Erol KATIRCIOĞLU



Bookmark and Share

İktidar medyasına cevabımdır


19.8.2015 - Bu Yazı 6333 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Geçenlerde attığım bir tweet üzerine gösterilen tepki, çoktandır düşündüğüm ve her seferinde de yazmayı ertelediğim bazı düşüncelerimi daha fazla ertelememem gerektiğini gösterdi. Önce attığım tweetle ilgili bir iki cümle etmeliyim. Attığım tweet şöyle: :“Anlaşılan AKP düzgün bir biçimde iktidarı bırakmayacak. Bu durumda yeni ve yaratıcı eylem biçimleri bularak bu partiyi al aşağı etmek gerek”. Hemen arkasından gelen bir izleyicinin “Yeni ve yaratıcı derken?” tweetine de “Toplumun ilgisini çeken ve böylelikle iktidarın çapsızlığını hissettirecek eylem biçimleri. Hep birlikte düşünelim” cevabını verdim.


Bu tweetlere ise, hemen hepsi sözleşmiş gibi (üstelik de ikinci tweetimi görmemezlikten gelerek) benim “darbe” , hatta “suikast” gibi eylem biçimleri önerdiğimi, ne kadar anti demokratik, ne kadar hain, korkak ve aşağılık olduğumu söyleyen inanılmaz küfür ve tehditler aldım. “Darbe”nin nesi “yeni ve yaratıcı bir eylem biçimi” ki ben bu sözle bir “darbe” önermiş olabilirdim? Bu soruyu dahi sormayı düşünemeyen ve ikinci tweetimde “topluma” işaret etmiş ve “hep birlikte düşünelim” demiş olduğumu dahi görmeyen bu insan topluluğu belli ki “görevli” bir insan topluluğu idi.

Ama yine de, iyiniyetle, 140 karakterin sınırları içinde derdini anlatmak zorunda kalan birinin sözlerinin yanlış anlaşılabilme olasılığını aklına getirmeyerek bana kızmış olan insanlar da olabilirdi. Özellikle tweet’imdeki “al aşağı etmek” fiiliyle “darbe”yi çağrıştırdığımı düşünenler olabilirdi. Ama doğrusu bunun bile biraz düşünüldüğünde zoraki bir ilişki olacağı ortadaydı. Çünkü örneğin HDP’nin bu seçimlerde aldığı oy oranı, AKP’yi iktidardan “al aşağı etti”, yani “iktidardan düşürdü” ama bu sonuç, “darbe” ile değil “seçim”le oldu.

Gelelim asıl meselemiz olan AKP meselesine. Benim yazılarımı okuyanlar bilirler ki ben uzun bir zamandan beri Türkiye’nin siyasi alanının sosyolojik kimlik yapısıyla örtüşerek kutuplaştığını ve bu kutuplaşmadan da çıksa çıksa ancak “çatışma” çıkacağını söyleyip duruyorum. O nedenle de varolan partilerin yaptıkları “kimlik siyaseti”inin aşılmasını bütün kimliklerin bir “biz” olarak hissedecekleri yeni bir siyasi ve toplumsal dokunun oluşmasını savunan biriyim. Bu çerçevede yalnızca AKP’yi değil MHP ve CHP’ye de eleştirdim ve eleştiriyorum. (HDP konusu ise ayrı bir konu- ilgilenenler benim Özgür Gündem’deki yazılarımı bulup okuyabilirler- çünkü ilk defa HDP, “çok-kimlikli” bir siyaset yaptığını söyleyen bir parti, yalnızca Kürt kimliğinin değil, diğer bütün ezilen kimliklerin taleplerini de sahiplenen bir parti. En azından iddiası bu).

Her neyse, AKP’ye dönecek olursak, doğrusu ben AKP’nin siyasi kadrolarının vesayet rejimine karşı mücadelelerinde onlara destek vermiş, geçmişi ve ideolojisi bakımından kendini solda gören üç-beş yazardan biriydim. 28 Şubat, Cumhurbaşkanlığı seçimleri, başörtüsü gibi konularda konuşmaktan, onlarla yan yana olmaktan hiç rahatsız olmadım. Çünkü benim için AKP, çevreden gelen mağdur bir kimlik olan Müslümanların kurduğu bir partiydi ve onların mağduriyetlerini gidermeye yönelik çabaları sistemin değişimi anlamına gelecekti. Nitekim iktidardaki ilk yıllarında AKP, Kürt açılımı, Alevi açılımı, Roman açılımı gibi birçok konuda önemli adımlar attı. Bu adımlar- sonuçta pek bir yere varamamış olsa bile- dış konjonktürün de katkısıyla ülkenin iklimini değiştirdi. Bütün bunları biliyoruz.

