Şam’la Kürtler arasında kalan aşiretler ve petrol kavgası


30.07.2019 - Bu Yazı 441 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kamışlı’dan, Afrin’den, Kobani’den Kürt gençleri Kürt bölgelerinin çok dışında Sırrin’de, Ayn İsa’da, Tabka’da, Rakka’da, Deyr el Zor’da öldüler, ölmeye devam ediyorlar. Doğudan batıya, kuzeyden güneye yüzlerce kilometrelik güzergâhta Halk Koruma Birlikleri (YPG) ve Kadın Koruma Birlikleri’nden (YPJ) ölen askerlerin fotoğrafları her yerde kadrajınıza giriyor. Bu bedel Araplarla geleneksel ilişkilerin boyutlarını değiştirdiği gibi Kürtlerin ‘Rojava’ olarak terimleştirdiği bölgesel tahayyüllerini ve yol haritalarını da etkiledi. Bu süreç, YPG’yi ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun ortağı yaptı. Hakimiyet alanı Arapları da içine aldıkça sistem de dönüştü. Üç kantonlu Rojava’dan ‘Rojava ve Kuzey Suriye Demokrat Federal Sistemi’ne, oradan ‘Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’na ve sonunda ‘Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne dönüşen ‘demokratik özerklik’ projesi Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) yenilgisiyle birlikte yeni bir eşiğe geldi.

Ortak düşman ortadan kalktıktan sonra ortaklığın gücü ve karakteri test ediliyor: IŞİD sonrası bölgenin askeri, siyasi, ekonomik idaresinde kim ne kadar söz sahibi olacak? Temel sorun bu. Zorlu olan, savaştan sonraki paylaşım savaşı.

ABD’nin çekilme planını değiştirip uluslararası koalisyonu Fırat’ın doğusuna sabitlemeye çalıştığı, Türkiye’nin güvenli bölge planıyla Suriye’nin kuzeyine girmeye çalıştığı, Suriye’nin aşiretleri “Artık devletinize dönün” diye markaja aldığı, İran’ın Deyr el Zor aşiretlerindeki Şii damarlar üzerinden ‘aslınıza dönün’ kampanyası yürüttüğü, Rusya’nın ‘Geleceğin anahtarı benim’ dediği bir süreçte dış faktörlerin belirleyiciliği tartışılmaz. Ancak Kürtlerin birlikte yürüdükleri halklarla ortaklığının geleceği açısından iç dinamikler ve çelişkiler de önem kazanıyor.

Amude’de kadınlar…

Kobani, Amude ve Derik bir tarafa Kamışlı, Haseke, Serekaniye, Tel Ebyad gibi yerlerde Kürtlerle diğer halklar birbirini gözeterek ancak yol alabilir. Bu saydığım yerlerde birliği tehdit eden riskler var ama durum idare edilebilir. Kürtlerin önünde boş beyaz bir kâğıt yok tabii. Bu hatlarda Kürtlerle Arapların ilişkilerini tanımlayan şeyin ‘komşuluk’ olduğu biraz hakikat biraz da temennidir. Nüfus ve toprak transferleriyle komşuluk ilişkilerinin zehirlendiği yerler az değil. İki halkın ilişkilerini tanımlayan 1930’lardan sonra Arap milliyetçilerinin gündemde tuttuğu ‘Kürt Kemeri oluşuyor’ korkusuydu. Buna 1962’de ‘Arap Kemeri’ ile yanıt verildi. Yapılan nüfus sayımında 1945’ten önce Suriye’de doğduğunu ispat edemeyen Kürtlerin ‘yabancılar’ (ecanib), sayıma katılmayanların ‘kayıtdışı-kaçak’ (maktumin) ilan edilip vatandaşlık haklarından mahrum bırakıldığı başka bir süreç de işledi. 2012 sonrası dönemde ilişkileri tekrar tanımlayan şey yeniden ‘Kürt Kemeri’ endişesi oldu. Kürtlerin Kobani ile Afrin arasında koridor açmayı düşündüğü sıralarda bu, karşı propagandaya dönüştü.

‘OYUN KURUCU KÜRT’ ARAP SOKAĞI İÇİN BEKLENEN BİR SONUÇ DEĞİL

Tamamen Arap bölgelerine gelindiğinde Kürtlerin ‘oyun kurucu’ olarak öne çıkması alttan alta bir direnci besliyor. IŞİD’e karşı ortaklık Araplarla yakınlaşmada birincil katalizördü. Bu yakın mesafeyi koruyan harici faktör Amerikan varlığı ve müdahaleleri. Tabii ABD’nin bölgesel müttefiki Suudilerin, Arabistan kökenli aşiretleri ihata etme girişimleri de bir yan faktör.
Coğrafyada siyasetin karakteri naifliğe yer bırakmıyor. İdeolojik davranmayan aşiretlerin yön arayışlarında bir yere kadar eski kavgalar etkili olsa da asıl belirleyici olan ‘hayatta kalma’ ve ‘akarı’ garantileme güdüsüdür.

ABD çekilme sinyali verdiğinde Fırat hattındaki aşiretler geleceği sağlama almak için Şam’a kanal açma eğilimine girdi. Aşiretler Amerikan müttefikliği konusunda Irak tecrübesinden hareketle temkinli davranıyor. Irak’ta Irak İslam Devleti’ne karşı aşiretlere ödeme yapılarak kurulan Uyanış Güçleri daha sonra ortada bırakılmıştı.
Suriye ve Türkiye de ortada kalma endişesi yaşayan aşiretleri yanına çekmek için girişimlerini artırdı.
Şam yönetimi bazı aşiret liderlerini 3 Haziran 2018’de Halep’in güneyinde Deyr Hafer’de toplayıp devlete sadakatlerini göstermelerini istedi. ‘Yabancı ve Amerikan Müdahalesine Karşı Suriye Aşiretleri’ başlığıyla düzenlenen toplantıya 70 aşiret temsilcisi katıldı. Yayımlanan bildiride Türk, Amerikan ve Fransız işgaline son vermek üzere direniş birlikleri kurulacağı belirtildi. Benzer bir toplantı bin 500 kişinin katılımıyla Ocak 2019’da Hama’da düzenlendi. İran da Deyr el Zor’da hükümetin kontrolündeki bölgelerde çok aktif. İranlılar Elbu Kemal’a kadar olan alanda Hüseyniyeler açarak Şii unsurlar barındıran ya da Şii geçmişi olan aşiretler üzerine yoğunlaşıyor.

Türkiye de Arap aşiretlerini Kürtleri yalnızlaştırmak ve ABD üzerinde baskı kurmak için önemli bir kart olarak görüyor. O yüzden de Rakka ve Deyr el Zor’dan Türkiye’ye kaçmış ya da Fırat Kalkanı’nın kontrol ettiği bölgelerde kalan aşiretlerin liderlerini örgütlüyor. Bu cenahta ilk toplantı 10-12 Ocak 2017’de İstanbul’da yapılmıştı. 21 Aralık 2018’de Urfa’da toplanan 150 kadar aşiret temsilcisi ‘Suriye Kabileler ve Aşiretler Meclisi’ni oluşturduklarını belirtip Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve YPG’yi ‘işgal’ ve ‘tehcir’ ile suçladı. Meclisin temsilcileri daha sonra Azez, Antep ve Urfa’da şubeler açtıklarını duyurdu.
Suriye krizinin başında birlikte hareket eden Riyad ile Ankara’nın aşiretlere biçtiği misyon birbirini tırpanlıyor. Suriye Demokratik Meclisi ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) de aşiretleri 3 Mayıs 2019’da Ayn İsa’da toplayıp safları sıkılaştırmaya çalıştı. Demokratik özerklik temelinde Suriye geneli için ademi merkeziyetçi bir çözüm çağrısı yapıldı. Şam yönetimi bunu ‘döneklik, ihanet ve bağımlılık toplantısı’ olarak niteledi. Rusya da ABD’yi Kürtleri kullanmak ve aşiretleri parayla satın almakla suçladı.

Bu şekilde birkaç koldan aşiretler üzerinde çalışıldığını görüyoruz. Fırat hattında yol alırken hep bu ilişkilerin nereye varacağına dair konuşup tartıştık.

ASIL MESELE KAZANAN TARAFTA OLMAK

ABD’nin çekilme planını değiştirmesi aşiretlerin alternatif arayışlarını biraz azalttı. Bu dönemde en ses getiren deneme başından beri Kürtlerle hareket eden, bu çerçevede Cezire Kantonu Eşbaşkanlığı görevini üstlenen ve oluşturduğu Senadid Güçleri ile IŞİD’e karşı savaşa katılan Şemmar aşiretinin lideri Şeyh Humeydi Dehham el Hadi’nin temaslarıydı. Şeyh Humeydi, Bağdat’da “İran’ın adamı” Falih Feyyad’la, Hmeymim’de Ruslarla ve Şam’da Esad yönetimiyle görüştü.

Arap, Kürt ve Türkmenlerin yaşadığı Tel Ebyad demokratik özerklik modelinin test edildiği yerlerin başında geliyor.

Ben 2014’te Rimelan’da yönetim binasında kendisiyle röportaj yaptığımda ‘En hakiki Apocu’ pozu takınmıştı. “IŞİD tehdidi ortadan kalktığında Arap-Kürt birlikteliği sürer mi?” diye sorduğumda “Sorun Kürt-Arap sorunu değil. Her çağın bir filozofu var. Günümüzde de Öcalan’ın felsefesi var. Öcalan’ın bu toplumun kurtuluşu için geliştirdiği bu felsefe şimdi hayat buluyor” demişti. Oluşan ‘Öcalan cumhuriyeti’ havasından rahatsız olup olmadığı sorusuna da “Öcalan’da Kürtlüğü ya da Marksizmi görmüyoruz. Onu bir dünya filozofu olarak görüyoruz. Onun teorisi dağılmaya yüz tutan toplumu yeniden bir araya getirmeye yönelik yeni bir teoridir. Türklerin de Öcalan’la iftihar etmesi gerekiyor. Öcalan ulusal, dil ve dini farklılıkları kaldırarak insani bir kimlik öneriyor” yanıtını vermişti. Bu kadarı Apocuları bile şaşırtmıştı!
Fakat aradan 4.5 yıl geçtikten sonra Al Monitor’a “Esad ile el sıkışmaya hazırım… Kürt kardeşlerim inatçı olmayı bırakmalı. Önce kendi aralarında, sonra da rejimle barışmaları lazım” dedi. Federalizm konusunda, “Hepimiz Suriyeliyiz, hepimizin hakları var. 1980’den beri ademi merkeziyetçiliği savunuyorum. Ancak idari taksim etnisiteye dayanırsa bu, yeni savaşlara yol açar” diyen Şeyh Humeydi, YPG ve PYD’nin PKK’nin onayı olmadan hareket edemeyeceğini savundu:
“Ne yazık ki PKK ve rejim zihniyetlerini değiştiremez, onlar aynı okulun öğrencisi.”
Bu gezim sırasında çok istememe rağmen Şeyh Humeydi ile tekrar görüşemedim. Üstelik şeyhin sofrasına ortak olacağıma dair söz vermiştim. Yönetim binasına gittiğimde boştu. Şeyh’in bir süredir Rimelan’ı boşladığını ve köyünde kaldığını öğrendim. Bir Arap kaynak isminin yazılmaması şartıyla Şeyh Humeydi’nin temaslarıyla ilgili şunları söyledi:
“Bu aşiret İngilizlerden beri dengeli hareket ediyor; güçlü olanın yanında yer almaya çalışır. Şeyh Humeydi kendi başına gitmedi. Özerk yönetimden izin aldı. Humeydi yabancı güçlerin bölgeyi bırakmayacağını anlıyor. O yüzden özerk yönetim ile İran, Rusya ve Suriye arasında bir yakınlaşma için arabuluculuk yapmak istiyor. Ancak Şam nezdinde kredisi bitmişti. O yüzden Şam’a gitmeden önce Irak’a gidip Falih Feyyad ile görüştü. Sonra Hmeymim’de Ruslarla buluştu. İran ve Rusya’nın desteğini almak istiyordu. Bir müzakere kanalı açmak istiyordu.”

AŞİRET PAROLASI: EV YANMASIN

Kâhtaniye (Tırbespiyê) bölgesinde Cevvale aşiretinin lideri Şeyh Abdurrahman Reşid’le buluştuğumda aşiretlerin devlet ile Kürtler arasında kalması halinde tercihlerinin ne olacağını sordum. Arap, Kürt ve Süryanilerin barış içinde yaşadığı Kâhtaniye’de ilk başta YPG kontrol noktaları oluştururken sorunlar çıktığını ama bütün halkları kapsayan bir yaklaşım sayesinde bunların aşıldığını anlatan Şeyh Abdurrahman aşiret olarak hem askeri hem sivil birimlere toplam 10 bin kişiyle katıldıklarını kaydetti. Cezire bölgesindeki aşiretlerin Deyr el Zor’dakilerden farklı olduğunu vurguladı:

Şeyh Abdurrahman: “Kimse evinin yakılmasını istemez.”

“IŞİD buraya giremedi. Bu bölgenin insanı IŞİD’i kabul edebilecek bir kültüre sahip değil. Kürt ve Arap aşiretleri birleşerek kendimizi koruduk.”
Peki devlet aşiretlerden ne istiyor? Şeyh Abdurrahman ilginç bir bilgiyi paylaşarak yanıt verdi:
“Rejim başından beri bize ‘Kürtlerle birlikte hareket edin’ diyordu. Başta böyle bir yaklaşım vardı. Kürtlerle Arapları karşı karşıya getirmeye çalışanlar hariçteki aktörlerdi. Bazı aşiret reisleri üzerinden bunu yapmaya çalıştılar. Ancak birlikte yaşadığımız halklarla bu oyunları boşa çıkardık. Amaçları özerk yönetimi boşa düşürmekti. Sonradan rejimin tutumu da değişti. Suriye ve Rusya özerk yönetimin Ayn İsa’daki aşiret toplantısına katılmamızı istemedi. Katılanları hain ve işbirlikçi ilan ettiler. Özerk yönetim de rejimin Hama ve Halep’te düzenlediği aşiretler toplantısına katılmama çağrısı yaptı. Biz rejimin toplantılarına katılmadık.”
ABD çekilir, müzakereyle sorun çözülmez ve Suriye ordusuyla çatışma çıkarsa aşiretler kimle saf tutar? Şeyh Abdurrahman burada da gerçekliğin diliyle konuştu:
“Biz içinde bulunduğumuz gerçekliğin farkındayız. Aşiret üyeleri işsizdir. Özerk yönetim onlara iş olanağı sundu. Her aileden bir-iki kişi işe girdi. Rejim eskiden olduğu gibi aşiretlerin kendisine dönmesini istiyor. Fakat aşiret üyeleri reislerin denetimden çıkmış durumda. Artık iş bulmuşlar. Dolayısıyla reis istese de kopmazlar.
Büyük çoğunluk demokratik özerk yönetimle birlikte. Çatışma olursa kimse kendi evini yıkmak istemez. Ekonomik çıkarı olanlar özerk yönetimin kararına uyar. Bazıları rejimden yana döner. Bazıları Kürt karşıtı propagandadan etkilenebilir.”

Suudi Arabistan ve Türkiye’nin aşiretler üzerinden durumu etkileme çabasını da şöyle değerlendirdi:

“Diğer yerlerden farklı olarak Haseke’de rejimle ilişkisi olan aşiretler az. Haseke’de Türkiye’nin üzerine oynayabileceği aşiret de yok. Ama Deyr el Zor’da olabilir. Suudilerin de ilişki kurabildiği aşiretler daha çok Rakka ve Deyr el Zor’dadır. Bakara aşireti lideri Nevaf el Beşir de Suudilerle çalışıyordu, 5 yıl İstanbul’da kaldı, sonra Şam’a döndü. Suudilerin Şemmarlara ulaşma çabası da sonuç vermedi. Şeyh Humeydi ile araları zaten iyi değil. Bu aşiretten Ahmet Cerba’yı kullanmak istediler. O da rejimin adamı çıktı, Suudilerin parasını alıp Kahire’ye kaçtı.”

PETROLDEN PAY MESELESİ: IŞİD VERDİ SİZ DE VERECEK MİSİNİZ?

Bu dengelerin bir de sahaya yansıyan boyutları var. Bir süre önce aşiretlerin etkin olduğu bölgelerde, “Kürt işgaline hayır”, “Tutuklamalara son”, “Kürtler petrolümüzü çalıyor” diye pankartların açıldığı bazı gösteriler oldu. Bir seferinde göstericiler lastik yakıp Deyr el Zor-Haseke yolunu kapattı. IŞİD hücrelerine yönelik operasyonlar da tepkilere yol açtı. Bakara aşireti lideri Haçim el Beşir evinin basılması sonrası, “Kandil kadrolarına karşı ayaklanın” diye çağrıda bulundu.

Gerilimin yaşandığı yerlerin başında gelen Şuheyl’deki Ukeydat aşireti, ABD’lilerden kontrolün kendilerine bırakılmasını istedi. El Ömer petrol havzasının bulunduğu bölgede güçlü olan bu aşiret IŞİD ile işbirliği yapanların başında geliyordu. Bu Habur aşireti de SDG’ye açıkça savaş ilan etti.
Özerk yönetimin temsilcilerine göre bu kriz genel değil birkaç aşiretle sınırlıydı ve aşıldı. Bütün bölgelerde kurulan yerel askeri meclislerin devreye girmesiyle SDG bayrağıyla bölgede bulunan YPG’nin öfkenin muhatabı olmaktan kurtulması umuluyor. Fakat bu epey iyimser bir yaklaşım.

Deyr el Zor cephesinde bulunmuş bir YPG komutanı, “Biz aşiret liderleri ile halk arasındaki bağlara dikkat ediyoruz. Hatta IŞİD’le savaş sırasında Amerikalıların buyurgan yaklaşımlarına engel olduk. Eğer Araplarla bir şey yapılacaksa kimseye doğrudan emir vermedik; bir aşiret lideri üzerinden onlara gitmenin yollarını aradık. Bu yaklaşımla sonuçlar aldık” dedi.
Özerk yönetimin yetkilileri SDG’nin motor gücünün YPG olduğu gerçeğinden hareketle biraz özgüven içinde hareket ediyor. Resmi demeçlere bakılırsa, “Araplar artan oranda özerklik modelini benimsiyor… Olayları kışkırtanlar rant peşindeki aşiretler ve IŞİD hücreleri.”
Kuşkusuz aynı cephede savaşan Kürtlerle Araplar arasında etkileşimler oldu. Kadın savaşçılara özenen Arap kadınların hikâyeleri medyadan teveccüh gördü. Kürtlerin Deyr el Zor ve Rakka’da can vermesinin yarattığı minnettarlık da bir etken. Yine de bazı aşiretler, “Teşekkür ederiz ama petrol bizde kalsın” diyerek sesini yükseltiyor.

Petrol Arap aşiretleriyle Kürtlerin ortak gelecek projesinin en önemli sınavı.

Kriz durulmuş gibi gözükse de petrol, daha Suriye devletiyle nasıl bir anlaşma sağlanacağına sıra gelmeden Araplarla ittifakı sarsabilecek bir konu olmaya devam ediyor. Kuyular merkezi hükümetin kontrolündeyken her şey devletin tekelindeydi. IŞİD geldiğinde aşiretleri kendine bağlamak için onlara pay verdi. Şimdi bu aşiretler “Kürtler geldi, gelirimizden olduk” diyor. Son durumu sorduğumda Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Yürütme Heyeti Eş Başkanı Fevza Yusuf tutumlarını şöyle açıkladı:
“Petrol dahil bütün yeraltı kaynakları tüm Suriye’ye aittir. Bütün halklar bundan eşit şekilde faydalanmalıdır. Herhangi bir grup ya da aşirete özel muamele yapılamaz. IŞİD’in yaptığı gibi yapamayız. Tüccarlar gelip ham petrolü satın alıyor, ya rafine ederek ya da ham haliyle karaborsada satıyor. Aşiretlere ‘Siz de gelip satın alabilirsiniz ve kâr koyarak satabilirsiniz’ önerisinde bulunduk. Amerikalılar da araya girdi, şimdilik sorun çözüldü.”

UZUN VE ZAHMETLİ BİR YOL

Aynı aşiretten bir kanat Kürtlerle birlikte hareket ederken bir diğer kanat Türkiye’ye el veriyor, üçüncü bir kanat Suriye devletine yaslanıyor. IŞİD’den önce Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) desteklemiş olan aşiretler de Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgesinde tuttukları güçlerini Deyr el Zor’a döndürmek istiyor. Bu, Türkiye’nin de oyun planına uygun. Aşiret refleksini anlamlandırmada Menbic’ten bir örnek işe yarayabilir:
Bu Bana aşiretinin lideri Muhammed Heyr el Maşi, krizden önce Suriye parlamentosunda vekildi. 2011’de yönetime karşı ayaklananları bastırmaya kalkıştı. Menbic, ÖSO’nun eline geçince o da Cund’ul Harameyn’i kurup onlara katıldı. IŞİD sonrası yeni adresi SDG oldu. Menbic’e Türkiye’nin girme ihtimali belirince bu kez Suriye devletiyle ittifakına geri döndü.
Sözün özü aşiret sistemi denilince hiçbir kazığın sabit olmadığını görmek gerekiyor. Aşiret yapısı demokratik özerklik modeliyle barışık değil. Bir kere bu sistem işlediğinde aşiretlerin tahakküm bağlarının çözülmesi kaçınılmaz. Irak ve Ürdün’deki aşiret-iktidar ilişkilerinin aksine Suriye’de Baas Partisi aşiret liderlerinin otoritesini aşındıran yollar denedi. Bazı aşiretlerin Kürt hareketiyle Baas’ı kıyaslamasının nedeni bu. Kürtlerin hizmet alanlarındaki organizasyon kabiliyetini Arap bölgelerine etkili bir şekilde taşımaları da güç. Arapların sivil yönetime katkı vermesi konusunda Rakka’da çok çalışıldı ve belli düzeyde yol alındı ama Deyr el Zor için bu daha da zor.
Fırat’ın doğusunda hem sosyolojik hem ekonomik hem de siyasal düzlemde taşlar bir kere yerinden oynadı. Dengenin nerede kurulacağı bir dizi iç ve dış dinamiklere bağlı. Görmek için izlemeye devam…

– SON –

Facebook Yorumları

reklam
12.12.2019
Kürt yakasındaki eller
10.12.2019
Amerikan-İran kapışmasından Irak’a düşen
2.12.2019
Ortaya karışık ‘vezir’ hamlesi
27.11.2019
Kürdistan’da Pence’in pençe değeri
22.11.2019
Irak silbaştan: Kürtler sıfırlanır mı?
18.11.2019
İran’ın öfkeyle imtihanı: Komplodan ötesi
16.11.2019
Hırdan ne çıkar?
13.11.2019
Ateşe doğru ‘diplomatik’ safari
7.11.2019
CHP için okuma parçası: Afrin aynası
4.11.2019
Lübnan’ı çekiştirmek: Hizbullah'ın başı belada mı?
31.10.2019
Dikenli sarmaşık: ‘Barış Pınarı’ndan Bağdadi’ye
28.10.2019
Trump The Oil: Suriye cehenneminde petrolün yeri
25.10.2019
Kürtlere petrol görevi mi? Ne sefillik!
23.10.2019
Muhtıranın şifreleri
19.10.2019
Haşince aşk ile mükemmel bir çıkmaz!
17.10.2019
Hezimet evvela hakikati söyletir
14.10.2019
Bataklık senaryosu tetiklenir mi?
8.10.2019
Fırat’ın doğusunda Türkiye’yi ne bekliyor?
7.10.2019
Irak yine bir komploya kurban mı gidiyor?
3.10.2019
Iraklılar Irak’ı geri isterken…
30.09.2019
CHP’nin Suriye açılımı ve açmazlar
27.09.2019
Cepte kalan sermaye ateş ve barut
22.09.2019
İran savaşı kaç para eder?
16.09.2019
Üçlü zirve: Hezimetin beşinci taksidi
11.09.2019
Cihatçının gönlü Türkiye’den ne ister?
26.08.2019
Milisin var derdin var
23.08.2019
Kayyımlı muhalefet, kayıtsız muhalefet ve İdlib’in laneti
30.07.2019
Şam’la Kürtler arasında kalan aşiretler ve petrol kavgası
28.07.2019
İktisadi vaziyet: Savaş ekonomisinden halk ekonomisine
1.07.2019
Türkiye’nin Libya savaşı: Kesinlikle tombaladan çıkmadı
27.06.2019
Kürt dersi alındı mı?
24.06.2019
Yufka yürekli Trump ve kibrin sınırları
17.06.2019
S-400’ü bağlarsın İdlib’e, gerisi Allah kerim!
10.06.2019
İran kuşatması ABD’nin de çıkmazı
7.06.2019
Kandaka devriminden milis devletine
1.06.2019
İran’a karşı Arap cephesi: Biraz öfke biraz serap
30.05.2019
Kürdistan’da oğullar dönemi ve çıkmazlar
27.05.2019
Yeni Amerikan kumpası: Film başa sarsın, Türkiye rolünü alsın!
23.05.2019
Komşulukta Kürtler 'sıfır çarpan' olmak zorunda mı?
21.05.2019
Savaş mı? Tevbe neuzubillah!
15.05.2019
Alooo Ağayi Donald!
13.05.2019
İdlib seçimi: Cehennemden cehennem beğen
6.05.2019
Büyük düşün küçük kırıntıları: Tel Rıfat hesapları
29.04.2019
Çekiştirilen Sudan: Vekâlet savaşı çıkar mı?
21.4.2019
Kuzey-Doğu Suriye’nin Élysée çıkarması
18.4.2019
Cendere
16.4.2019
Tezgâhlık işler ve Sudan gerekçeleri
11.4.2019
Devrim Muhafızları’nın adamı Trump!
8.4.2019
Libya’nın laneti: Din için petrol, petrol için din
6.4.2019
Yeni Osmanlı’dan yenik İttihatçıya: Kükreyesin var mı?
2.4.2019
Yerelin aynasında küreselimiz: Kasırga yaklaşıyor
27.3.2019
Şeytani ısrar: Golan’dan sonraki senaryo
20.3.2019
Bağuz’dan sonrası için biriken fırtına
18.3.2019
Bir ziyaretin kodları: Şeytan çarpacak ama…
12.3.2019
Devrimin Kudüs’ü geri mi dönüyor?
6.3.2019
Üç ziyaret, çok kurgu
1.3.2019
Kral ve prensin çalımları: Asıl tecrit olan kim?
25.2.2019
Bu tampon o tampon değil!
20.2.2019
IŞİD bitmiş, teşekkürler Trump!
10.2.2019
İstihbarat rejimi olmak
6.2.2019
Irak’ın Amerikan sancısı depreşirken…
4.2.2019
ABD’nin Hizbullah hesabı neden tutmadı?
1.2.2019
Uyanık kalın, piyangodan bir darbe vurabilir
28.1.2019
Basılan Türk karargâhının anlattıkları…
23.1.2019
Cehennemin kapıları tıklanırken…
16.1.2019
Tampon fantezisi ve Kürtler: TOKİ’den bahçeli evler, iki kat olanından...
15.1.2019
Tampon fakat kime?
13.1.2019
İdlib, buyurun eseriniz!
10.1.2019
Yeni Sykes-Picot ve Suriye’de jandarma olmak
31.12.2018
Orta Dünya’nın simsarları nereye gidiyor?
26.12.2018
İki nehir arasında boğulmak
25.12.2018
Pimi çekilmiş bir çuval el bombası
20.12.2018
ABD’nin çekilmesi ne anlama geliyor?
20.12.2018
Fırat'ta restleşme mi, Şam uçağına bilet mi?
18.12.2018
Sarı Yelekliler nereye koşuyor?
14.12.2018
Fırat seferine ayarlı sandıklar!
1.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
7.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
24.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
23.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
7.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
19.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
3.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
6.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
26.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
22.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
16.3.2017
Gürültü hasılatı
10.3.2017
Menbic Düzeni’nden Rakka’ya: Uygunsuz adım marş marş!
9.3.2017
Menbic’te oyunu bozan oyun ve bayrak savaşı
4.3.2017
Bab’tan sonra Menbic tuzağı
2.3.2017
Beyaz ile siyah inci arasındaki Kürt kaderi
28.2.2017
İyi Şii kötü Şii!
26.2.2017
İran-Türkiye gerilimi ekonomiyi vuruyor
24.2.2017
Kürt’ü seven Kürt’ü döven!
22.2.2017
Kürtlere göre Rakka’da Türkiye olmayacak
20.2.2017
El Bab’ı aşmadan Rakka inandırıcı mı?
19.2.2017
Erdoğan’ın vadettiği ordu milli mi hayalet mi?
17.2.2017
Fırat’ın fısıldadıkları
13.2.2017
Golan’ın Çerkesleri: Ateş hattında hayat
12.2.2017
Rakka’yı Suriye’siz kurtarmak!
10.2.2017
Suriye’de ABD’ye Mehmet olmak!
9.2.2017
Türk'ün eliyle Rus ruleti: Cihatçıyla cihatçıyı temizlemek!
3.2.2017
Trump’ın levhasız yolu
2.2.2017
Savaş kendini dayatırsa Kürtler ne yapacak?
29.1.2017
İD’in PYD’den gizli talebi: Kürt İslam devleti
26.1.2017
Şam’dan Kamışlı’ya: Özerklik gerilimi
23.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si (1)
21.1.2017
Halep bir Pirus zaferi mi?
14.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si
28.12.2016
El Bab ateşi halkı yaktığı gibi hükümeti yakmıyor
26.12.2016
Sıradaki İdlib Emirliği; ibretlik bir miras
25.12.2016
Ankara’nın boynu artık kıldan ince
23.12.2016
Halep’ten sonra Türk’ün senaryosu
21.12.2016
Mahşerin üç atlısı!
20.12.2016
Suikastı Moskova’nın nasıl okuduğu önemli!
19.12.2016
Hezimetten Türk usulü zafer çıkarmak!
11.12.2016
Şeyh Maksud’daki Kürt düğümü
8.12.2016
Türk'ün Türk'le, Türk'ün Rum'la imtihanı
6.12.2016
Halep ateşi niçin Türkiye’yi yakıyor?
1.12.2016
Dua kardeşliğinde son perde
30.11.2016
Salih Müslim’i yakalama kararı Türkiye’ye ne getirir?
26.11.2016
El Bab! Felaket Kapısı!
24.11.2016
Asya’nın NATO’sunda Türk’ün yeri
20.11.2016
Şengal ikinci bir Kandil olur mu?
12.11.2016
Menbic taktiği Rakka için de geçerli
11.11.2016
Trump dünyanın sonu mu?
8.11.2016
Bu kez Rakka’nın gazabı!
6.11.2016
Halep cehenneminde yakıcı kartlar
3.11.2016
'Hacı' Bekir'in ekseni kaybediyor!
28.10.2016
Rojava’yı kemiksiz Esad’a teslim etmek! Öyle mi?
22.10.2016
Musul’dan sonra nasipse Rakka! Amma velakin fakat…
18.10.2016
Musul’a beş kala!
14.10.2016
Musul’u ne yapsak? Musullulara bıraksak! Birlikte kurtarsak! Parçalasak! Dağıtsak!
8.10.2016
Dicle’dir kalkanın adı paşam! Ama bu Musul o Musul değildir!
5.10.2016
Korkunun İdaresi
10.9.2016
Türk müdahalesi Kürt-Arap ittifakını bozar mı?
4.9.2016
TÜRKİYE’NİN KENDİNİ SÜRÜKLEDİĞİ TUZAK
24.8.2016
İran’la balayı ne vaat ediyor?
14.8.2016
Rusya ile ikinci baharın diyeti: Suriye
31.7.2016
İnce ayar Kürt hesabı
3.7.2016
IŞİD Türkiye'nin komşularıyla barışını mı hedef aldı?
15.6.2016
Son nakavt Erdoğan’a
7.6.2016
‘Değerli Yalnız’ın Afrika fethi!
28.5.2016
Rakka’ya doğru yol temizliği
26.4.2016
ROJAVA, AVRUPA’DA ‘DİPLOMATİK’ AĞINI GENİŞLETİYOR
16.4.2016
Türkiye’nin İD’e karşı ilk hamlesi fiyasko
7.4.2016
Bu bir veda değildir!
13.3.2016
KÜRT HESABI!
11.3.2016
ABD Kürtleri terk mi ediyor?
20.2.2016
Türkiye’nin umutsuz Azez savaşı
2.2.2016
Cenevre'nin ahı Rojava'dan çıkıyor!
4.1.2016
'Beyaz IŞİD'in aynasından...
2.1.2016
Düşman kardeşliği!
23.12.2015
Bir kayıp hikayesi: Şii Türkmenler-5
22.12.2015
IŞİD'e karşı Sünni direnişi-4
21.12.2015
Kerbela'dan Samarra, Tıkrit ve Beyci'ye...
20.12.2015
Ali Ekber Tugayı: Şii-Sünni-Hıristiyan ittifakı
19.12.2015
IRAK'IN IŞİD İLE SAVAŞI-1: Kerbela; IŞİD eliyle yeniden...
18.12.2015
Suud şakası: Aşırıların aşırılıkla savaşı
15.12.2015
Bağdat'ın şifreleri
11.12.2015
Suudilerin elinin değdiği hamur
8.12.2015
Bağdat'tan dönen Musul hesabı!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive