak
9.8.2018
Türkler Amerika’dan neden nefret ediyor?
2.8.2018
Türkiye ve Amerika: İslamcı bir kopuş mümkün mü?
26.7.2018
İslamcılar tarikatları bitirir mi?
18.7.2018
Türkiye’nin İslamcıları ve Faiz Konusu
11.7.2018
Yeni Devletin sahibi kim?
26.6.2018
AKP'nin rakibi artık siyasi partiler değil
22.6.2018
Helva Tanrı’dan kek Devletten: Türklerin gerçekleşen ütopyası
15.6.2018
İslami Devrim’in gölgesinde Türk siyaseti
8.6.2018
Osmanlının mirasçısı kim?
31.5.2018
İslami geleneği yenilemek mümkün mü?
26.5.2018
İslamcılığın halleri ve Türkiye’nin İslamcıları
16.5.2018
Cemaatin entelektüel krizi
9.5.2018
Gülen Cemaati bu noktaya nasıl geldi?
12.7.2016
Kürt devleti kaçınılmaz hale gelir mi?
10.7.2016
İslam dünyasında neden bayram günleri farklı?
7.7.2016
Mülteciler konusu: Somut bazı öneriler
5.7.2016
İyi niyetli yıkıcılar
3.7.2016
Dış politikanın kilidi: Suriye
29.6.2016
Türkiye ve İsrail: Mahcup barış
27.6.2016
Dünya siyaseti ve milliyetçilik
25.6.2016
Popülizm çağı
23.6.2016
Yeni düşman kim?
20.6.2016
Dış politikadan elde ne kaldı?
18.6.2016
Güçsüzlük ve Türk dış politikası
16.6.2016
Rejim değişikliği ve Türk dış politikası
13.6.2016
İslam dünyası: Olmayacak dua
12.6.2016
Türkiye-AB: İpler kopacak mı?
9.6.2016
Türk dış politikası: Koptu
6.6.2016
Muhammed Ali
5.6.2016
Bir dal Ermeni sorunu yazısı
1.6.2016
Nahda’nın açıklaması ve küresel İslami hareketler
30.5.2016
Ordu ve Dış Politika
29.5.2016
Demokrasi neden “Türk dünyasında” gelişmiyor?
26.5.2016
Dünya Beş’ten büyük mü?
23.5.2016
Yalan-politik ve Ortadoğu
22.5.2016
Yeni Başvekil ve dış politika
19.5.2016
Neden Kilis?
17.5.2016
Kürt sorunu, dönüşüm ve bölgesel durum
15.5.2016
Dış politika Türkiye’nin demografisini değiştirdi
11.5.2016
Ahlaksızlık çağında uluslararası ilişkiler
10.5.2016
İslamcı Türk dış politikası
8.5.2016
Ahmet Hoca
4.5.2016
Dış politik hataların bedelini içeride ödemek
1.05.2016
Hanefiliğin Erozyonu ve IŞİD’in Türkiye Siyaseti
26.4.2016
IŞİD’in Türkiye saldırıları
24.4.2016
Uluslararası düzen ve İslam
2.3.2016
Muhafazakârlar ve çevre
26.2.2016
Suriye'den bir Kürt devleti çıkar mı?
24.2.2016
Dış politik krizin kökenleri
20.2.2016
Savaşa kanlı ‘davetiye'
16.2.2016
Savaş düzenine geçilirken
12.2.2016
Bir meta olarak mülteci
10.2.2016
İlahiyat/ilahiyatçı ve bilim sorunumuz
3.2.2016
Aklın dışına çıkmak üzere iken
29.1.2016
İaşe çağı, iaşe toplumu
26.1.2016
5 yıl sonra Arap ‘Baharı': Fırsat nasıl kaçtı?
23.1.2016
İslam'ın iç savaşı ve silah tüccarları
19.1.2016
İran'ın dünya sistemine dönüşü
15.1.2016
IŞİD sorununu doğru anlamak
13.1.2016
Dış politikanın güvenlik maliyeti
9.1.2016
Titanik sendromu
7.1.2016
Bir bölgesel savaş çıkar mı?
3.1.2016
Türkler ve Araplar
31.12.2015
Dış politikada hayatî bir ilke: Mesafeyi koru!
27.12.2015
Siyaset cahilliğimiz
25.12.2015
Türkiye ve İsrail: Dış politikada tabusal bir alan
19.12.2015
Sünni dünyanın lideri kim?
15.12.2015
Hurafelerin uluslararası ilişkileri istilası
9.12.2015
İslamcı Batıcılık
2.12.2015
Sosyolojiye teslim olmak
28.11.2015
Rusya ne yapacak?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive