Cihatçının gönlü Türkiye’den ne ister?


11.09.2019 - Bu Yazı 101 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Her şeyin kontrol altında olduğunu hissettirmek önceliktir. Anlayan için de sırıtan bir hiledir. Görüntü, masada ve sahada aktörün güç balonunu şişirir. Suriye’de gerçeklik Rusya ve ABD dahil bütün aktörler için mutlak değil rölatiftir; en güçlü olanın eli de ötekine bağlıdır, göreceli bağımlıdır. O yüzden çoğu zaman komplo teorileri toz duman içinde yolunu kaybediyor.

“Allah’ın izniyle Afrin’e girdik, Menbic’e de gireriz; Fırat’ın doğusuna da. İdlib’de de oluruz” diyenin Allah’tan başta izin alacağı ya da rızasını gözeteceği bir sürü makam vardır.
MİT’in bir sürü örgütü itekleyerek organize ettiği Suriye Ulusal Ordusu’nun ulusallığı hikâyedir, ordu olduğu iddiası da. Ya da selefi, ‘soluk’ selefi ve pragmatist-ılıman İslamcıların çatı kuruluşu Ulusal Kurtuluş Cephesi, Türkiye desteklidir ama “Türkiye’nin kontrolü altındadır” savı bir avutmadır.
Radikal cihatçılar arasında Heyet Tahrir el Şam (HTŞ), İdlib’in yüzde 90’ına hükmeder ama tüm cihatçıların patronu değildir. Türdeşleriyle kavgası hasımlarından daha çetindir.

***

Nedendir bu metafor?

Geçen Cuma Türkiye sınırlarında bir öfke patlaması yaşandı. Öncesinde Suriye ordusu Han Şeyhun’a girmiş, Morek’teki Türk gözlem noktası kuşatılmış ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan soluğu Moskova’da almıştı. Silahlı gruplar, Türkiye’nin kalkan gibi durmasını umarken Erdoğan’ın Rusya lideri Vladimir Putin’le dondurma yalayıp Rus uçaklarına alıcı çıkması “İdlib satıldı” hissi yaşattı. Rusya, Türk askeri noktalarının etrafına Rus polisi dikip herkesi kapsamayan, geçici olmaya da mahkum bir ateşkesle Türk tarafını teskin etti.

Şimdiye kadar eğitilip donatılan silahlı örgütler için Türk-Rus yakınlaşması büyük bir düş kırıklığı!
Erdoğan’ın Moskova’dan dönüşünün ardından “Milyonlar Türkiye Sınırını Yıkıyor” sloganıyla organize edilmiş kitleler, Cilvegözü/Bab el Heva Sınır Kapısı ve Atme’deki gayri resmi sınır kapısına dayandı. İdlib merkezi, Cisr el Şuğur ve Sarmada gibi yerlerde de aynı temayla gösteriler düzenlendi.
“Hain Türkiye”, “Türk askeri Rusya’ya çalışıyor”, “Reyhanlı’ya gidiyoruz, onlara bizi nasıl satacaklarını öğreteceğiz” diye sloganlar atıldı. Erdoğan’ın posteri yakıldı. Türk güvenlik birimleri müdahale etti, onlarca kişi yaralandı.
Anadolu Ajansı seçici bir tutumla Erdoğan’a müteşekkir bir göstericinin, “Rusya ve rejimin saldırılarının bir an önce durdurulmasını istiyorum. Ya da (Türkiye) bize kapıları açsın, Avrupa’ya göç etmek istiyoruz” dediğini aktardı. Sınırlarda baskıyı tırmandıranlar Suriye ordusunun açtığı tahliye koridorunu da ‘gerçek’ ve ‘güvenli’ bulmadıklarını ifade ediyor.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Norveç ziyareti sırasında Avrupalıları “Mülteci akını olur” diye korkutmaya çalışırken doğal olarak sınırdaki organize öfkenin arkasında Türk istihbaratının olabileceği yorumları da yapıldı. Kuşkusuz mülteci kartı hem AB’yi susturmak hem de Batı’dan hasıl olacak tepkilerle Rusya’yı dengelemek gibi ikili bir strateji tekrarlansa da İdlib’deki yürüyüşün örgütlerin işi olma ihtimali daha yüksek.
Türkiye mülteci akınını Avrupa’ya karşı şantaj aracına dönüştürürken kendisi de aynı şantajın muhatabı oluyor: Silahlı örgütler sınırları yıkma hamlesiyle Türkiye’yi kalkan pozisyonunda sabitlemeye çalışıyor.

***

Gelişmeler, bu işin tabiatında var olan bir gerçeği hatırlatıyor. Komşu bir ülkeye doğrudan ya da dolaylı müdahalelerde sıçrama tahtası olan ülkelerin yüzleşmekten kaçamayacakları bir son var: Savaşın yarattığı bütün belalar ithal edilir ve milis güçlerine verilen silahlar döner asıl sahibini vurur.
Bu lanet sonuç konusunda Türkiye’nin ne bir ayrıcalığı var ne de dokunulmazlığı.
Erdoğan, Putin’le Soçi Mutabakatı’nın altına imza atarken terör örgütü sayılan grupları ehlileştirebilecekleri ve buna direnen radikalleri tasfiye edebilecekleri öngörüsüne sahipti. Bunun için TSK’nin yedeğindeki örgütleri Suriye Ulusal Ordusu, ‘mesafeli işbirliği’ içindeki örgütleri de Ulusal Kurtuluş Cephesi adı altında toplayıp HTŞ ve diğer El Kaide bağlantılı örgütleri ‘anlamsız bir yekûn’ mesafesine indirgeyebileceklerini zannetti. MİT bu ayarlama için epey koşturdu. Fakat BM’nin terör örgütü listesindeki HTŞ kısa sürede İdlib’in yüzde 90’ına hakim olurken HTŞ’yi ‘işbirlikçi ve ılımlı’ bulan keskin kanatlar da hızla ‘anlamlı bir yekûn’ oluverdi.

Bu örgütler az ya da çok Türk hükümetine müteşekkir olsalar da Türkiye’nin Astana süreciyle birlikte Rusya’nın oyun kurgusu içinde hareket ettiğini görüyor ve beklenen sona hazırlanıyorlar.
Vekalet savaşının yeni yetme unsurları, Türkiye’nin fişi çekmesi halinde yeni bir ‘veren el’ bulamadıkları takdirde çöp gibi süpürüleceklerini biliyor.
Feylak el Şam gibi İhvan bağlantılı gruplar ya da Ahrar el Şam gibi El Kaide eskileri de yılların verdiği tecrübeyle pragmatist davranıp bir sonraki isyan mevsimine kadar sabır ve tevekkül evresine geçebilirler.
Fakat davalarına ölesiye adanmış örgütler var ki onlar bu savaşın en zorlu bakiyesi. Bunların TSK’ye yedeklenmiş olanların yanı sıra Türk toplumu ve devletine bakışları oldukça net. Hepsi Türkiye’yi ‘küfür düzeni’ olarak görüyor. Cihadi selefi havuzundaki tepkilerin niteliği bir renk skalasını andırıyor.

IŞİD’in Suriye’deki ilk yapılanması olup kendi yolunu tutturan HTŞ, Astana-Cenevre süreçlerini ihanet olarak görüyor ama Türkiye sınırlarından beslendiği için de ikili oynuyor. Gözlem noktalarının kurulmasına izin verirken iki beklentiyle hareket etti: Aman Türkiye ile düşmanlık hasıl olmasın ve sınırlar kapanmasın. İkincisi mümkünse Türk askeri gözlem noktaları Suriye ordusunun önünde bir bariyere dönüşsün.
HTŞ Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı’na eşlik eden örgütleri çizgiden sapanlar olarak nitelese de ortak düşmana karşı bunlarla ortaklık kurmaktan kaçınmadı. Hama’nın kuzeyi ve Han Şeyhun’daki çatışmalar sırasında bu ortaklık kendini Feth’ul Mubin Operasyon Odası olarak gösterdi. 2015’te İdlib’i düşüren ‘Fetih Ordusu’ da bu ortaklığın tecessüm ettiği kapsamlı örneklerden biriydi.
Aynı ideolojik damardan beslenen fakat El Kaide’den biatını geri çektiği için HTŞ’den ayrılan ya da başından beri ayrı duran radikal kanatlarda ise üç eğilim göze çarpıyor:
Bunlardan bir kısmı HTŞ’ye katılmasa da ortak hareket ediyor.
Bir kısmı HTŞ’ye karşı net bir duruş içinde ama ortak düşmana karşı birlikte hareket etme esnekliğini gösteriyor. Diğerleri ise Türkiye’nin içinde olduğu hiçbir cephenin parçası olmak istemiyor. Türkiye’nin gözlem noktası kurmasına izin verdiği için de HTŞ’ye kızgınlar.

***

Cihatçılarla iştigalde Erdoğan’ın bir hesabı varsa karşı tarafın da var. Erdoğan’ın cihatçılarla ilgili tasavvuru onların Türkiye’nin hedefleriyle ‘uyumlu’ ve ‘kullanışlı’ örgütlere dönüşmesiydi. Bunun olmayacağını gördü. Cihatçıların hâlâ canlı tuttukları beklenti ise sadece Türkiye’nin savaşa dahil edilmesi değil ülkenin kendisinin de cihadi bir sürece sokulması. Huras el Din saflarına Almanya’dan katılmış bir militan, Eymen Cevad el Temim’e verdiği röportajda bu beklentiyi şöyle dile getiriyor:
“Küffarın gücünü bölmek için Türkiye’nin bu savaşa doğrudan dahil olmasını ümit ediyoruz… Türkiye bu savaşa katılırsa, inşallah bu, cihadı Türkiye’ye taşıyacaktır. Olmazsa da sınırları açarlar, IŞİD zamanındaki gibi. Açık sınırlar muhacir ve silah demektir.”

Daha sonra yayından kaldırılan röportajda Huras el Din militanı Türkiye konusunda gayet açık sözlü konuşuyor: “Türkiye ‘mürteddir’ (dinden çıkmıştır) ama mücahitlerin çıkarları şu anda Türkiye’den yanadır. Savaşta bazen küffara karşı mürtedi kullanmaya cevaz vardır. Şu anda HTŞ’nin izlediği siyaset yüzünden Türkiye olmadan yaşayamayız. Her şey Türkiye’den geliyor. Türkiye sınırı kapatırsa kuşatılırız.”

***

Sonuçta elimine edilmesi öngörülen ve ateşkes kapsamında görülmeyen HTŞ ve diğer El Kaide unsurları, Soçi Mutabakatı ile imkansız taahhütler altına giren Erdoğan’ı açığa düşürdü. Türkiye bu örgütleri TSK’ye gerek kalmadan vekil güçleri kullanarak elimine etmeyi planlıyordu. Fakat süpüren HTŞ oldu.
Türkiye, Soçi uyarınca bizzat kendi ordusuyla müdahale ederse küresel cihat karavanındaki bu örgütlerin tutumu pasif düşmanlıktan aktif düşmanlığa dönüşebilir.
Bu noktada ilginç bir gelişme yaşandı. Erdoğan, Moskova’dan dönerken temasları konusunda ABD Başkanı Donald Trump’ı bilgilendirmişti. Kısa süre sonra koalisyon uçakları, Kefraya’da El Kaide’ye bağlı Huras el Din ile Ensar el Tevhid’in karargâhını yerle bir edip Maarrat Misrin yakınlarında bir konvoyu vurdu. Tam da ateşkese denk gelen bu saldırılar “Hedeflerle ilgili istihbarat MİT’den mi geldi? Acaba TSK’nin yapamadığını ABD mi yapıyor?” sorularını akla getirdi. Muhalif kaynaklar saldırıyı düzenleyen uçakların İncirlik’ten kalktığına dikkat çekiyor.

ABD, Fırat’ın doğusunu kendisi dizayn ederken Fırat’ın batısına Türkiye’nin vaziyet etmesini ‘kurguyu tamamlayan’ bir seçenek olarak görüyor(du). Bu türden bir bağlantının yersiz olma ihtimali de var elbette. ABD daha önce birkaç kez Fırat’ın batısında nokta atışları yapmıştı. Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) sözcüsü Earl Brown’un şu sözü Türkiye’nin hami kesildiği bölgeye bakışı yansıtması açısından manidardı: “Kuzeybatı Suriye, El Kaide liderlerinin bölgede ve Batı’daki terörist faaliyetleri aktif olarak koordine ettiği güvenli bir bölge olmaya devam ediyor.”
Bu açıklama sanki Rusya’yı dengelemekte zorlanan Türkiye’nin kâfi iş çıkaramadığını düşünen Amerikan tarafının, Fırat’ın batısına sarkma niyetine de işaret ediyor.

***

Özetle yerel ya da küresel cihadi kulvardaki örgütlerin Türkiye ile ilişkilerinde anahtar kelime maslahat. Bunların gözünde “Türkiye Cumhuriyeti tağuti bir rejimdir, Türkler de mürteddir” ama bütün ‘insani’ ve ‘ateşli’ yardımlar Türkiye’den gelirken bu ülkeye düşmanlık yapmanın yeri ve zamanı değildir. Maslahat ortadan kalkarsa veren el vurulan el oluverir.

Facebook Yorumları

reklam
16.09.2019
Üçlü zirve: Hezimetin beşinci taksidi
11.09.2019
Cihatçının gönlü Türkiye’den ne ister?
26.08.2019
Milisin var derdin var
23.08.2019
Kayyımlı muhalefet, kayıtsız muhalefet ve İdlib’in laneti
30.07.2019
Şam’la Kürtler arasında kalan aşiretler ve petrol kavgası
28.07.2019
İktisadi vaziyet: Savaş ekonomisinden halk ekonomisine
1.07.2019
Türkiye’nin Libya savaşı: Kesinlikle tombaladan çıkmadı
27.06.2019
Kürt dersi alındı mı?
24.06.2019
Yufka yürekli Trump ve kibrin sınırları
17.06.2019
S-400’ü bağlarsın İdlib’e, gerisi Allah kerim!
10.06.2019
İran kuşatması ABD’nin de çıkmazı
7.06.2019
Kandaka devriminden milis devletine
1.06.2019
İran’a karşı Arap cephesi: Biraz öfke biraz serap
30.05.2019
Kürdistan’da oğullar dönemi ve çıkmazlar
27.05.2019
Yeni Amerikan kumpası: Film başa sarsın, Türkiye rolünü alsın!
23.05.2019
Komşulukta Kürtler 'sıfır çarpan' olmak zorunda mı?
21.05.2019
Savaş mı? Tevbe neuzubillah!
15.05.2019
Alooo Ağayi Donald!
13.05.2019
İdlib seçimi: Cehennemden cehennem beğen
6.05.2019
Büyük düşün küçük kırıntıları: Tel Rıfat hesapları
29.04.2019
Çekiştirilen Sudan: Vekâlet savaşı çıkar mı?
21.4.2019
Kuzey-Doğu Suriye’nin Élysée çıkarması
18.4.2019
Cendere
16.4.2019
Tezgâhlık işler ve Sudan gerekçeleri
11.4.2019
Devrim Muhafızları’nın adamı Trump!
8.4.2019
Libya’nın laneti: Din için petrol, petrol için din
6.4.2019
Yeni Osmanlı’dan yenik İttihatçıya: Kükreyesin var mı?
2.4.2019
Yerelin aynasında küreselimiz: Kasırga yaklaşıyor
27.3.2019
Şeytani ısrar: Golan’dan sonraki senaryo
20.3.2019
Bağuz’dan sonrası için biriken fırtına
18.3.2019
Bir ziyaretin kodları: Şeytan çarpacak ama…
12.3.2019
Devrimin Kudüs’ü geri mi dönüyor?
6.3.2019
Üç ziyaret, çok kurgu
1.3.2019
Kral ve prensin çalımları: Asıl tecrit olan kim?
25.2.2019
Bu tampon o tampon değil!
20.2.2019
IŞİD bitmiş, teşekkürler Trump!
10.2.2019
İstihbarat rejimi olmak
6.2.2019
Irak’ın Amerikan sancısı depreşirken…
4.2.2019
ABD’nin Hizbullah hesabı neden tutmadı?
1.2.2019
Uyanık kalın, piyangodan bir darbe vurabilir
28.1.2019
Basılan Türk karargâhının anlattıkları…
23.1.2019
Cehennemin kapıları tıklanırken…
16.1.2019
Tampon fantezisi ve Kürtler: TOKİ’den bahçeli evler, iki kat olanından...
15.1.2019
Tampon fakat kime?
13.1.2019
İdlib, buyurun eseriniz!
10.1.2019
Yeni Sykes-Picot ve Suriye’de jandarma olmak
31.12.2018
Orta Dünya’nın simsarları nereye gidiyor?
26.12.2018
İki nehir arasında boğulmak
25.12.2018
Pimi çekilmiş bir çuval el bombası
20.12.2018
ABD’nin çekilmesi ne anlama geliyor?
20.12.2018
Fırat'ta restleşme mi, Şam uçağına bilet mi?
18.12.2018
Sarı Yelekliler nereye koşuyor?
14.12.2018
Fırat seferine ayarlı sandıklar!
1.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
7.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
24.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
23.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
7.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
19.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
3.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
6.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
26.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
22.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
16.3.2017
Gürültü hasılatı
10.3.2017
Menbic Düzeni’nden Rakka’ya: Uygunsuz adım marş marş!
9.3.2017
Menbic’te oyunu bozan oyun ve bayrak savaşı
4.3.2017
Bab’tan sonra Menbic tuzağı
2.3.2017
Beyaz ile siyah inci arasındaki Kürt kaderi
28.2.2017
İyi Şii kötü Şii!
26.2.2017
İran-Türkiye gerilimi ekonomiyi vuruyor
24.2.2017
Kürt’ü seven Kürt’ü döven!
22.2.2017
Kürtlere göre Rakka’da Türkiye olmayacak
20.2.2017
El Bab’ı aşmadan Rakka inandırıcı mı?
19.2.2017
Erdoğan’ın vadettiği ordu milli mi hayalet mi?
17.2.2017
Fırat’ın fısıldadıkları
13.2.2017
Golan’ın Çerkesleri: Ateş hattında hayat
12.2.2017
Rakka’yı Suriye’siz kurtarmak!
10.2.2017
Suriye’de ABD’ye Mehmet olmak!
9.2.2017
Türk'ün eliyle Rus ruleti: Cihatçıyla cihatçıyı temizlemek!
3.2.2017
Trump’ın levhasız yolu
2.2.2017
Savaş kendini dayatırsa Kürtler ne yapacak?
29.1.2017
İD’in PYD’den gizli talebi: Kürt İslam devleti
26.1.2017
Şam’dan Kamışlı’ya: Özerklik gerilimi
23.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si (1)
21.1.2017
Halep bir Pirus zaferi mi?
14.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si
28.12.2016
El Bab ateşi halkı yaktığı gibi hükümeti yakmıyor
26.12.2016
Sıradaki İdlib Emirliği; ibretlik bir miras
25.12.2016
Ankara’nın boynu artık kıldan ince
23.12.2016
Halep’ten sonra Türk’ün senaryosu
21.12.2016
Mahşerin üç atlısı!
20.12.2016
Suikastı Moskova’nın nasıl okuduğu önemli!
19.12.2016
Hezimetten Türk usulü zafer çıkarmak!
11.12.2016
Şeyh Maksud’daki Kürt düğümü
8.12.2016
Türk'ün Türk'le, Türk'ün Rum'la imtihanı
6.12.2016
Halep ateşi niçin Türkiye’yi yakıyor?
1.12.2016
Dua kardeşliğinde son perde
30.11.2016
Salih Müslim’i yakalama kararı Türkiye’ye ne getirir?
26.11.2016
El Bab! Felaket Kapısı!
24.11.2016
Asya’nın NATO’sunda Türk’ün yeri
20.11.2016
Şengal ikinci bir Kandil olur mu?
12.11.2016
Menbic taktiği Rakka için de geçerli
11.11.2016
Trump dünyanın sonu mu?
8.11.2016
Bu kez Rakka’nın gazabı!
6.11.2016
Halep cehenneminde yakıcı kartlar
3.11.2016
'Hacı' Bekir'in ekseni kaybediyor!
28.10.2016
Rojava’yı kemiksiz Esad’a teslim etmek! Öyle mi?
22.10.2016
Musul’dan sonra nasipse Rakka! Amma velakin fakat…
18.10.2016
Musul’a beş kala!
14.10.2016
Musul’u ne yapsak? Musullulara bıraksak! Birlikte kurtarsak! Parçalasak! Dağıtsak!
8.10.2016
Dicle’dir kalkanın adı paşam! Ama bu Musul o Musul değildir!
5.10.2016
Korkunun İdaresi
10.9.2016
Türk müdahalesi Kürt-Arap ittifakını bozar mı?
4.9.2016
TÜRKİYE’NİN KENDİNİ SÜRÜKLEDİĞİ TUZAK
24.8.2016
İran’la balayı ne vaat ediyor?
14.8.2016
Rusya ile ikinci baharın diyeti: Suriye
31.7.2016
İnce ayar Kürt hesabı
3.7.2016
IŞİD Türkiye'nin komşularıyla barışını mı hedef aldı?
15.6.2016
Son nakavt Erdoğan’a
7.6.2016
‘Değerli Yalnız’ın Afrika fethi!
28.5.2016
Rakka’ya doğru yol temizliği
26.4.2016
ROJAVA, AVRUPA’DA ‘DİPLOMATİK’ AĞINI GENİŞLETİYOR
16.4.2016
Türkiye’nin İD’e karşı ilk hamlesi fiyasko
7.4.2016
Bu bir veda değildir!
13.3.2016
KÜRT HESABI!
11.3.2016
ABD Kürtleri terk mi ediyor?
20.2.2016
Türkiye’nin umutsuz Azez savaşı
2.2.2016
Cenevre'nin ahı Rojava'dan çıkıyor!
4.1.2016
'Beyaz IŞİD'in aynasından...
2.1.2016
Düşman kardeşliği!
23.12.2015
Bir kayıp hikayesi: Şii Türkmenler-5
22.12.2015
IŞİD'e karşı Sünni direnişi-4
21.12.2015
Kerbela'dan Samarra, Tıkrit ve Beyci'ye...
20.12.2015
Ali Ekber Tugayı: Şii-Sünni-Hıristiyan ittifakı
19.12.2015
IRAK'IN IŞİD İLE SAVAŞI-1: Kerbela; IŞİD eliyle yeniden...
18.12.2015
Suud şakası: Aşırıların aşırılıkla savaşı
15.12.2015
Bağdat'ın şifreleri
11.12.2015
Suudilerin elinin değdiği hamur
8.12.2015
Bağdat'tan dönen Musul hesabı!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive