Fikret Bila

T24



Bookmark and Share

Barış Pınarı’nın tarihi kökenleri


21.10.2019 - Bu Yazı 94 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Barış Pınarı Herakâtı şimdilik durdu. Devam edip etmeyeceğini önümüzdeki salı gününden sonra göreceğiz. Salı günü hem Türkiye ile ABD arasında varılan anlaşmaya göre 5 günlük süre dolacak hem Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasındaki görüşmenin sonuçları ortaya çıkacak.

Barış Pınarı Harekâtı, aysbergin görünen çok küçük bir parçasıdır. Altında tarihi kökleri çok eskilere dayanan devasa sorunlar yığını var. Türkiye’yi daha önce  de yaşandığı gibi askeri harekâta sevk eden tarihi soruların en önemlilerinden biri Birinci Dünya Savaşı’nda İtilaf Devletleri’nin Osmanlı’yı yendikten sonra Anadolu’yu istedikleri gibi dizayn edecek bir sonuç alamamış olmalarıdır. Bunun nedeni Mustafa Kemal Atatürk’ün Ulusal Kurtuluş Savaşı’yla kazandığı başarı ve üzerine inşa ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarıdır.

İngiltere ve Fransa’nın başını çektiği İtilaf savaş grubunun, Birinci Dünya Savaşı’nı kazandıktan sonra sınırlarını cetvelle çizdikleri sınırımızdaki Arap ülkeleri dışında, Anadolu topraklarında dünya sahnesine çıkarmak istedikleri iki devlet daha vardır: Kürdistan ve Ermenistan.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Sevr’i tarihe gömüp, Lozan’la kurmayı başardığı Türkiye Cumhuriyeti ile bu proje hayata geçememiştir. Ancak Batı bu sonucu, Atatürk’ün Anadolu’yu parçalamadan, tam bağımsızlığı, demokrasiyi ve laikliği esas alarak çağdaş devletler arasında Türkiye Cumhuriyeti’ne yer açmasını hazmedebilmiş, sindirebilmiş değildir. Türkiye’nin uzun yıllar yaşadığı Ermeni sorunu ve bugünde ağır şekilde yaşadığı PKK sorunun tarihi kökleri Birinci Dünya Savaşı ve Ulusal Kurtuluş Savaşı’na kadar uzanır. Osmanlının son dönemine kadar da gider.

Hiç kucaklamadı

Türkiye’nin inşasında ve İkinci Dünya Savaşı sonrasına kadar dış ilişkilerinde bu sorun her zaman olmuştur. Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarından başlayarak bu dönemde Türkiye’ye dış desteği veren başlıca ülke Sovyetler Birliği’dir. Atatürk’ün Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında Rusya’dan destek almasına karşın, Sovyetleri değil, savaştığı Batı dünyasına yönelmesine karşın, Batı dünyası Türkiye’yi içtenlikle kucaklamamıştır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Sovyetler Birliği Bloku’na karşı güvenlik endişesi ile Türkiye’yi Batı’nın uluslar arası kurumlarına kabul etmiş ve özellikle NATO’nun güney kanadında  bir karakol olarak görmüştür.

O yıllardan bu yıllara kadar Türkiye aleyhine Ermeni ve Kürt sorununu kaşımayı hiç ihmal etmemiş, bu alanlarda ortaya çıkan terör örgütlerini de desteklemiştir. Anadolu’dan bir Kürdistan bir Ermenistan çıkarma projesinden hiç vazgeçmemiştir.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Batı’nın liderliğine yerleşen ABD de, Türkiye’yi ekonomik, teknolojik ve askeri olarak kendine bağımlı bir ülke olmasını hedeflemiş ve Soğuk Savaş yılları boyunca bunu büyük öçlüde sağlamıştır. Türkiye’de silah uçak fabrikalarının kapatılması da dahil Savunma bağımsız bir askeri sanayi kurulmasını önlemiştir.  Türkiye’nin savunma ihtiyaçlarını kendi ürettiği silahlarla karşılamış ve istediği bağımlılığı elde etmiştir.

Türkiye de NATO şemsiyesi altında olmayı yeterli saymış, ta ki, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında maruz kaldığı silah ve ekonomik ambargodan sonra, kendi savunma sanayini kurmaya yönelmiştir. Bu alanda önemli ilerleme sağlasa da henüz tüm ihtiyaçlarını yerli üretimle karşılayacak durumda değildir.

İki terör

Soğuk Savaş döneminde NATO ve CENTO ile Türkiye, İran ve Pakistan’la Sovyetler Birliği’ni çevrelediği yıllarda Kürdistan projesini gündemin arka sıralarında tutan Batı, Türkiye’yi önce 1970’lı yılların sormalarında Ermeni terör örgütü Asala ile sıkıştırmaya yönelmiştir. İran’da 1979 yılında Humeyni’nin işbaşına gelip şahın devrilmesi ve hemen ardından ABD desteğiyle Türkiye’de gerçekleşen 12 Eylül darbesinden bir süre sonra Asala sönülmenmiş, yerini PKK almıştır.

Türkiye’nin Cumhuriyet dönemi politikalarının eleştirisi ayrı ve Kürt sorunu olarak tanımlanan demokrasi alanındaki sorunlar ayrı PKK sorunu ayrı ele alınmalıdır. Ancak şu bir gerçektir ki, terör örgütü PKK, kurulduğu günden bu yana Batı ülkelerinden çok önemli ve kesintisiz destek görmüştür.

Terör örgütü üzerinden Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak politikası süreklilik kazanmıştır. 35 yıldır aralıksız süren terör sorunuyla mücadele süresince Türkiye on binlerce şehit ve sivil can ve yüz milyarca dolar kaynak kaybına uğramıştır.

Türkiye’nin iç savaşın başladığı dönemde Suriye dış politikasına ilişkin eleştiriler ayrı konu, sorunun bütünüyle arz ettiği boyutları ayrı konudur.

Facebook Yorumları

reklam
13.11.2019
Türkiye’nin Suriye’de ABD ile gideceği bir yer yok
11.11.2019
Atatürk’e yönelmenin siyasi nedenleri
8.11.2019
Bir şehit anasına niye dava açılır?
6.11.2019
Ecevit’in sol anlayışı
4.11.2019
Hunharca işlenmiş bir cinayet...
1.11.2019
Ermeni Soykırımı iddiası tarihin tekzip ettiği bir iddiadır
30.10.2019
Şam’ın egemenliği kimin işine gelir?
28.10.2019
Cumhuriyeti bekleyen tehlike
25.10.2019
Çöken projeler ve ertelenen hedefler
23.10.2019
Soçi uzlaşmasının sahaya ve siyasete etkileri
21.10.2019
Barış Pınarı’nın tarihi kökenleri
18.10.2019
Barış Pınarı Harekâtı'nın siyasal boyutu
16.10.2019
Türkiye’yi bekleyen riskler
14.10.2019
Barış Pınarı dengeleri değiştiriyor
11.10.2019
Amerikan mandası Arap ülkeleri
9.10.2019
Hangi Trump?
7.10.2019
Baskı siyaseti
4.10.2019
Tartışılması gereken sistemin bütünüdür
2.10.2019
Fırat’ın doğusuna harekât
30.09.2019
CHP’nin Suriye Konferansı’ndan iktidar da yararlanmalı
27.09.2019
Deprem riskini kadere havale etmek
16.09.2019
CHP’nin “büyük çadır” politikası
11.09.2019
ABD ile varılan güvenli bölge uzlaşmasından memnun muyuz, değil miyiz?
9.09.2019
Kayyım tartışmaları ve Kaftancıoğlu kararı
6.09.2019
Türkiye yalnız ülkeler arasına girmemeli
2.09.2019
Türkiye silahlı cihatçıları ne yapacak?
28.08.2019
TSK’da yeniden yapılandırma sinyalleri
26.08.2019
Kadın cinayetlerinin kökünü kurutmak
23.08.2019
Kayyım hamlesinin yan etkileri
21.08.2019
Sorun demokrasi ve hukukla çözülür, kayyımla değil
14.08.2019
Ortak harekât merkezinde Türkiye ile ABD'nin ortak hedefleri olacak mı?
13.08.2019
Türkiye-ABD uzlaşması ve CHP’nin girişimi
9.08.2019
Emekli edilen komutan Bitlislioğlu: 15 Temmuz tatbikat değil, darbe girişimidir
7.08.2019
Suriye Barış Koridoru Harekâtı’nın siyasi hedefi ve askeri öncelikleri
3.08.2019
YAŞ kararları:
26.07.2019
Yığınakta yapılan hata
20.07.2019
Yargı, siyasetin ceza organı olmaktan kurtarılmalıdır
17.07.2019
Türkiye ters yola girmiş araba gibi
15.07.2019
15 Temmuz bir karşı devrim hamlesidir
13.07.2019
CHP’nin yol hazırlığı
10.07.2019
İktidar ekonomik başarısızlığı nasıl itiraf etti?
8.07.2019
Merkez Bankası Başkanı operasyonunun nedenleri ve siyasi riskler
5.07.2019
ABD, Türkiye’nin stratejik ortağı değildir
4.07.2019
Ergenekon’dan önce Ergenekon’dan sonra
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive