Ekin GÜN

Hür Haber



Bookmark and Share

Oy ve Ötesi Meselesi…


29.5.2015 - Bu Yazı 2330 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “…Gönüllülerimizin emeği, istekliliği ve yoğun katılımıyla onların omuzunda yükselen bu girişimde gördük ki Oy ve Ötesi’nin sandık başındaki tecrübesi tarafsız kalarak görüşü birbirinden farklı binlerce insanı bir araya getirmesi ve beraber uyum içinde çalışabildiklerini öncelikle kendilerinin, sonra da toplumun deneyimlemesi oldu…”

Bu alıntı seçimlerde sivil bir insiyatifle sandıklara sahip çıkma amacıyla kurulan Oy ve Ötesi’nin resmi internet sitesinden alındı. Alıntıda geçen “tarafsız” kelimesi büyük önem taşıyor. Oy ve Ötesi’nin reklam filmlerinde boy gösteren Mehmet Günsur’un Muhteşem Yüzyıl’daki Şehzade Mustafa rolündeki Osmanlı Hanedanı’nı temsil etmesinin bile daha sahici bir tarafsızlığı temsil etmesine geçmeden önce bir de Hürriyet’ten Melis Alphan’ın dediklerini okuyalım:

“Gezi hareketinin ardından toplumun türlü kesimlerinden insanlar kendilerini o güne kadar olmadığı bir biçimde sorgulamaya başladı. Elini nasıl taşın altına koyabileceğini, bu ülke ve millet için ne yapabileceğini, payına düşen sorumluluğu nasıl üstlenebileceğini düşündü. Oy ve Ötesi adlı hareket de biraz buradan yeşerdi. Hiçbir siyasi parti ile bağlantısı olmayan, şehrini seven ve şehrine sahip çıkmaya karar veren gönüllüler bir araya geldi. Fark ettiler ki hisleri kendi çevreleriyle kısıtlı değil, aslında binlerce insan aynı ruh halini paylaşıyor…”

Tarafsızlık kavramı son günlerin trendi. Sözüm ona Gezi Darbesi’ne çıkan herkes de herhangi bir partiye mensup olmadığını söylüyor, sadece kişisel hak ve özgürlüklerini korumak adına meydana çıktıklarını belirtiyorlardı. Oysa ki Gezi Darbesi’nde görüldüğü gibi Taksim Dayanışması’nın ağaç meselesinden çıkıp da meseleyi havalimanlarına ve köprülere dayandırması aynı tarafsızlık kavramı altında değerlendirilmişti. Tabi Dolmabahçe Ofisi’ni basmak da kişisel hak ve özgürlükleri korumak adına tarafsız bir eylemdi. Hatta sosyal medyada belirtildiği gibi niyetin bu olmadığı temelde bu durumun simgesel bir eylem olarak görülmesi gerektiği de ifade edilmişti. İşin özünde Erdoğan ve AK Parti karşıtlığı üzerinden herhangi bir parti ya da STK ismi kullanılmadan söz söylemenin tarafsız bir cazibeli tarafı olduğu tescilli bir gerçek olarak önümüzde duruyor. Zaten Gezi Darbesi’nde de tüm yaşananlara bakıldığında meseleyi tarafsız bir şekilde değerlendirdiklerini ve herhangi bir kuruluşa ait olmadıklarını söyleyerek yaptıkları her Erdoğan ve AK Parti karşıtı eyleme de meşruiyet aradıklarını aynı düz mantık çerçevesinde söylesek biz de pek taraflı olmuş sayılmayız.

Oy ve Ötesi Derneği’nin kurucuları arasında yer alan Sercan Çelebi’de Gezi Darbesi’ne katılanlar arasında. Hatta Gezi Darbesi’nin yeni başladığı günler de 29 Mayıs’ta yapmış olduğu bir konferansta “Beşiktaş'tan Taksim'e çıkarken büyük değişimlere sebep olabileceğimize inancımız tamdı” diyor. Gezi Parkı’nın sadece Gezi Parkı olarak kalması çok büyük bir değişimi ifade ediyorsa sorun yok, lakin Gezi Darbesi’nin sonucunda “Mesele Ağaç Değil” noktasına gelmesini Sercan Çelebi büyük bir değişim olarak görmüş olacak ki Oy ve Ötesi Derneği’nin site alan adının alınma tarihi 26 Haziran 2013’e denk düşüyor. Üç aşağı beş yukarı Gezi Darbesi’nin alevinin söndüğü son zamanlara denk gelen bu tarih büyük bir değişimin habercisi olarak sayılabilir.

Lakin öyle ki Oy ve Ötesi Derneği’nin kuruluş amacı sandıklara sahip çıkma meselesiyse site alan adının öyle bir tarihte alınmış olması akıllara soru işaretini getiriyor. Çünkü yakın zamanda seçime rastlanır bir durum söz konusu değil. Ama Çelebi’nin yukarıdaki cümlede bahsettiği gibi büyük bir değişimin programını çok önceden yapmış olmaları da işi ne kadar sıkı tuttuklarının kanıtı.

Sercan Çelebi Ayşe Arman’a vermiş olduğu röportajda Gezi’ye çıkan ve belli bir kesimin kamuoyunda anlata anlata bitiremediği Y Kuşağı’nı bilgilendirmeye ve bilinçlendirmeye çalıştıklarını, hedeflerinin daha fazla insanı sandığa göndermek olduğunu ifade ediyor. Tabi tarafsız olduklarını da her iki cümlede bir söyleyerek. 

Oysa ki Türkiye Seçimleri’nde uzun zamandan bu yana sandığa katılım oranının düşük olduğunu söylemek pek tutarlı bir durum değil. En son Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde son 7 senenin en düşük oranı vardı. Bu da yaklaşık %74 dolayındaydı. Yani Türkiye’nin sandığa katılım açısından bilinçlendirilecek bir tarafı yok. Çünkü sandığı boykot etme gibi bir durum Türkiye toplumunda pek de alışılagelmiş bir şey değil. O nedenle toplumu bu yönden aydınlatmaya çalışmak adres söylemeden subliminal mesaj altında toplumu bir tarafa yönlendirmek midir orasını bilemeyeceğim ama seçim kategorisi altında konuyu incelersek belki de en sağlıklı olunan alan olan sandığa katılımı artırmayı amaçlamak o kadar da büyük bir değişimi ifade etmiyor.

Başka bir açıdan bakacak olursak nedense AK Parti iktidarında ortaya çıkan seçim sonuçlarının şaibeli olduğuna dair iddiaların elle tutulur bir tarafının olmadığı her sandık başında her partiden kişi olmasında ve bununla kalmayıp müşahit olmak isteyen kişilerin de isterse görev almasında düşünülebilir. O nedenle Oy ve Ötesi bu iddiaları ortadan kaldırmaya amaçladığını ifade etse de Sercan Çelebi’nin Zaman’a verdiği röportajda şu sözleri söylemesi manidar:

“…Yani biz hep beraber memleketi kurtaracağız diye yola çıkmadık. Çünkü o memleketi kurtarmak için bir yerlerden başlamak lazım. Tarafsız olması lazım ilk olarak… Şaibelerde olduğu gibi sonuçlara da iki şekilde yaklaşmak lazım. Biri sandık başında yaşananlar. Sandık başında çok daha ağır basan bilgisizlik ve kaos gördük. Sandık kurulundan tutun da seçmenlere kadar sürecin nasıl işlemesi gerektiğine dair standardı olmayan bir seçim. Dolayısıyla sandık başındaki görevliler inisiyatif kullanarak insanları sağa sola çekebilir. Ama İstanbul için bu anlamda içimiz çok rahat. Gönüllülerimizin orada var olması sayesinde hem bilgisizlikten hem de kötü niyetlilerden kaynaklanabilecek sağa sola çekmelerin önüne geçtik…”

Sercan Çelebi’nin memleketi kurtarma gibi bir gayesinin olması tarafsızlık açısından nasıl değerlendirilebilir bilmiyorum. Ama memleket kurtarmak deyimi bu topraklarda memleketi yönetenlerden kurtarmak olarak algılandığı, kendi oluşumlarının da tohumu sivilleşmesini “Mesele Ağaç Değil” söyleminde bırakan Gezi Darbesi’nde atıldığı ve Gezi Darbesi’ne çıkan insanların da ortak paydası Erdoğan ve AK Parti karşıtlığından başka bir şey olmadığı için memleketi kurtarmak pek de bilinçle ölçülecek bir durum değil. Keza aynı şekilde sandık görevlilerin yönlendirmelerine engel olduklarını ifade ederken Çelebi ve Arkadaşları memleketi kurtarmak adına tarafsız engellemelerde mi bulunmuş, bunu da bilmek mümkün değil. Keza öyle olsa bile Oy ve Ötesi’nin toplumun her katmanından almış oldukları bir güven oylaması var da bizim mi haberimiz yok, orası da meçhul.

