'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon


6.11.2018 - Bu Yazı 110 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Trump saldırı tehdidin ardından el sıkıştığı Kuzey Kore’de denediği stratejinin İran’da da işe yarayacağını düşünüyor. Kuzey Kore ile İran arasında paralellik kurarak cehaletinin doruklarında ayyaş ayyaş dolaşıyor. 

Amerikan dış politikasına astar atan ‘sadist diplomasi’ kendini ‘Game of Thrones’un “Winter is Coming” (Kış Geliyor) repliği üzerinden afişe etti. Başkan Donald Trump, İran’a yaptırımların ikinci aşamasına geçerken iri cüsseli fotoğrafının üzerine “SANTCIONS ARE COMING” (Yaptırımlar Geliyor) yazısını bastı.

“2 bin yıllık siyasi geleneğim var” diye böbürlenen İran, dini lider ya da cumhurbaşkanı düzeyinde yanıt verecek değil ya! Bu iş, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’ye, “Sen yürürsün, önden sana biz siper oluruz. Trump’ın tahriklerine yanıt verme çünkü o bir küstah ve senin seviyende değil. Onunla ben yüzleşeceğim” diyen Kasım Süleymani’ye düştü. Kudüs Gücü Komutanı da “I WILL STAND AGAINST YOU” (Sana Karşı Koyacağım) sözüyle poz verdi. Trump afişte kendini tüm insanlığın düşmanı “Ak Gezer” konumuna soksa da dizinin uyarlandığı ‘A Song of Ice and Fire’ serisinin yazarı George R. R. Martin, ABD Başkanı’na ‘şiddet manyağı’ Kral Joffrey karakterini uygun gördü. Bizce de münasiptir! Temsil yerini isabetle buldu.

Kasım Süleymani ‘Jon Snow’ pozuyla yanıt verse de İranlıların kendilerine uygun gördüğü figür, Pers tarihinin simgesi ‘şir’ yani ‘aslan’dır. Ruhani’nin geçen haziranda, “Aslanın kuyruğuyla oynama” diye uyarması İran tarihine ve Trump’ın cehaletine bir göndermeydi.

***

Dün devreye sokulan ikinci evre yaptırımlarla ‘Taht Oyunları’nın güncel Ortadoğu izdüşümünde acımasız perde yeniden açıldı. İranlılar bunu ekonomik terör, saldırı, halkı cezalandırma olarak görüyor. Haksız değiller. Fiyatların tırmanması bir yana pek çok kalemde mal tedarikinde sıkıntılar yaşanacak. En azından bankalar yaptırım çengeline takılma korkusuyla gıda ve ilaç ticaretinde bile para transferine aracılık etmekten kaçınabilir. ABD’nin ‘insani ticarette’ öne çıkan Parsian Bank’ı 16 Ekim’de yaptırım listesine alması tüm bankalar için kötü bir sinyal oldu.

Kuşkusuz Amerikan yaptırımları İran’ın belini bükme gücüne sahip. Bunu küçümsemek anlamsız. İran ekonomisi yaptırımlar devreye girmeden önce tökezlemeye başlamış, halkın öfkesi sokaklara taşmış ve sistem içi kanatlarda gerilimler yaşanmıştı. Bir yıl önce 40 bin dinardan işlem gören dolar bugün 145 bin seviyesinde. Resmi verilere göre gıda fiyatları yılın ilk dokuz ayında yüzde 46 arttı. Petrol gelirlerini sıfıra indirme hedefiyle ilan edilen yeni yaptırımlar bu kötü gidişatı can yakıcı seviyeye taşıyabilir. Batılı büyük firmaların ardı ardına çekilmesi İran’ın nükleer anlaşma (JCPOA) üzerine kurduğu yatırım hayallerini zaten bitirdi.

Beri taraftan fena halde hırpalansa da İran hâlâ yaptırımlara karşı koyma iradesine sahip. Yaptırımları atlatmada 40 yıllık tecrübe, İranlılara karşı koyma cesareti veriyor. Dünden farklı olarak yanlarında nükleer anlaşmaya sadık kalıp yaptırımlara karşı çıkan devletler var. Yani Tahran hâlâ manevra alanlarına sahip.

YAPTIRIMLAR NEDEN HEDEFİNE ULAŞAMAZ?

Yaptırımların ABD’yi deklare ettiği 12 maddelik hedefe götürmesi o kadar kolay değil.

– İran altına imza attığı nükleer anlaşmanın gereklerini yerine getirerek uluslararası toplumdan ‘sorumlu ortak’ övgüsünü aldı. Bu nadir bir durum. ABD ise BM Güvenlik Konseyi’nin desteklediği anlaşmadan tek taraflı çekilen ‘sorumsuz taraf’ konumunda. Haliyle uluslararası hava bu kez İran’dan yana.

– Trump’ın başlangıçta ‘sıfır muafiyet’ demesine rağmen İran’la iş yapan 8 ülkeyi yaptırımlardan muaf tutması petrol satışını sıfıra düşürme hedefini peşinen suya düşürdü. İran’ın en büyük üç müşterisi Çin, Japonya ve Güney Kore muaf tutulan ülkeler arasında. Sıfır muafiyeti tutturmaları imkânsızdı. Neden imkânsız olduğunu en iyi Türkiye’nin durumu anlatıyor: İran’la yaptığı doğalgaz anlaşması gereği Türkiye almasa bile yüzde 70’inin parasını kullanmış gibi ödemek zorunda. Bu durumdaki bir ülke dayatmaya nasıl evet diyebilir?

– İran’ın 2.3 milyon varillik günlük petrol ihracatı son altı ayda 1 milyon varil seviyesine geriledi. Fakat İran kuşatmasına hevesle ortak olan ülkeler, fiyatları sabitleyecek düzeyde üretimi artırma sözünü tutmakta zorlanıyor. Arz artışı hedeflenen düzeyde olmazsa fiyatlar yeniden 80 doların üzerine çıkabilir. İran’ın satışları daha fazla düşmezse fiyatlardaki artışı sayesinde çarkı döndürebilir.

– ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin gerekçelerinden biri, İran’ın füze programını durduracak bir şart içermemesiydi. Yaptırımlardan murat edilen sonuçların başında İran’ı füze programını sürdüremeyecek duruma sokmak geliyor. Önceki ambargo ve yaptırımlar İran’ı ‘milli’ programlar geliştirmeye itti. Bu süreç, İran’ı bölgede füze ve tanktan savaş uçağına kadar kendi savunma sistemini geliştiren yegâne ülke durumuna getirdi. İran savunmasının elini kolunu bağlayacak bir dış bağımlılık söz konusu değil. Haliyle yaptırımların istenilen sonucu vermesi zor.

– Yaptırımlardan beklenen birincil sonuç İran’ın bölgedeki kollarını kesmek. Ancak yaptırımlarla İran’ı nüfuz alanlarından çekip almanın garantisi yok. Trump’ın ilk yaptırım paketini devreye soktuğu 7 Ağustos’tan sonra, Amerikan-İran nüfuz savaşının yaşandığı yerlerin başında gelen Irak’ta bildik bir tecrübe tekrarlandı. İktidar koltukları yeni sahiplerini bulurken ABD, İran’la bağlantılı unsurları diskalifiye edemedi. ABD’nin İran’la bağlantılı oldukları gerekçesiyle Haşd el Şaabi liderlerini iktidardan men etme girişimleri sonuç vermediği gibi bu örgütün Irak-Suriye sınırlarından uzak tutma çabası da işe yaramadı. Bugün Haşd el Şaabi sadece Suriye ordusu değil ABD’nin sahadaki müttefiki Suriye Demokratik Güçleri ile de koordinasyon sağlıyor.

Yine uyduruk gerekçelerle İran’la ilişkilendirilen Yemen’deki savaşın seyri de yaptırımlardan etkilenecek değil. ABD Dışişleri yaptırımları pazarlarken komik ötesi bir mantıkla Yemen’deki açlıktan İran’ı sorumlu tuttu. Yemen, ABD’nin silah, istihbarat ve koordinasyon desteğiyle Suudiler ve Emirlikler tarafından yürütülen cehennemi yaşıyor. Bu cehennemin ateşi de zebanisi de kendileri. Yemen’deki vahşetin boyutları ABD’yi yavaş yavaş Suudiler ve Emirlikler’e ayar vermek zorunda bırakıyor. “Yemen’de İran’ı yeneceğiz” derken öldürmek, yıkmak ve aç bırakmaktan başka hiçbir şey elde edemeden savaşı bitirmek zorunda kalabilirler.

Suriye’de Rusya ile paslaşmaların İran’ın sahneden çekilmesini sağlayacağına dair beklenti de havada kaldı. Son İstanbul zirvesinde Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin, “İran olmadan bu konu çözülemez” derken Suriye de yaptırımlarla ilgili “İran’ın yanındayız” açıklamasını yaptı.

Körfez İşbirliği Konseyi ve dostlar grubuyla İran’a karşı bir “Arap NATO’su” kurma planı da istenildiği gibi yürümüyor. Trump’ın itmesiyle bir araya gelen ülkelerde amaç birliği yok, ‘dost’ ve ‘düşman’ tanımları da birbirini tutmuyor.

Sorun şu ki İran’ın son 40 yılda nüfuz edindiği bütün bölgeler ABD’nin müdahale alanları. Afganistan’dan Irak, Suriye, Yemen, Lübnan’a uzanan hatlarda ABD’nin askeri ve siyasi olarak doğrudan ya da dolaylı müdahaleleri İran’a manevra yeni alanları açtı.

Mevcut tablo ve gidişata bakılınca, “ABD tek bir hareketle İran’ın Suriye, Lübnan, Gazze, Irak ve Yemen’deki siperlerine hayati bir darbe vuruyor. Başkan Trump bunu yine siz yaptınız! Teşekkürler” diyen İsrail Savunma Bakanı Avigdor Lieberman hayalkırıklığı yaşayabilir.

– Trump, İran halkının dayanılmaz ekonomik baskılar sayesinde sisteme başkaldıracağı hesabıyla gidiyor. Kitlelerin yönetimle ilgili rahatsızlığı sokaklara taşsa da yakın tarihte Ruslar, İngilizler ve Amerikalılara verilen tavizler ‘egemenler lehine kapitülasyon’ olarak görülmüş ve iktidarların sonuna getirmiştir. İran’daki hakim siyasal kültür direngen bir karaktere sahip. Mazlumiyete yaslanan sosyolojik kimya siyasal direnci besliyor. Yaptırımlar reformcuları ve muhafazakârları farklılıkları bir kenara itip birleştirebilir.

– Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinde Muhammed bin Selman’ın tabir caizse elinde testere ile yakalanması, ABD ve İsrail’in dünyanın baş zanlı olarak gördüğü veliaht prense ‘stratejik ortaklığın selameti’ açısından destek çıkması İran’ın faydalanacağı bir psikolojik iklim yarattı.

– Trump’ın Avrupa ve Asya’daki Amerikan müttefiklerinin de çıkarlarına zarar veren dayatmacılığı Tahran’ın ilişkilerini korumasına olanak tanıyor. Muafiyet listesi de ABD’nin müttefiklerini kaybetme korkusu yüzünden uzadı. Trump ‘azami baskı’ ile ülkeyi çökertme stratejisi güderken Trans-Atlantik İttifakı’nın iki yakasında çatlaklara yol açıyor. AB dahil nükleer anlaşmaya taraf olan diğer aktörler, İran’la iş yapan firmaları yaptırımlardan korumak için ‘Özel Amaçlı Araç’ adıyla finansal ödeme mekanizması geliştiriyor.

Bütün bunlar İran’ın işinin kolay olduğu anlamına gelmiyor. İran’ın kaos ve isyanlara yol açmadan bu kuşatmanın üstesinden gelebilmek için büyük bir savaş vermesi gerekiyor.

KORE YANILSAMASI

Trump saldırı tehdidin ardından el sıkıştığı Kuzey Kore’de denediği stratejinin İran’da da işe yarayacağını düşünüyor. Kuzey Kore ile İran arasında paralellik kurarak cehaletinin doruklarında ayyaş ayyaş dolaşıyor. İran’ın tarihi hafızası, siyasal kimliği, toplumsal karakteri ve kültürel dokusundan bihaber.

Bu konuda Trump’ın baş suflörü Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton yaptırım siyasetindeki öngörüyü, “1979 İslam Devrimi’nin 40’ıncı yıldönümünü görmeden İran’ın sonunu getirmek” olarak açıklamıştı. İran devrimin yıldönümünü 11 Şubat’ta kutluyor. O vakte kadar bu düşü düş olmaktan çıkaracak bir mekanizma ne İran içinde ne de kuşatma çemberinde oluşmuşa benzemiyor.

 

Facebook Yorumları

reklam
12.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
7.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
24.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
23.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
7.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
19.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
3.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
6.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
26.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
22.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
16.3.2017
Gürültü hasılatı
10.3.2017
Menbic Düzeni’nden Rakka’ya: Uygunsuz adım marş marş!
9.3.2017
Menbic’te oyunu bozan oyun ve bayrak savaşı
4.3.2017
Bab’tan sonra Menbic tuzağı
2.3.2017
Beyaz ile siyah inci arasındaki Kürt kaderi
28.2.2017
İyi Şii kötü Şii!
26.2.2017
İran-Türkiye gerilimi ekonomiyi vuruyor
24.2.2017
Kürt’ü seven Kürt’ü döven!
22.2.2017
Kürtlere göre Rakka’da Türkiye olmayacak
20.2.2017
El Bab’ı aşmadan Rakka inandırıcı mı?
19.2.2017
Erdoğan’ın vadettiği ordu milli mi hayalet mi?
17.2.2017
Fırat’ın fısıldadıkları
13.2.2017
Golan’ın Çerkesleri: Ateş hattında hayat
12.2.2017
Rakka’yı Suriye’siz kurtarmak!
10.2.2017
Suriye’de ABD’ye Mehmet olmak!
9.2.2017
Türk'ün eliyle Rus ruleti: Cihatçıyla cihatçıyı temizlemek!
3.2.2017
Trump’ın levhasız yolu
2.2.2017
Savaş kendini dayatırsa Kürtler ne yapacak?
29.1.2017
İD’in PYD’den gizli talebi: Kürt İslam devleti
26.1.2017
Şam’dan Kamışlı’ya: Özerklik gerilimi
23.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si (1)
21.1.2017
Halep bir Pirus zaferi mi?
14.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si
28.12.2016
El Bab ateşi halkı yaktığı gibi hükümeti yakmıyor
26.12.2016
Sıradaki İdlib Emirliği; ibretlik bir miras
25.12.2016
Ankara’nın boynu artık kıldan ince
23.12.2016
Halep’ten sonra Türk’ün senaryosu
21.12.2016
Mahşerin üç atlısı!
20.12.2016
Suikastı Moskova’nın nasıl okuduğu önemli!
19.12.2016
Hezimetten Türk usulü zafer çıkarmak!
11.12.2016
Şeyh Maksud’daki Kürt düğümü
8.12.2016
Türk'ün Türk'le, Türk'ün Rum'la imtihanı
6.12.2016
Halep ateşi niçin Türkiye’yi yakıyor?
1.12.2016
Dua kardeşliğinde son perde
30.11.2016
Salih Müslim’i yakalama kararı Türkiye’ye ne getirir?
26.11.2016
El Bab! Felaket Kapısı!
24.11.2016
Asya’nın NATO’sunda Türk’ün yeri
20.11.2016
Şengal ikinci bir Kandil olur mu?
12.11.2016
Menbic taktiği Rakka için de geçerli
11.11.2016
Trump dünyanın sonu mu?
8.11.2016
Bu kez Rakka’nın gazabı!
6.11.2016
Halep cehenneminde yakıcı kartlar
3.11.2016
'Hacı' Bekir'in ekseni kaybediyor!
28.10.2016
Rojava’yı kemiksiz Esad’a teslim etmek! Öyle mi?
22.10.2016
Musul’dan sonra nasipse Rakka! Amma velakin fakat…
18.10.2016
Musul’a beş kala!
14.10.2016
Musul’u ne yapsak? Musullulara bıraksak! Birlikte kurtarsak! Parçalasak! Dağıtsak!
8.10.2016
Dicle’dir kalkanın adı paşam! Ama bu Musul o Musul değildir!
5.10.2016
Korkunun İdaresi
10.9.2016
Türk müdahalesi Kürt-Arap ittifakını bozar mı?
4.9.2016
TÜRKİYE’NİN KENDİNİ SÜRÜKLEDİĞİ TUZAK
24.8.2016
İran’la balayı ne vaat ediyor?
14.8.2016
Rusya ile ikinci baharın diyeti: Suriye
31.7.2016
İnce ayar Kürt hesabı
3.7.2016
IŞİD Türkiye'nin komşularıyla barışını mı hedef aldı?
15.6.2016
Son nakavt Erdoğan’a
7.6.2016
‘Değerli Yalnız’ın Afrika fethi!
28.5.2016
Rakka’ya doğru yol temizliği
26.4.2016
ROJAVA, AVRUPA’DA ‘DİPLOMATİK’ AĞINI GENİŞLETİYOR
16.4.2016
Türkiye’nin İD’e karşı ilk hamlesi fiyasko
7.4.2016
Bu bir veda değildir!
13.3.2016
KÜRT HESABI!
11.3.2016
ABD Kürtleri terk mi ediyor?
20.2.2016
Türkiye’nin umutsuz Azez savaşı
2.2.2016
Cenevre'nin ahı Rojava'dan çıkıyor!
4.1.2016
'Beyaz IŞİD'in aynasından...
2.1.2016
Düşman kardeşliği!
23.12.2015
Bir kayıp hikayesi: Şii Türkmenler-5
22.12.2015
IŞİD'e karşı Sünni direnişi-4
21.12.2015
Kerbela'dan Samarra, Tıkrit ve Beyci'ye...
20.12.2015
Ali Ekber Tugayı: Şii-Sünni-Hıristiyan ittifakı
19.12.2015
IRAK'IN IŞİD İLE SAVAŞI-1: Kerbela; IŞİD eliyle yeniden...
18.12.2015
Suud şakası: Aşırıların aşırılıkla savaşı
15.12.2015
Bağdat'ın şifreleri
11.12.2015
Suudilerin elinin değdiği hamur
8.12.2015
Bağdat'tan dönen Musul hesabı!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.