Demiray ORAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

‘Serbest kötülük ortamı’nı icat ettik / Hep birlikte - Tev bi hev re*


2.3.2016 - Bu Yazı 1597 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Ölmüş olabileceğimizden şüphe ediyorum” dedi Vatoz.

Bizim mi, dedim.

“Hayır, toplum olarak ölmüş olabileceğimizden… Yani evet, dolayısıyla bizim de ölmüş olabileceğimizden…”

Boş baktım yüzüne. Özlemişim öyle bakmayı birine. İnsanın hayatta bunu yapabildiği birilerinin olması mühimdir. Boş bakışarak, karşılıklı susuşarak da idare edebilmek.

“Ben de… ben de özlemişim” diye karşılık verdi susuşuma.

Kaldığı yerden devam etti sonra: “Yaşamın ağır geldiği anlardan birinde öldük herhalde. Çünkü öyle şeyler yaşıyoruz ki, hayatta olsak senin demin baktığın gibi izleyemezdik memlekette olan biteni.”

Eski yazılardan tanıyanınız vardır. Kadim dostumdur Vatoz. Yurtdışından yeni döndü. Sosyolojiyle ilgili “bişey mastırı” yaptığını iddia ediyor.

Söz alma ihtiyacı duydum…

-Doğru tespit. Sen oralardayken biz de boş durmadık elbet buralarda. Başta sosyoloji, insana dair tüm bilimlere elimizden gelen katkıyı yaptık ve “kötülüğün yeni bir formunu”icat ettik. Hep birlikte. Tev bi hev re.*

- “Nasıl bir icat bu?”

- İlla bir ismi olacaksa, kayıtlara geçmesi açısından “Serbest kötülük ortamı” diyebiliriz.

- “Teorik olarak nasıl tarif ediyorsun bunu?”

- Teorisi yok pratiği var. Yani tam, anlatılmaz yaşanır hesabı, biraz takıl memlekette idrak edersin zaten.

- “Hımmm…”

- Tamam, izah edeyim. Önce memleket kabaca ikiye bölünüyor. Her iki tarafın diğerinin söylediklerini, yazdıklarını (ve sonraki merhalelerde feryatlarını) kesinlikle dinlemeyeceği bir hale ulaşılıyor. İşte bu noktada “Serbest kötülük ortamı” için şartlar uygun hale gelmiş oluyor…

- “Sonra?”

- Sonra ötekine sınırsız acı çektirerek, küçük ya da büyük elindeki tüm gücü bunu yapmaya adayarak yaşanıyor.

- “Böyle yaşamak nasıl bir şeydir, anlamak istiyorum ama anlayamıyorum…”

- Ben de…

- “Veletlik zamanımda dayıma, ‘balıkları, kuzuları, tavukları; yani gözü, ağzı, burnu olan şeyleri nasıl yiyorsun?’ diye sormuştum. ‘Bunun üzerine düşünmeyerek’ diye yanıt vermişti.

- Bunun üzerine düşünmeyerek… İyiymiş…

- “Peki, bu iki tarafın dışında kalanlar? Onlar ne yapıyor, neler yaşıyor?

- Onlara kısaca “salak” diyebiliriz (Sözüm meclisten acayip içeri). Diyelim o gün bir bomba patlamadı, bir asker veya polisin ölüm haberi gelmedi, birileri “etkisiz hale” getirilmedi… İşte böyle nadir anlardan birinde kazayla azıcık mutlu olsak, azıcık gülsek… Peşinden öyle bir bedel ödetiyor ki söz konusu “ortam”; misal bir annenin çocuğunun cesedine sarılarak sabahladığını öğreniyoruz, genç bir adamın karısının, çocuklarının gözleri önünde infaz edildiğini okuyoruz, sırf asker olduğu için… Bu nedenle kendimizin bir dublörünü yaptık, artık mutlu olduğumuz anlarda kendi dublörümüzü kullanıyoruz (En tehlikeli sahnelerde bile dublör kullanmayan TC gelsin de burada kullanmasın bakalım- TC kim mi? Tom Cruise canım siz de harbi kötü niyetlisiniz…)

- “Gerçi bu topraklarda ‘zor zamanlar’ denmeyecek bir dönem bilmiyorum ben…”

- Bu memlekette bile görmediğimiz türden bir “şey”den bahsediyorum ben… Bir“garabet”

- “İyi de ne olması lazım, ne yapmak gerekiyor yani bu durumda? Hayat bir şekilde devam ediyor neticede?”

- Tam da bu işte. Hayat devam etmemeli, edemez. Bir insan polis, asker diye uykusunda ensesinden vuruluyorsa, başka biri “terörist” diye çıplak bedeni yerlerde sürükleniyorsa, çocukların cesedi derin donduruculara konuyorsa, infaz edilip başı kopartılan gençlerin videolarını izliyorsak… Hayata devam edemememiz gerekir. O hayatı durdurup bunları hallettikten sonra yeniden devam etmeliyiz ancak. Çünkü geçmişi elinden alınan memleket evlatlarının geleceği de elinden alınıyor bu hayatın böyle devam etmesiyle…

- “Keşke Oğuz Atay hayatta olsaydı, o zaman hemen ona giderdik…”

- En korkuncu da ne biliyor musun? Bu hayat devam ettikçe, biz tarafımızı seçmenin veya seçmemenin konforuyla öyle durup olan biteni izledikçe, o “garabet” giderek normalleşiyor. Biz susarken, hepimize bunları normal sayma eğitimi veriliyor. Biz de onursuzca “iftihara” geçerek bitiriyoruz okullarımızı.

- “40 yıldır süren bu savaşta ilk kez böyle şeyler duyuyorum senden…”

- Çünkü ilk kez bu savaşı iki halk arasında düşmanlığa dönüştürmek isteyenler kazanıyor. Umarım senin dediğin gibi “yaşamın ağır geldiği anlardan birinde” ölmüşüzdür. Bir müddettir aslında ölüyüzdür. O zaman iyi bir bahanemiz olurdu en azından.

- “Sana bir hikâye anlatayım ben en iyisi…”

- Anlat bakalım…

- “Bizim mahallede tam 40 yıl boyunca her sabah aynı dükkânı açıp akşam kapatan bir terzi amca vardı. Hep aynı koyu renk ceket ile pantolonu giyer, öğlenleri aynı saatte evden getirdiği yemeği yer, aynı saatte dükkânını kapatırdı. Akşamüstleri evine giderken koyu renk pantolonuna beyaz bir iplik parçası yapışmış olurdu. Ben giderek büyüdüm. O ise yine aynı şeyleri yapmaya devam etti. Dünya değişiyor, yeni mağazalar açılıyor, artık onun dükkânına kimse uğramaz hale geliyordu. Ama terzinin bunca yıldır devam ettirdiği hayatı değiştirecek cesareti yoktu. Pantolonun paçasında hep o beyaz iplik, sanki bir mucizenin, dışarıdan bir gücün her şeyi değiştirmesini bekliyordu.”

- Ne oldu peki sonra adama?

- “Artık üniversiteye gidiyordum. Bir akşamüstü yine aynı saatte dükkânını kapatıp evine doğru yürüyen bu adamla karşılaştım. ‘Bir dakika’ diyerek onu durdurdum, sonra uzanıp paçasındaki o iplik parçasını aldım…”

*Tev bi hev re: Kürtçe ‘hep birlikte’ demek.

Facebook Yorumları

reklam
2.3.2016
‘Serbest kötülük ortamı’nı icat ettik / Hep birlikte - Tev bi hev re*
31.5.2015
GGŞEÖ üyesiyim
23.09.2014
Peki aslında hangi takımı tutuyorsun?
13.06.2014
Ne öğrendik bütün yaşadıklarımızdan?
02.04.2014
Kaybederken kazanmak
16.02.2014
Cemaat’in maksadındaki gaye!
13.01.2014
İnadına ‘L’amour’ diyen adam bizimkilerin ahlakını bozar mı?
06.01.2014
Kimdir bu “hukuk devleti” adlı arkadaş?
29.12.2013
“Son taarruz”dan sonraki gün
19.12.2013
Olan biten üzerine serbest stil…
11.11.2013
Eyyy ahali, Romalılar, uzaylılar…
04.09.2013
Ne yapıp edip Erdoğan’dan kurtulmak
19.06.2013
Erdoğan’ı “Bay yüzde 50” olmaktan kurtarın
20.04.2013
Baharı bekleyen kumrular
18.04.2013
Palyaço, demokrasi ve barış
17.04.2013
CHP’nin görevi tehlike
13.04.2013
PKK isyanının en şahane izahı
08.04.2013
CHP’nin görevi tehlike
08.04.2013
CHP barışın yürütmesini durdursun
01.04.2013
Bir ölüm-kalım meselesi olarak ‘Türk’ ifadesi
25.03.2013
Gazeteci
23.03.2013
Barışın çayları bunlar
18.03.2013
Finale kalmak için
16.03.2013
Hepimize özgürlük, hepimize statü
11.03.2013
Türk usulü çözüm modeli
09.03.2013
CHP silah bırakacak mı
04.03.2013
5N 1K 1RT
02.03.2013
Çözüm süreci Türkçesi
23.02.2013
Ve ‘dank’ diye bir ses geldi
18.02.2013
Sıradaki paket gelsin
16.02.2013
Sıradan faşistler – halis Türkler
11.02.2013
Yeni yargı savaşları (2)
09.02.2013
Yeni yargı savaşları
26.01.2013
CHP’nin ulusalcılığı: bir yanım karşı koyar, bir yanım ister
19.01.2013
Benim cennetimin yeni konuğu
14.01.2013
Özel Harp’i temize çekmek
12.01.2013
Tahrik olmak ya da olmamak, bütün mesele bu
07.01.2013
Kürt meselesi aslolarak duygusal bir meseledir
05.01.2013
Bilmem kaçıncı kez umutlanan Türk’ün ruh hâli
31.12.2012
Bazılarına ‘iyi seneler’
29.12.2012
Safları sıklaştırmayın büyükler
24.12.2012
ODTÜ’de bunlar da oldu
17.12.2012
Taraf’ın misyonunu itiraf ediyorum
15.12.2012
Ergenekon ilelebet payidar mı kalsın
08.12.2012
Sirkimize hoş geldiniz
03.12.2012
Roboski fantezisi
01.12.2012
Bir ‘rutin işlem’: Hrant Dink
26.11.2012
Füze değil metro istesem...
24.11.2012
Gereği düşünülse...
19.11.2012
Taktik icabı
13.11.2012
Baba, onlar insanmış ama!
05.11.2012
Kürtlere ‘seçmeli hayat’
03.11.2012
Kuzu şişi ve Kürtleri götürmek
29.10.2012
Ölmeye yatma ‘talimatı’nı aslında kim verdi
27.10.2012
Roboski’nin şiirini yazmaya teşebbüs etmekten...
22.10.2012
AKP’ye her şeyi de, Kürt sorunu deme
20.10.2012
Bir Kürt’ün açlık grevi kaçıncı günde haber değeri taşır
15.10.2012
En yumuşak eleştiriler bu köşede
13.10.2012
Örgüt tarafından ‘kandırılmış’ polis müdürü...
06.10.2012
Medyanın savaş gazı: Şam Fatihi I. Erdoğan
01.10.2012
AK Parti işte ordaydı, peki ne yoktu
29.09.2012
Savaş emri verenler esneyiniz
24.09.2012
Darbe cezalandırıldı fakat mutsuzum
22.09.2012
İnsanlar ölürken Osloculuk oynamak
17.09.2012
Ölüme tapanlar
15.09.2012
En büyük medya patronunun dediği olur
10.09.2012
Acıları yarıştırdım
08.09.2012
Bir Taraf yazısı
03.09.2012
Dürüstlük mü, cesaret mi
01.09.2012
Anıtkabir taş gibi duruyor işte orda!
27.08.2012
Koyu karamsar
25.08.2012
Bodrum’da bir öğleden sonra
13.08.2012
‘Bel altından vurma servisi’ sunar
11.08.2012
‘Kan kardeşliği’ ve ‘kardeş kanı’
06.08.2012
Durun! Siz kardeşten de ötesiniz
04.08.2012
Memleketin bir yerlerinde savaş varken...
30.07.2012
Onlar vatan haini mi, bu adam bunları yaptı mı
28.07.2012
Kuzey - Güney
21.07.2012
CHP ve ‘değişim’: mümkün müdür
16.07.2012
Akp’nin arıza yapmasından ‘pis sırıtış’ çıkaranlar
14.07.2012
Biri tutmuş, biri pişirmiş, Haluk Kırcı da “Hani bana” demiş
09.07.2012
Aldım aldım, ben seni yendim
07.07.2012
Ekip çalışmasıyla, itinayla adam öldürülür
02.07.2012
Uçak krizi: Komşuyu öldürmek
30.06.2012
Şam yolcuları için son çağrı
25.06.2012
Suriye, Uludere ve bir hayal...
23.06.2012
Kandil’e atom bombası atalım mı
18.06.2012
İyi ki bu teğmen kızlarla savaşa girmemişiz
16.06.2012
Seçmeli mi, seçmemeli mi
11.06.2012
Öğrenci tutuklamada son nokta
09.06.2012
Öğrenci süsü verilmiş terörist
04.06.2012
Kürt sorunu: Seviyosan git konuş bence
02.06.2012
AKP’den kopan insan türü
26.05.2012
İdris Naim Şahin’i Sevenler Kulübü
21.05.2012
Tarih kitaplarındaki ‘devlet töreni’ de bitsin
19.05.2012
İlk sen gördün de ne yaptın
14.05.2012
Kafka ters döndü, sevabına düzeltin
13.05.2012
Nerden bileyim...
12.05.2012
‘Leman’ın başında kim olsaydı bunu yapardı?
07.05.2012
Burası Türkiye, burdan çıkış yok
05.05.2012
Üçüncü eski seninle gurur duyuyor
30.04.2012
İşte böyle bir memlekette yaşamak istiyoruz
28.04.2012
e-beyan
23.04.2012
Sınır tanımayan Deniz Gezmiş istismarcıları
22.04.2012
Medya Çevik Bir’i nasıl imana getirdi
16.04.2012
28 Şubat’ı sulandırmak
14.04.2012
28 Şubat: İşbirlikçilere dokunma
02.04.2012
Eğitim: Olmasaydı sonumuz böyle
31.03.2012
En güzel anayasa henüz yazılmamış olandır
26.03.2012
Tansiyoncu geldi
24.03.2012
Beyazın da beyazı AKP beyazı
12.03.2012
‘Atam, dünya kurulalı var gibisin yüreğimde’
10.03.2012
Biz kendi aramızda buna ‘gazetecilik’ diyoruz
05.03.2012
Cezaevlerinde yok ediliş
03.03.2012
Olay Türkiye’de geçiyor
27.02.2012
‘Kahrolsun Kemal- Başbakan Kemal’
25.02.2012
Ben de bu filmden çıkmak istiyorum
20.02.2012
Çeber’in ‘iyi halli’ işkencecileri için geri sayım
18.02.2012
‘Resmin tamamı’: Görenler görmeyenlere söylesin
13.02.2012
Cemaattekilerin ‘cemaat’ demesi yasak mı
11.02.2012
Paralel devlet yapılanması kurulacaksa onu da biz kurarız
06.02.2012
Türk’üm, medeni halimle gurur duyuyorum
04.02.2012
Ya sev ya gelme Paul Auster
30.01.2012
Paul Auster’e son kitabını Ergenekon mu yazdırdı
28.01.2012
Kar ve toplu mezar yağıyor üstümüze
23.01.2012
Memleket haberleri
21.01.2012
Tam AKP’liler en iyisi sussun diyecektim ki...
16.01.2012
Bu dava böyle bitecek
14.01.2012
Takıldım kaldım Uludere’de
09.01.2012
Türkiye’nin 26. Genelkurmay Başkanı mı dediniz
02.01.2012
Yeni yıla girmek istemeyen adam
31.12.2011
Gökten üç bomba düşmüş, üçü de Kürtlerin başına düşmüş
26.12.2011
Haklarını verirken köklerini kazımak
24.12.2011
Ortaya karışık derin devlet nostaljisi
19.12.2011
Bu yazı için maruzatım var
17.12.2011
Tutuk devleti’nden manzaralar
12.12.2011
Fenerbahçe’nin ezeli rakibi: Cemaat Gücü
05.12.2011
Devlet Kürt çocukları ‘sevgi içinde’ büyütecek
03.12.2011
Yargıtay Hrant Dink’i infaz etmelere doyamadı
28.11.2011
Dersim sürgünü esnasında poposuna tokadı yiyen şair
26.11.2011
Van’ı unutmadan unuttuk
21.11.2011
‘İstanbul sermayesinin üç gülü’ ve CHP
19.11.2011
Kılıçdaroğlu’nun en acıklı hikâyesi
14.11.2011
Modern bir ‘asmayalım da besleyelim mi’ hikâyesi
13.11.2011
Van’da ‘provokatör’ var!
07.11.2011
Hepiniz aynısınız
05.11.2011
Türkiye nasıl bölünür derslerinin hocalığını yapmanın belgesi olur mu
29.10.2011
Anadilinde can çekişmek
24.10.2011
Sahibinden milli duruşlu gazete
22.10.2011
Terör örgütünü sevindirmeyelim beyler
17.10.2011
‘Çatlak’ ilerliyor
15.10.2011
Aslında kim diz çöktü
10.10.2011
‘Başbakanlar da ağlar’ demek ne demek
08.10.2011
Bu yazıyı da yazdım, ölsem gam yemem gayrı
26.09.2011
Işınlayın lütfen artık bizi
24.09.2011
Kürtlere ve Türklere mektubumdur
17.09.2011
‘Savaşın’ dediler savaştık, peki ‘barışın’ denince ne yapacağız
12.09.2011
Normal
10.09.2011
Ayı kim?
05.09.2011
Maç bittikten sonra gelen ‘garip’ gol
03.09.2011
Kemal Kılıçdaroğlu kaç model
27.08.2011
Balyozcu ve malyozcu gazeteciler
22.08.2011
Her temasımız iz bıraktı
20.08.2011
Savaş da yaparım, açılım da
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.