Ama takvimler 2010’ları gösterdiğinde AKP’nin enerjisi tükendi. Gezi’den çok önce, Başbakan Erdoğan “İslami kimlik” siyasetine dönmek zorunda hissetti kendini. Çünkü kimlik siyasetleri bir yandan kutuplaşma yaratarak toplumda olumsuz etkiler üretse de, kimliğin içinde konsolidasyon yaratma imkanı anlamına gelir. Gezi’yle birlikte Başbakan Erdoğan’ın dili ve uyguladığı siyaset daha da değişti. “Bizler” ve “ötekiler” diyerek konuşan, ya da “Bizim medeniyetimiz, yani İslam medeniyeti” diyerek ülkedeki diğer kültürel kimlikleri hiçe sayan, kürtajdan, öğrenci evlerine, “Aksırıncaya-tıksırıncaya kadar için!” gibi laflarla “İslami kimliğin” dışındaki insanların hayat tarzlarına karışan, demokrasiye aykırı bir yığın ayırımcı ifadelerle konuşan bir lider ortaya çıktı.

(Şimdi sözüm AKP’ye yakın duran medyadaki arkadaşlara)
Sizler, Başbakan’ın bu değişimi karşısında yapmanız gerekenleri yaptınız mı? Bu konuyla ilgili tek bir eleştirel cümle kurdunuz mu? Taraf gazetesinde bir zamanlar birlikte bulunduğumuz Yıldıray Oğur’dan, Melih Altınok’a, Hilal Kaplan’a, beni köşesinde birkaç övücü sözden sonra “AK Parti nefretini” diri tutuyor, diri tuttuğunu gösteriyor” diyerek “belli çevrelerde prestij aradığımı” söyleyen Ahmet Kekeç’e kadar, belki başkaları da sizler AKP’nin bu, demokrasiden uzaklaşan, iktidarı kişiselleştiren Erdoğan tavrına karşı yapmanız gerekenleri yaptınız, söylemeniz gerekenleri söylediniz mi? Bırakın sizlerin yazmasından vazgeçtim. Daha geçenlerde Ali Bayramoğlu ve Doğan Akın arasında geçen ve Ali Bayramoğlu’nun zaman zaman AKP’yi ve Erdoğan’ı eleştirmiş olmasına rağmen kaçak dövüştüğünü söyleyen eleştirilerle ilgili olarak aranızdan birisi, Ali Bayramoğlu’nu destekleyen bir cümle ettiniz mi? Yoksa neme lazım Ali sonuçta zaten bizim mahalleden de değildir mi dediniz?

AKP’ye yakın gazetelerde yazan, Tv’lerde program yapan arkadaşlar konuşmamak, eleştirmemek üzere baskı içinde olduğunuzu bilmeyen var mı? Benim öyküm bile ibret verici biliyorsunuz. Ben önceleri iktidarın bütün Tv’lerine hemen her hafta çağrılan, hatta Star gazetesinde yazılar yazan biriydim. Erdoğan’a ilişkin eleştirel bir yazımın basılmaması üzerine yazmaktan vazgeçtim. Yine Melih Altınok’la Kanal 24’de çıktığım bir programda yaptığım AKP eleştirilerinden sonra bir daha çağrılmadım. Neden diye sorduğumda da “Hocam, biz artık eleştiri istemiyoruz” cevabını aldım.

