Fikret Bila

T24



Bookmark and Share

Yeni baro düzeni belli oldu: Böl - parçala - yönet


26.06.2020 - Bu Yazı 566 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 AK Parti, Avukatlık Yasası’nda değişiklik öngören teklif taslağını muhalefet partilerine götürdü.

MHP, zaten hazırlanmasına katkıda bulunduğu teklifi destekleyeceğini bildirdi.

CHP, İyi Parti ve HDP ise AK Parti’nin getirdiği teklifin tamamını reddetti.

Önümüzdeki hafta Meclis’e sunulmasına kadar bir değişiklik olmazsa AK Parti’nin teklifinin amacı, 5000 fazla avukatın olduğu illerde çoklu baro sistemine geçmek ve Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı seçiminde delege yapısını değiştirerek, çoğunluğu iktidardan yana bir delege heyetinin başkanı seçmesini sağlamak.

Teklife göre, 5000'den fazla avukatın bulunduğu illerde 2000 avukatın imasıyla bir baro daha kurulabilecek.

Bu durumda İstanbul, Ankara ve İzmir'de çoklu baro sistemi kurulacak. 2019 verilerine göre 4700 avukatın bulunduğu ve 2020'de 5000 avukatı aşması beklenen Antalya'da çoklu baro sistemine geçmeye aday dördüncü il olarak görünüyor.

Mevcut düzenlemede Türkiye Barolar Birliği seçimleri için her baro 2 delege gönderiyordu. Teklife göre bu sayı 3’e çıkacak. Böylece Anadolu’da iktidara yakın küçük illerin baroları da 3 üye gönderecek. Seçimde iktidara yakın delege sayısı artacak.

Teklifte, Barolar Birliği seçiminde delege sayısını İstanbul, Ankara, İzmir baroları aleyhine etkileyecek bir düzenleme daha var. Mevcut durumda 2’şer sabit delege dışında her baro, her 300 avukat için artı 1 delege daha gönderiyordu. Teklif yasalaşırsa bundan sonra her baro her 5000 avukat için artı 1 delege gönderebilecek. Böylece yine İstanbul, Ankara ve İzmir’in göndereceği delege sayısı azaltılmış olacak.

Bölerek çoğunluğu kazanma

Tekliften anlaşılıyor ki iktidar, baroları bölerek ve delege sayısını değiştirerek, "böl - parçala - yönet" yöntemiyle yargı erkinin kurucu parçası olan savunmayı da kontrolü altına almak istiyor.

Bunu, büyük baroların parçalanması ve Barolar Birliği seçimlerinde delege sayısını azaltarak yapmaya kararlı görünüyor.

Teklifin yasalaşması halinde İstanbul, Ankara ve İzmir’de mevcut baro yönetimlerine muhalif olan her 2000 avukat ayrı bir baro kurabilecekler. Yeni barolar ve küçük illerin baroları Barolar Birliği seçimlerine daha fazla delege gönderme olanağına sahip olacaklar.

Kamu tüzel kişiliğine sahip meslek kuruluşlarının bu şekilde kontrol altına alınma çabası, iktidarın sivil alanda da kendisi gibi düşünmeyen bir kuruluş istemediğinin göstergesi.

Tüzel kişiliğin parçalanması

Anayasa’nın 135. maddesi meslek örgütlerini kamu tüzel kişiliği olarak tanımlıyor.

Yeni teklif ise yasalaştığında bu kamu tüzel kişiliğini parçalayacak. Bir ilde birden fazla baro kurulduğunda, aynı baro içinde yönetimi kazanmaya çalışan değişik ideolojilere sahip avukatlar kendi barolarını kuracaklar. Bu 12 Eylül öncesinde özellikle poliste ve öğretmenler arasında yaşadığımız ideolojik bölünmeye neden olabilir.

İktidara yakın barolar ile muhalefete yakın barolar arasında yarış ve mücadele başlaması kaçınılmaz.

Bu durum yargı erkinin ayrılmaz parçası olan savunma hizmetlerini etkileyecek. Avukatlar mensup oldukları baroya göre muamele görecekler. Avukat olmak isteyen hukuk fakültesi mezunları hangi baroyu seçerlerse daha kolay ruhsat alabileceklerini düşünecekler. Hangi baronun avukatın hangi hareketi avukatlık mesleğiyle bağdaşır, hangisi bağdaşmaz konusunda farklı uygulamalar ortaya çıkacak. Avukatlar hangi baroya kayıt olurlarsa daha fazla dava alabileceklerini ve daha fazla dava kazanabileceklerini değerlendirerek hareket edecekler.

Bu parçalanma vatandaşı da etkileyecek. Vatandaş, "hangi baronun avukatını tutarsam davamı kazanabilirim" diye düşünüp, davasını barosuna göre verecek.

Örneğin devlet memuru olan bir vatandaş davasını muhalif görüşlere sahip baroya ait bir avukata verirse, memuriyetiyle ilgili sıkıntı yaşayıp yaşamayacağından emin olamayacak. Belki bu kaygıyla davasını iktidarı destekleyen bir baroya vermeyi tercih edecek.

Çoklu baro sisteminde barolar daha çok avukatı üye yapmak için promosyon çalışmalara yönelecekler. Avukatlara "bizim baroya geçersen.." diye başlayan propagandalar yapacaklar veya "şu baroya geçersen…" diye olumsuz konuşmalar yapılacak.

Tıpkı sendikalar da olduğu gibi, avukatlar mensup oldukları barodan istifa edip karşı baroya üye olmaya zorlanacak.

Yargıçlar ve savcılar arasında belki karşılarındaki avukatın hangi baroya mensup olduğuna göre hüküm kuranlar çıkabilecek.

Neresinden bakılırsa bakılsın çoklu baro sistemi yargının savunma ayağını da vesayet altına sokacak bir uygulama olacaktır.

Kamu tüzel kişiliğinin bölünmesinin yaratacağı sakıncaları yok sayacak bu uygulama yargının savunma ayağına duyulan güveni de aşağıya çekecektir.

Teklif yasalaşırsa, muhalefet bu yasayı da Anayasa Mahkemesi’ne götürecektir.

Kamu tüzel kişisi olan baroların parçalanması, oy verdikleri adayın belediye başkanlığını kazanamayan seçmenlerin bir araya gelip ayrı bir belediye kurmalarından farksız bir uygulamadır.

Facebook Yorumları

reklam
26.06.2020
Yeni baro düzeni belli oldu: Böl - parçala - yönet
19.06.2020
Salgınla mücadelede kaçak tutum
17.06.2020
İşçinin tazminatına göz dikmek
15.06.2020
İnce politika
12.06.2020
Vesayeti kaldırıyorum derken
5.06.2020
Milletvekilinin güvencesi yok olursa...
3.06.2020
Kılıçdaroğlu yaklaşımı
25.05.2020
Cami provokasyonu
22.05.2020
İttifaklar çatışması
15.05.2020
Muhalefet alanını daraltma politikası
13.05.2020
HDP seçmeni
8.05.2020
CHP ile Ak Parti arasındaki fark
6.05.2020
Askıda yaşam
4.05.2020
Düzen değişikliği
1.05.2020
Topun ağzındaki işçi sınıfı
29.04.2020
Salgın sonrasında çözüm Zonguldak modelidir
24.04.2020
İkinci 100 yıla girerken yeniden inşa önerisi
20.04.2020
Ekmek dağıtan paralel yapı ve Zonguldak
15.04.2020
Kız çocuklarını kendisine tecavüz edenle evlendirme merakı
6.04.2020
CHP'li belediyelerin başarısı
1.04.2020
Önce devlet üzerine düşeni yapmalı
18.03.2020
Sosyal devlet şimdi lazım
16.03.2020
Bilimin patronluğu esastır
11.03.2020
Yeni partiler siyasi tabloyu değiştirir mi?
9.03.2020
Cinsel politika
6.03.2020
Suriye’de kim dost kim düşman?
4.03.2020
Hedef Esad mı Kılıçdaroğlu mu?
2.03.2020
33 askerin sorumluluğu
28.02.2020
ABDnin planı
26.02.2020
İdlib sorununda iç cephede durum
24.02.2020
Somut şartların somut tahlili
21.02.2020
Muhalefeti yargı eliyle bastırmak
19.02.2020
Böyle yargı mı olur?
17.02.2020
Atatürkün mirası
14.02.2020
Komşulardaki bölünme
12.02.2020
Kılıçdaroğlu’nun siyasi ayak hamlesi
10.02.2020
Kılıçdaroğlu’nun buluşma politikası
7.02.2020
İlker Başbuğ neyi kastetti?
5.02.2020
Türkiye artık bir karar vermeli
3.02.2020
Siyasetin finansmanı olarak bağış
29.01.2020
Bu binaları yapanlar kimler?
27.01.2020
İstanbul’a bir yıl lale ekilmezse ne olur?
24.01.2020
Muhalefetin hedefi demokratik, laik sistemi yeniden inşa etmek
21.01.2020
Kılıçdaroğlu’nun demokratik cephe yaklaşımı
13.01.2020
ABD mi, İran mı?
10.01.2020
Yeni Türkiyenin çelişkileri
8.01.2020
Türkiye barıştan yana olmalı
6.01.2020
Ortada anti-emperyalist bir savaş var mı?
30.12.2019
Yargı reformuna ne oldu?
27.12.2019
Doğu Akdenizde tek başına
25.12.2019
Türkiye Cumhuriyeti hakkında sorunlu yaklaşımlar
23.12.2019
Atatürk ve Ecevit yanlışı doğru yapmaz
22.12.2019
İkili devlet otoritesi ve ikili hukuk
20.12.2019
Özel sektör orduları
18.12.2019
Sorunlar çözülmüyor büyüyor
16.12.2019
Gelecek Partisinin geleceği
13.12.2019
Yeni partiler nasıl başarılı olur?
11.12.2019
İki bütçe iki hazine
9.12.2019
Erdoğan-Davutoğlu tartışmasının siyasi ve teknik boyutu
6.12.2019
Kadın cinayetlerinde iyi hâl ve tahrik indirimi kaldırılmalı
4.12.2019
İşsizlik tehdidiyle asgari ücret belirlemek
2.12.2019
Muhalefet liderlerinin ortak kaygısı
29.11.2019
Babacanın kuracağı partinin farkı ne olacak?
27.11.2019
O polisler, o kadınları alkışlamalıydı
25.11.2019
CHP ne yapmalı?
22.11.2019
Kılıçdaroğlunun başarısı
20.11.2019
Erkek tehdidi altında yaşayan kadınlar
18.11.2019
Erdoğan-Trump dostluğu Türk-Amerikan ilişkilerini düzeltir mi?
15.11.2019
Meclis’i alt kimliklere bölmek
13.11.2019
Türkiye’nin Suriye’de ABD ile gideceği bir yer yok
11.11.2019
Atatürk’e yönelmenin siyasi nedenleri
8.11.2019
Bir şehit anasına niye dava açılır?
6.11.2019
Ecevit’in sol anlayışı
4.11.2019
Hunharca işlenmiş bir cinayet sanki bir ağız dalaşıymış gibi nasıl “üzücü bir olay” oluyor?
1.11.2019
Ermeni Soykırımı iddiası tarihin tekzip ettiği bir iddiadır
30.10.2019
Şam’ın egemenliği kimin işine gelir?
28.10.2019
Cumhuriyeti bekleyen tehlike
25.10.2019
Çöken projeler ve ertelenen hedefler
23.10.2019
Soçi uzlaşmasının sahaya ve siyasete etkileri
21.10.2019
Barış Pınarı’nın tarihi kökenleri
18.10.2019
Barış Pınarı Harekâtının siyasal boyutu
16.10.2019
Türkiye’yi bekleyen riskler
14.10.2019
Barış Pınarı dengeleri değiştiriyor
11.10.2019
Amerikan mandası Arap ülkeleri
9.10.2019
Hangi Trump?
7.10.2019
Baskı siyaseti
4.10.2019
Tartışılması gereken sistemin bütünüdür
2.10.2019
Fırat’ın doğusuna harekât
30.09.2019
CHP’nin Suriye Konferansı’ndan iktidar da yararlanmalı
27.09.2019
Deprem riskini kadere havale etmek
16.09.2019
CHP’nin “büyük çadır” politikası
11.09.2019
ABD ile varılan güvenli bölge uzlaşmasından memnun muyuz, değil miyiz?
9.09.2019
Kayyım tartışmaları ve Kaftancıoğlu kararı
6.09.2019
Türkiye yalnız ülkeler arasına girmemeli
2.09.2019
Türkiye silahlı cihatçıları ne yapacak?
28.08.2019
TSK’da yeniden yapılandırma sinyalleri
26.08.2019
Kadın cinayetlerinin kökünü kurutmak
23.08.2019
Kayyım hamlesinin yan etkileri
21.08.2019
Sorun demokrasi ve hukukla çözülür, kayyımla değil
15.08.2019
Ortak harekât merkezinde Türkiye ile ABDnin ortak hedefleri olacak mı?
13.08.2019
Türkiye-ABD uzlaşması ve CHP’nin girişimi
9.08.2019
Emekli edilen komutan Bitlislioğlu: 15 Temmuz tatbikat değil, darbe girişimidir
7.08.2019
Suriye Barış Koridoru Harekâtı’nın siyasi hedefi ve askeri öncelikleri
3.08.2019
YAŞ kararları: Orgeneral sayısı yarıya indi, hiçbir korgeneral terfi ettirilmedi, 15 Temmuzdan sonra terfi ettirilen albaylar emekli edildi
26.07.2019
Yığınakta yapılan hata
20.07.2019
Yargı, siyasetin ceza organı olmaktan kurtarılmalıdır
17.07.2019
Türkiye ters yola girmiş araba gibi
15.07.2019
15 Temmuz bir karşı devrim hamlesidir
13.07.2019
CHP’nin yol hazırlığı
10.07.2019
İktidar ekonomik başarısızlığı nasıl itiraf etti?
8.07.2019
Merkez Bankası Başkanı operasyonunun nedenleri ve siyasi riskler
5.07.2019
ABD, Türkiye’nin stratejik ortağı değildir
4.07.2019
Ergenekon’dan önce Ergenekon’dan sonra
17.07.2019
Türkiye ters yola girmiş araba gibi
15.07.2019
15 Temmuz bir karşı devrim hamlesidir
13.07.2019
CHP’nin yol hazırlığı
10.07.2019
İktidar ekonomik başarısızlığı nasıl itiraf etti?
8.07.2019
Merkez Bankası Başkanı operasyonunun nedenleri ve siyasi riskler
5.07.2019
ABD, Türkiye’nin stratejik ortağı değildir
4.07.2019
Ergenekon’dan önce Ergenekon’dan sonra
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive