MHP lideri Devlet Bahçeli, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve "cüppeli takkeli komutanla" ilgili görüşlerini açıklayan 104 emekli amiral ile ilgili derhal soruşturma başlatılmasını, akabinde de rütbelerinin sökülmesini ve emekli maaşlarına el konulmasını istemişti.

Savcılar anında harekete geçtiler, 104 emekli amiral hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 316/1 maddesinde yazılı "Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suç işlemek için anlaşmaya varmak" suçundan re’sen soruşturma başlattılar. Gözaltılar yapıldı, evlerinde aramalar yapıldı.

Bu maddeye göre "… suç işlemek için anlaşmaya varanların sayı bakımından yeterli olup olmadıkları, anlaşanların toplumda işgal ettikleri yer, kişilikleri, temsil ettikleri güç bakımlarından neticeyi alabilecek durumda olup olmadıkları hakim tarafından" takdir edilecektir. (TCK 36. Madde, 5.bölüm)

Sayın Bahçeli dün partisinin grup toplantısında "104'lükler" diye tanımladığı emekli amirallere verilmesini istediği cezaları bir kez daha tekrarladı:

"104’lükler büyük bir suç işlemiştir. Bu suç cezasız kalamaz. Cüretlerinin bedelini ödemelidirler. İbreti alem için 104 emekli amiralin rütbeleri sökülmeli, emeklilik hakları ellerinden alınarak maaşları kesilmelidir. Arkasında, önünde kimler var alayı ortaya çıkarılmalıdır." (6 Nisan)

Bir parantez açalım. Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP lideri Bahçeli kadar keskin, öfkeli, köşeli değil. 104 emekli amiralin bildirisini "art niyetli bir girişim" olarak değerlendirdi. Ben İYİ Parti lideri Meral Akşener’in değerlendirmesini daha doğru buluyorum, art niyetten ziyade zevzeklik demek daha isabetli. Sayın Erdoğan MYK toplantısında "cüppeli takkeli komutan" fotoğrafını asla tasvip etmediklerini ifade etmiş ve Montrö Sözleşmesi’ne bağlı kalacaklarını söylemiş. Sayın Erdoğan’ın yaklaşımı daha makul, daha rasyonel.

***

Sayın Bahçeli emekli amirallerin rütbelerinin sökülsün, lojmanları, emeklilik hakları ellerinden alınsın, maaşları kesilsin diyor. İbreti alem olsunlar diyor.

Bir politikacı konuşurken sözlerinin hukuki karşılığını, Anayasa’ya uygunluğunu düşünmeli değil midir? Bir talepte bulunuyorsa bunun hangi kanunla yerine getirilebileceğini de göstermelidir.

Hukuki dikkatlerin hiçbirine uymayıp sadece siyaset yapmak için yapılan öfke dolu konuşmalar hem kutuplaşmayı artırıyor hem de hukuk devleti ilkesini tahrip ediyor.

2004 yılında, dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'e ve aynı zamanda "313 muvazzaf generale AKP'yi uyarmaları" için çağrıda bulunan MHP lideri Bahçeli bugün ise "104 emekli amiralin" rütbelerinin sökülmesini istiyor!

Ancak şunu ifade etmeliyim ki evet, Sayın Bahçeli haklı, 104 emekli amiral, geçmişte darbecilerin, muhtıracıların diliyle kaleme aldıkları ve bir gece yarısı yayınladıkları bildiri ile "tarihe bir kara leke olarak" geçtiler.

Ama Devlet Bahçeli liderliğindeki MHP de 2004 yılında, seçimle iktidara gelmiş meşru bir hükümeti "uyarmaları" için 313 generale yazdığı çağrı mektubu ile tarihe geçti. Ve Bahçeli bu çağrısı ile Türkiye’de ilk kez bir sivil parti olarak "siyasi iktidarı uyarmaları" için askerlere mektup yazmış oldu!

***

Soru şu: Sayın Bahçeli’nin taleplerinin yerine gelmesi mümkün mü? Emekli amirallerin emeklilik maaşlarına el konulabilir mi, emeklilik hakları ellerinden alınabilir mi?

Bir kişinin kaç yaşında hangi şartlarla emekli olabileceğine siyasi iktidarlar kanunlarla ve yönetmeliklerle tayin edebilirler. Ancak bir kişi emekli olduktan sonra bu onun müktesep hakkıdır. Kanunla da yönetmelikle de değiştirilemez.

Ben bu soruyu ülkemizin saygın ceza hukuk bilginlerinden Prof. Dr. İzzet Özgenç hocamıza sordum. "Asıl mesele başlatılan soruşturma ve özellikle soruşturmanın usulüdür" diyen Sayın Özgenç şunları söyledi:

"Yapılan işin hukuki boyutuna bakalım: Soruşturmalar ve kovuşturmalar somut bir suç şüphesine binaen başlatılabilir. Uyulması gereken prensipler nedir? Birincisi suça ilişkin somut deliller araştırılır, tespit edilir. Ondan sonra bir kişinin ifadesinin alınması gerekiyorsa çağrılır. Bir soruşturmada ilk yapılması gereken iş ve işlem bir kişinin çağrılıp dinlenilmesi değildir. Deliller toplanır, belli bir ağırlık kazandıktan sonra kişiler çağrılır ve dinlenilir. İkinci aşama kişiler çağrıldığında da gelebilecek ise bu kişiyle ilgili olarak yakalama ve zorla getirme işlemi yapılmaz.

Hakkında yakalama kararı verilmiş bir kişiyle ilgili olarak yakalama işlemi icra edildiğinde mutlaka evinde ya da işyerinde arama yapılması da gerekmez. Eğer soruşturma konusu suç bakımından evde veya iş yerinde bir delil etme şüphesi mevcut ise ancak bu durumda arama yapılabilir.

Gerekli durumlarda elbette soruşturmanın ve kovuşturmanın selameti için tedbirlere de başvurulabilir ancak bu süreç kişinin onurunun örselenmesi, halk diliyle burunun sürtülmesi, itibarının zedelenmesi için kullanılmaz. Bu prensiplere aykırı hareket edildiğinde soruşturmanın başlı başına bir cezalandırma yöntemi olarak kullanıldığı, hukukun araçsallaştırıldığı sonucu ortaya çıkar. Ayrıca ciddi bir devlet yarın akim kalacağı bir soruşturmayı, kovuşturmayı başlatmaz. Açıklanmış bir bildiri için soruşturma, kovuşturma başlatılmasının hukuki bir dayanağı var mı? Hukuk ne diyor buna bakmamız gerekiyor."

***

Emekli askeri hakim Ahmet Zeki Üçok’u aradım ve Sayın Bahçeli’nin "rütbeleri sökülsün, emeklilik haklarına el konulsun" isteğinin hukuktaki karşılığını, mümkün olup olmadığını sordum. Sayın Üçok “rütbelerinin sökülmesi mümkün değil" dedi ve özetle şunları söyledi:

"Bu ilk kez gündeme gelmiyor. Ergenekon, Balyoz davaları döneminde gündeme gelmişti. En sonda FETÖ davalarında 'rütbeleri sökülsün, emekli maaşları kesilsin, emeklilik yani sosyal güvenlik hakları bitirilsin' diyenler oldu.

Ancak Bahçeli’nin bu isteklerinin gerçekleşmesi mümkün değil. Askeri Ceza Kanunu’nun 30. Maddesinde diyor ki, taksirli suçlar hariç 1 yıldan fazla hapis cezası alırsanız, karar kesinleşirse TSK'dan ihraç edilirsiniz, ilişiğiniz kesilir. Yani er olursunuz. Maaşınızı almaya devam edersiniz. 20 -25 yıl önce yasalarımızda Bahçeli’nin söylediklerini mümkün kılan bir düzenleme vardı. Askere tart cezası vardı. Asker suç işlediğinde tart cezası alır, emeklilik, nişan, rütbe hiçbir şey bırakmazdı. Sosyal ölü haline getirirdi. Sonra Anayasa Mahkemesi bunu sosyal güvenlik ve insanlarına aykırı bularak iptal etti. TSK’dan ihraç edilen maaşından, emekli ise emekli maaşından zail olmuyor. İktidar yeni bir kanun çıkarsa bile kanun Anayasa ile çelişir. Diyelim ki kanun çıktı kanunlar geriye işlemeyeceği için yasal olarak 104 emekli amiralin emeklilik haklarının ellerinden alınması mümkün değil. Lojmanlarla ilgili durum ise idari soruşturmanın işi. Sanırım zaten sadece iki kişi lojmanda kalıyor. Bunun takdiri Milli Savunma Bakanlığı’nda, buna ilişkin olarak yasal müracaatlar yapılarak süreç başlatılabilir. Ama Sayın Bahçeli’nin söyledikleri daha çok adli süreçle ilgili. Bu da hukuken mümkün değil."