Devrimin Kudüs’ü geri mi dönüyor?


12.3.2019 - Bu Yazı 187 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Sosyalizm, pan-Arabizm, pan-Afrikanizm, pan-İslamizm, hatta Kemalizm aynasında yansımalar bulan bağımsızlıkçı kuşak, onlarca yıl içinde yeni Cezayir’i kendi iç kavgalarına heba etti. Radikal İslamcı kasırga da bu başarısızlığın neticelerinden biri.

Cezayir gibi cehennemden geçmiş ülkelerde bir lider istikrarı sağlamış ve az çok ülkeye itibarını iade etmişse katır yükü kadar siyasi kredi toplar. Onlarca yıl yetecek kadar. Bu istikrarda sunağa düşen genelde özgürlükler ve hayallerdir.

2011’de Arap ülkeleri ‘devrim’ dalgasıyla sallanırken Cezayir sessizce izledi. Çünkü türbülans sırasını 1991’den itibaren, ‘Kapkara 10 Yıl’ içinde savmıştı. Aralık 1991’de İslami Selamet Cephesi’nin (FIS) seçimde önde gelmesi üzerine Fransa’nın da iteklemesiyle ordu duruma el koyup seçimin ikinci turunu iptal etmiş, böylece İslamcılara iktidar yolunu kapatırken cehennemin kapılarını da açmıştı. FIS yasaklanmış, büyük bir şiddet dalgasıyla siyasal İslâm projesi çökertilmişti.

Darbe Afgan cephesinden deneyimli cihatçıların önünü daha da açtı. Silahlı İslâmî Grup (GIA) münafık ve kâfir olarak nitelendirdiği bütün Cezayirlilere karşı acımasız bir savaş yürüttü. Katletme, kaçırma, infaz, işkence ve tecavüz ile kendini gösteren devlet terörü ve İslamcı terör birbirini büyüterek ülkeye ağır bir bilanço bıraktı: 100 bini aşkın ölü, 7 bin kayıp, 1 milyon göç, 20 milyar dolar maddi kayıp. Cezayir’deki savaş, Sufi geleneğinin güçlü olduğu Mali gibi komşu ülkelerde de cihatçı yayılmasına neden oldu.

***

1999’daki seçimlerde askeri kanadın da desteklediği Abdelaziz Buteflika yüzde 73.5 oyla devlet başkanı seçilmiş ve iç barışı temin için ulusal uzlaşma programını uygulamaya koymuştu. Sivil Uyum Yasası’yla birkaç yılda çatışma potansiyeli eritildi; suça bulaşmamış olan silahlı asiler affedildi, suça bulaşanlar az ceza aldı. Yaklaşık 15 bin silahlı militan bu şekilde sivil hayata döndürüldü. Beri taraftan devlet adına suç işleyenlere dokunulmadı; sistemin suç mekanizmalarıyla yüzleşilmedi. Buteflika, FIS’in parçaları elimine edilirken ‘ılımlı’ İslamcı kesimleri sistem içinde tutabilmek için de ‘mütedeyyin’ Abdelaziz Belhadim’i önce dışişleri ardından başbakanlık koltuğuna oturttu. Hakkını teslim etmeli; ulusal uzlaşı içeride ve dışarıda rahatlama sağladı. Altyapı, konut, üniversite projeleri, elektrik ve doğalgaz ağının genişletilmesi gibi halkı memnun eden atılımlar iktidarın gurur tablosu oldu.

Dış politikada ülke tecritten çıkarıldı. Cezayir, ABD ve AB’nin Sahra Altı’ndaki ‘terörle mücadele’ politikasının en önemli ortağı haline geldi. Bu şekilde Cezayir, Trans-Sahra Terörle Mücadele Ortaklığı ve NATO Akdeniz Diyaloğu’na katıldı. Zor dönemde Afrika Birliği’nde Fas ve Libya’ya kaptırdığı ağırlığını yeniden kazandı. 2013’te iç savaş, terör ve yasadışı göç ile mücadele konusunda Nuvakşot Süreci’ne öncülük etti.

Cezayir acı ve yıllardan çıkardığı dersle Arap Baharı sürecinde dış müdahale ve içişlerine karışmayı reddeden bir politika izledi. NATO’nun Libya’ya müdahalesini, Suriye’de vekâlet savaşını ve Yemen’e askeri müdahaleyi reddetti. Bunun ötesine geçip Tunus, Libya ve Mali’de çatışan ya da rakip güçler arasında uzlaşı için arabuluculuk yaptı. 2013’te Tunus’ta Nida Tunus ile El Nahda arasındaki uzlaşma Cezayirliler sayesinde oldu. Sütten ağzı yanmış Cezayirliler ‘Yeni Osmanlılar’ gibi makûliyetini kaybetmedi. Buteflika’nın bagajındaki siyasi kredilerden kastımız bunlar.

***

Büyük felaketlerin ardından gelen bu tür siyasal programların en temel sorunu istikrarı sağlayan dönemsel önlemleri sistemin merkezinde bırakmaları; istikrar sonrası dönemi kurgulamamaları; halkın sunduğu güvene yaslanıp siyasal, ekonomik ve toplumsal dönüşüm hedeflerinden uzaklaşmaları; kısa sürede yolsuzluk, hukuksuzluk ve kayırmacılık sarmalına kapılmaları; iktidara yapışıp kendileriyle birlikte ülkeyi de mezara çekmeleri. Bir noktadan sonra temel hak ve özgürlükler adına sesini çıkartan ‘Dış güçlerin maşası’, ‘Siyonist’, ‘Hain’ ya da ‘FIS paravanı’ oluveriyor. İtibarsızlaştırmayı tehditler ve gözaltılar izliyor.

Buteflika’nın ilk sekiz yılda Cezayir için yaptıkları iki dönem sınırını kaldırıp üçüncü kez başkan seçilmesine imkân verdi. Halkın nezdinde kara günlerden kurtulmanın hatırı büyüktü. Fakat Buteflika 2013’te felç geçirip tekerlekli sandalyeye mahkum olmasından bir yıl sonra dördüncü kez seçime girmek istediğinde “Artık yeter” diyenlerin sesi sokakta duyuldu. Buna itiraz eden sosyal itirazın adı ‘Berakat’ idi. (Berakat, Cezayir Arapçasında ‘yeter’ demek.)

Buteflika 6 yıldır nadiren halkın huzurunda. Halk açılışlarda, törenlerde başkanı değil onun çerçevelenmiş fotoğrafını görüyor. Bir ayağı Cezayir’de, bir ayağı tedavi gördüğü İsviçre’de. Yaygın kanaate göre ülkeyi gerçekte kardeşi Said yönetiyor.

Ortalıkta görünmeyen, 82’sini devirmiş, biyolojik limitlerini tüketmiş bir liderin adaylık ısrarı halkta aşağılanma hissi yarattı. Sokaktaki insana “Çerçeveden bıktık”, “Sen ve çeten, artık defol” dedirten bu.

Yolsuzluk, hukuksuzluk, gayrı şeffaflık, kayırmacılık ve zorbalık alternatif olma iddiasıyla büyük umutlar yaratmış post-kolonyal rejimlerin ortak karakteri. Buna ilaveten 2014’ten itibaren petrol gelirlerindeki düşüşe bağlı olarak yatırımlardaki daralma, bütçe açığının gayri safi milli hasılanın yüzde 9.2’sine tekabül edecek kadar büyümesi, döviz rezervlerinin 5 yılda 194 milyar dolardan 96 milyar dolara gerilemesi, büyüme oranının yüzde 2.3’e düşmesi, işsizlik ve enflasyondaki artışın oluşturduğu karamsar tablo karşısında Buteflika’nın ‘istikrar efsanesi’ artık sökmüyor.

Birkaç kez tutuklanan Berakat hareketinin öncüsü Emira Buravi, geçen yıl verdiği bir röportajda, halktaki hissiyatı yansıtıyordu:

“2008’de anayasanın ırzına geçmesine karşı savaştım, 2014’te dördüncü dönem yarışmasına karşı savaştım, 2019’da beşinci döneme karşı savaşacağım. Her şeye rağmen beşinci dönem olursa Cezayir’i terk edeceğim. Halk böyle bir aşağılamayı kabul ederse, yeri bir halka ve ülkeye ihtiyacın var demektir. Bir daha asla Cezayir üzerine konuşmam. Bu da benim sözümdür.”

Buravi’ye göre “FIS dini tekeline almaya kalkıştı, iktidardaki Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) ise ulusal tarihi. Din de tarihte kimsenin tekelinde olamaz.”

Yeni itirazın iki hassas noktası böylece şekilleniyor: Birincisi Cezayir siyasal İslamcıların yolunu gözlemiyor, ikincisi FLN kadrolarının iktidarı kendilerine ezeli ve ebedi kılmasını istemiyor.

İş öyle bir noktaya geldi ki FLN’den bazı etkili isimler de sokağa destek çıkmaya başladı. Hatta Genelkurmay Başkanı Ahmet Gayid Salih halkla birlikte ortak geleceğe baktıkları açıklamasıyla suları biraz köpürttü.

Gaza gelmeye mahal yok ama sanki bağımsızlık savaşı ve sonrasında Cezayir için “Devrimin Kudüs’ü” dedirttiren günlerden ilham çalanlar var. O vakit Cezayir enternasyonalistleri, anarşistleri, Troçkistleri, Güney Yarımküre’de zorba rejimlerden kaçan asileri ve Filistinlileri arı kovanı gibi kendine çekmişti. Kimi diplomatlar Cezayir’den ‘Üçüncü Dünya Projesi’ diye bahsediyordu. Cezayir daha bağımsızlığına kavuşmadan Bağlantısızlar Hareketi’nin temelinin atıldığı Bandung ve Belgrad konferanslarında tetikleyici faktör olarak yerini almıştı. 1963’te Afrika Birliği’nin kurulmasında da önce Cezayir’di.

Netice? Sosyalizm, pan-Arabizm, pan-Afrikanizm, pan-İslamizm, hatta Kemalizm aynasında yansımalar bulan bağımsızlıkçı kuşak, onlarca yıl içinde yeni Cezayir’i kendi iç kavgalarına heba etti. Radikal İslamcı kasırga da bu başarısızlığın neticelerinden biri.

***

1990’larda üzerlerinden silindirin geçtiği İslamcılar bugün sokaktaki itirazdan kendi namlarına bir çıkış bekliyor. Uzlaşma çalışmalarının gerçek anlamda ortak yaşam kültürüne ne kattığını yeni süreç daha iyi gösterecek. Ama İslamcı paradigmanın kolay kolay değişmediği de ortada. Siyasal İslam projesi Cezayir’e pahalıya mal oldu. Rejimin otoriter karakterini korumanın da bahanesi yapıldı. Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da İslamcılık yükseliş ivmesindeyken Cezayir deneyimi önemli ipuçları vermişti. Siyasal İslamcılar buradan ders çıkarmadı. Cezayir’de FIS, 1990’da yerel seçimleri kazandığında Afganistan’dan dönen gazilerin baskısıyla alkol satan dükkânları ve kumar oynatan kahveleri kapatmış; özgürlükçü Bedevi gençlerin rock, funk, soul ve reggae ile harmanladığı raî müziğini yasaklamış; kadın çalışanlara örtünme zorunluluğu getirmişti. İslamcı belediyecilik yine de silahlı mücahit kanadı kesmedi. Onlar ‘Cihada devam’ dedi. FIS belediyelerdeki kısa siciliyle Aralık 1991’de genel seçimlerin ilk turunda birinci çıkınca ‘laik düzeni’ tetiklemiş oldu. Darbe sonrası kanlı süreç konuşulur ama evveliyatı es geçilir. Böyle olduğu için de tarih Mısır’da, Suriye’de, Libya’da tekerrür eder. Bakalım bu kez Buteflika sonrası için Cezayir’in yanıtı ne olacak?

Facebook Yorumları

reklam
15.05.2019
Alooo Ağayi Donald!
13.05.2019
İdlib seçimi: Cehennemden cehennem beğen
6.05.2019
Büyük düşün küçük kırıntıları: Tel Rıfat hesapları
29.04.2019
Çekiştirilen Sudan: Vekâlet savaşı çıkar mı?
21.4.2019
Kuzey-Doğu Suriye’nin Élysée çıkarması
18.4.2019
Cendere
16.4.2019
Tezgâhlık işler ve Sudan gerekçeleri
11.4.2019
Devrim Muhafızları’nın adamı Trump!
8.4.2019
Libya’nın laneti: Din için petrol, petrol için din
6.4.2019
Yeni Osmanlı’dan yenik İttihatçıya: Kükreyesin var mı?
2.4.2019
Yerelin aynasında küreselimiz: Kasırga yaklaşıyor
27.3.2019
Şeytani ısrar: Golan’dan sonraki senaryo
20.3.2019
Bağuz’dan sonrası için biriken fırtına
18.3.2019
Bir ziyaretin kodları: Şeytan çarpacak ama…
12.3.2019
Devrimin Kudüs’ü geri mi dönüyor?
6.3.2019
Üç ziyaret, çok kurgu
1.3.2019
Kral ve prensin çalımları: Asıl tecrit olan kim?
25.2.2019
Bu tampon o tampon değil!
20.2.2019
IŞİD bitmiş, teşekkürler Trump!
10.2.2019
İstihbarat rejimi olmak
6.2.2019
Irak’ın Amerikan sancısı depreşirken…
4.2.2019
ABD’nin Hizbullah hesabı neden tutmadı?
1.2.2019
Uyanık kalın, piyangodan bir darbe vurabilir
28.1.2019
Basılan Türk karargâhının anlattıkları…
23.1.2019
Cehennemin kapıları tıklanırken…
16.1.2019
Tampon fantezisi ve Kürtler: TOKİ’den bahçeli evler, iki kat olanından...
15.1.2019
Tampon fakat kime?
13.1.2019
İdlib, buyurun eseriniz!
10.1.2019
Yeni Sykes-Picot ve Suriye’de jandarma olmak
31.12.2018
Orta Dünya’nın simsarları nereye gidiyor?
26.12.2018
İki nehir arasında boğulmak
25.12.2018
Pimi çekilmiş bir çuval el bombası
20.12.2018
ABD’nin çekilmesi ne anlama geliyor?
20.12.2018
Fırat'ta restleşme mi, Şam uçağına bilet mi?
18.12.2018
Sarı Yelekliler nereye koşuyor?
14.12.2018
Fırat seferine ayarlı sandıklar!
1.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
7.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
24.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
23.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
7.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
19.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
3.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
6.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
26.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
22.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
16.3.2017
Gürültü hasılatı
10.3.2017
Menbic Düzeni’nden Rakka’ya: Uygunsuz adım marş marş!
9.3.2017
Menbic’te oyunu bozan oyun ve bayrak savaşı
4.3.2017
Bab’tan sonra Menbic tuzağı
2.3.2017
Beyaz ile siyah inci arasındaki Kürt kaderi
28.2.2017
İyi Şii kötü Şii!
26.2.2017
İran-Türkiye gerilimi ekonomiyi vuruyor
24.2.2017
Kürt’ü seven Kürt’ü döven!
22.2.2017
Kürtlere göre Rakka’da Türkiye olmayacak
20.2.2017
El Bab’ı aşmadan Rakka inandırıcı mı?
19.2.2017
Erdoğan’ın vadettiği ordu milli mi hayalet mi?
17.2.2017
Fırat’ın fısıldadıkları
13.2.2017
Golan’ın Çerkesleri: Ateş hattında hayat
12.2.2017
Rakka’yı Suriye’siz kurtarmak!
10.2.2017
Suriye’de ABD’ye Mehmet olmak!
9.2.2017
Türk'ün eliyle Rus ruleti: Cihatçıyla cihatçıyı temizlemek!
3.2.2017
Trump’ın levhasız yolu
2.2.2017
Savaş kendini dayatırsa Kürtler ne yapacak?
29.1.2017
İD’in PYD’den gizli talebi: Kürt İslam devleti
26.1.2017
Şam’dan Kamışlı’ya: Özerklik gerilimi
23.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si (1)
21.1.2017
Halep bir Pirus zaferi mi?
14.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si
28.12.2016
El Bab ateşi halkı yaktığı gibi hükümeti yakmıyor
26.12.2016
Sıradaki İdlib Emirliği; ibretlik bir miras
25.12.2016
Ankara’nın boynu artık kıldan ince
23.12.2016
Halep’ten sonra Türk’ün senaryosu
21.12.2016
Mahşerin üç atlısı!
20.12.2016
Suikastı Moskova’nın nasıl okuduğu önemli!
19.12.2016
Hezimetten Türk usulü zafer çıkarmak!
11.12.2016
Şeyh Maksud’daki Kürt düğümü
8.12.2016
Türk'ün Türk'le, Türk'ün Rum'la imtihanı
6.12.2016
Halep ateşi niçin Türkiye’yi yakıyor?
1.12.2016
Dua kardeşliğinde son perde
30.11.2016
Salih Müslim’i yakalama kararı Türkiye’ye ne getirir?
26.11.2016
El Bab! Felaket Kapısı!
24.11.2016
Asya’nın NATO’sunda Türk’ün yeri
20.11.2016
Şengal ikinci bir Kandil olur mu?
12.11.2016
Menbic taktiği Rakka için de geçerli
11.11.2016
Trump dünyanın sonu mu?
8.11.2016
Bu kez Rakka’nın gazabı!
6.11.2016
Halep cehenneminde yakıcı kartlar
3.11.2016
'Hacı' Bekir'in ekseni kaybediyor!
28.10.2016
Rojava’yı kemiksiz Esad’a teslim etmek! Öyle mi?
22.10.2016
Musul’dan sonra nasipse Rakka! Amma velakin fakat…
18.10.2016
Musul’a beş kala!
14.10.2016
Musul’u ne yapsak? Musullulara bıraksak! Birlikte kurtarsak! Parçalasak! Dağıtsak!
8.10.2016
Dicle’dir kalkanın adı paşam! Ama bu Musul o Musul değildir!
5.10.2016
Korkunun İdaresi
10.9.2016
Türk müdahalesi Kürt-Arap ittifakını bozar mı?
4.9.2016
TÜRKİYE’NİN KENDİNİ SÜRÜKLEDİĞİ TUZAK
24.8.2016
İran’la balayı ne vaat ediyor?
14.8.2016
Rusya ile ikinci baharın diyeti: Suriye
31.7.2016
İnce ayar Kürt hesabı
3.7.2016
IŞİD Türkiye'nin komşularıyla barışını mı hedef aldı?
15.6.2016
Son nakavt Erdoğan’a
7.6.2016
‘Değerli Yalnız’ın Afrika fethi!
28.5.2016
Rakka’ya doğru yol temizliği
26.4.2016
ROJAVA, AVRUPA’DA ‘DİPLOMATİK’ AĞINI GENİŞLETİYOR
16.4.2016
Türkiye’nin İD’e karşı ilk hamlesi fiyasko
7.4.2016
Bu bir veda değildir!
13.3.2016
KÜRT HESABI!
11.3.2016
ABD Kürtleri terk mi ediyor?
20.2.2016
Türkiye’nin umutsuz Azez savaşı
2.2.2016
Cenevre'nin ahı Rojava'dan çıkıyor!
4.1.2016
'Beyaz IŞİD'in aynasından...
2.1.2016
Düşman kardeşliği!
23.12.2015
Bir kayıp hikayesi: Şii Türkmenler-5
22.12.2015
IŞİD'e karşı Sünni direnişi-4
21.12.2015
Kerbela'dan Samarra, Tıkrit ve Beyci'ye...
20.12.2015
Ali Ekber Tugayı: Şii-Sünni-Hıristiyan ittifakı
19.12.2015
IRAK'IN IŞİD İLE SAVAŞI-1: Kerbela; IŞİD eliyle yeniden...
18.12.2015
Suud şakası: Aşırıların aşırılıkla savaşı
15.12.2015
Bağdat'ın şifreleri
11.12.2015
Suudilerin elinin değdiği hamur
8.12.2015
Bağdat'tan dönen Musul hesabı!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net