Gökhan BACIK



Bookmark and Share

Bir Şark kurnazlığı: 'Anneleştirmek'


30.11.2018 - Bu Yazı 294 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Hükümet tarafından alınan bir kararla Tunus’ta miras paylaşımında kadınlar ve erkekler arasında eşitlik ilan edildi.

Miras taksiminde kadın ve erkeğin eşit kabul edilmesi Kur’an’ın emirlerine şeklen aykırı bir durum. Nisa suresinde şöyle deniliyor:

“Allah size, çocuklarınız hakkında erkeğe, iki kadın payı kadar vermenizi emreder.”

Kanunun kaynağı aslında seküler düşünceyi temsil eden Cumhurbaşkanı Es-Sibsi. Es-Sibsi hukukun artık vatandaşlık üzerine inşa edilmesi gerektiğini söyleyerek (yani ümmet merkezli değil) teklifi savunuyor.

Ancak kararın yasalaşması için çoğunluğunu İslami En-Nahda’nın oluşturduğu mecliste onaylanması gerekiyor.

Ilımlı dini hareketlerinden biri olarak görülen En-Nahda ise bu tasarıyı İslam hukukuna aykırı bulduğu için desteklemediğini daha önce duyurmuştu. En-Nahda’nın tasarıya mecliste nasıl tepki vereceğini henüz bilmiyoruz.

Çağdaş dönemde İslami düşünceyi temsil eden hareketlerin kadın konusunda yerleşik eşitlikçi düşünceyi ret etmelerinin birincil kaynağı, Tunus örneğinde de olduğu üzere, İslam hukukun farklı hükümleri.

Buradaki temel sorunsal Kur’an başta olmak üzere temel dini metinlerde şahitlik, miras ve hatta “kadının terbiye edilmesi” gibi konularda erkek-birincil olarak yorumlanabilecek yaklaşımdır.

Örneğin, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çevirisi ile bir ayet okuyalım:

“Başkaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün.”

Şüphesiz pek çok İslami bilimler uzmanı da bu tip hükümlerin belirli şartları temsil eden özel düzenlemeler olduğunu o nedenle İslam’ın bu şekilde yorumlanmasının genel bir ilke olarak görülmeyeceğini söylemektedir.

Öte yandan ilk okuyuşta tuhaf görünecek benzer düzenlemeler modern toplumlarda da vardır.

Örneğin omuzları açık elbise giyen kadınlar ABD Kongre binasına giremezler. 15 Temmuz 2017 tarihli bir CNN haberinde omuzları açık giyinme hakkı için Kongre’deki otuz kadar kadın üyenin mücadele etmek için karar aldıklarını okuyoruz.

Yine, 1972 yılında verilen bir hüküm gereği mesela Massachusetts eyaletinde posta yolu ile doğum kontrolünü savunan yayımlar dağıtmak kanunen suçtur.

Bugünkü mantığımıza göre tuhaf görünen kurallarla her ülkede karşılaşmak mümkündür.

Dolayısıyla bugünkü anlayışımıza aykırı olarak gördüğümüz bir ayet yahut hadise bakarak İslami bakış açısını yargılamak doğru olmaz.

Peki, sorun nerede?

Sorunun birinci kaynağı şudur: İslam düşüncesi uzun bir dönem erkekler tarafından yorumlanmıştır. Benzer durum çeşitli konularda Batı için de geçerlidir.

Ancak Batı’da bir zaman sonra bazı algıların erkek ve kadın eşitliğini kabul eden bakışla yeniden yorumu yapılmıştır.

Kadın ve erkek arasında eşitliği benimseyen bir bakış ile İslami gelenek yeniden gözden geçirilmemiştir. Dolayısı ile belirli ayetlerin ve hadislerin anlamının ötesinde ana akım İslami gelenek erkek merkezli olarak kalmıştır.

İkinci sorun ise kadın bedeni ve cinselliktir. Modern İslami hareketin kadın bedeni ve dolayısı ile seks hakkındaki düşüncesi inkâra dayanır.

Klasik İslam toplumları cinselliği doğal bir durum olarak görmüş ve bugünkü Müslümanların kabullenmekte zorlanacağı biçimde cinsellikle rahat ve renkli bir ilişki içinde olmuşlardır.

İslami geleneğin temel kabul ettiği Buhari, Taberi gibi yazarların eserlerine bakınınca klasik dönemde cinselliğin hayatın her yerinde, sıradan ve ondan utanılmayacak bir şey olduğunu görmek mümkündür.

Mesela, bugün ismi dini saygıyla anılan klasik dönemin pek çok önemli kişisinin hayatlarını cinsel boyutuyla okuyacak olursak modern Müslümanların şaşıracağı tablolarla karşılaşırız. (Bu zengin literatürden örnekleri bazı okuyucularının olası tepkileri yüzünden aktarmıyorum.)

Oysa modern İslami hareket için kadın bedeni bir tabudur. Cinsellik ve erotizmi ifade edecek kelimeler de tabulaşmıştır.

Garip biçimde modern İslami akımlar cinselliği salt bir ihtiyaç olarak tanımlamış ve onu tabulaştırarak yokmuş gibi davranmaktadır.

Hâlbuki cinsellik ve erotizm ihtiyaç olmanın dışında hayatın zenginliğini meydana getiren faktörlerdendir.

Nitekim kadının reddi çağdaş İslami hareketi özellikle sanat ve edebiyat alanında fakirleştirmiştir. Çünkü insanlar ancak bir yere kadar devrim ve din için şiir yazabilir, resim yapabilir.

İslami hareketin kadının kendi, sesi ve bedeni hakkında içinde bulunduğu kriz durumundan çıkamaması onun söylem olarak sürekli yavan ve estetik olarak fakir olarak kalmasına yol açmaktadır.

Daha kötüsü kadın konusunda yaşanan kriz İslami hareketi absürt bir noktaya savurmuştur: Cinselliğe duyulan tepkinin sonucu kadının ancak bir anne olarak ideal halde olacağı iddia edilmiştir.

İslam elbette anneliğe önem verir.

Ancak iddia edildiği gibi İslam’ın kadınların ancak bir anne oldukları zaman mükemmel olacakları gibi bir mesajı yoktur.

Kadını “anneleştirmek” tamamen sonradan icat edilmiş bir kurgudur. Ve özünde kadın bedeninin ürettiği güçlü etkiye yönelik işe yarar bir dünya görüşü önerememekten doğmuştur.

Yani, kadınları “anneleştirmek” ahlaka sarılarak yapılan popülist karşı bir saldırıdan ibarettir. Buradaki Şark kurnazlığının matematiği şudur: Kadın eksi cinsellik eşittir anne.

Hâlbuki pek çok evrensel başka düşünce geleneğinde olduğu gibi İslam’da da kadın önce kadındır.

Tanrı’nın kadın konusunda insanların dikkatini nasıl çektiğini anlamak için yine Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Kur’an mealinden Nebe suresinin üç ayetini (32-34) okuyalım:

Bahçeler, üzüm bağları
Gencecik yaşıt kızlar
İçki dolu kadehler.

Facebook Yorumları

reklam
15.05.2019
Ekonominin fiilen nasıl durduğunu izliyoruz
10.05.2019
İslamcı postmodern darbe
1.05.2019
Yeni parti hangi boşluğu dolduracak?
18.4.2019
"Yeter söz milletindir" öldü, yaşasın "son söz YSK’nindir"
10.4.2019
31 Mart’tan sonra Erdoğan: İstikamet Kürt Sorunu
3.4.2019
Yerel seçimlerin sonucu
28.3.2019
31 Mart Seçimleri: Devlet partisi mi, parti devleti mi?
6.3.2019
Türkiye’de İslami grup teorisi
1.3.2019
'Türkiye’de bundan sonra seçimle iktidarın değişeceğine inanıyor musunuz?'
23.2.2019
Ekonomik krizin olası sonuçları: Üç senaryo
14.2.2019
Olağan şüpheli olarak ekonomi
10.2.2019
Papa, İslam ve Türkiye
23.1.2019
Türkiye’nin rejimi: Bilim ne diyor?
3.1.2019
2019’a girerken Türkiye: Normalleşmenin haram olduğu ülke
14.12.2018
Alaturka adalet: Maslahat mülkün temelidir
30.11.2018
Bir Şark kurnazlığı: 'Anneleştirmek'
23.11.2018
Seküler İhvan ve Erdoğan
8.11.2018
Türkiye’de kimlik tartışmaları: Lafla yürümeyen peynir gemisi
25.10.2018
Ezilenin rızası: Ters sosyoloji
20.10.2018
Sağ Kemalizm ve ordu
12.10.2018
Krizin köklerine bakmak: İslami hareketin rantiyeci doğası
30.9.2018
Türkiye iş dünyasının entelektüel sefaleti
20.9.2018
Ekonomik kriz ve devlet: çıkış mümkün mü?
13.9.2018
Türkiye’nin Suriye’de büyük hayalleri: İdlib
3.9.2018
Türkiye: Sağcı bir memleket
25.8.2018
Türkiye’den Ortodoks ekonomik politika beklemek gerçekçi mi?
15.8.2018
Ekonomik kriz: Türkiye’yi yanlış okumak
9.8.2018
Türkler Amerika’dan neden nefret ediyor?
2.8.2018
Türkiye ve Amerika: İslamcı bir kopuş mümkün mü?
26.7.2018
İslamcılar tarikatları bitirir mi?
18.7.2018
Türkiye’nin İslamcıları ve Faiz Konusu
11.7.2018
Yeni Devletin sahibi kim?
26.6.2018
AKP'nin rakibi artık siyasi partiler değil
22.6.2018
Helva Tanrı’dan kek Devletten: Türklerin gerçekleşen ütopyası
15.6.2018
İslami Devrim’in gölgesinde Türk siyaseti
8.6.2018
Osmanlının mirasçısı kim?
31.5.2018
İslami geleneği yenilemek mümkün mü?
26.5.2018
İslamcılığın halleri ve Türkiye’nin İslamcıları
16.5.2018
Cemaatin entelektüel krizi
9.5.2018
Gülen Cemaati bu noktaya nasıl geldi?
12.7.2016
Kürt devleti kaçınılmaz hale gelir mi?
10.7.2016
İslam dünyasında neden bayram günleri farklı?
7.7.2016
Mülteciler konusu: Somut bazı öneriler
5.7.2016
İyi niyetli yıkıcılar
3.7.2016
Dış politikanın kilidi: Suriye
29.6.2016
Türkiye ve İsrail: Mahcup barış
27.6.2016
Dünya siyaseti ve milliyetçilik
25.6.2016
Popülizm çağı
23.6.2016
Yeni düşman kim?
20.6.2016
Dış politikadan elde ne kaldı?
18.6.2016
Güçsüzlük ve Türk dış politikası
16.6.2016
Rejim değişikliği ve Türk dış politikası
13.6.2016
İslam dünyası: Olmayacak dua
12.6.2016
Türkiye-AB: İpler kopacak mı?
9.6.2016
Türk dış politikası: Koptu
6.6.2016
Muhammed Ali
5.6.2016
Bir dal Ermeni sorunu yazısı
1.6.2016
Nahda’nın açıklaması ve küresel İslami hareketler
30.5.2016
Ordu ve Dış Politika
29.5.2016
Demokrasi neden “Türk dünyasında” gelişmiyor?
26.5.2016
Dünya Beş’ten büyük mü?
23.5.2016
Yalan-politik ve Ortadoğu
22.5.2016
Yeni Başvekil ve dış politika
19.5.2016
Neden Kilis?
17.5.2016
Kürt sorunu, dönüşüm ve bölgesel durum
15.5.2016
Dış politika Türkiye’nin demografisini değiştirdi
11.5.2016
Ahlaksızlık çağında uluslararası ilişkiler
10.5.2016
İslamcı Türk dış politikası
8.5.2016
Ahmet Hoca
4.5.2016
Dış politik hataların bedelini içeride ödemek
1.05.2016
Hanefiliğin Erozyonu ve IŞİD’in Türkiye Siyaseti
26.4.2016
IŞİD’in Türkiye saldırıları
24.4.2016
Uluslararası düzen ve İslam
2.3.2016
Muhafazakârlar ve çevre
26.2.2016
Suriye'den bir Kürt devleti çıkar mı?
24.2.2016
Dış politik krizin kökenleri
20.2.2016
Savaşa kanlı ‘davetiye'
16.2.2016
Savaş düzenine geçilirken
12.2.2016
Bir meta olarak mülteci
10.2.2016
İlahiyat/ilahiyatçı ve bilim sorunumuz
3.2.2016
Aklın dışına çıkmak üzere iken
29.1.2016
İaşe çağı, iaşe toplumu
26.1.2016
5 yıl sonra Arap ‘Baharı': Fırsat nasıl kaçtı?
23.1.2016
İslam'ın iç savaşı ve silah tüccarları
19.1.2016
İran'ın dünya sistemine dönüşü
15.1.2016
IŞİD sorununu doğru anlamak
13.1.2016
Dış politikanın güvenlik maliyeti
9.1.2016
Titanik sendromu
7.1.2016
Bir bölgesel savaş çıkar mı?
3.1.2016
Türkler ve Araplar
31.12.2015
Dış politikada hayatî bir ilke: Mesafeyi koru!
27.12.2015
Siyaset cahilliğimiz
25.12.2015
Türkiye ve İsrail: Dış politikada tabusal bir alan
19.12.2015
Sünni dünyanın lideri kim?
15.12.2015
Hurafelerin uluslararası ilişkileri istilası
9.12.2015
İslamcı Batıcılık
2.12.2015
Sosyolojiye teslim olmak
28.11.2015
Rusya ne yapacak?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net