Enver SEZGİN

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Ekrem Sezgin


1.6.2016 - Bu Yazı 2133 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Eğer Kurtalan gibi ücra ve yalnız bir ilçede doğmuşsanız hayata ekside başlamışsınız demektir. Hele birde benim gibi yoksul bir ailenin çocuğuysanız vay halinize. Hayatın size yüklediği zorluklar iyice ağırlaşır. Çocuk yaşta beliniz bükülür. Yoksulluğun ağır bir kokusu vardır. Zamanla bu koku içinize kadar işler. Üstünüze yapışır. Onu gizleyemezsiniz.

Yokluk sizin için artık bir yaşam biçimi olur. Ne yapacağınızı bilemezsiniz. Tüm ailenin geleceği tehlikededir.

İşsiz kalan babam günlük işlerde çalışmaya başlamıştır. Kalabalık aile bununla geçinemez. Çaresiz evdeki “değerli” eşyalara başvurulacaktır. Dedemin hediye ettiği pahalı bir İran halısı vardı. Babam ilk onu sattı. Paralar suyunu çekince de karyolasını gözden çıkarttı. Pirinçten güzel bir karyolaydı.

Ya sonra? İşte tam bu noktada aileden biri öne çıkar. Kardeşlerine kol kanat gerer. Ailenin ayakta kalmasına yardımcı olur. Babasının omuzdaşıdır. Henüz ilkokul yıllarında çalışmaya; eve para götürmeye başlamıştır.

Abim Ekrem Sezgin’den söz ediyorum. Aksilik bu ya, tüm bu olumsuzluklar yetmezmiş gibi, bir kavga nedeniyle babam cezaevine girer. Bizim için perişanlık günleri başlamıştır. Evin tüm yükü Abimin omuzlarına biner. O ise kazandığı paranın tek kuruşuna bile dokunmadan anneme teslim eder. İşte o küçücük parayla geçinmeye çalışırdık.

Abim, babam cezaevinden çıktıktan sonra da bir yandan okuyup öte yandan çalışmayı sürdürür. Yaşamın dayattığı zorluklara göğüs gerer. Pes etmez. Güçlü kuvvetlidir. İşte bu özelliklerinden dolayı ileriki yıllarda yakın bir arkadaşı ona “Torpido” lakabını takacaktır.

O çocukluğunu hiç yaşamadı. Kardeşleri için kendini feda etti. Yıllarca babasına yardımcı oldu, yanında durdu. Ailemizin ayakta kalmasında büyük payı oldu.

Güneşli bir pazar gününü düşünün. Dışarıda insanın gönlüne neşe veren bir hava var. Böyle bir havada hiçbir çocuğu içerde tutamazsınız. Mahallenin çocukları meydanda toplanmışlar. Gönüllerince oynayacaklar. Belki de yakında bulunan ırmağa gidip yüzecekler. Kim bilir?

Ama içlerinde Ekrem Sezgin yoktur. O eve ekmek götürmenin telaşı içindedir.

Ünlü Alman filozof Hegel ,”Bir insanın sana neler verebileceği değil, senin için nelerden vazgeçeceği önemlidir”, der.

Ekrem Sezgin kardeşleri için çocukluğundan vazgeçti. Sevdikleri için kendini feda etti. Hayata tutunmamıza yardımcı oldu.

Sonra Batmanlı yıllar. O yine çalışmaya ve eve para götürmeyi sürdürür.

Yıllar çok hızlı geçmektedir. Sonra 12 Eylül Askeri Darbesi. Yani benim kaçaklık yıllarım. Her sorun yaşadığımda ilk o yanımda belirirdi. Bu sefer de böyle oldu. Bir keresinde polisten köşe bucak kaçtığım İstanbul’da beni ziyarete geldi. İki gün sonra ise ayrıldı. Bu arada ayrıldığında cebindeki paranın bir bölümünü bana bırakmayı da ihmal etmedi. Bu para en azından bir süre rahatlamamı sağlamıştı.

Ekrem Sezgin yıllar sonra tıpkı babası gibi Türkiye Petrollerinden emekli olur. Olur, olmasına da o bir köşeye çekilecek karakterde biri değildir. Çalışmaya devam eder. Üç çocuğunun okumasını sağlar ve birer meslek sahibi olmalarına yardımcı olur.

Bir Çin atasözü şöyle der:” Kopan bir ipe sımsıkı bir düğüm atarsınız. İpin en sağlam yeri artık bu düğümdür. Ama ipe her dokunuşunuzda canınızı acıtan yine o düğümdür.”

Şimdi durup çocukluk yıllarıma bir göz attığımda abimin o yılıklardaki fedakârlığını hatırlar hüzünlenirim. İçim acır.

Ailecek, sırtına küçük yaşta büyük sorumluluklar yüklemiş olmamızı ona karşı yapılan büyük bir haksızlık olduğunu düşünür, üzülürüm.

Sekiz kardeş olarak çok zorluklar gördük, acılar çektik.

Ama işte buradayız, yaşıyoruz.

Ve her birimiz Ekrem Sezgin’e çok şey borçluyuz.

Onun tüm hayatı mücadele içinde geçti.

Hep çevresine güven veren örnek biri oldu.

Vicdanlı ve adil.

Yakınları, arkadaşları onu çok iyi bir insan olarak tanıdılar/tanıyorlar.

Bu gün 65 yaşında saygın ve sevilen bir insan olarak hayatını sürdürüyor.

Çok sevgili “Torpido Abim”, hep sağlık ve mutluluk içinde kal. Uzun yaşa.

Facebook Yorumları

reklam
1.6.2016
Ekrem Sezgin
11.5.2016
Eylül yalnızlığı (7)
13.4.2016
Bu savaşı durdurun
2.3.2016
Operasyon ve hendek
16.2.2016
Yeni Anayasa Platformu
9.2.2016
Amedspor
26.1.2016
Bu savaş sona ersin
13.1.2016
Yeni bir başlangıç
30.12.2015
Geç olmadan
23.12.2015
Yıkım ve göç
8.12.2015
Hendek ya da siyaset
25.11.2015
Bir tren yolculuğu
17.11.2015
Kurtalan garı (2)
10.11.2015
Silah ve siyaset
3.11.2015
Kaybeden muhalefet
27.10.2015
Kurtalan garı
21.10.2015
Şiddete karşı siyaset (3)
15.9.2015
Şiddete karşı siyaset (2)
1.9.2015
Şiddete karşı siyaset
19.8.2015
Süreç neden çöktü
4.8.2015
Çatışmanın ortasında cenaze töreni
31.7.2015
Şerif Bayram
14.7.2015
Midyat’ta Süryani olmak (2)
7.7.2015
HDP ve yeni Meclis
23.6.2015
Demirel’i nasıl bilirdik
17.6.2015
Fırat’ın ötesi (2)
9.6.2015
Fırat’ın ötesi
27.5.2015
Ezidiler Meclis’e
19.5.2015
Babam ve Kenan Evren
12.5.2015
Batman ve yaklaşan seçimler
5.5.2015
Sason’un son Ermenileri
14.4.2015
Barış sürecini büyütmek
7.4.2015
Eylül yalnızlığı (6)
31.03.2015
Nurettin Yılmaz
24.03.2015
Yeni bir süreç
10.03.2015
Barışa bir adım daha
17.02.2015
Çingene olmak
10.02.2015
HDP barajı aşarsa
27.01.2015
Cizre’den sonra
20.01.2015
Hapishaneler öldürüyor
13.01.2015
Viranşehir katliamı
30.12.2014
Roboski için adalet
23.12.2014
Süreçte yeni dönem
09.12.2014
Çözüm süreci ve güvenlik
25.11.2014
Çözüm ve üslup
18.11.2014
Partiya Azadiya Kurdistanê
11.11.2014
Çözüm ya da çatışma
28.10.2014
Kamplardan notlar
21.10.2014
İmralı
14.10.2014
Diyalog ve sağduyu
07.10.2014
Kobani ve Suruç
23.09.2014
Kürtçe eğitim
16.09.2014
Önce inanacaksınız
09.09.2014
Eylül yalnızlığı (5)
02.09.2014
Selahattin Demirtaş’a vurmak
26.08.2014
Hangi aşamadayız
19.08.2014
Ezidilere dostluk eli
12.08.2014
Selahattin Demirtaş
29.07.2014
Devletleşen Kürdistan
22.07.2014
Ekmel Bey ve anadil
08.07.2014
Yasal zemin
02.07.2014
Çoban Orhan
24.06.2014
Hepsi bu değil
17.06.2014
Umuda dair
10.06.2014
Geç olmadan
03.06.2014
Diyarbakır’dan bakmak (2)
27.05.2014
Sınırda cinayet
20.05.2014
Diyarbakır’dan bakmak
06.05.2014
Tanıklığımdır
29.04.2014
Cezaevinden mektup var
22.04.2014
Çatı partisi
08.04.2014
Yerel seçim sonuçları ve Kürtler
02.04.2014
Seçim sonuçları, Kürtler ve BDP
25.03.2014
Eylül yalnızlığı (4)
21.03.2014
Newroz
11.03.2014
Hasta mahpuslar (2)
04.03.2014
Urla’da ne oldu
25.02.2014
Eylül yalnızlığı (3)
18.02.2014
Suçsuz yere mahkûmiyet
04.02.2014
Cezaevi gerçeği
28.01.2014
Eylül yalnızlığı (2)
21.01.2014
Çocuk mahpuslar
14.01.2014
Adaletin peşinde
07.01.2014
Yüksekova’da ne oldu
31.12.2013
Eylül yalnızlığı
17.12.2013
Midyat’ta Süryani olmak
10.12.2013
Çözüm süreci ve yerel seçimler
03.12.2013
İsmail Ağaya nerede
26.11.2013
Şivan Perwer
19.11.2013
Kaybedilen yıllar
12.11.2013
Savaş sürsün istediler
05.11.2013
Yüz yıllık suskunluğun sonu
29.10.2013
Hasta mahpuslar
22.10.2013
Duvarlar neyi çözer
15.10.2013
Şaredariya Misirce
08.10.2013
Aile boyu mahkûmiyet
01.10.2013
Olumlu ama eksik
24.09.2013
Ozan Toprak ölmesin
10.09.2013
Kırk dokuz yıl sonra çalan zil
03.09.2013
Devletin dili
28.08.2013
Sanma ki kanamıyor: Faili meçhul cinayetler
20.08.2013
Kürdistan adı
13.08.2013
Sason’da Ermeni olmak
06.08.2013
Kürtlerle beraber
30.07.2013
Suriye üzerinden çözüm sürecini vurmak
23.07.2013
Ünal Şengül çözüm süreci hakkında ne düşünüyor
16.07.2013
Dönüş yolundaki Ezidiler
09.07.2013
Güven ve güvenlik
02.07.2013
Zorlukları aşmak
25.06.2013
Batman izlenimleri (3): Barış Kürt anne için çocuğunun eve dönmesidir
18.06.2013
Batman izlenimleri (2)
11.06.2013
Batman izlenimleri (1)
04.06.2013
Çoğunlukçu demokrasinin çıkmazı
28.05.2013
Cumhurbaşkanı partili olursa...
26.05.2013
Eşit olmaya hazır mıyız
16.05.2013
İki çekilme arasındaki fark
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.