Gökhan BACIK



Bookmark and Share

Ekonominin fiilen nasıl durduğunu izliyoruz


15.05.2019 - Bu Yazı 172 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Doğası itibari ile yapısal bir buhrana dönüşmekte olan ekonomik bir krizin içinden geçiyoruz. Türkiye’de yaşanan artık bir kriz olmaktan öteye geçti, bizler ekonominin fiilen nasıl durduğunu izliyoruz.

Ancak daha önemli olan bugünkü hali ile ekonomik kriz artık politik bir kimlik kazanmıştır. O nedenle, içinden geçtiğimiz ekonomik krizin politik analizini de yapmak gerekiyor.

Krizin bundan sonra hangi aşamalara geçeceği gibi kritik konuların doğru ele alınması için Türkiye’de ekonomik sorunların politik analizi ayrı önem taşımaktadır.

Ülkemizdeki ekonomik krizin politik analizinde bazı noktalar öne çıkıyor.

Birinci olarak, Türkiye’de politik rasyonalite artık tamamen belirleyici olandır. Normal şartlarda ekonomik faaliyetler ve kararlar, elbette politik hesaplamalar da bir ölçüde olmakla etkili olmakla birlikte, öncelikli olarak ekonomik bir rasyonaliteye göre yapılır.

Ancak günümüzde Türkiye’de ekonomi başat olarak politik hesaplamalar ve kararlar ile belirlenmektedir ve bu durum giderek daha da ileri aşamalara gidecektir.

Ekonomi ile ilgili kararlar politik gerekçelere göre verilecektir. Politik durumlar gerektirirse ekonomik olarak yanlış kararlar alınmaktan çekinilmeyecektir.

İkinci olarak, Türkiye’ye bazı istisnalar dışında üretim odaklı yabancı sermaye gelmeyecektir. Türkiye’ye ilgi duyanlar faiz getirisi gibi alanlara ilgi duyan türde yabancı sermayedir. Doğal olarak Türkiye artık yatırımcılardan çok spekülatörlerin ilgi duyduğu bir pazardır.

Hükümet bunun farkındadır ve spekülatörlerle bir manipülatör olarak ilişki kuracaktır. Onlara sürekli istediklerini söyleyecek ama yapmayacaktır. Hükümet, spekülatörlerin sığ politik algıları ve kısa dönem kar kazanma hazzının oluşturduğu reflekslere oynayacaktır.

Onlara duymak istedikleri söylenecek. Atılan bir tweet ile Türkiye’nin tekrar AB ile uzlaşmak istediği söylenecektir. Bir başka gün IMF iması yapılacak diğer gün filan seküler ismin ekonomiden sorumlu bakan olarak atanacağı söylenecektir.

Sanılanın aksine bu türdeki manipülatif taktikleri, spekülatörler sanıldığından daha fazla dikkate alır.

Spekülatör, kısa dönemde para kazanmaya bakar. O nedenle bazen işine gelmese bile bir ülkede aşağı ve yukarı iniş çıkışlar çok sıklıkla gerçekleşiyorsa bu durum aslında onun lehinedir.

Yine bu bağlamda üretim gibi reel ekonomik alanlarda başarı sağlama imkanı kalmayan hükümet, türev piyasalarda her yolu deneyecektir. Sığ marketlerde dolar satmak, TL bozdurma maliyetini yükseltmek, stopaj oranlarını değiştirmek...

Bütün bu tür adımlar kısa vadelidir dahası bunların hiç biri reel ekonomik faaliyet değildir. Ancak krizin büyüklüğü nedeni ile Türkiye’de ekonomi yönetimi artık kısa vadeli olmaya mahkumdur.

Ama bu kısa vadeli “cambazlıklar” maliyetsiz değildir. Ülkenin hem zamanı hem parası harcanmaktadır. Her ülke kısa vadeli mecburiyetler söz konusu olunca böyle şeyler yapar. Ancak bu tip “cambazlıklar” ekonomiyi yönetenlerin alışkanlığı haline gelince ülkenin zamanı ve parası günü kurtarmak için harcanmaktadır.

Üçüncü olarak, içinden geçilen ekonomik kriz Türkiye’de devletin iktisadi alanda etkisini büyütecektir. Kriz derinleştikçe ve uzadıkça, Türkiye ekonomisi daha devletçi hale gelmektedir.

Ancak şunu da unutmamak gerekiyor: Uzunca bir süredir ekonomik krizin dışında iki nedenden dolayı zaten Türkiye’de devletin ekonomik alanda varlığı genişlemektedir.

Bunlardan birincisi İslamcı ideolojidir. İslamcı ideoloji son tahlilde ekonomide de devlet merkezli bir planlamaya doğru evrilir ve AKP için de bu geçerlidir. 2000li yılların başında hem uluslararası destek kazanmak hem de içerideki Kemalist statüko ile mücadele etmek için geliştirilen liberalizm ile pragmatik ilişki artık geride kalmıştır.

İkinci neden otoriterleşmedir. Türkiye’nin içine girdiği otoriterleşme sarmalının artık ekonomik aktörlere özgür alanlar vermesi imkanı kalmamıştır.

Otoriterleşme sonuçları sadece gazeteci ve akademisyenleri hedef alan bir süreç değildir. Otoriterleşmenin acı sonuçlarını tüccarlar ve sanayiciler de öder. Bağımsız medyanın olmadığı yerde ekonomik aktörlerin bağımsız alanlar bulacağını beklemek üçüncü dünya saflığıdır.

Bütün bu dinamiklere ekonomik kriz de eklenince devletin iktisadi etkisi daha da artacaktır. Dolaylı olarak bugün medyada gördüğümüz devletçiliğin benzeri olarak ekonomide de türlü biçimlerde devlet asıl oyunca haline gelecektir.

Dördüncü olarak, ekonomik konularda Türkiye stratejik muğlaklığı artıracaktır. Rakamlar, istatistikler, haberler sürekli gri tonda ifade edilecektir.

Enflasyonun oranı, işsizlik oranı gibi verilerden daha başka makro verilere kadar her alanda stratejik muğlaklık siyasetinin gereği gri alanlar oluşacaktır.

Nihayet son olarak, artık ekonomi bir güvenlik konusu haline gelmiştir. Bugün itibari ile şu kadar gazetecinin tutuklanması ilgi çekici bir haber bile değildir. Bugünün Türkiye’sinde mevcut iktidarın en kırılgan olduğu alan artık ekonomi haberleridir.

Bu nedenle ekonomik analiz yapanlar, ekonomi konulu köşe yazanlar devlet için bir güvenlik konusunu haline gelmiştir. Devletin en hazzetmediği kişiler artık ülkede ekonomik işlerin iyi gitmediğini dile getiren ekonomistlerdir. Ekonomi konusunda durumu eleştirenler yahut kötü gidişatı dile getirenler karşılarında devleti bulacaktır.

Facebook Yorumları

reklam
15.05.2019
Ekonominin fiilen nasıl durduğunu izliyoruz
10.05.2019
İslamcı postmodern darbe
1.05.2019
Yeni parti hangi boşluğu dolduracak?
18.4.2019
"Yeter söz milletindir" öldü, yaşasın "son söz YSK’nindir"
10.4.2019
31 Mart’tan sonra Erdoğan: İstikamet Kürt Sorunu
3.4.2019
Yerel seçimlerin sonucu
28.3.2019
31 Mart Seçimleri: Devlet partisi mi, parti devleti mi?
6.3.2019
Türkiye’de İslami grup teorisi
1.3.2019
'Türkiye’de bundan sonra seçimle iktidarın değişeceğine inanıyor musunuz?'
23.2.2019
Ekonomik krizin olası sonuçları: Üç senaryo
14.2.2019
Olağan şüpheli olarak ekonomi
10.2.2019
Papa, İslam ve Türkiye
23.1.2019
Türkiye’nin rejimi: Bilim ne diyor?
3.1.2019
2019’a girerken Türkiye: Normalleşmenin haram olduğu ülke
14.12.2018
Alaturka adalet: Maslahat mülkün temelidir
30.11.2018
Bir Şark kurnazlığı: 'Anneleştirmek'
23.11.2018
Seküler İhvan ve Erdoğan
8.11.2018
Türkiye’de kimlik tartışmaları: Lafla yürümeyen peynir gemisi
25.10.2018
Ezilenin rızası: Ters sosyoloji
20.10.2018
Sağ Kemalizm ve ordu
12.10.2018
Krizin köklerine bakmak: İslami hareketin rantiyeci doğası
30.9.2018
Türkiye iş dünyasının entelektüel sefaleti
20.9.2018
Ekonomik kriz ve devlet: çıkış mümkün mü?
13.9.2018
Türkiye’nin Suriye’de büyük hayalleri: İdlib
3.9.2018
Türkiye: Sağcı bir memleket
25.8.2018
Türkiye’den Ortodoks ekonomik politika beklemek gerçekçi mi?
15.8.2018
Ekonomik kriz: Türkiye’yi yanlış okumak
9.8.2018
Türkler Amerika’dan neden nefret ediyor?
2.8.2018
Türkiye ve Amerika: İslamcı bir kopuş mümkün mü?
26.7.2018
İslamcılar tarikatları bitirir mi?
18.7.2018
Türkiye’nin İslamcıları ve Faiz Konusu
11.7.2018
Yeni Devletin sahibi kim?
26.6.2018
AKP'nin rakibi artık siyasi partiler değil
22.6.2018
Helva Tanrı’dan kek Devletten: Türklerin gerçekleşen ütopyası
15.6.2018
İslami Devrim’in gölgesinde Türk siyaseti
8.6.2018
Osmanlının mirasçısı kim?
31.5.2018
İslami geleneği yenilemek mümkün mü?
26.5.2018
İslamcılığın halleri ve Türkiye’nin İslamcıları
16.5.2018
Cemaatin entelektüel krizi
9.5.2018
Gülen Cemaati bu noktaya nasıl geldi?
12.7.2016
Kürt devleti kaçınılmaz hale gelir mi?
10.7.2016
İslam dünyasında neden bayram günleri farklı?
7.7.2016
Mülteciler konusu: Somut bazı öneriler
5.7.2016
İyi niyetli yıkıcılar
3.7.2016
Dış politikanın kilidi: Suriye
29.6.2016
Türkiye ve İsrail: Mahcup barış
27.6.2016
Dünya siyaseti ve milliyetçilik
25.6.2016
Popülizm çağı
23.6.2016
Yeni düşman kim?
20.6.2016
Dış politikadan elde ne kaldı?
18.6.2016
Güçsüzlük ve Türk dış politikası
16.6.2016
Rejim değişikliği ve Türk dış politikası
13.6.2016
İslam dünyası: Olmayacak dua
12.6.2016
Türkiye-AB: İpler kopacak mı?
9.6.2016
Türk dış politikası: Koptu
6.6.2016
Muhammed Ali
5.6.2016
Bir dal Ermeni sorunu yazısı
1.6.2016
Nahda’nın açıklaması ve küresel İslami hareketler
30.5.2016
Ordu ve Dış Politika
29.5.2016
Demokrasi neden “Türk dünyasında” gelişmiyor?
26.5.2016
Dünya Beş’ten büyük mü?
23.5.2016
Yalan-politik ve Ortadoğu
22.5.2016
Yeni Başvekil ve dış politika
19.5.2016
Neden Kilis?
17.5.2016
Kürt sorunu, dönüşüm ve bölgesel durum
15.5.2016
Dış politika Türkiye’nin demografisini değiştirdi
11.5.2016
Ahlaksızlık çağında uluslararası ilişkiler
10.5.2016
İslamcı Türk dış politikası
8.5.2016
Ahmet Hoca
4.5.2016
Dış politik hataların bedelini içeride ödemek
1.05.2016
Hanefiliğin Erozyonu ve IŞİD’in Türkiye Siyaseti
26.4.2016
IŞİD’in Türkiye saldırıları
24.4.2016
Uluslararası düzen ve İslam
2.3.2016
Muhafazakârlar ve çevre
26.2.2016
Suriye'den bir Kürt devleti çıkar mı?
24.2.2016
Dış politik krizin kökenleri
20.2.2016
Savaşa kanlı ‘davetiye'
16.2.2016
Savaş düzenine geçilirken
12.2.2016
Bir meta olarak mülteci
10.2.2016
İlahiyat/ilahiyatçı ve bilim sorunumuz
3.2.2016
Aklın dışına çıkmak üzere iken
29.1.2016
İaşe çağı, iaşe toplumu
26.1.2016
5 yıl sonra Arap ‘Baharı': Fırsat nasıl kaçtı?
23.1.2016
İslam'ın iç savaşı ve silah tüccarları
19.1.2016
İran'ın dünya sistemine dönüşü
15.1.2016
IŞİD sorununu doğru anlamak
13.1.2016
Dış politikanın güvenlik maliyeti
9.1.2016
Titanik sendromu
7.1.2016
Bir bölgesel savaş çıkar mı?
3.1.2016
Türkler ve Araplar
31.12.2015
Dış politikada hayatî bir ilke: Mesafeyi koru!
27.12.2015
Siyaset cahilliğimiz
25.12.2015
Türkiye ve İsrail: Dış politikada tabusal bir alan
19.12.2015
Sünni dünyanın lideri kim?
15.12.2015
Hurafelerin uluslararası ilişkileri istilası
9.12.2015
İslamcı Batıcılık
2.12.2015
Sosyolojiye teslim olmak
28.11.2015
Rusya ne yapacak?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net