Seçimlere çok az bir zaman kala Oy ve Ötesi’nin sandıklarda “şaibe” varmış gibi bir dizayn operasyonu sergileyip sergilemeyeceğini kısa vadede göreceğiz. Lakin unutulmamalıdır ki nasıl Dünya 5’ten büyükse Türkiye toplumu da Oy ve Ötesi’nden büyüktür. Bu da bir kenarda dursun…

Facebook Yorumları

reklam
4.11.2019
BİR… İKİ… İZMİR MARŞI'YLA KOŞ!
29.10.2018
MİLLETİN KURDUĞU İTTİFAK…
24.9.2018
BİR MEDYA ELEŞTİRİSİ VE BİZİM YAZARLARIMIZ
9.9.2018
MAKAM ARACI
19.8.2018
ASIL HEDEF CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ!
29.7.2018
BEDELLİ ASKERLİK KONUSU NİYE KİMSEYİ MEMNUN ETMEDİ?
15.7.2018
FUAT UĞUR HAKSIZ MI?
1.7.2018
HAVADA MİS GİBİ MAKARNA VE KEK KOKUSU VAR…
14.6.2018
HER ŞEY İZMİR MARŞI'YLA ÇÖZÜLSEYDİ…
4.6.2018
MECLİS İŞLEVİNİ YİTİRİYOR MU?
9.1.2016
Bu Anayasa Komisyonu’ndan bir iş çıkmaz!
18.12.2015
En büyük Türk Adele…
4.12.2015
Tahir Elçi üzerinden siyasi malzeme üretenler
29.11.2015
Başkanlık sistemi neden gerekli?
26.11.2015
Berat Albayrak kadar başınıza taş düşsün!
22.11.2015
İsmet Paşa ve Charlie Chaplin
13.11.2015
Keşke vicdanın da adın gibi olsaymış Melek Baykal…
7.11.2015
Yılmaz Özdil ve tayfası…
21.10.2015
Kırmızı boyayla devrim yapacaklarmış…
15.10.2015
Ya Türkiye’nin yanındasınız ya da…
10.10.2015
Halk Böyle İstedi
8.10.2015
Halk Böyle İstedi
3.10.2015
Bekir Coşkun yine coşmuş!
30.9.2015
Vay Kelkitli Aydın…
24.9.2015
Grup Tillo: “Ortağız Bir Namusa…”
22.9.2015
Sen Hep Konuş Reis…
19.9.2015
AK Parti’nin Doğal Lideri Erdoğan’dır!
17.9.2015
Sen PKK’yı Lanetleyebilir misin Demirtaş?
11.9.2015
Anasından Doğduğuna Pişman Edeceklermiş!
9.9.2015
Gün Erdoğan’ın Yanında Olma Günüdür!
4.9.2015
AK Parti’nin 8 Temel Hatası
2.9.2015
Akademisyenler Her Şeyi Bilir mi?
29.8.2015
MHP Reality Show!
26.8.2015
Hormonlu Aydın Mevsimi
21.8.2015
Başkan Erdoğan
19.8.2015
MHP Ne İşe Yarar?
15.8.2015
İstikşafinin Sonu…
12.8.2015
Selda Bağcan ve Sol Şiddet
10.8.2015
Atilla Yayla İlkeleri İçin Yaşar!
7.8.2015
Ahmet Hakan Nişantaşı’ndan Bildiriyor…
31.7.2015
Demek ki…
30.7.2015
Yüksekdağ ve Demirtaş’a 25 Soru
25.7.2015
Suruç ve İzmir’deki Suriyeli Çocuk
22.7.2015
3 Konu 3 Soru
17.7.2015
Kurusırt’ın Ardı
15.7.2015
2002’den Bugüne AK Parti…
9.7.2015
AK Parti - HDP Koalisyonunu Konuş(a)mamak…
4.7.2015
Doğu Türkistan İçin Dünya 5’ten Büyüktür!
30.6.2015
Muhalefete Dr. House Lazım!
26.6.2015
AK Parti – MHP Koalisyonu
22.6.2015
Nutella Koalisyonu
15.6.2015
Bu mektup sana
9.6.2015
Halk Böyle İstedi
6.6.2015
Buraya Kadar Demirtaş…
2.6.2015
Yapma Be Hakan Ağabey…
29.5.2015
Oy ve Ötesi Meselesi…
27.5.2015
Eski Bir Solcunun Hikayesi…
22.5.2015
Oyum AK Parti’ye, Nolmuş?
19.5.2015
Barajı Geçemeyeceksin HDP!
14.5.2015
Seni başkan yapacağız!
8.5.2015
Geç bu işleri Ahmet Altan!
4.5.2015
1 Mayıs Günlüğü…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive