AK Parti’nin yeni İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe oldu. 20 yıl boyunca AK Partiden uzak duran, Milli Görüş’e sadakatini sürdüren Kabaktepe bir gecede AK Partili oluverdi ve İstanbul İl Kongresinde başkanlığa seçiliverdi…

Öyle ya AK Parti yeni kurulmuş bir parti değil 20 yıllık bir parti. Kendi teşkilatlarının içinden İstanbul İl Başkanlığı görevini yapacak liyakate sahip bir ismin bulunamamış olması tuhaf olduğu kadar hazindir de. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partisine üye dahi olmamış bir ismi transfer etmesi ve bu transferin teşkilat sevinçle karşılanması, teşkilatlarda heyecan rüzgarı estiriyor oluşu, ayrıca düşündürücüdür. (Abdülkadir Selvi, Hürriyet, 23 Şubat)

20 yılda AK Parti İstanbul teşkilatında İstanbul İl Başkanlığı görevini üstelenecek bir isim yetişmemiş mi?

***

Madalyonun diğer yüzünde ise Sayın Kabaktepe şimdiye kadar AK Parti’nin 20 yıllık icraatlarını beğenmediği için uzak durduysa bir gecede bu partinin nesine hayran oldu da İl Başkanlığı görevini kabul etti sorusu yazılıdır.

Ya da tam tersi eğer beğendiği bir parti idiyse 20 yıldır neden uzak durmuştur?

Ben aslında bugün bu konuyu yazacaktım. Çünkü uzun uzun yazılmayı, tartışılmayı, AK Parti nezdinde bu hadisenin sosyolojik ve psikolojik tahlillerinin yapılması gerektiğine inanıyorum.

Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul İl Kongresinde yaptığı konuşmada eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak hakkında tekraren yaptığı övgü dolu sözlerini duyunca bugün de yine Berat Albayrak’ı yazmaya karar verdim.

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklaması şöyle:

“Tüm dünyada ekonomiler ciddi bir daralma yaşarken, Türkiye büyümesini sürdürebilen az sayıda ülkelerden biri oldu. Salgının hem sağlık boyutunda, hem ekonomide daha ağır hasara sebep olmasının önüne geçtik. Kılıçdaroğlu’nun sorduğu dövizlerin önemli bir bölümü burada kullanılmıştır. Kuru ve faizi çok yükseklere taşıyarak toplumsal kargaşa içinde olanların oyununu bozduk. 311 milyar lirayı bulan bir kaynak kullanarak vatandaşlarımızın yanında olmaya çalıştık. CHP’nin itibar suikastlarıyla saldırdığı Berat Bey’in gösterdiği gayretlerin şahidiyiz.” (24 Şubat)

O halde sormaya devam edelim:

Madem ki CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Bu milletin 128 milyar dolarını ne yaptın?” sorusu cevapsız değildi, 128 milyar doların kullanıldığı yerler belliydi…

Madem ki ekonomimiz sürekli saldırı altındadır, dış güçler ekonomimiz çökertmeye çalışıyor, yedi düvele karşı mücadele ediyoruz… Bu propagandayı yapan Sayın Erdoğan çıkıp “kaybolan, eriyen, buharlaşan rezervimiz falan yok. Dış güçlerle mücadele için kullandık, toplumsal kargaşa çıkartmaya çalışanların oyununu bozmak için kullandık, salgında vatandaşlarımızın yanında olmak için harcadık” diye niye daha ilk günlerde konuşmadı?

Eğer bu kamuoyu nezdinde CHP’yi açığa düşürmek için yapılmış bir strateji ise şunu söylemeliyim ki bu doğru bir strateji değildir.

Sayın Cumhurbaşkanı Berat Albayrak’ın üstün gayretlerinin şahidi idiyse üstelik Berat Albayrak partisindeki herhangi bir isim de değil, kızının eşi, torunlarının babası, kendisinin damadı…

Berat Albayrak’ın istifasını kabul ettiği ilk anda neden onun gayretlerini takdir eden üç cümleyi sarf etmekten neden imtina etti?!

104 gün boyunca muhalefet partilerinin Berat Albayrak hakkında yaptıkları ağır eleştirilerin önüne neden geçmedi, geçilmedi!?

Bu aynı zamanda kızının eşine yaptığı bir haksızlık değil midir?

Merkez Bankası’nda buharlaşan, eksiye düşen rezerv falan yok, her şey kayıt altındaydı, kanunlara, mevzuata uygundu, Merkez Bankası’nın rezervlerinin eksiye düştüğünden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın haberi yoktu iddiaları neden o zaman tekzip edilmedi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından 104 günde ne değişti sorusunun cevabını önemsiyorum, merak ediyorum.

***

Zira hafta başından itibaren dolar yeniden yükselişe geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan Berat Albayrak dedikçe, gündemde tuttukça döviz tırmanıyor.

Sayın Erdoğan pragmatist bir siyasetçi. Son tahlilde, iktidarının gücüne zarar verecek bir adım atmaz.

Hele de ekonomik krizin etkileri her geçen gün derinleşirken ayrıca sırtında bir kambur oluşsun istemez.

6 Kasım 2020 tarihinde 9 lirayı zorlayan kur, Berat Albayrak’ın görevi bırakmasıyla ve Albayrak sonrası uygulamaya geçen politikalarla 6.89 liraya kadar gerilediğini gördü.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda yaptığı görev değişikliğine piyasaların olumlu tepki verdiğini Sayın Erdoğan’ın kendisi ifade etti.

Dövizin yeniden tırmanmasını, Türk lirasının yine değer kaybetmesini göze alarak Berat Albayrak’ın kabineye dönebileceğine ihtimal veren açıklamalar yapması için çok, çok, hayati öneme sahip bir nedenin olması lazım!

O neden nedir?

104 gün sonra ne değişti?

***

Sayın Erdoğan ısrarla “Türkiye ekonomisini daha da güçlü kılmak için pek çok alanda tarihi öneme sahip uygulamalar Berat Bey’in döneminde hayata geçirdik” diyor.

Ben ekonomist değilim, Türkiye ekonomisini daha da güçlü kılacak önemli uygulamaların neler olduğunu bilmiyorum ama Berat Bey’in döneminde şunların gerçekleştiğini biliyorum.

* Albayrak 10 Temmuz 2018 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanı olduğunda dolar 4.43 liraydı bakanlık yaptığı 28 aylık süreçte dolar 9 lirayı zorladı.

* Türk lirası döviz karşısında tarihimizde hiç olmadığı kadar değer kaybetti. İktisatçılar Albayrak döneminde Türk lirasının yüzde 44 değer kaybettiğini söylüyor.

* Berat Albayrak görevi teslim aldığında ülkemizde 3 milyon işsiz vardı 28 aylık süreçte işsiz sayısı 10 küsur milyonu buldu. İşsizlik Bakan Albayrak döneminde tarihi rekor kırdı. Bugün ülkemizde geniş tanımlı işsizlik oranlarına göre üç vatandaşımızdan biri işsiz durumda.

* Hazine’nin borcu arttı, salgında bütün dünya ülkeleri vatandaşlarına yardım yapmak için iban numaralarını isterken Türkiye Devleti vatandaşlarından yardım toplamak için vatandaşına iban numarası veren ülke oldu.

* Enflasyon üçlü hanelere yükseldi. Tanzim çadırları kuruldu.

Sayın Erdoğan “gayretlerinin şahidiyiz” derken bunları kastetmiyordur galiba!

“Tek kişilik hükümet” sistemi olunca böyle oluyor. Tek kişinin tavırlarına, duygularına, kararlarına, tepkilerine göre yürüyen bir hükümet sistemi…