Galip DALAY

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Suriye politikasının siyasi hedefi ve aşil topuğu


10.02.2020 - Bu Yazı 763 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’nin Suriye politikasının siyasal hedefleri neler? Aslında bu sorunun cevabı herkes için aşikar olmalıydı. Nihayetinde, yaklaşık 9 yıldır Türkiye dış politikasının en can alıcı meselesinden bahsediyoruz. Ancak durum hiç de öyle değil.

Türkiye’nin Suriye politikasının operasyonel detaylarına epey vakıf durumdayız. Fakat Suriye politikasının bu aşamadaki siyasal ve stratejik hedeflerine dair aynı şekilde bir kafa netliğine sahip değiliz.

Hele hele izlenen operasyonel yöntemlerle dile getirilen siyasal hedeflerin birbirleriyle ne kadar uyumlu oldukları da tartışma götürür nitelikte.

Bu tespit Türkiye’nin Suriye’de kısa ve orta vadeli olarak belli başlı hedeflere sahip olmadığı anlamına gelmesin. Türkiye’nin tabii ki böyle hedefleri var. Mesela, Türkiye’nin sınırları üzerindeki mülteci baskısını azaltmak, ortaya çıkabilecek bir radikalizm dalgasından korunmak, Suriye’de siyasal süreci etkileyebilmek için siyasal sürece kadar sahada güçlü bir askerî varlık bulundurmak, siyasal süreçte sadece PYD-YPG’nin otonom bir bölgeye sahip olmasını değil aynı zamanda Suriye Kürtlerinin Suriye’de anlamlı ölçekte siyasal ve kültürel haklara sahip olmalarına engel olmak ve benzeri arzular, Türkiye’nin Suriye’deki başlıca hedeflerini oluşturuyor.

Bütün bunların yanı sıra, Suriye’ye müdahil olan aktörler arasında Suriye’nin toprak bütünlüğü ve üniter yapısına muhtemelen en fazla vurgu yapan ülke de Türkiye. Bunun da nedeni gayet basit: Kürt meselesi.

Şüphesiz Ankara’daki yetkililer Türkiye’nin Suriyeli Kürtler ve onların kültürel ve siyasal haklarıyla bir sorunu olmadığını, bunun yerine terör örgütleriyle mücadele ettiğini söyleceklerdir. Fakat Ankara’nın bizatihi sahada ortaya koyduğu pratik, Türkiye’nin Suriyeli Kürtlerin siyasal veya kültürel haklarını sorunsallaştırmadığına dair bu söyleminin altını boşaltıyor. Türkiye’nin YPG-PYD’yi de aşan bir şekilde bir Kürt ve Kürtçe meselesi var Suriye’de.

Türkiye’de HDP’li belediyelere kayyum atanır atanmaz belediye tabelalarında, parklarda, bahçelerde ve diğer umumi yerlerde Kürtçenin sildirilmesi girişiminin benzerlerini Suriye’ye yapılan askeri operasyonların sonrasında da şahit olduk.

Türkiye’nin gerek Afrin gerek Kuzeydoğu Suriye operasyonundan sonra yaptığı faaliyetlerin başında yine Kürtçenin kurum, kuruluş isimlerinden ve tabelalardan çıkarılması geldi. Kürtçe’nin kamusal alanda görünmez kılınması veya kamusal yaşamın dışına itilmesi neredeyse her iki durumda da ilk yapılacaklar listesinin başına yazılmış gibiydi. Bu tutum merkezî bir irade veya kararın eseri mi bilinmez. Fakat bu tutum merkezî bir kararın olmasa dahi merkezî bir zihniyetin eseri olduğu aşikar. Kürtçeyi, mahkeme kayıtlarında bilinmeyen dil ve Meclis tutanaklarında ise x dili olarak kodlayan zihniyet. Türkiye’nin dününü esir alan ve bugününün üzerine de karabasan gibi çöken zihniyet. Ne yazık ki, Türkiye’nin bu şekilde sınırları aşan Kürt veya Kürtçe sorunu onun sadece iç politikasını değil aynı zamanda dış politikasını da felç ediyor. Siyasal yaratıcılığını öldürüyor. Mevcut haliyle, Kürt meselesi bütün cesametiyle Suriye’ye ihraç edilmiş ve Türkiye’nin Suriye politikasını esir almış durumunda.

Nihayetinde, Kürtçe ile bu şekilde sorunu olan devletin/iktidarın, Kürt veya Kürtlerin siyasal ve kültürel haklarıyla ilgili bir sorunu olmadığına dair söyleminin tutarsızlığı ortada. Bunun haricinde bu durum diğer aktörlere Türkiye’yi Kürt meselesi üzerinden terbiye etme imkanı da veriyor.

Yeniden Suriye’deki siyasal hedeflere dönecek olursak; siyasal süreçte Türkiye, Suriyeli muhalifler için ne tür haklar talep edecek? Siyasal şeceresi zulüm, kıyım ve katliamlarla bezeli olan Baas diktatörlüğünün en azından şu an hala Şam’da olduğu ve muhaliflerden öç almak için her yola başvuracağı dikkate alınırsa, Suriyeli muhalifler Esad’ın gazabından nasıl bir siyasal ve idari yapıyla daha iyi korunabilir? Daha doğrudan soracak olursak, Suriye’nin birçok bölgesinde ikinci Hamaları ne yazık ki önleyemedik; peki bunun, muhalefetin elinde kalan son bölgelerde tekrarını nasıl bir siyasetle önleyebiliriz? Suriye’nin katı merkeziyetçi bir yapıyla yoluna devam etmesi mümkün mü? Hatta şöyle soralım, Suriyeli muhaliflerin hakları veya hukuku katı merkeziyetçi bir yapıyla mı daha rahat korunur yoksa daha ademimerkeziyetçi bir yapıyla mı? Suriye’de ademimerkeziyetçi bir sistem illa kimlikler üzerinden mi tesis edilmeli? Böyle bir yapının idari üniteler üzerinden tanzim edilme imkanı yok mu? Bu noktada Türkiye, muhaliflerin sistemde nefes alabilmeleri için ihtiyaç duyduğu kısmi güç paylaşımıyla daha ademimerkeziyetçi bir model ile izlediği Kürt siyaseti (veya daha doğru bir tabirle sahip olduğu Kürt alerjisi) arasında nasıl bir optimum nokta bulabilir? Yine, Türkiye’nin Suriye politikasının muzdarip olduğu Kürt açığının giderilmesiyle Suriyeli sahipliği ve Arap aktörlüğünün güçlendirilmesi nasıl bir formülle mümkün olabilir?

Suriye’de rejim değişimi ajandasını fiili olarak terk etmiş olan Türkiye’nin, Suriye politikasında sürekli pansuman tedavilerle mi yol alacağı yoksa daha anlamlı bir siyasal çözümün zihni ve siyasal tasavvurunu mu ortaya koyacağını bu sorulara vereceği cevaplar belirleyecektir.

Burada da, ne yazık ki, Türkiye’nin Suriye politikasının sürdürülebilir olması için ihtiyaç duyduğu siyasal oksijenle izlediği Kürt siyaseti birbirleriyle çatışıyor.

Facebook Yorumları

reklam
10.02.2020
Suriye politikasının siyasi hedefi ve aşil topuğu
3.02.2020
İdlib, Libya veya ‘yeni dünyanın’ hakikati...
27.01.2020
Muhasebe
20.01.2020
Libya üzerinden Avrupa’yı okumak
13.01.2020
Libya’da yeni süreç
6.01.2020
Irak’ın yeni ‘gerçekliği’
30.12.2019
Libya için Suriye dersleri
23.12.2019
Yeni bölgesel jeopolitiğin habercisi: Libya
16.12.2019
Yeni Partiler ve Türkiye’nin normalleşme arayışı
9.12.2019
İktidar, kaba güç ve bedel ödetme siyaseti
12.4.2018
İran'a Sovyet modeli..
2.4.2018
Suriye’de aktör, model ve meşruiyet tartışmaları...
22.3.2018
Muhammed bin Selman'ın tetiklediği sistemik tartışma...
15.3.2018
Türkiye-ABD ilişkilerinde Trump’ın ötesini görmek...
8.3.2018
160 milyar $’lık gıda pazarı var
5.3.2018
Türkiye - İran ilişkileri nereye evriliyor?
26.2.2018
BM Güvenlik Konseyi kararından sonra Suriye
15.2.2018
Suriye’deki ‘yeni gerçeklik’ ne kadar gerçek?
8.2.2018
Astana’dan Soçi’ye Suriye’de değişmeyen
1.2.2018
Soçi’ye yansıyan Suriye manzarası
29.1.2018
Afrin Operasyonu ve ötesi
15.1.2018
Avrupa - Türkiye - Ortadoğu: Kim dönüşüyor, kim dönüştürüyor?
1.1.2018
Türkiye'nin Avrupa meselesi
25.12.2017
2018'e giderken dış politikadaki manzara
14.12.2017
Kudüs kararının ortaya çıkardığı manzara ve hatırlattıkları
4.12.2017
IŞİD’in geride bıraktığı boşluk ve bölgesel ittifaklar
30.11.2017
Türkiye-Batı ilişkilerinde çerçeve ve statü krizi
27.11.2017
Suriye’de ‘siyasi çözüm’ neyi ifade ediyor?
6.11.2017
Ortadoğu'daki kriz alanları ve Türkiye
26.10.2017
Şii milisler sorunu veya Irak’ın sonraki krizi
23.10.2017
Irak'ta yeni dönem ve Türkiye
16.10.2017
Post - IŞİD döneminin bölgesel jeopolitiği ve Türkiye
3.10.2017
Post-referandum döneminin opsiyonları
29.9.2017
Irak Kürdistanı’ndaki referandum ve Türkiye’nin siyaseti
19.9.2017
Irak Kürdistanı'ndaki referandumun sordurduğu sorular...
14.9.2017
"Kuzey Irak'ın" geri dönüşü...
8.9.2017
Türkiye - İran ilişkilerinin geleceği
29.8.2017
Türkiye, Esad rejimiyle görüşmeli mi?
21.8.2017
Türkiye – İran ilişkilerinin değişen mahiyeti
10.8.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlık süreci ve Türkiye
31.7.2017
Diyanet raporu, Görmez hoca ve Türkiye'nin imaj sorunu...
27.7.2017
Tahran’da Ortadoğu’yu konuşmak...
10.7.2017
Bir belediyecilik faaliyeti olarak Filistin meselesi...
4.7.2017
Arap Cumhuriyetleri, Arap Monarşileri ve yeni dönem...
26.6.2017
Körfez'in yeni 'normali'
19.6.2017
Körfez krizi boyut değiştirirken
12.6.2017
Türkiye, Körfez krizine yönelik nasıl bir siyaset izlemeli?
8.6.2017
“Körfez” krizini nasıl okumalıyız?
7.6.2017
Katar’ı Bahreynleştirme girişimi
29.5.2017
Türkiye: IŞİD-PKK-PYD düğümü
25.5.2017
Trump’ın Riyad seferi ve bölgesel düzen meselesi
16.5.2017
Suriye'de karar vakti
8.5.2017
Suriye: Siyasal ile analitik olanın ayrışması
21.4.2017
Siyasetin aritmetiği
10.4.2017
Operasyon mu, Siyaset mi?
23.3.2017
Ortadoğu’da yeni bir güvenlik mimarisine doğru...
20.3.2017
Bir Çanakkale hatırası
14.3.2017
Avrupa’da tarihin geri gelişi...
28.2.2017
El Bab sonrası Suriye senaryoları
20.2.2017
Trump’ın alevlendirdiği Batı-içi tartışma
14.2.2017
Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi bağımsızlığa ne kadar yakın?
6.2.2017
Trump ve Müslümanlar: Tehditler ve imkanlar
31.1.2017
Yeni dönemde Suriye krizi
17.1.2017
Beka siyaseti beka sorunu doğurur
12.1.2017
Üç mesele
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive