Firuz TÜRKER

firuzturker@gmail.com



Bookmark and Share

MUHALEFETİN HİÇ ŞANSI YOK


13.6.2018 - Bu Yazı 331 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Seçimlere iki haftadan az bir zaman kaldı. Kamuoyu yoklamaları muhalefetin şansının zayıf olduğu yönünde sonuçlar veriyor. Tabi benim kafama takılan, bu sonucun ortaya çıkması değil, yoklamaların neden böyle sonuç verdiğidir. Yani muhalefet niçin nal topluyor?

İşbaşında ülkesinin mevcut durumunu, gelişme perspektiflerini, dünyadaki yerini, dünyanın mevcut şartlarını çok iyi kavramış ve bu koşullar içinde neler yapılması gerektiği ve neler yapılabileceği konusunda dersine çok iyi çalışmış bir iktidar var. Buna karşılık bütün bunlardan bihaber de bir muhalefet var. İşte bu nedenle muhalefet proje üretemiyor ve alternatif oluşturamıyor. Sadece politik konularla ilgileniyor ve onlar da muhalefeti yükseltmeye yetmeyecek mertebede olduğundan ya çarpıtarak ya da olmayan sorunları varmış gibi göstererek iktidarı yıpratmaya çalışıyor. Tabi bu da yetmiyor ve bu sefer iktidarın karşısına dikilen kim varsa onunla işbirliğine gidiyor. Bunun da bir getirisi olmadığı gibi daha da örselenmesine yol açıyor doğal olarak.

Bu iktidar gelişmek isteyen ama önünde çetin engeller bulunan, faşist bir darbe ile demokrasisinin karartılmış ve toplumun gözlerinin bağlanmış olduğu, devletin en mahrem yerlerine kadar yabancı gizli servislerin yerli işbirlikçiler eliyle sızmış bulunduğu, ekonomisi duyunu umumiyeye bağlanmış, emperyalizmin burgacında bir ülke devir aldı. O da duruma uyabilir, idareyi maslahatı, iktidardan nemalanıp devran sürmeyi seçebilirdi. Bunu yapsaydı sonu, birincide olmasa da ikinci seçimde kendinden önceki iktidarlar gibi olur, Türkiye'nin bunalımları sürerdi.

Fakat bu iktidar böyle yapmadı. Ülkenin önündeki tıkanıklığı açmak için çaba harcamayı, ilerlemesi ve kalkınması yönünde yürümeyi seçti. Eğer böyle yapmamış olsaydı, er ya da geç, bu yolu seçecek bir başka iktidara yetkileri devir etmek zorunda kalırdı.

Bu görev neleri kapsıyordu?

Bir; Türkiye'nin dengesizleştirilmiş iç bütünlüğünün yeniden sağlanması gerekiyordu. Bunun için kendi dışındaki bütün sosyal siyasal, dinsel, mezhepsel kesimlerle diyaloga girmeye çalıştı. Kimisi karşılık buldu, kimisi reddedildi. İki kez 'barış sürecine' teşebbüs etti ama başaramadı. Müslüman olmayan azınlıkların ve onların vakıflarının zorbalıkla el konulmuş mal ve mülklerini iade etti. Kamusal alandan giyim ve kuşamları nedeniyle dışlanmış dindar kesimlerin önündeki yasakları kaldırarak üretim sürecine kattı. Bu en çok da kadınların üretim sürecine katılmasının önünü açtı.

İki; Ülkenin komşularıyla olan sorunlarını çözmeliydi bu nedenle sıfır sorun politikasını gündeme koydu. Kıbrıs sorununun çözülmesine Rum tarafı sıcak bakmayınca bu iş gerçekleştirilemedi. Ermenistan'a da zeytin dalı uzattı ama karşılık bulamadı. Daha iktidarının başında Irak, daha sonraki senelerde de Mısır ve Suriye istikrarsızlaştırılarak büyük sorunlarla uğraşmak zorunda bırakıldı.

Üç; Hükümet olmuştu ama ipler gizli iktidarın elinde idi. Bu duruma bir çözüm bulmalıydı. Gizli iktidar güçlüydü, yeni iktidar ise cılız ve güçsüz. Onların uluslararası ortakları vardı. Bu nedenle pek çok kez darbe ile tehdit edildi ve en sonunda da bizzat açık darbeye maruz kaldı. Fakat bu badireleri atlatabilmeyi başardı. Ve gizli iktidarın gücünü, kendi gücünün altında kalacak ölçekte sınırlandırdı.

Dört; ülkenin kalkınması için genç, dinamik ve sağlıklı bir nüfusa ihtiyaç vardı. Bunun için kendisine dayatılan nüfus planlaması politikasını değiştirerek 'üç çocuk' uygulamasını gündeme getirdi. Üstelik bunu da zorlamayla değil, gönüllülük esasına dayandırarak yaptı. Ayrıca sağlık sistemini köklü bir reforma tabi tuttu.

Beş; Eğer sanayileşecek ve ihracatı arttıracaksak enerjiye ihtiyaç vardı. Yeni enerji politikaları gündeme alındı. Üretimi özel sektör eliyle yapmayı seçti ve onun önünü açıcı yatırım ve uygulamalara yöneldi. KOBİ lere imkan tanıdı. Bu da sonuç verdi üretim ve ihracat arttı, dış ödemeler dengesindeki açık aşağılara çekildi.

Altı; Türkiye uluslararası ekonomik sisteme entegre olmalı ve sözü geçen bir ülke haline gelmeliydi. Bu da ancak ülke içindeki kapitalist ilişkilerin gelişmesiyle mümkündü. Bu ilişkiler geniş ve güvenli bir ulaşım ağı olmadan mümkün değildi. Ulaşıma hem karada, hem havada, hem denizde büyük yatırımlar yapıldı ve bu alanda önemli bir başarı elde edildi. Sadece yurt içinin ulaşımı geliştirilmekle kalınmadı, aynı zamanda Türkiye, uluslararası bir ulaşım merkezine dönüştü. Bu da uluslararası ticarette önemli bir avantaj getirdi.

Yedi; Eğitim ve öğretime önem verildi. Kara tahta kalktı,okullarda bilgisayar kullanımı yaygınlaştırıldı, sıra ve sınıf başına düşen öğrenci sayısı azaltıldı, ders kitapları çeşitlendirildi, ücretsizleştirildi ya da çok düşük maliyetlere çekildi. Bunun sonucunda Türkiye 'minik mucitler' yetiştirmeye başladı.

Sekiz; Emperyalist merkezlerin boyunduruğundan kurtulmadan başarı mümkün değildi. Bu nedenle o merkezlerle çatışmaya girdi. bunun sonucunda da bütün o merkezlerin bir numaralı hasmı haline dönüştü.

Dokuz; Bu husumet saldırılarına karşı durmak dışa bağımlı savunma sanayi ile imkansızdı bu yüzden yerli savunma enstrümanları üretmeye ve dışarıdan savunma enstrümanları temininde, satıcıları çeşitlendirme yöntemine yöneldi.

Daha devam edersem yazı çok fazla uzayacak. Bu nedenle burada kesiyorum. İktidarın başarısının; seçmenin büyük çoğunluğunun güvenini kazanmış ve bunu da sürekli kılmış olmasının sebeplerinden aklıma gelen en önemlilerini yazdım. Yukarıda saydıklarım arasında yapılabilenlerin ve de yapılamayan, eksik yapılanların sebeplerini de yazabilirsem başka bir yazıda yazacağım. Bunların sonucunda ülkenin ekonomik büyümesi arttı, rekor sonuçlar elde edilmeye başlandı. İşte bütün bunlara Fransız olduğu, farkında olduklarını da önemsemediği, küçümsediği, onlar hakkında düşünce üretecek kudrete ve kadrolara sahip olmadığı için de muhalefetin hiç şansı yok.

Facebook Yorumları

reklam
13.6.2018
MUHALEFETİN HİÇ ŞANSI YOK
3.6.2018
ÖNCE SEÇİL DE
2.6.2018
MUHARREM İNCE ETKİNLİKLERİ
12.5.2018
TAMAM
20.4.2018
CHP NİN GELDİĞİ NOKTA
14.4.2018
SAVAŞA HAYIR
19.3.2018
AMERİKAN STRATEJİSİ ÇÖKTÜ
9.3.2018
TARZAN ZORDA
6.3.2018
HALKIN GÖRDÜĞÜ, SEZDİĞİ, HİSSETTİĞİ NEDİR
2.3.2018
'KADININ ADI YOK' (MU)
27.2.2018
BARIŞA ÖNCE PKK İKNA OLMALI
15.2.2018
SENE 1962
14.2.2018
CHP OLAYLARA ŞAŞI BAKIYOR
10.11.2016
ERDOĞAN HİTLER Mİ
13.10.2016
YENİKAPI RUHUNA EL FATİHA
11.10.2016
NEREDEN NEREYE
2.8.2016
15 TEMMUZ DEVRİMİ
13.4.2016
HAVLU ATMA ZAMANI
3.3.2016
ESKİ TÜRKİYENİN GELECEĞİ YOK
26.2.2016
CHE GUEVARA
15.1.2016
BÜTÜN BUNLAR NEDEN YAPILIYOR
3.1.2016
ORTADOĞUDA KURTLARIN DANSI
9.12.2015
BİR DOSTUN ARDINDAN
4.12.2015
RUSYA SOBE............ !
26.11.2015
TÜRKİYE ESKİ TÜRKİYE DEĞİL
7.11.2015
DEVLETİN ARINMA SÜRECİ
3.11.2015
AK PARTİNİN MEŞRUİYETİ
24.9.2015
BU DÜNYADAN KOMÜNİSTLER GEÇTİ
21.9.2015
YANLIŞ ZAR ATANLAR
5.9.2015
AK PARTİYİ DEVİREMEYENLER
19.8.2015
ŞER ODAKLARI
5.8.2015
GÖRÜNÜM
24.6.2015
TARİHSEL FIRSATIN HEBA EDİLMESİ
17.6.2015
AKP NİN TASFİYE SÜRECİ
27.5.2015
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
14.5.2015
%92 OY
8.5.2015
AKVARYUMDA BALIK
28.4.2015
Devletin demokratikleştirilmesi mümkün mü
12.4.2015
AKP Yİ DURDURMA POLİTİKASI
03.04.2015
Toplum mühendisliği nedir
28.03.2015
ALIŞILMADIK CUMHURBAŞKANI
26.03.2015
MİLLİYETÇİ OYLAR ARTMIŞ MI
17.03.2015
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI
15.03.2015
KOZMİK ODADA NE OLDU
09.03.2015
YENİ CUMHURİYET
08.03.2015
TAŞRADAN VAROŞLARA
27.02.2015
Komplo teorisi
21.02.2015
İÇ GÜVENLİK YASA TASARISI
18.02.2015
KAR YAĞIYORDU
17.02.2015
İSLAM NEDEN TARTIŞMA KONUSU
14.02.2015
BAKİYE BERİA ONGER...
13.02.2015
DİN SAVAŞLARI
03.02.2015
SEVMEYİZ BİZ GREKLERİ
30.01.2015
NEREDEN NEREYE
27.01.2015
SRYZA GELMESE ALTIN ŞAFAK GELİR
25.01.2015
SRYZA MI GELİYOR
21.01.2015
ANADOLU HALKLARININ DOSTLUĞU
15.01.2015
İfade özgürlüğünün sulandırılmış hali
13.01.2015
PEGİDA DEDİĞİN
10.01.2015
İSLAMIN SINAVI
09.01.2015
Avrupa’da Faşizmin ayak sesleri
07.01.2015
Baştan yenilgi
31.12.2014
Bu savcılar neyin nesi kimin fesi
30.12.2014
AT İZİ İT İZİ
28.12.2014
Çözümün neresindeyiz
25.12.2014
AK Parti’nin zor sınavı
24.12.2014
İNSAN HAYVAN MIDIR
22.12.2014
Toplumsal gelişmenin dinamiği
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları