Gökhan BACIK



Bookmark and Share

Türkiye’de İslami grup teorisi


6.3.2019 - Bu Yazı 169 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’de cemaat, tarikat veya hareket olarak adlandırılan ancak içerik ve yapı olarak birbirine benzeyen gruplar bulunuyor.

Bunların toplumsal ve siyasi etkileri azımsanamayacak büyüklüktedir. Bir bakıma siyasi partilerin yaptığına benzer işleri yapan İslami gruplar ile karşı karşıyayız.

Bu gruplar nasıl düşünür, neye inanır gibi konuları anlamak gerekiyor. Türkiye’de İslami grup teorisini bilerek ancak bu alana yönelik söylem ve siyaset geliştirilebilir.

Birinci nokta: İslam’da peygamberin ölümü ile vahiy son bulmuştur. Hâlbuki İslami grup teorisi, Tanrı ve insanlar arasında haberleşmenin devam ettiği kuralına dayanır.

Bu noktayı anlamak Türkiye’de İslami grubu çözümlemek için hayati önem taşır. İslami grup, varlığını ve meşruiyetini Tanrı ile devam eden haberleşmeye dayandırır.

Buna göre ilham, keşif gibi yollarla Tanrı sürekli olarak belirli insanlarla haberleşmektedir.

İkinci nokta: Seçilmişlik düşüncesi.

Tanrı ile haberleşme devam ettiği için grup O’nun tarafından seçildiğini kabul eder. Kısa bir literatür araması sonucu Türkiye’de tarikat ve cemaatlerin eserlerinde bunun yüzlerce örneği bulunur.

Seçilmişlik düşüncesi sonucu “bu zamanda” kurtuluş ancak grup ile mümkündür. Grup artık İslam ile özdeştir. Grup kusursuz olduğu için ayrılmanın makul bir nedeni olamaz: Ayrılan ya ajandır ya rüşvet almıştır yahut imanını kaybetmiştir.

Üçüncü nokta: Liderin kutsallığı.

Grubun lideri kutsaldır. Tanrı tarafından seçilmiştir. Tanrı ile bir tür haberleşme içindedir. Rüyalar görür, kerametler gösterir. Eserleri ona “yazdırılır”. Eleştirilemez. Yanlışlarında bile hikmet vardır. Lideri eleştirmek hem yanlış hem günahtır. Lider zamanın sahibidir. Geleceği görür. Sözleri, bedeni kutsaldır. Ağzından çıkan bir zeytin çekirdeği, yarım bıraktığı su kapışılır. Giydiği kullanılmış elbiseler, çoraplar paylaşılır.

Doğan çocuklara isminin verilmesi istenir. Sıradan hareketlerinde büyük bir hikmet vardır. “Her pazartesi yaptığı gibi koltuğa değil bu sefer yere oturdu, acaba hikmeti nedir?” diye tartışılır. Tarih, fizik, biyoloji ayırt etmeksizin her konuda ilmi vardır. Ancak bir türlü anlaşılamaz. Genelde hastadır. Az uyur. Az yer.

Dördüncü nokta: Grubun totolojik evreni.

İslami grupların kendilerini dış dünya ile ayıran kalın çeperleri vardır. Çeper içeride kalanları büyüleyici ve totolojik bir evrende tutar. Çeper, dış dünya ile sağlıklı bir ilişkiyi yok eder. Dış dünyada olup biten her şey, bu bir dünya savaşı bile olabilir, grubun iç totolojik evrenine göre anlam kazanır. Totolojik evrende kalan üyeleri ikna etmek imkânsızdır. Dış dünyada olabilecek ve grubu yanlışlayacak bir şey var olamaz.

Yanlış alınan kararlar, başarısızlıklar, karşılaşılan fiyaskolar da hep bir hikmet vardır. Çeper, dışarıdan kötü haber getirmez, gelişmeleri hep olumlu olarak yorumlayarak içeri aktarır. Çeperin içinde kalalar mutludur, ikna edilemezler.

Beşinci nokta: Örgütlü cahillik.

Seçilmiş kişilerin yazdığı kitapları ve grubun önde gelenlerinin ürettiği bilginin en büyük hakikat olduğunu kabul eden üyeler, zamanla dış dünyadan koparlar. Aynı şeyleri sürekli okuyarak aynı metinlerde sürekli yeni anlamlar “keşfederek” zamanla örgütlü bir cahillik sürecinin parçası olunur.

Seçilmiş kişilerin “bana yazdırıldı” dedikleri metinler zaten başka kaynaklara ulaşmayı anlamsız kılar. Yıllarca aynı metinler okunur.

Örgütlü cahillik grupta büyük bir ‘mesleksizleşme’ üretir. İnsanlar meslek bilgisinde körelir, zamanla dini grup geçinmek için gruba bağımlı insanlar üretir. Aynı zamanda dünyayı doğru okumak için gerekli sosyal vb. bilimler ıskalanır. Meslek bilgisi ve bilimsel bilgi zayıfladığı için dünya, grup gözlüğü okunur.

Altınca nokta: Kokuşma sorunu

Türkiye’de İslami gruplar doğaları gereği kokuşur. Liderin sorgulanmaması, lidere dayalı iş yapanların da zamanla dokunulmaz hale gelmesi, dış dünyadan kopukluk, grubun gelirlerinin denetlenmesi zor bağış, himmet gibi yöntemlerle sağlanması, İslam’ın kolektif yorumu ve itaatin kutsanması, eleştirinin meşru görülmemesi gibi faktörler sonucu grup zamanla kokuşur.

Kokuşma karşısında grup, üyelerine “kokuşmak da bu dünyada karşılaştığınız imtihanın bir parçasıdır” denir.

Yedinci nokta: Liderin sorumsuzluğu.

İslami grubun lideri sorumluluk almaz. Yanıltılır, gözünden kaçar, doğru anlaşılmaz. Lider, yaşanan her hangi bir kriz karşısında kamuoyu önüne çıkıp “sorunun birincil sorumlusu benim” asla demez. Sorunlardan lider değil takipçiler sorumludur.

Sekizinci nokta: İbadet fetişizmi

Grup sadakatinin devam etmesi için entelektüel boyutu zayıf bir dindarlık üretilir. İbadet fetişizmi burada devreye girer: Günde 300 rekât namaz kılın, başınızı secdeden iki saat kaldırmayın, bin defa salavat getirin, pazartesi günleri şu duayı okuyun, salı günleri ise diğerini...

Dindarlık eylemi yoğun bir biçimde tanımlanır. İbadet fetişizmi zamanla bir ibadet nedenselliği üretir: Namaz kılarak, zikir çekerek bazı şeylerin olması için Tanrı’nın ikna edileceği kabul edilir. İbadet fetişizmi zamanla entelektüel canlılığı yok ederken öte yandan dünyada başarılı olmak için anahtar olan maddi nedenselliği de yok sayan bir anlayış üretir.

Türkiye’de İslam gruplar, 20. Yüzyılın koşullarına göre kurgulanmıştır ve zamana uygunluğunu yitirmiştir. Dönemin koşullarına göre yeni bir dini sosyal hareket modeli gelişmediği sürece yukarıda tartışılan bazı sorunları üretmeye devam edecektir. Sorun kişisel yetersizlikler ve hatalardan daha çok İslami grup teorisinin artık eskimiş olduğu ve tükenmişliğidir.

