Gökhan BACIK



Bookmark and Share

Türkler Amerika’dan neden nefret ediyor?


9.8.2018 - Bu Yazı 257 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kamuoyuna açıklanan çeşitli araştırmalara göre Türklerin en çok nefret ettiği ülkelerin başında ABD geliyor.

Kadir Has Üniversitesi’nin 2018 yılında yaptığı bir çalışmaya göre Türklerin %60’ı ABD’yi bir numaralı tehdit olarak görüyor.

Çalışmaya göre Türklerin Rusya’ya olumlu ilgisi ise gittikçe artmaktadır.

Zaten Türkiye’yi günlük medyadan takip eden bir kişi Amerika’ya yönelik tepkiyi kolayca gözlemleyebilir.

Türk-Amerikan ilişkilerinin geçen yüzyıldan beri devam eden seyrine bakacak olursak, Türklerin hikayenin sonunda ABD’yi bir numaralı tehdit olarak görmesi “tuhaf” bir durumdur.

Türkiye ve ABD, Soğuk Savaş’ın ilk yıllarından beri önemli iki müttefiktir. Bu kadar uzun bir işbirliğinden sonra Türklerin, ABD’yi bir tehdit olarak görüyor hale gelmesinin izah edilmesi gerekmektedir.

Önce Türkiye’deki Amerikan karşıtlığını kısaca analiz etmek gerekiyor: Bu karşıtlık başka ülkelerden tanıdığımız gibi bir sol yahut İslamcı protest diline hatta mantığına dayanmıyor. Her ne kadar, hem sol hem İslamcı gelenekten bazı öğeler içerse bile Türkiye’de Amerikan karşıtlığı bu iki ideolojik çerçeve ile açıklanamaz.

Türklerin, ABD karşıtlığı daha çok siyasi aktörlerin arzuladığı ve ürettiği bir trende benziyor. Siyasi aktörler bu karşıtlığı harekete geçirirken işlerini kolaylaştıracak biçimde kimi zaman solcu kimi zaman İslamcı bazı öğeler kullanıyorlar.

Türkiye’de Amerikan karşıtlığının elbette bir sosyolojisi var. Ancak bu karşıtlık öncelikli olarak siyasilerin ihtiyaçlarına göre köpürtülüyor ve yönetiliyor.

Türkiye’de eskiden beri sivil toplum denilen olgunun yok denecek kadar zayıf olması, özellikle dış politikada toplumsal algıyı inşa etme yeteneğini devletin tekeline bırakmış durumdadır.

Türk devlet geleneğinde bu mesele çok önemlidir: Türklerin kimi seveceği kimden nefret edeceği, kimi sevmeyeceği konularını devlet belirler ve bu alanı asla boşlamaz.

“Konu dış politika olunca mili menfaatler herkesi birleştirmelidir” gibi kulağa hoş gelen bir kural gereği de dış politikada devlet ne derse kısa zamanda herkes için doğru o hale gelmektedir.

Hal böyle olunca devlet ABD için ne düşünürse halk da hemen onu kabul etmektedir. Devleti idare edenler de kendi siyasi hesaplarına göre bir Amerika algısını inşa etmekte ve topluma aktarmaktadırlar.

Buradan, Türklerin Amerika’dan niçin nefret ettiğinin nedenlerine geçecek olursak bu konuda pek çok faktör ele alınabilir. Ben bunların sadece bir tanesini ele alacağım:

Bu neden de Soğuk Savaş sonrası Türkiye’de Amerikan karşıtlığının maliyeti göreceli olarak düşük olmasıdır.

Soğuk Savaş sonrası dönemde iki ülke arasında ilişkiler bazen gerilmiştir, ciddi sorunlar ortaya çıkmıştır ancak bütün bunlara rağmen Ankara açısından ABD karşıtlığının bedeli çok yüksek olmamıştır.

Karşılaştırmak için Almanya örneğine bakalım. Ankara’nın son bir kaç yıldır Almanya karşıtı söylem ve bazı icraatlarına Berlin hızla somut adımlarla cevap vermiştir.

Almanya, savunma sanayii, ekonomik alanlar gibi konularda Türkiye’ye yönelik etkin bazı yaptırımları hemen uygulamaktan kaçınmamıştır.

Nitekim, Rahip Brunson örneğini karşılaştıracağımız örnek olan Deniz Yücel olayında Almanya daha kısa sürede sonuç almıştır.

Halbuki, temel bir fark olarak, ABD Türkiye’ye olan ikili ilişkilerinde başka bir büyük Batı ülkesine göre daha yavaş ve karmaşık davranmaktadır.

Bunun iki temel nedeni olduğunu düşünüyorum:

Birincisi, Washington’un yerleşik bir Türkiye’yi kaybetmemek endişesi bulunuyor.

Bu endişe, ABD’nin Türkiye’ye karşı her zaman sabırlı olmasını netice veriyor. Böylece ABD, olarak uzun dönemde Türkiye’yi yanında tutmanın getirisini diğer bazı sorunların maliyetinin önünde tutuyor.

İkincisi, ABD süper bir güç iken Türkiye ancak belki bölgesel bir güçtür. Amerikan ekonomisinin büyüklüğü 19 trilyon dolar civarında iken Türk ekonomisinin büyüklüğü 1 trilyon bile değildir. Popüler ve güncel bir örnek de verebiliriz: Bir ABD firması olan Google’ın değeri tek başına Türkiye ekonomisinden daha büyüktür.

İki taraf arasında bu güç farkı, ABD tarafında Türkiye’ye yönelik sorunlarda bir ilgisizlik oluşturuyor. Böylece, özel koşullar olmadığı sürece ABD gibi süper bir gücün, Türkiye gibi kendinden daha güçsüz ülkelere tepkisi daha alt banttan olmaktadır.

Örneğin ABD’nin iki Türk bakanına ambargo uygulaması önemli bir gelişmedir ve Türk dış politika tarihinde sürekli olarak hatırlanacaktır. Ancak Türkiye’nin aynı şeyi iki Amerikan bakana yapması benzer etkiyi üretmez. Amerikalılar şunu bilir ki Ankara’nın iki bakanlarına ambargo uygulamaya kalkması bir iç politik hamledir.

Bu ve benzeri faktörler, Türkiye’de siyasilerin ABD karşıtı çıkışlarına ve söylemlerine belirli ölçüde imkan veriyor.

Tekrar etmek gerekirse, Türkiye’de Amerikan karşıtlığının maliyeti Soğuk Savaş sonrası dönemde göreceli olarak düşük olmuştur. Bu düşük maliyetli ilişki, Türk politik aktörlerin anti-Amerikancı söylemi daha sık ve rahat kullanmasına yol açmıştır.

Son tahlilde bugün Türkiye’yi Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, İsmet İnönü ve Süleyman Demirel gibi Amerikan ambargolarını somut olarak yaşamış ve ne olduğunu bilen bir siyasi kuşak yönetmiyor.

Şimdi kritik konu şudur: Rahip Brunson krizi makul bir şekilde ve zamanda çözülmezse Türkiye’de hepimiz ve elbette siyasiler kapsamlı bir Amerikan ambargosunun sonuçlarının neye benzediğini yaşayarak öğreneceğiz.

Aynı şekilde önemli olan diğer bir nokta da şudur: Eğer ABD, bu krizi bakanların mal varlığını dondurmak, ambargo tehditleri gibi yöntemlerle çözerse bu pratikler maalesef bundan sonra Türk-Amerikan ilişkileri tıkandıkça yeniden gündeme gelecektir.

Facebook Yorumları

reklam
19.10.2018
Sağ Kemalizm ve ordu
12.10.2018
Krizin köklerine bakmak: İslami hareketin rantiyeci doğası
30.9.2018
Türkiye iş dünyasının entelektüel sefaleti
20.9.2018
Ekonomik kriz ve devlet: çıkış mümkün mü?
13.9.2018
Türkiye’nin Suriye’de büyük hayalleri: İdlib
3.9.2018
Türkiye: Sağcı bir memleket
25.8.2018
Türkiye’den Ortodoks ekonomik politika beklemek gerçekçi mi?
15.8.2018
Ekonomik kriz: Türkiye’yi yanlış okumak
9.8.2018
Türkler Amerika’dan neden nefret ediyor?
2.8.2018
Türkiye ve Amerika: İslamcı bir kopuş mümkün mü?
26.7.2018
İslamcılar tarikatları bitirir mi?
18.7.2018
Türkiye’nin İslamcıları ve Faiz Konusu
11.7.2018
Yeni Devletin sahibi kim?
26.6.2018
AKP'nin rakibi artık siyasi partiler değil
22.6.2018
Helva Tanrı’dan kek Devletten: Türklerin gerçekleşen ütopyası
15.6.2018
İslami Devrim’in gölgesinde Türk siyaseti
8.6.2018
Osmanlının mirasçısı kim?
31.5.2018
İslami geleneği yenilemek mümkün mü?
26.5.2018
İslamcılığın halleri ve Türkiye’nin İslamcıları
16.5.2018
Cemaatin entelektüel krizi
9.5.2018
Gülen Cemaati bu noktaya nasıl geldi?
12.7.2016
Kürt devleti kaçınılmaz hale gelir mi?
10.7.2016
İslam dünyasında neden bayram günleri farklı?
7.7.2016
Mülteciler konusu: Somut bazı öneriler
5.7.2016
İyi niyetli yıkıcılar
3.7.2016
Dış politikanın kilidi: Suriye
29.6.2016
Türkiye ve İsrail: Mahcup barış
27.6.2016
Dünya siyaseti ve milliyetçilik
25.6.2016
Popülizm çağı
23.6.2016
Yeni düşman kim?
20.6.2016
Dış politikadan elde ne kaldı?
18.6.2016
Güçsüzlük ve Türk dış politikası
16.6.2016
Rejim değişikliği ve Türk dış politikası
13.6.2016
İslam dünyası: Olmayacak dua
12.6.2016
Türkiye-AB: İpler kopacak mı?
9.6.2016
Türk dış politikası: Koptu
6.6.2016
Muhammed Ali
5.6.2016
Bir dal Ermeni sorunu yazısı
1.6.2016
Nahda’nın açıklaması ve küresel İslami hareketler
30.5.2016
Ordu ve Dış Politika
29.5.2016
Demokrasi neden “Türk dünyasında” gelişmiyor?
26.5.2016
Dünya Beş’ten büyük mü?
23.5.2016
Yalan-politik ve Ortadoğu
22.5.2016
Yeni Başvekil ve dış politika
19.5.2016
Neden Kilis?
17.5.2016
Kürt sorunu, dönüşüm ve bölgesel durum
15.5.2016
Dış politika Türkiye’nin demografisini değiştirdi
11.5.2016
Ahlaksızlık çağında uluslararası ilişkiler
10.5.2016
İslamcı Türk dış politikası
8.5.2016
Ahmet Hoca
4.5.2016
Dış politik hataların bedelini içeride ödemek
1.05.2016
Hanefiliğin Erozyonu ve IŞİD’in Türkiye Siyaseti
26.4.2016
IŞİD’in Türkiye saldırıları
24.4.2016
Uluslararası düzen ve İslam
2.3.2016
Muhafazakârlar ve çevre
26.2.2016
Suriye'den bir Kürt devleti çıkar mı?
24.2.2016
Dış politik krizin kökenleri
20.2.2016
Savaşa kanlı ‘davetiye'
16.2.2016
Savaş düzenine geçilirken
12.2.2016
Bir meta olarak mülteci
10.2.2016
İlahiyat/ilahiyatçı ve bilim sorunumuz
3.2.2016
Aklın dışına çıkmak üzere iken
29.1.2016
İaşe çağı, iaşe toplumu
26.1.2016
5 yıl sonra Arap ‘Baharı': Fırsat nasıl kaçtı?
23.1.2016
İslam'ın iç savaşı ve silah tüccarları
19.1.2016
İran'ın dünya sistemine dönüşü
15.1.2016
IŞİD sorununu doğru anlamak
13.1.2016
Dış politikanın güvenlik maliyeti
9.1.2016
Titanik sendromu
7.1.2016
Bir bölgesel savaş çıkar mı?
3.1.2016
Türkler ve Araplar
31.12.2015
Dış politikada hayatî bir ilke: Mesafeyi koru!
27.12.2015
Siyaset cahilliğimiz
25.12.2015
Türkiye ve İsrail: Dış politikada tabusal bir alan
19.12.2015
Sünni dünyanın lideri kim?
15.12.2015
Hurafelerin uluslararası ilişkileri istilası
9.12.2015
İslamcı Batıcılık
2.12.2015
Sosyolojiye teslim olmak
28.11.2015
Rusya ne yapacak?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları