Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı


10.10.2018 - Bu Yazı 160 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’nin içine düştüğü ya da düşürüldüğü durum Kaşıkçı’nın akıbeti kadar vahim. Kaşıkçı, irtibatlı olduğu çevreler ve sözcülüğünü yaptığı konular, Türkiye’nin son yıllarda izlediği Ortadoğu siyasetine değen veçhelere sahip. 

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın akıbeti 2 Ekim’de Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğu’na girdiğinden beri meçhul. Binaya girerken Türk nişanlısından başına bir şey gelirse aramasını istediği iki kişi, Kaşıkçı’nın içeride öldürüldükten sonra cesedinin parçalara ayrılarak dışarıya çıkarıldığından emin. Bütün dünya savcı, polis ve istihbaratın üç koldan yürüttüğü soruşturmadan çıkacak resmi sonucu bekliyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olayın takipçisi olduğunu söylüyor ama kendini tutan bir dil kullanıyor.

Eğer korkulan olduysa Türkiye’nin önünde esaslı bir diplomatik kriz duruyor demektir. Olay gerçekten aydınlığa kavuşturulacak ve gereken yapılacak mı yoksa süreç başka alanlarda bir pazarlığa mı dönüştürülecek bilemiyoruz. Olayla ilgili resmi sonuç çıkmadan medya savaşı kızıştı. Katar medyası “Teyit ettiremedik ama…” kaydıyla dillendirilen iddiaları kesin bulgu olarak sunuyor. Suudi güdümlü medya ise sorumluluğu Türkiye’nin üzerine yıkmanın çabasında. Suudilerin 2 Ekim’de iki VİP uçağıyla Atatürk Havalimanı’na inen 15 kişilik ekiple bu işi yaptığını öne sürenler de teyit edemedikleri bilgilerle konuştuklarını gizlemiyor. İki ülkeyi karşı karşıya getirebilecek bir olayla ilgili bir haftadır sonuç yok.

***

Elbette Suudi Arabistan bu tür suçları işleyebilecek karaktere ve sicile sahip. Geçen yıl Lübnan Başbakanı Saad el Hariri’yi ayaklarına çağırıp Riyad’da haftalarca alıkoyabilen monarşik bir düzenden söz ediyoruz. Saray içinde rakip görülen 200 kadar prens ve üst düzey yöneticiyi Ritz-Carlton Hotel’de hapseden, bunlar arasından Tümgeneral Ali el Kahtani’yi işkenceyle öldüren, tutuklanmamak için helikopterle kaçan Prens Mansur Bin Mukren ve 4 üst düzey yetkiliyle birlikte 8 kişiyi havada füzeyle vuran, Müteyyib bin Abdullah gibi prensleri milyar dolarlık haraçlarla bağışlayan, muhalifleri infaz etmekten çekinmeyen bir yönetim bu tür suçları evin dışında da işleyebilir. İşledi de. Suç işleme özgürlüğü sadece Selman ailesine özgü de değil. Sözgelimi 2012’de Fransa’ya sığınan eski polis şefi Prens Turki bin Bender 2015’te reform çağrısı yapınca ortadan kayboldu. Muhtemelen Riyad’a götürüldü. 2003’de Prens Sultan bin Turki, Cenevre’de yolsuzluk dosyalarını ifşa ettikten sonra iki prensle görüşmeye geçti, kaçırıldı ve Boeing 747 ile Riyad’a götürüldü. Prens Sultan ev hapsine alındıktan sonra 2016’da kaçmayı başarıp İsviçre’de kendisini kaçıranlar aleyhine dava açtı. Daha eskilerden akılda kalan bir kaçırma olayı daha var: Arap Yarımadası Halkların Birliği’nin kurucusu ve radyocu Nasır el Said 1979’da Beyrut’ta kaçırıldı. Akıbetini bilen çıkmadı. Kadın hakları için kampanya yürütenlerin başlarına gelenler de az değil. Bunlar arasından Luceyn el Haslul 2014’te Suud’un ‘kirli işler müttefiki’ BAE tarafından ülkesine sepetlendi. Defalarca gözaltına alınıp bırakılan Haslul son olarak geçen mayısta hapsedildi. Bunların örneği çok.

O yüzden Kaşıkçı’nın konsoloslukta başına gelen her ne ise ‘imkansız’ kategorisinde değil. Kraliyet ailesine gölge düşürenler aleyhine her şey mümkün her şey mubah. Hele ABD, Britanya ve Fransa gibi Batılı devletler arkalarındayken sınırsızlıklarının sınırı yok.

***

Son olanlar Avrupa ve ABD’de ‘büyük reformcu’ diye pazarlanan, Trump’ın da yeni Ortadoğu planları için ‘Truva atı’ ya da ‘mayın eşeği’ olarak gördüğü Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın işleri… Bunlar Kaşıkçı’nın başına efsane bir muhalif olduğu için gelmedi. Yönetimle arasındaki nüanslardır üstünün çizilmesine sebep. 2017 yazına kadar sarayın gazetecisiydi. Ülkeyi terk ettikten sonra da kendisini ‘muhalif’ olarak tanımlamaktan kaçındı. Onu ünlü yapan sicili de pek netameliydi. 1980-1990’larda Afganistan, Pakistan ve Sudan’daki mücahit kamplarında yaptığı röportajlarla Usame bin Ladin’i dünyaya taşıyan kişiydi. Eski İstihbarat Şefi Prens Türki bin Faysal’ın Londra ve Washington’da elçi olduğu dönemlerde danışmanlığını yaptı. Sözcü gibiydi. Hiçbir zaman sistem karşıtı olmadı. Monarşinin devamından yanaydı. İstediği bazı mütevazı reformlardı. Hatta Muhammed bin Selman’ın reforma yönelik sözlerine destek sundu. Yalnız ülkede hapse tıkılan muhaliflerle ilgili kaygılarını dile getirdi. Gayet ılımlı bir dille.

Muhammed bin Selman’la birlikte çok sayıda prensin üstü çizilirken o da yanlış tarafa düştü. Monarşiye değil prensler arasında konsensusa dayalı paylaşım sisteminin bozulmasına karşı olduğunu söyledi. Bu da ‘Sus ve yazma’ denilmesine yetti. Çareyi, Saray’da çalışan ve kendisine cephe alan eşini ve çocuklarını bırakıp Washington’a taşınmakta buldu. Batılılar ‘sürgünde muhalif’ ifadelerini pek sever. Onun için de kullanılmaya başlandı. Ama kendisi bu tanımlamayla barışık değildi. Muhammed bin Selman’ı ‘şok terapisi yapacak reformcu’ diye pazarlayan Washington Post’ta yazmaya başlaması Riyad’da “Amerika ile ilişkilerimize zarar verecek” korkusuna yol açmış olmalı ki sosyal medyada çok çekiştirildi.

***

Burada Türkiye’nin içine düştüğü ya da düşürüldüğü durum Kaşıkçı’nın akıbeti kadar vahim. Kaşıkçı, irtibatlı olduğu çevreler ve sözcülüğünü yaptığı konular, Türkiye’nin son yıllarda izlediği Ortadoğu siyasetine değen veçhelere sahip. Erdoğan, Suriye’de tampon bölge oluşturmak ve Halep’i düşürmek amacıyla Fetih Ordusu’nu kurmak için Suudi Kralı Selman ile el sıkıştığında bu planları medyaya pazarlayanlardan biri Kaşıkçı idi.

Bu süreçte Kaşıkçı’yı AKP’nin Türkiye’sine yanaştıran ise ‘İhvan kardeşliği’. Muhammed bin Selman’ın adamları Kaşıkçı’nın etkisini kesmek için onu 2017’de terör örgütleri listesine aldıkları Müslüman Kardeşler’in (İhvan-ı Müslimin) destekçisi olmakla suçluyor. Ladin’le dostluktan, “Radikalizme karşı siyasal İslam’ın önü açılmalı” çizgisine gelmiş, oradan da daha liberal söylemlere yönelmiş Kaşıkçı’nın örgütsel bağına dair bilgi yok. Fakat Mısır’da Muhammed Mursi’yi deviren Suudi-Emirlik destekli Sisi darbesine ve İhvan’ın terör örgütü ilan edilmesine karşıydı. Muhtemelen Saray’la ayrışmanın tohumu böyle ekildi. Ama beri tarafta İran’a karşı hamlelerin yanındaydı. Başında Yemen savaşının da destekçisiydi. Suudilerin Trump’ın Ortadoğu planlarına aracı olmasını tehlikeli buluyordu. Belki ipinin çekilmesinin en büyük nedeni buydu.

Bu profile bakılınca Kaşıkçı’yı hizmetkârı olduğu Saray’dan uzaklaştıran nedenlerle Türkiye’yi Körfez’deki komşu kavgasında taraf yapan saiklerin aşağı yukarı aynı olduğu görülüyor. Bir tarafta Suudi Arabistan, BAE ve Mısır, diğer tarafta Katar, İhvan ve onlara kalkan olan Türkiye.

Bölgedeki iç kavgalar ve hesaplaşmalar Arap diasporasının yeni adresi olarak Türkiye’ye taşınıyor. Eskiden ülkesinden kaçanlar Avrupa’ya sığınıyordu. O kapılar artık çok meşakkatli. Türkiye ise ziyadesiyle davetkâr ve himayeci. Angela Merkel ve Emmanuel Macron minnettar olmasın da ne yapsın!

Fakat bugüne kadar Suudilerin dahil olduğu pek çok meselede Ankara feveran ederken Riyad’ı hep kayırdı. Erdoğan, Rabia’yı simgeleştirdi ama Mısır’da darbenin ana finansörü Suudilere dokunmadı. Kudüs davasını bayraklaştırırken Trump’ın ‘yıkım ortağı’ Suudi hanedanına laf etmedi. Yemen’deki katliamlarla ilgili edecek bir çift sözü hiç olmadı. YPG’yle ortaklığı nedeniyle ABD’ye ateş püskürürken Suudilerin Fırat’ın doğusuna 100 milyon dolarlık yardımını görmezden geldi.

Bu ihtimam büyük bir ihtimalle Suudiler ve onların etki edebileceği Körfez’deki yatırımcıların hatırı için. Kim bilir bu kırılganlıktan hareketle Türkiye’yi bir operasyon alanı olarak seçmekte fazla bir risk görmediler. Kaşıkçı’nın akıbeti netleştiğinde Erdoğan’ın Kral hazretlerini gücendirmeme hassasiyetine ne olacağını kestiremiyoruz. Ya kopuş ya pazarlık. İki yola da kapı açık.

Facebook Yorumları

reklam
19.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
7.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
24.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
23.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
7.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
19.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
3.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
6.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
26.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
22.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
16.3.2017
Gürültü hasılatı
10.3.2017
Menbic Düzeni’nden Rakka’ya: Uygunsuz adım marş marş!
9.3.2017
Menbic’te oyunu bozan oyun ve bayrak savaşı
4.3.2017
Bab’tan sonra Menbic tuzağı
2.3.2017
Beyaz ile siyah inci arasındaki Kürt kaderi
28.2.2017
İyi Şii kötü Şii!
26.2.2017
İran-Türkiye gerilimi ekonomiyi vuruyor
24.2.2017
Kürt’ü seven Kürt’ü döven!
22.2.2017
Kürtlere göre Rakka’da Türkiye olmayacak
20.2.2017
El Bab’ı aşmadan Rakka inandırıcı mı?
19.2.2017
Erdoğan’ın vadettiği ordu milli mi hayalet mi?
17.2.2017
Fırat’ın fısıldadıkları
13.2.2017
Golan’ın Çerkesleri: Ateş hattında hayat
12.2.2017
Rakka’yı Suriye’siz kurtarmak!
10.2.2017
Suriye’de ABD’ye Mehmet olmak!
9.2.2017
Türk'ün eliyle Rus ruleti: Cihatçıyla cihatçıyı temizlemek!
3.2.2017
Trump’ın levhasız yolu
2.2.2017
Savaş kendini dayatırsa Kürtler ne yapacak?
29.1.2017
İD’in PYD’den gizli talebi: Kürt İslam devleti
26.1.2017
Şam’dan Kamışlı’ya: Özerklik gerilimi
23.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si (1)
21.1.2017
Halep bir Pirus zaferi mi?
14.1.2017
Suriyelilerin Suriye’si
28.12.2016
El Bab ateşi halkı yaktığı gibi hükümeti yakmıyor
26.12.2016
Sıradaki İdlib Emirliği; ibretlik bir miras
25.12.2016
Ankara’nın boynu artık kıldan ince
23.12.2016
Halep’ten sonra Türk’ün senaryosu
21.12.2016
Mahşerin üç atlısı!
20.12.2016
Suikastı Moskova’nın nasıl okuduğu önemli!
19.12.2016
Hezimetten Türk usulü zafer çıkarmak!
11.12.2016
Şeyh Maksud’daki Kürt düğümü
8.12.2016
Türk'ün Türk'le, Türk'ün Rum'la imtihanı
6.12.2016
Halep ateşi niçin Türkiye’yi yakıyor?
1.12.2016
Dua kardeşliğinde son perde
30.11.2016
Salih Müslim’i yakalama kararı Türkiye’ye ne getirir?
26.11.2016
El Bab! Felaket Kapısı!
24.11.2016
Asya’nın NATO’sunda Türk’ün yeri
20.11.2016
Şengal ikinci bir Kandil olur mu?
12.11.2016
Menbic taktiği Rakka için de geçerli
11.11.2016
Trump dünyanın sonu mu?
8.11.2016
Bu kez Rakka’nın gazabı!
6.11.2016
Halep cehenneminde yakıcı kartlar
3.11.2016
'Hacı' Bekir'in ekseni kaybediyor!
28.10.2016
Rojava’yı kemiksiz Esad’a teslim etmek! Öyle mi?
22.10.2016
Musul’dan sonra nasipse Rakka! Amma velakin fakat…
18.10.2016
Musul’a beş kala!
14.10.2016
Musul’u ne yapsak? Musullulara bıraksak! Birlikte kurtarsak! Parçalasak! Dağıtsak!
8.10.2016
Dicle’dir kalkanın adı paşam! Ama bu Musul o Musul değildir!
5.10.2016
Korkunun İdaresi
10.9.2016
Türk müdahalesi Kürt-Arap ittifakını bozar mı?
4.9.2016
TÜRKİYE’NİN KENDİNİ SÜRÜKLEDİĞİ TUZAK
24.8.2016
İran’la balayı ne vaat ediyor?
14.8.2016
Rusya ile ikinci baharın diyeti: Suriye
31.7.2016
İnce ayar Kürt hesabı
3.7.2016
IŞİD Türkiye'nin komşularıyla barışını mı hedef aldı?
15.6.2016
Son nakavt Erdoğan’a
7.6.2016
‘Değerli Yalnız’ın Afrika fethi!
28.5.2016
Rakka’ya doğru yol temizliği
26.4.2016
ROJAVA, AVRUPA’DA ‘DİPLOMATİK’ AĞINI GENİŞLETİYOR
16.4.2016
Türkiye’nin İD’e karşı ilk hamlesi fiyasko
7.4.2016
Bu bir veda değildir!
13.3.2016
KÜRT HESABI!
11.3.2016
ABD Kürtleri terk mi ediyor?
20.2.2016
Türkiye’nin umutsuz Azez savaşı
2.2.2016
Cenevre'nin ahı Rojava'dan çıkıyor!
4.1.2016
'Beyaz IŞİD'in aynasından...
2.1.2016
Düşman kardeşliği!
23.12.2015
Bir kayıp hikayesi: Şii Türkmenler-5
22.12.2015
IŞİD'e karşı Sünni direnişi-4
21.12.2015
Kerbela'dan Samarra, Tıkrit ve Beyci'ye...
20.12.2015
Ali Ekber Tugayı: Şii-Sünni-Hıristiyan ittifakı
19.12.2015
IRAK'IN IŞİD İLE SAVAŞI-1: Kerbela; IŞİD eliyle yeniden...
18.12.2015
Suud şakası: Aşırıların aşırılıkla savaşı
15.12.2015
Bağdat'ın şifreleri
11.12.2015
Suudilerin elinin değdiği hamur
8.12.2015
Bağdat'tan dönen Musul hesabı!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.