Facebook Yorumları

reklam
6.3.2019
Türkiye’de İslami grup teorisi
1.3.2019
'Türkiye’de bundan sonra seçimle iktidarın değişeceğine inanıyor musunuz?'
23.2.2019
Ekonomik krizin olası sonuçları: Üç senaryo
14.2.2019
Olağan şüpheli olarak ekonomi
10.2.2019
Papa, İslam ve Türkiye
23.1.2019
Türkiye’nin rejimi: Bilim ne diyor?
3.1.2019
2019’a girerken Türkiye: Normalleşmenin haram olduğu ülke
14.12.2018
Alaturka adalet: Maslahat mülkün temelidir
30.11.2018
Bir Şark kurnazlığı: 'Anneleştirmek'
23.11.2018
Seküler İhvan ve Erdoğan
8.11.2018
Türkiye’de kimlik tartışmaları: Lafla yürümeyen peynir gemisi
25.10.2018
Ezilenin rızası: Ters sosyoloji
20.10.2018
Sağ Kemalizm ve ordu
12.10.2018
Krizin köklerine bakmak: İslami hareketin rantiyeci doğası
30.9.2018
Türkiye iş dünyasının entelektüel sefaleti
20.9.2018
Ekonomik kriz ve devlet: çıkış mümkün mü?
13.9.2018
Türkiye’nin Suriye’de büyük hayalleri: İdlib
3.9.2018
Türkiye: Sağcı bir memleket
25.8.2018
Türkiye’den Ortodoks ekonomik politika beklemek gerçekçi mi?
15.8.2018
Ekonomik kriz: Türkiye’yi yanlış okumak
9.8.2018
Türkler Amerika’dan neden nefret ediyor?
2.8.2018
Türkiye ve Amerika: İslamcı bir kopuş mümkün mü?
26.7.2018
İslamcılar tarikatları bitirir mi?
18.7.2018
Türkiye’nin İslamcıları ve Faiz Konusu
11.7.2018
Yeni Devletin sahibi kim?
26.6.2018
AKP'nin rakibi artık siyasi partiler değil
22.6.2018
Helva Tanrı’dan kek Devletten: Türklerin gerçekleşen ütopyası
15.6.2018
İslami Devrim’in gölgesinde Türk siyaseti
8.6.2018
Osmanlının mirasçısı kim?
31.5.2018
İslami geleneği yenilemek mümkün mü?
26.5.2018
İslamcılığın halleri ve Türkiye’nin İslamcıları
16.5.2018
Cemaatin entelektüel krizi
9.5.2018
Gülen Cemaati bu noktaya nasıl geldi?
12.7.2016
Kürt devleti kaçınılmaz hale gelir mi?
10.7.2016
İslam dünyasında neden bayram günleri farklı?
7.7.2016
Mülteciler konusu: Somut bazı öneriler
5.7.2016
İyi niyetli yıkıcılar
3.7.2016
Dış politikanın kilidi: Suriye
29.6.2016
Türkiye ve İsrail: Mahcup barış
27.6.2016
Dünya siyaseti ve milliyetçilik
25.6.2016
Popülizm çağı
23.6.2016
Yeni düşman kim?
20.6.2016
Dış politikadan elde ne kaldı?
18.6.2016
Güçsüzlük ve Türk dış politikası
16.6.2016
Rejim değişikliği ve Türk dış politikası
13.6.2016
İslam dünyası: Olmayacak dua
12.6.2016
Türkiye-AB: İpler kopacak mı?
9.6.2016
Türk dış politikası: Koptu
6.6.2016
Muhammed Ali
5.6.2016
Bir dal Ermeni sorunu yazısı
1.6.2016
Nahda’nın açıklaması ve küresel İslami hareketler
30.5.2016
Ordu ve Dış Politika
29.5.2016
Demokrasi neden “Türk dünyasında” gelişmiyor?
26.5.2016
Dünya Beş’ten büyük mü?
23.5.2016
Yalan-politik ve Ortadoğu
22.5.2016
Yeni Başvekil ve dış politika
19.5.2016
Neden Kilis?
17.5.2016
Kürt sorunu, dönüşüm ve bölgesel durum
15.5.2016
Dış politika Türkiye’nin demografisini değiştirdi
11.5.2016
Ahlaksızlık çağında uluslararası ilişkiler
10.5.2016
İslamcı Türk dış politikası
8.5.2016
Ahmet Hoca
4.5.2016
Dış politik hataların bedelini içeride ödemek
1.05.2016
Hanefiliğin Erozyonu ve IŞİD’in Türkiye Siyaseti
26.4.2016
IŞİD’in Türkiye saldırıları
24.4.2016
Uluslararası düzen ve İslam
2.3.2016
Muhafazakârlar ve çevre
26.2.2016
Suriye'den bir Kürt devleti çıkar mı?
24.2.2016
Dış politik krizin kökenleri
20.2.2016
Savaşa kanlı ‘davetiye'
16.2.2016
Savaş düzenine geçilirken
12.2.2016
Bir meta olarak mülteci
10.2.2016
İlahiyat/ilahiyatçı ve bilim sorunumuz
3.2.2016
Aklın dışına çıkmak üzere iken
29.1.2016
İaşe çağı, iaşe toplumu
26.1.2016
5 yıl sonra Arap ‘Baharı': Fırsat nasıl kaçtı?
23.1.2016
İslam'ın iç savaşı ve silah tüccarları
19.1.2016
İran'ın dünya sistemine dönüşü
15.1.2016
IŞİD sorununu doğru anlamak
13.1.2016
Dış politikanın güvenlik maliyeti
9.1.2016
Titanik sendromu
7.1.2016
Bir bölgesel savaş çıkar mı?
3.1.2016
Türkler ve Araplar
31.12.2015
Dış politikada hayatî bir ilke: Mesafeyi koru!
27.12.2015
Siyaset cahilliğimiz
25.12.2015
Türkiye ve İsrail: Dış politikada tabusal bir alan
19.12.2015
Sünni dünyanın lideri kim?
15.12.2015
Hurafelerin uluslararası ilişkileri istilası
9.12.2015
İslamcı Batıcılık
2.12.2015
Sosyolojiye teslim olmak
28.11.2015
Rusya ne yapacak?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net