Türkiye çok tehlikeli bir yere doğru gidiyor. Dümeninde ise AKP ve şimdi Cumhurbaşkanı olan Erdoğan var. Bana göre AKP kadroları Türkiye’yi yönetmekte başarısız oldu ve fakat hala iktidarda kalmaya çalışıyorlar, önlerine gelmiş koalisyon şansını tepiyorlar. Oysa her gün daha fazla insanımız ölüyor. Şehit cenazeleri evimizde sanki. Televizyonlarımız ve medyamız ölen Kürt çocuklarıyla ilgili bilgi dahi vermiyor, yalnızca “etkisiz kılındılar” diyor. Bütün bunlardan dolayı da ben, ülkeyi yönetmekte acze düşen AKP’nin iktidardan düşürülmesi gerektiğini düşünüyorum. “Al aşağı” etmekten muradım da bu. “Yeni ve yaratıcı eylem biçimleri bulalım” çağrısı ise bence şiddete karşı tek çıkış yolu. Bunun bir “darbe” teklifi olduğunu düşünenlere ise önderlerinin daha dün yaptığı açıklamayı dikkatle okumalarını öneririm. Kimin “darbe” sözcüğü ile ilişkili olduğunu daha iyi anlamaları için.

Benim hiçbir zaman derdim AKP’liler olmadı. Ama Müslümanların tarihten getirdikleri, ezilmiş, horlanmış mağdur kimlikleri üzerinde bazı AKP’li siyasetçilerin tepindiklerini gördüğünüz halde hiç ses çıkarmıyor olmanızı anlayamıyorum?

Neyin tutkusu bu?


Bu yazı Özgür Gündem'de yayımlanmıştır.

