Enver SEZGİN

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Süreç neden çöktü


19.8.2015 - Bu Yazı 4678 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 HDP’nin güçlü bir şekilde Meclis’e girmesi ile birlikte Kürt meselesinin parlamentoya taşınması ve çözüm yollarının bulunması yönünde yepyeni imkânların ortaya çıktığı düşünülmekteydi. Silahlı güçler geri plana çekilecek; “seçilmişler” daha çok söz sahibi olacaktı. Sorun büyük ölçüde yasal siyasetin konusu olacaktı. Beklenen buydu. Olmadı, eski “savaş günlerine” geri döndük. Bu kötü gidişin tek sorumlusunun Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın olduğunu düşünenlerin sayısı az değildir.

Olup biten her şey, sadece bir kişinin seçim sonuçlarını hazmedememesi veya erken seçim hırsıyla izah edilebilir mi? Gerçekte iş bu kadar basit miydi?

Bugünkü vahim durumu anlamak için sürecin başlangıç noktasına dönmek gerekiyor. İki yıl yedi ay önce durum bu kadar kötü değildi. Aksine, “umut” ve “iyimserlik” hâkimdi.

2012 yılının son gününde zamanın Başbakan’ı Tayyip Erdoğan, “İmralı ile görüşülüyor” yönünde açıklama yapması ile birlikte tüm ülkede olumlu bir hava esti. Bugün sürece karşı çıkanların bir bölümü dâhil, birçok kişi başlatılan görüşmelere büyük bir sempati ile yaklaştı. O günlerde, “bu sefer olacak galiba”, diyenlerin sayısı az değildi.

Ne yazık ki zaman ilerledikçe “umut” yerini “endişeye” bıraktı. Doğru zamanda doğru adımlar atılamadı. Barış süreci demokratikleşme hamleleri ile taçlandırılamadı; demokrasi ile bağı kurulamadı. Öcalan’ın istediği yasal değişiklikler ya yapılmadı ya da geç yapıldı. Süreç, dışlayıcı değil, kapsayıcı olmalıydı. Siyasi partiler, sendikalar, meslek odaları, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri; tüm bu kesimler müzakere masasının bir tarafını işgal etmeliydiler. Toplumdaki tüm seslerin sürece katılımını sağlamak gerekiyordu. Bu gerçekleşmedi. Türkiye’deki bütün renklerin söz söyleyebilecekleri, önerilerde bulunabilecekleri bir mekanizma yaratılamadı. Oysa farklı görüşler sürece olumlu katkılar yapabilirdi. Parlamento devreye sokulmadı ya da sokulamadı. Türkiye’nin en büyük ikinci partisinin Genel Başkanı “olup bitenlerden haberimiz yok” diyorsa, orada önemli bir eksiklik var demektir.

Çözüm sürecinin en önemli zaaflarından biri ise güven unsurunun bir türlü tesis edilmemesi olmuştur.

PKK yöneticilerinin, her fırsatta “bizim için çözüm süreci bitmiştir”, yönlü açıklamaları ne kadar yanlışsa, hükümetin adım atmakta isteksiz davranması da o kadar yanlıştı.

Peki, ya Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Kürt sorunu yoktur” yönündeki açıklamalarına ne demeli. Bütün bunlar zaten zayıf olan “güven unsurunu” tamamen ortadan kaldırdı.

Barış ve Çözüm Süreci’ni “üçüncü bir göz” olarak izlemek ve gerektiğinde anlaşmazlıkları gidermek için devreye girebilecek olan “İzleme Heyeti”nin oluşmasına izin verilmedi. Böylelikle süreç önemli bir mekanizmadan mahrum bırakıldı.

Kendisinden çok şey beklenen, Abdullah Öcalan’ın istekleri yerine getirilmedi. Cezaevi koşullarının iyileştirilmesi yönünde ciddi adımlar atılmadı. Devlet yetkilikleri her görüşmede ona, “silahları bir tek sen bıraktırabilirsin” dediler, ancak çok istediği “pratik araçların yaratılması” yönünde en ufak bir çaba göstermediler. Önünü açmadılar, örgütünü yönetmesine izin vermediler. Ondan çok şey bekleyenler, ona çok az olanak sağladılar.

Süreç zaaflarla başladı ve öyle devam etti. Gün geldi süreci ilerletmek imkânsız hâle geldi, çöktü.

İyi bir durumda olmadığımız çok açık. Şu anda hep birlikte bir “savaş çukuru”nun içindeyiz. Bu çukurdan ancak ortak bir çabayla çıkabiliriz.

Barış ve çözüm ihtiyacı devam ediyor. Çözüm için, her şeyden önce “silahın” yerine “siyasetin” konuşacağı koşulların yaratılması gerekiyor. Gerisi nasıl olsa gelecektir.

Yeter ki, geçmişten dersler çıkarabilelim ve yaşanan onca zaaftan arınalım.

Mesud Barzani’nin dediği gibi “Yıllarca sürecek olan bir barış süreci, bir saatlik savaştan daha iyidir”.

enversezgin54@gmail.com

Facebook Yorumları

reklam
1.6.2016
Ekrem Sezgin
11.5.2016
Eylül yalnızlığı (7)
13.4.2016
Bu savaşı durdurun
2.3.2016
Operasyon ve hendek
16.2.2016
Yeni Anayasa Platformu
9.2.2016
Amedspor
26.1.2016
Bu savaş sona ersin
13.1.2016
Yeni bir başlangıç
30.12.2015
Geç olmadan
23.12.2015
Yıkım ve göç
8.12.2015
Hendek ya da siyaset
25.11.2015
Bir tren yolculuğu
17.11.2015
Kurtalan garı (2)
10.11.2015
Silah ve siyaset
3.11.2015
Kaybeden muhalefet
27.10.2015
Kurtalan garı
21.10.2015
Şiddete karşı siyaset (3)
15.9.2015
Şiddete karşı siyaset (2)
1.9.2015
Şiddete karşı siyaset
19.8.2015
Süreç neden çöktü
4.8.2015
Çatışmanın ortasında cenaze töreni
31.7.2015
Şerif Bayram
14.7.2015
Midyat’ta Süryani olmak (2)
7.7.2015
HDP ve yeni Meclis
23.6.2015
Demirel’i nasıl bilirdik
17.6.2015
Fırat’ın ötesi (2)
9.6.2015
Fırat’ın ötesi
27.5.2015
Ezidiler Meclis’e
19.5.2015
Babam ve Kenan Evren
12.5.2015
Batman ve yaklaşan seçimler
5.5.2015
Sason’un son Ermenileri
14.4.2015
Barış sürecini büyütmek
7.4.2015
Eylül yalnızlığı (6)
31.03.2015
Nurettin Yılmaz
24.03.2015
Yeni bir süreç
10.03.2015
Barışa bir adım daha
17.02.2015
Çingene olmak
10.02.2015
HDP barajı aşarsa
27.01.2015
Cizre’den sonra
20.01.2015
Hapishaneler öldürüyor
13.01.2015
Viranşehir katliamı
30.12.2014
Roboski için adalet
23.12.2014
Süreçte yeni dönem
09.12.2014
Çözüm süreci ve güvenlik
25.11.2014
Çözüm ve üslup
18.11.2014
Partiya Azadiya Kurdistanê
11.11.2014
Çözüm ya da çatışma
28.10.2014
Kamplardan notlar
21.10.2014
İmralı
14.10.2014
Diyalog ve sağduyu
07.10.2014
Kobani ve Suruç
23.09.2014
Kürtçe eğitim
16.09.2014
Önce inanacaksınız
09.09.2014
Eylül yalnızlığı (5)
02.09.2014
Selahattin Demirtaş’a vurmak
26.08.2014
Hangi aşamadayız
19.08.2014
Ezidilere dostluk eli
12.08.2014
Selahattin Demirtaş
29.07.2014
Devletleşen Kürdistan
22.07.2014
Ekmel Bey ve anadil
08.07.2014
Yasal zemin
02.07.2014
Çoban Orhan
24.06.2014
Hepsi bu değil
17.06.2014
Umuda dair
10.06.2014
Geç olmadan
03.06.2014
Diyarbakır’dan bakmak (2)
27.05.2014
Sınırda cinayet
20.05.2014
Diyarbakır’dan bakmak
06.05.2014
Tanıklığımdır
29.04.2014
Cezaevinden mektup var
22.04.2014
Çatı partisi
08.04.2014
Yerel seçim sonuçları ve Kürtler
02.04.2014
Seçim sonuçları, Kürtler ve BDP
25.03.2014
Eylül yalnızlığı (4)
21.03.2014
Newroz
11.03.2014
Hasta mahpuslar (2)
04.03.2014
Urla’da ne oldu
25.02.2014
Eylül yalnızlığı (3)
18.02.2014
Suçsuz yere mahkûmiyet
04.02.2014
Cezaevi gerçeği
28.01.2014
Eylül yalnızlığı (2)
21.01.2014
Çocuk mahpuslar
14.01.2014
Adaletin peşinde
07.01.2014
Yüksekova’da ne oldu
31.12.2013
Eylül yalnızlığı
17.12.2013
Midyat’ta Süryani olmak
10.12.2013
Çözüm süreci ve yerel seçimler
03.12.2013
İsmail Ağaya nerede
26.11.2013
Şivan Perwer
19.11.2013
Kaybedilen yıllar
12.11.2013
Savaş sürsün istediler
05.11.2013
Yüz yıllık suskunluğun sonu
29.10.2013
Hasta mahpuslar
22.10.2013
Duvarlar neyi çözer
15.10.2013
Şaredariya Misirce
08.10.2013
Aile boyu mahkûmiyet
01.10.2013
Olumlu ama eksik
24.09.2013
Ozan Toprak ölmesin
10.09.2013
Kırk dokuz yıl sonra çalan zil
03.09.2013
Devletin dili
28.08.2013
Sanma ki kanamıyor: Faili meçhul cinayetler
20.08.2013
Kürdistan adı
13.08.2013
Sason’da Ermeni olmak
06.08.2013
Kürtlerle beraber
30.07.2013
Suriye üzerinden çözüm sürecini vurmak
23.07.2013
Ünal Şengül çözüm süreci hakkında ne düşünüyor
16.07.2013
Dönüş yolundaki Ezidiler
09.07.2013
Güven ve güvenlik
02.07.2013
Zorlukları aşmak
25.06.2013
Batman izlenimleri (3): Barış Kürt anne için çocuğunun eve dönmesidir
18.06.2013
Batman izlenimleri (2)
11.06.2013
Batman izlenimleri (1)
04.06.2013
Çoğunlukçu demokrasinin çıkmazı
28.05.2013
Cumhurbaşkanı partili olursa...
26.05.2013
Eşit olmaya hazır mıyız
16.05.2013
İki çekilme arasındaki fark
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları