Gökhan BACIK



Bookmark and Share

21 Haziran Öcalan hadisesi


4.07.2019 - Bu Yazı 407 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 21 Haziran Öcalan hadisesi, hem Türk siyasi tarihin genel dinamikleri açısından hem de Türk devletine bakan yönleri açısından son derece önemli bir gelişmedir.

21 Haziran 2019 günü devletin resmi kurumu olan Anadolu Ajansı (AA), Abdullah Öcalan’ın bir mektup yazarak bazı konularda görüşlerini kamuoyu ile paylaştığını duyurdu.

İlk olarak bu noktanın altının çizilmesi gerekiyor: AA’nın basit bir muhabirlik düzeyinde bu kararı alacağını düşünmemek gerekiyor. Belli ki bu karar alınan siyasi tavrın sonucudur.

Yani, devlet, Öcalan’ın mektubunu en etkili düzeyde Türkiye kamuoyuna duyurmayı amaçlayarak bu haberi yaptırmıştır.

Kısa sürede hükümete yakın kaynaklar, mektubun mesajının, Kürt seçmenlere yaklaşan seçimlerde Cumhur İttifakı adayı CHP’li Ekrem İmamoğlu’na oy vermemeleri bunun yerine bağımsız kalmaları olduğunu ifade etmeye başladı.

Ancak mektupla ilgili asıl hadise daha sonra gelişti: Türkiye Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan, Öcalan’ın mektubunu referans göstererek İstanbul seçimleri bağlamında kamuoyuna üstü açık yahut kapalı telkinlerde bulunmuştur.

Türkiye Cumhurbaşkanı, mektubu yorumlarken açık ve net biçimde Öcalan’ın Kürt seçmenlere “tarafsızlığınızı ortaya koyun” dediğini ifade etmiştir.

Yine aynı bağlamda Cumhurbaşkanı, mektup üzerinden yaptığı tartışmada Öcalan ve Demirtaş arasında bir liderlik mücadelesi olduğunu ifade edip şöyle demiştir:

“Tabii Öcalan ve Demirtaş noktasında da ciddi bir iktidar mücadelesine doğru bir kayma gösteriyor.”

Cumhurbaşkanı’na göre mektubun mesajı şudur:

“Eğer siz beni destekliyorsanız, eğer benim arkamda olan bir partiyseniz, ben sizin ne oraya ne şuraya değil, siz kendi gücünüzü ortaya koymalısınız ve burada bunların herhangi birinden yana değil, kendi tarafsızlığınızı ortaya koymalısınız’ gibi bir hava içinde. Burada bir liderlik mücadelesi var. Öcalan, Demirtaş’a ve dağa böyle mesaj veriyor.”

Hiç şüphe yok ki Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Abdullah Öcalan’ın mektubunu yorumlaması ve mektubun tefsirini yaparak kendisinin özetlediği gibi anlaşılması için kamuoyuna aktarması son derece büyük bir olaydır. Görevdeki bir Cumhurbaşkanı, Öcalan’ın “eğer benim arkamda bir parti iseniz benim dediğimi yapın” mealindeki sözlerini topluma aktarmıştır.

Hangi amaçla yapılmış olursa olsun Öcalan’ın mektubu ve bunun üzerinde yapılan tartışmalar bazı siyasi sonuçlar ve anlamlar üretmiştir. Şimdi bunların önemli bazılarının altını çizelim:

İlk olarak, devletin terörist olarak tanımladığı bir aktörün görüşleri devlet aktörleri ve kurumları tarafından üstelik bir yerel seçimde seçmen davranışını etkilemek için kullanılmıştır.

Devletlerin düşmanları ile güvenlik veya stratejik konularda görüşmesi hatta bazen “işbirliği” içinde olması görülmemiş şey değildir.

Ancak, Öcalan’ın mesajlarının İstanbul seçimleri gibi bir olay bağlamında kullanılması son derece garip bir durumdur.

İkinci olarak, devlet fiilen Öcalan’ın Kürtlerin lideri olduğunu tanımıştır. En azından devlet, İstanbul seçimleri bağlamında Kürtlerin dikkate alması lazım gelen liderinin Öcalan olduğunu söylemiştir.

Bu durumun ne kadar önemli sonuçları olduğunu tartışmaya gerek yoktur.

Üçüncü olarak, devlet, Selahattin Demirtaş ile özdeşleşen siyaset tarzını risk olarak görmektedir.

Demirtaş ile birlikte Kürt siyaseti bir ölçüde ulusallaşmaya başlamış, farklı kesimlerden ilgi ve hatta destek görmeye başlamıştır. Devletin yaptığı analizde Kürt siyasetinin Kürt mahallesinde sınırlı kalması gerektiği için Demirtaş tarzı söylem bir risk olarak görülüyor olabilir.

Dördüncü olarak, Kürt siyasetinin liderleri, Öcalan’ın mektubunun gerçek niyetini açıkça topluma aktarmalıdır. Bu mektup devlet tarafından CHP adayına karşı bir stratejik doküman olarak yorumlanmıştır. Bu yorum doğru mudur?

Bu sorunun cevabını yorumlara girmeden açık ve anlaşılır biçimde vermek gerekiyor. Öcalan, açık ve net biçimde mektupta seçime yönelik bir mesaj vermiş midir, eğer vermiş ise bu mesaj nedir açıklamalıdır.

Öcalan’ın siyasal söyleminin kompleks olduğu, günlük konulara girmediği gibi gerekçeler burada sadece ortadaki muğlaklığı besler. Bu muğlaklık, Öcalan’ın mektubunun şöyle yahut böyle devletin yorumladığı gibi bir niyeti de içinde barındırdığı anlamını üretmektedir.

Bu yüzden, Kürt siyaseti Öcalan’ın mektubunun devletin yorumladığı gibi bir siyasi tavsiyeyi içerip içermediğini anlaşılır ve yalın biçimde ifade etmelidir. İstanbul seçimlerinde alınan galibiyetin coşkusu ile bu kritik konu hakkında sorulan soruların cevaplandığı yanılgısı üretilmemelidir.

Mektubun siyasi anlamının dışında son derece önemli bir toplumsal sonucu da bulunuyor: Türkiye toplumunun geniş kesimi Kürt meselesinde aşılması çok zor bir dinamiği sahipleniyor.

Toplum, Öcalan’ı keskin biçimde ret ederken Demirtaş gibi yeni liderler üzerinden üretilen siyaseti kucaklayabileceği sinyali veriyor.

Kürt siyaseti için “kırk satır mı kırk katır mı?” türünden bir kredi anlamına gelen bu yeni sosyolojik dinamik, yönetilmesi çok zor ve her türlü siyasi manipülasyona uygun bir vasat da sağlamaktadır.

Kürt siyasi aktörlerin böyle ayrımların yapay olduğu gibi karşı itirazlarının da burada pek bir önemi yok. Çünkü önemli olan siyasal gerçekliğin ötesinde toplumun konuyu nasıl algıladığı ve daha önemlisi bu algıya göre tepki verdiğidir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