Facebook Yorumları

reklam
22.4.2017
Referandum, CHP ve zombileşme süreci
14.4.2017
Burası Ortadoğu değildir
7.4.2017
İslamcı siyaset geç kaldı!
1.4.2017
Yeni siyaset nasıl olmalı?
23.3.2017
Newroz kutlamalarının söyledikleri
9.3.2017
İnanmak rahatlatıcıdır
3.3.2017
AKP kadroları başarısız
25.2.2017
Kimlik savaşları
17.11.2016
Seküler kesim siyaseti ve CHP
7.9.2016
Cemaatler ve demokrasi yan yana gelebilir mi?
25.8.2016
Alaşağı etmek
11.8.2016
Yenikapı mitinginin düşündürdükleri
27.7.2016
Umutlanmalı mı?
21.7.2016
Kimlik siyaseti darbeyi davet eder
14.7.2016
Kimlikleşme çağı ve yeni siyaset
1.7.2016
İngiltere’de kopan tel
23.6.2016
Laik kesim nefreti
15.6.2016
Erdoğan’ın ‘Dava’sı
9.6.2016
CHP değil CHP’ye oy verenlere
2.6.2016
Muhalefet etmenin maliyeti
26.5.2016
Yeni bir Cumhuriyet hayali
19.5.2016
Laik kesimin siyasi bir tahayyülü var mı?
11.5.2016
Yükselen karanlığa en iyi cevap: Türkiyelileşme
8.5.2016
''Muasır Medeniyet''ten ''Müslüman Milliyetçiliğe''
28.4.2016
İslamcı siyaset neden laikçi siyasete benziyor
23.4.2016
Altan Tan haklı ama...
13.4.2016
Cumhurbaşkanı bütün bunları biliyor
6.4.2016
Kim yalan söylüyor?
30.3.2016
Dolu dizgin nereye?
24.3.2016
Newroz: Kışın ve zulmün sonu
9.3.2016
‘Kanal N’nin hikayesi
1.3.2016
Pervasızlıklara prim vermeyelim
24.2.2016
Bölünmüşlük, kimlikçi siyaset ve CHP
16.2.2016
Savaşa karşı cephe siyaseti
11.2.2016
AKP’ye gönül ve oy vermişlere
3.2.2016
Demokrasi Bloku hemen şimdi
27.1.2016
Değişen koşullar ve HDP
20.1.2016
Batı düşmanlığı yeniden
13.1.2016
Hepimiz özgür olmadıkça hiçbirimiz özgür sayılmayız
5.1.2016
Bu ülkede gerçek bir anayasa yapılabilir mi?
29.12.2015
Bölgesel özerklik stratejisi
23.12.2015
‘Laik ve modernlerin’ siyasete dönüşleri bir gereklilik
16.12.2015
CHP'ye bir öneri
8.12.2015
Türkiyelileşme out mu?
2.12.2015
Hukuk yoksa her şey meşrudur
25.11.2015
Meşruiyet çizgisini aşan devlet
18.11.2015
AKP’nin Kürt korkusu
10.11.2015
Tek bir kimliğin iktidarı sorunları çözemez
4.11.2015
Kimliğin zaferi bir zafer midir ?
27.10.2015
Cemaatçi ‘biz’den toplumsal ‘biz’e
21.10.2015
Kimlik siyaseti bir çıkmazdır kurtuluş değil
13.10.2015
IŞİD cevabı da kabak adı vermedi mi?
7.10.2015
Sorunu yaratan devlettir, çözmesi gereken de odur
30.9.2015
Vicdanın sesini dinlemek
23.9.2015
Testiyi kırmış Erdoğan
16.9.2015
Yeni ve yaratıcı eylem biçimleri bulma
9.9.2015
Savaş değil ileri demokrasi!
3.9.2015
Müslümanların hayal kırıklıkları üzerine
26.8.2015
Partizancılık çıkar bir yol mudur?
19.8.2015
İktidar medyasına cevabımdır
12.8.2015
Öcalan’ın sözleri ortadayken savaş neden?
5.8.2015
Oyunu açığa çıkarmak
29.7.2015
ABD ve AB Çözüm Sürecine Katılmalı
22.7.2015
Suruç’un düşündürdükleri
14.7.2015
Yeniden seçim olasılığı üzerine
7.7.2015
Müslüman gerillalar
30.6.2015
Çözüm sürecini ciddiye alın!
16.6.2015
Cumhurbaşkanı ne söylüyor?
10.6.2015
Koalisyon nasıl mümkün olabilir?
3.6.2015
HDP neden yükseliyor?
27.5.2015
Müslümanlar bu adalesizliği görmüyor mu?
20.5.2015
HDP’ye saldırıların anlamı üzerine
13.5.2015
Bu liberallere ne oldu?
6.5.2015
İslami kimlik siyasetinin çıkmazı
15.4.2015
‘Aldatıldım!’dan sonra TSK
8.4.2015
Erdoğan ‘aldatıldı’ysa vesayet rejimini kim yıktı?
31.03.2015
Hız tutkunlarına
17.03.2015
Ülkenin vatandaşı mıyız yoksa şirketin çalışanı mı?
13.03.2015
Neden HDP?
25.02.2015
Ateşe doğru...
18.02.2015
Yerel kalkınma ve özerklik
11.02.2015
Arınç’ın feryadı
03.02.2015
HDP, SYRİZA, PODEMOS, SINN FEIN
28.01.2015
Erdoğan'ın çağrısı: İslam medeniyeti
13.01.2015
Temsili demokrasinin can çekişmesi
07.01.2015
Kabile toplumundan demokrasiye
31.12.2014
Yeni Türkiye Kürtler olmadan mümkün mü?
23.12.2014
Partilerin içine gömülen kimlikler
17.12.2014
Kimliklerin karşısında eriyen demokrasi
11.12.2014
CHP - HDP ittifakı olabilir mi?
02.12.2014
Siyaseti yükseltmek
25.11.2014
Çözüm süreci ve kimlik taleplerinin anlamsızlaştırılması
18.11.2014
Oyunu bozan kavram: Türkiye siyaseti
11.11.2014
Kimlik siyaseti ve demokratik siyaset -II
05.11.2014
Kimlik siyaseti ve demokratik siyaset -I
29.10.2014
Sert devlet, esnek siyaset
21.10.2014
‘Anlamsızlaştırmak’
14.10.2014
Müslümanlar bu işi beceremeyecekler
07.10.2014
Şaşılan hükümet
30.09.2014
Yara alan çözüm süreci
16.09.2014
Çok- kimlikli demokrasi artı özerklik:Çözümün anahtarı bu
02.09.2014
‘Yeni’ olan ne ?
30.08.2014
Kurultay CHP'ye çare mi?
20.08.2014
Barış ve özgürlük arayışı yine bize düşüyor
13.08.2014
Seçim üzerine
05.08.2014
Liberal ve demokrat kalemlere dair
29.07.2014
Hangisi gerçekten ‘yeni’?
22.07.2014
AKP ‘yeni Türkiye’nin’ partisi ise, HDP ‘yepyeni Türkiye’nin’ partisidir
16.07.2014
AKP’den ‘Liberal’, CHP’den ‘solcu’ parti çıkmaz
08.07.2014
Sayıların demokrasisi
01.07.2014
Neden HDP?
24.06.2014
HDP muhalefete değil iktidara aday
17.06.2014
AKP ve İslam siyaseti
10.06.2014
Devletleşen AKP
03.06.2014
Kutuplaşma derinleşiyor mu?
28.05.2014
Yeni siyasi sayfa
20.05.2014
Soma olayı ve bölünmüşlüğümüz
13.05.2014
Yeni bir kerteriz noktası: HDP
06.05.2014
‘Halk ihtilali’ ve demokrasimiz
29.04.2014
Cumhurbaşkanı seçimi ve solun bir kesimi
22.04.2014
HDP, solcular ve demokratlar
16.04.2014
AKP’nin başarısı ve eksik demokrasi
08.04.2014
Zehirli bir siyaset alanı olarak demokrasimiz
01.04.2014
Çatışmacı bir kimlik siyasetine devam
25.03.2014
Seçim sonrası
18.03.2014
Hangi parti sürpriz yapacak?
11.03.2014
‘Mücadele hep bize mi düşer usta?’
28.02.2014
Siyasi İslam’ın sıkıntısı
21.02.2014
Kime oy versek?
17.02.2014
Cemil Çiçek ne söylemiş oldu?
09.02.2014
Serbestiyet.com’a veda
07.02.2014
Ya cemaat değilse?
30.01.2014
‘Yetti artık!’ diyebilmek
24.01.2014
Zoraki birlik
21.01.2014
Hükümet mi Cemaat mi?
17.01.2014
Kimlik siyasetleri ve radikal demokrasi
11.01.2014
‘Hayır’mıdır ‘şer’midir?
29.12.2013
Demokrasiyi konuşmadan yolsuzlukları konuşmak mümkün mü?
21.12.2013
Rüşvetler ve eksik demokrasi
14.12.2013
‘Katılımcılık’ şart!
30.11.2013
Türkiyelileşme siyaseti üzerine yeniden
15.11.2013
İktidarlaşan AKP
09.11.2013
Türkiyelileşme siyaseti
30.10.2013
AKP’nin de Türkiyelileşmesi gerekmez mi?
12.10.2013
Demokrasi paketi ve kültürel kimlikler
28.09.2013
Devleti değiştirmeden iktidar olmak
06.09.2013
'Ya onlardansınız ya da bizden!' siyaseti
28.07.2013
Gezi ve laik kesim siyaseti
12.07.2013
Evli evine köylü köyüne
02.07.2013
Komplo
20.06.2013
Gezi'den yükselen talep: Katılımcı bir demokrasi
02.05.2013
Barış ve demokrasi
27.04.2013
Çözüm sürecinin getirdiği çözülmeler
20.04.2013
CHP’de siyaset
18.04.2013
Şiddet siyasetinin kaynağı
13.04.2013
‘İstanbul sorunu’ için de demokrasi
11.04.2013
Biraz daha cesaret!
06.04.2013
Gerçek mağdurlar: Laikler ve CHP
30.03.2013
‘Gelin tanış olalım/ İşi kolay kılalım’
28.03.2013
Yeni bir başlangıç için
23.03.2013
Aranan muhalefet bulunmuştur
21.03.2013
İktidar, tutanaklar ve medya
16.03.2013
Başkanlık sistemi ve demokrasimiz
14.03.2013
Yerelleşmemiş bir toplumda başkanlık sistemi olur mu
09.03.2013
İmzalı, tuğralı arabalar konusu
07.03.2013
Bu mudur demokrasi dediğiniz
02.03.2013
Havada demokrasi kokusu var
28.02.2013
AKP’li olmak
21.02.2013
Başbakan’ın açtığı yol
16.02.2013
Seslerini duyamadıklarımız
14.02.2013
Siyaset yelpazesi değişiyor mu
09.02.2013
Ya AKP farkında mı
07.02.2013
Enternasyonal CHP
02.02.2013
Laik kesim gerçeği
31.01.2013
CHP’nin sorunu ne
26.01.2013
CHP’de yol ayrımına doğru
24.01.2013
Sermayenin ve siyasetin değişimi
19.01.2013
Şirket üniversiteleri konusu
17.01.2013
Eğitim hizmeti satmak domates satmaya benzemez
12.01.2013
Savaş patikasından barış patikasına
10.01.2013
Koç-Ülker kardeşliğinin anlamı
05.01.2013
‘Yeni’nin ayak sesleri
29.12.2012
Başbakanın konuşması üzerine
27.12.2012
Temsili demokrasi neyi temsil ediyor
22.12.2012
Güvensizlik duygusu
20.12.2012
Taraf
15.12.2012
Normalleşme süreci
13.12.2012
Başkanlık mı koalisyon hükümetleri mi
06.12.2012
Siz de özür dileyin öyleyse
01.12.2012
Türkiye siyaseti yapmak
29.11.2012
Hakkâri’de iki gün
17.11.2012
Bir kere daha İDO
15.11.2012
Ya grevdekiler kendi kararlarıyla grevdeyseler
10.11.2012
Bir sergi dolayısıyla
08.11.2012
Adalet, hemen şimdi!
03.11.2012
Barışmaktan başka bir yol var mı sahiden
01.11.2012
Alternatif kutlamanın ortaya koyduğu
25.10.2012
Yine İDO meselesi
20.10.2012
Kürt sorunu ve Sisyphus efsanesi
18.10.2012
AKP ve aydınlar
13.10.2012
Yerellik ve demokratlık
11.10.2012
Biz mi medeniyetleri buluşturacağız
29.09.2012
‘Statü’
27.09.2012
Ölümlere devam
22.09.2012
Grup hakları ve demokrasi
20.09.2012
TÜSİAD vesilesiyle AKP siyasetinin çıkmazı
15.09.2012
İslamcı siyasetin çıkmazı
13.09.2012
Orta sınıflar pes mi ettiler
30.08.2012
Farklı zamanları mı yaşıyoruz ne
28.08.2012
Savaş, çatışma ve ekonomi bilimi
25.08.2012
Ne bekliyorlar
23.08.2012
Parantezi kapatmak
18.08.2012
Samimiyetsizlik ve siyasetsizlik
17.08.2012
Medyaya baskı kimlik siyasetini aydınlatıyor
11.08.2012
Solun boşluğu ve İslami siyaset
09.08.2012
Demokrasi ve Kuruçeşme Arena
04.08.2012
Demokrasinin ve cehennemin arasında
28.07.2012
Muhalefet, ama nasıl
26.07.2012
Kürt sorununda siyaset ve siyasetsizlik
21.07.2012
‘İkinci’ SHP
19.07.2012
AKP’nin limanına doğru
14.07.2012
Gerçek rakip Has Parti mi?
12.07.2012
Geleceği olmayan gelecek
07.07.2012
Gerçek bir demokrasiye doğru
05.07.2012
Vesayet rejimi yıkılırken
30.06.2012
Çatışma mı, uzlaşma mı yoksa çekişme mi
28.06.2012
Cemaat’e düşen
21.06.2012
‘Genç Kürtler’ rahatsız mı
16.06.2012
Cemaat meselemiz
14.06.2012
‘Hırs kuleleri’
09.06.2012
‘Kimlik’ değil ‘kimliksizlik’ siyaseti ve sol
07.06.2012
Muhalefet boşluğu ve sol
02.06.2012
Demokrasiyi savunmak
31.05.2012
‘Herkesin başbakanı’ olmak ya da olamamak
26.05.2012
‘İleri’, ‘daha ileri’nin ‘gerisi’ mi
24.05.2012
Sol siyasete bu ülkede de ihtiyaç var
19.05.2012
‘Her şey mümkün’
17.05.2012
Siyasi ‘şiddet’ üzerine
12.05.2012
28 Şubat’ı Müslümanlar (mı) yaptı
10.05.2012
Sol ‘da mı sorumlu’, yoksa sol ‘asıl sorumlu’ mu
05.05.2012
Yıkalım putları!
03.05.2012
Kimlik siyasetinin yarattığı bunalım
28.04.2012
Bizde sol siyaset var mı
26.04.2012
Her şeyin bir fiyatı var mı
21.04.2012
İDO bunu yapabilir mi
19.04.2012
İnananlar mı ancak kardeştir
14.04.2012
Siyaset de hamasi laflarla yapılmaz
12.04.2012
CHP’nin sınırı ‘laik kimlik’
07.04.2012
Sahiplenilmemiş laik kesim ve CHP
05.04.2012
Böyle bir ‘zemin’de 12 Eylül
31.03.2012
Yeni stratejinin başarı koşulları
29.03.2012
Ah bu liderin etrafındakiler!
24.03.2012
‘Şiddet’le ‘demokrasi’ arasında
22.03.2012
Bu anlayıştan çözüm çıkmaz
17.03.2012
Başbakan’ın balıkları
15.03.2012
AKP’nin yarattığı ‘biz’
10.03.2012
CHP’nin laik kimlikle imtihanı
08.03.2012
Kimlik siyasetinin açmazı
03.03.2012
Adalet ve Terakki Partisi mi
01.03.2012
İslami kimliğin çözülüşü
25.02.2012
Kemalistlerle Kemalciler
23.02.2012
Eski rejimin çeperlerinde
21.02.2012
Özel Yetkili Mahkeme’nin miadı doldu
18.02.2012
‘Soruşturma kazası’nın anlattıkları
16.02.2012
Kürt sorununun önlenemeyen yükselişi
11.02.2012
‘Yeni dönemin’ beklenmeyen sonu mu
09.02.2012
Medya ve özgürlükler
04.02.2012
Kimlik siyasetine devam
02.02.2012
‘Eksik demokrasi’, ‘aksak piyasa’
28.01.2012
Anayasa, demokrasi ve meşruiyet meselesi
21.01.2012
Krizin tohumları
19.01.2012
Hrant için...
14.01.2012
Neden sol?
12.01.2012
‘Hâkim durumu kötüye kullanmak’
07.01.2012
‘Dün’, ‘yarın’ ve ‘bugün’
05.01.2012
Toplumu yorumlamak
31.12.2011
‘Devlet’ mi, daha ‘köklü demokrasi’ mi
29.12.2011
Soluğu kesilmişlik
24.12.2011
Tartışmaya katkı
22.12.2011
Yeniden yapılanması gereken devlet
17.12.2011
İktisatta ‘güç’ kavramı ve kriz
15.12.2011
Radikalizmin çağrısı
10.12.2011
Şike, hayali ihracat ve Dersim
03.12.2011
‘Mutlak demokrasiye’(!) doğru
01.12.2011
Bıktıran ‘sol’ eleştirisi
26.11.2011
Mağdurları konuşmak
24.11.2011
Başbakanın konuşmasındaki iki konu
19.11.2011
Demokrasinin krizi
17.11.2011
Bu demokrasiyle değil
10.11.2011
Bulunamayan Kürt sorunu
05.11.2011
Otoriterliğin eşiğinde
03.11.2011
Obama’dan Erdoğan’a
29.10.2011
Sıra tarihin enkazını kaldırmakta!
27.10.2011
Gerçek kardeşlik
22.10.2011
Temsili demokrasinin bunalımı ve biz
20.10.2011
Çözüm istiyoruz, intikam değil!
15.10.2011
‘Bir Zamanlar Anadolu’da’
13.10.2011
Şimdi değilse ne zaman
08.10.2011
Yeni anayasayı toplum yapacak siz değil
06.10.2011
CHP barıştan yana mıdır
01.10.2011
Güvenmek’ çözücüdür
29.09.2011
Sorun ilişiklerin tarihinde
24.09.2011
‘Kilitlenmişlik’
22.09.2011
Güç siyaseti
13.09.2011
Ayrışan ‘biz’
10.09.2011
Barış siyaseti
08.09.2011
Demokrasi siyaseti ve farklılıklar
03.09.2011
Kimlikler, Kürtler ve demokrasimiz
01.09.2011
Mağduriyetin diğer bir biçimi: Tüketici olmak (2)
29.08.2011
Çözümün adı ‘demokrasi siyaseti’
27.08.2011
Mağduriyetin diğer bir biçimi: Tüketici olmak
25.08.2011
Başlangıcın başında
20.08.2011
Sandığı keşfetmek
18.08.2011
Siyaset yeniden
28.07.2011
Demokrat bir siyaset ihtiyacı
23.07.2011
Kürtlerden Türklere geçmek
21.07.2011
Silvan’ın düşündürdükleri
16.07.2011
Kimlikler dünyası ve yeni bir demokrasi
14.07.2011
Normalleşen toplum
09.07.2011
Siyaset değişirken
02.07.2011
‘Çatışmacı’ değil ‘çekişmeci’ bir demokrasi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.