© Ahval Türkçe

Facebook Yorumları

reklam
13.11.2019
Kurtarıcı mı Süfyan mı?
7.11.2019
Kürt meselesinde 'Yeni Türkiye' doktrini
1.11.2019
Dış politikada değişimde ikinci aşama: Düzenle kavga
23.10.2019
Türkçülüğe dönüş
16.10.2019
Operasyon ulusal çıkarlara uygun mu?
9.10.2019
Yeni bir devlet kurmanın en etkili yöntemi: Savaşmak
3.10.2019
Deprem, Türkler ve Allah
27.09.2019
Rusya sıcak denizlerde, Türkler mutlu
11.09.2019
Hem iç hem dış mesele: Kürt sorunu
13.07.2019
Yeni partiyi günahı olmayanlar (!) kursun
4.07.2019
21 Haziran Öcalan hadisesi
26.06.2019
Erdoğan değişebilir mi?
19.06.2019
Dış politikada krizin temel nedeni nedir?
12.06.2019
İkinci Johnson Mektubu vakıası
7.06.2019
Yeni bir safsata: 'Yeni Zelanda, İsviçre ve Norveç en İslami ülkelerdir'
15.05.2019
Ekonominin fiilen nasıl durduğunu izliyoruz
10.05.2019
İslamcı postmodern darbe
1.05.2019
Yeni parti hangi boşluğu dolduracak?
18.4.2019
"Yeter söz milletindir" öldü, yaşasın "son söz YSK’nindir"
10.4.2019
31 Mart’tan sonra Erdoğan: İstikamet Kürt Sorunu
3.4.2019
Yerel seçimlerin sonucu
28.3.2019
31 Mart Seçimleri: Devlet partisi mi, parti devleti mi?
6.3.2019
Türkiye’de İslami grup teorisi
1.3.2019
'Türkiye’de bundan sonra seçimle iktidarın değişeceğine inanıyor musunuz?'
23.2.2019
Ekonomik krizin olası sonuçları: Üç senaryo
14.2.2019
Olağan şüpheli olarak ekonomi
10.2.2019
Papa, İslam ve Türkiye
23.1.2019
Türkiye’nin rejimi: Bilim ne diyor?
3.1.2019
2019’a girerken Türkiye: Normalleşmenin haram olduğu ülke
14.12.2018
Alaturka adalet: Maslahat mülkün temelidir
30.11.2018
Bir Şark kurnazlığı: 'Anneleştirmek'
23.11.2018
Seküler İhvan ve Erdoğan
8.11.2018
Türkiye’de kimlik tartışmaları: Lafla yürümeyen peynir gemisi
25.10.2018
Ezilenin rızası: Ters sosyoloji
20.10.2018
Sağ Kemalizm ve ordu
12.10.2018
Krizin köklerine bakmak: İslami hareketin rantiyeci doğası
30.9.2018
Türkiye iş dünyasının entelektüel sefaleti
20.9.2018
Ekonomik kriz ve devlet: çıkış mümkün mü?
13.9.2018
Türkiye’nin Suriye’de büyük hayalleri: İdlib
3.9.2018
Türkiye: Sağcı bir memleket
25.8.2018
Türkiye’den Ortodoks ekonomik politika beklemek gerçekçi mi?
15.8.2018
Ekonomik kriz: Türkiye’yi yanlış okumak
9.8.2018
Türkler Amerika’dan neden nefret ediyor?
2.8.2018
Türkiye ve Amerika: İslamcı bir kopuş mümkün mü?
26.7.2018
İslamcılar tarikatları bitirir mi?
18.7.2018
Türkiye’nin İslamcıları ve Faiz Konusu
11.7.2018
Yeni Devletin sahibi kim?
26.6.2018
AKP'nin rakibi artık siyasi partiler değil
22.6.2018
Helva Tanrı’dan kek Devletten: Türklerin gerçekleşen ütopyası
15.6.2018
İslami Devrim’in gölgesinde Türk siyaseti
8.6.2018
Osmanlının mirasçısı kim?
31.5.2018
İslami geleneği yenilemek mümkün mü?
26.5.2018
İslamcılığın halleri ve Türkiye’nin İslamcıları
16.5.2018
Cemaatin entelektüel krizi
9.5.2018
Gülen Cemaati bu noktaya nasıl geldi?
12.7.2016
Kürt devleti kaçınılmaz hale gelir mi?
10.7.2016
İslam dünyasında neden bayram günleri farklı?
7.7.2016
Mülteciler konusu: Somut bazı öneriler
5.7.2016
İyi niyetli yıkıcılar
3.7.2016
Dış politikanın kilidi: Suriye
29.6.2016
Türkiye ve İsrail: Mahcup barış
27.6.2016
Dünya siyaseti ve milliyetçilik
25.6.2016
Popülizm çağı
23.6.2016
Yeni düşman kim?
20.6.2016
Dış politikadan elde ne kaldı?
18.6.2016
Güçsüzlük ve Türk dış politikası
16.6.2016
Rejim değişikliği ve Türk dış politikası
13.6.2016
İslam dünyası: Olmayacak dua
12.6.2016
Türkiye-AB: İpler kopacak mı?
9.6.2016
Türk dış politikası: Koptu
6.6.2016
Muhammed Ali
5.6.2016
Bir dal Ermeni sorunu yazısı
1.6.2016
Nahda’nın açıklaması ve küresel İslami hareketler
30.5.2016
Ordu ve Dış Politika
29.5.2016
Demokrasi neden “Türk dünyasında” gelişmiyor?
26.5.2016
Dünya Beş’ten büyük mü?
23.5.2016
Yalan-politik ve Ortadoğu
22.5.2016
Yeni Başvekil ve dış politika
19.5.2016
Neden Kilis?
17.5.2016
Kürt sorunu, dönüşüm ve bölgesel durum
15.5.2016
Dış politika Türkiye’nin demografisini değiştirdi
11.5.2016
Ahlaksızlık çağında uluslararası ilişkiler
10.5.2016
İslamcı Türk dış politikası
8.5.2016
Ahmet Hoca
4.5.2016
Dış politik hataların bedelini içeride ödemek
1.05.2016
Hanefiliğin Erozyonu ve IŞİD’in Türkiye Siyaseti
26.4.2016
IŞİD’in Türkiye saldırıları
24.4.2016
Uluslararası düzen ve İslam
2.3.2016
Muhafazakârlar ve çevre
26.2.2016
Suriye'den bir Kürt devleti çıkar mı?
24.2.2016
Dış politik krizin kökenleri
20.2.2016
Savaşa kanlı ‘davetiye'
16.2.2016
Savaş düzenine geçilirken
12.2.2016
Bir meta olarak mülteci
10.2.2016
İlahiyat/ilahiyatçı ve bilim sorunumuz
3.2.2016
Aklın dışına çıkmak üzere iken
29.1.2016
İaşe çağı, iaşe toplumu
26.1.2016
5 yıl sonra Arap ‘Baharı': Fırsat nasıl kaçtı?
23.1.2016
İslam'ın iç savaşı ve silah tüccarları
19.1.2016
İran'ın dünya sistemine dönüşü
15.1.2016
IŞİD sorununu doğru anlamak
13.1.2016
Dış politikanın güvenlik maliyeti
9.1.2016
Titanik sendromu
7.1.2016
Bir bölgesel savaş çıkar mı?
3.1.2016
Türkler ve Araplar
31.12.2015
Dış politikada hayatî bir ilke: Mesafeyi koru!
27.12.2015
Siyaset cahilliğimiz
25.12.2015
Türkiye ve İsrail: Dış politikada tabusal bir alan
19.12.2015
Sünni dünyanın lideri kim?
15.12.2015
Hurafelerin uluslararası ilişkileri istilası
9.12.2015
İslamcı Batıcılık
2.12.2015
Sosyolojiye teslim olmak
28.11.2015
Rusya ne yapacak?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive