Cengiz AKTAR

Haberdar



Bookmark and Share

31 Mart’ı değerlendirirken uçmamak


10.4.2019 - Bu Yazı 151 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Toz duman dağılmadı, yine de birkaç gözlem.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı hakkında son kararın bu haftanın sonuna kalacağı seçimden bir gün sonra açıklandı. Daha uzatılabilir. Uzatıldıkça da sonucun kazanan aleyhine çıkma olasılığı artıyor, zira bu kadar kurcaladıktan sonra kaybetmek rejim açısından yenilginin boyutunu katlar.   

“Son karar makamı” ilk işareti Cuma namazından çıkarken verdi. Son kararın YSK’den çıka(rtıla)cağını söyledi. Muhalefetin buraya müdahil olması çok zor. Hüküm, rakamsal objektivite zemininden çok siyasal sübjektivite saikıyla “son karar makamı” yani kendisi tarafından verilecek. Her türlü hileye başvurulacaktır.

İkinci işaret, Moskova’ya gitmeden önce salladığı pimi çekilmiş elbombası. İstanbul seçimini, muhalefetçe şaibe karıştırıldığına istinaden 2 Haziran Pazar günü tekrarlatmak. Her iki şıkta da “İstanbul’u vermemek” üzerine inşa edilmiş bir strateji söz konusu.

Reisin ve dolayısıyla rejimin İstanbul sevdası ya da takıntısı çok boyutlu.

Her şeyden önce sembolik. Siyasî hayatına başladığı, boy attığı, kök saldığı yer belediye. Bizzat dediği gibi “İstanbul’da teklersek Türkiye’de tökezleriz” şiarı rejimin zihnine kazılı.  

İstanbul memleketin her anlamda lokomotifi. En güncel ekonomik veriler için İTO’nun açıklamalarına bakılabilir. İstanbul, Kocaeli ile birlikte Türkiye’yi sırtında taşır. Şehir rejim için muazzam bir ekonomik, sembolik ve politik güç devşirme mecrasıdır. İBB de bu sistemin temel dinamolarından birisidir. Rejimin bu devasa arpalığı muhalefetle paylaşmaya razı olması pek mümkün gibi durmuyor.

Bağlantılı diğer mesele 25 yıldır İBB’de dönen gayrinizamî dolaplar. Rejim açısından bunların ortalığa saçılması intiharî nitelik taşır. Miras kalacak olan ve bilinen asgarî 22 milyar borç da cabası. İBB’deki 25 yıllık müktesebatın ortaya çıkma olasılığı reis açısından tıpkı 17/25’te korkuyla verdiği çok şiddetli tepki ayarında korku ve tepki üretme potansiyeli taşıyor.  

Sonuçta İstanbul’un her türlü hile sonucunda rejimde kalma olasılığı azımsanamayacak boyutta. Bunun içeride ve dışarıda meşruiyet sorunu yaratacağını düşünmek ise pek sağlam durmuyor.

İçeride gayrimeşruiyet üzerinden hesap sorma durumunda olacaklar, misâlen 7 Haziran 2015’te sandıktan çıkan irade reddedildiğinde, ya da 17/25 ortaya saçıldığında, ya da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen ucubeyi şaibeli referandumla dayattığında, ya da Temmuz 2016 darbe girişimini araştırma komisyonu soru soramadan dağıldığında, ya da sayısız yolsuzluk ortaya saçıldığında, ya da sayısız hukukdışılık halkın kafasına kakıldığında, ya da vatandaş sayısız toplu katliama maruz bırakıldığında hesap sormayan, soramayanlarla aynı!

Geçiniz! Kaldı ki sokağa dökülecek bir itiraz durumunda rejimin emrindeki polisi ve askeri, ilâveten hassa ordularını göz ardı etmemek gerekir.

Dışarısı için aynı çaresizlik ya da dilsiz şeytanlık söz konusu. Erdoğan’ın ceberutluğu Batı’nın umuru olmaz, yeter ki Rusya ile daha fazla sarmaş dolaş olmasın, mülteci zaptiyeliğini sürdürsün ve sermayesi için pazar olmaya devam etsin. Bir iki mızmızlanırlar, arkası gelmez.

Batıdan gelen tek tük “seçim sonuçlarını tanıyın” ikazı ise rejim cephesine “içişlerine müdahale” kanıtı uydurmaktan başka bir işe yaramış değil.

Rejim manevrasında başarılı olursa, esas bundan sonrası tufan.

Manevra kabiliyeti oldukça azalmış bir yönetimle yaşamak durumundayız Haziran 2023’e kadar. Haziran 2023 zira rejim katında öyle kirli bir çıkar ilişkisi ve bunun toplumun her kesiminde öyle derin kılcalları var ki, erken genel seçimi imkânsız kılıyor.

Ayrıca teknik olarak yeni sistemde erken seçim kararı için nitelikli çoğunluk yani 360 oy gerekiyor. MHP’nin koalisyonu bozması ve HDP ile beraber hareket etmesi durumunda dahî mümkün değil bu rakamı bulmak. Ancak AKP dağılırsa, bu da ilâhî mucize sınıfına girer.

Ama mesele bu değil. Erken seçim olmasa da ekonomik kriz, dış politika fiyaskoları ve şimdi yerel seçimde ortaya çıkan yeni durum rejimin alanını daraltıyor. Ve Haziran 2023 ufku göz önüne alındığında dört yıl üç aylık bir kaos ve sertliğe işaret ediyor maalesef. Hatta veriler Haziran 2023’te seçimlerin olasılığını bile sorgulatır kıvamda.

HDP’den başlayalım. Rejimin zaten hallaç pamuğu gibi attığı Kürd Siyasî Hareketi’ne taktik oy “suçu” üzerinden yeni darbeler gelebilir. Diyarbekir yeni eşbaşkanına soruşturma açıldı bile. Bu intikam süreci nereye kadar gider, ne sonuçlar doğurur meçhul.

Rejimin sıkıştığı dar alan içeride daha fazla sertliğe işaret ederken dışarıda iki opsiyon mevcut. Ya yiğitliğe halel gelmesin endişesiyle IMF kapısı görmezden gelinecek, NATO ilişkisi yozlaşmaya bırakılacak ve ülke bir bakıma dışarıya “kapatılacak” ya da birer orta yol bulunup hizaya gelinecek. Üçüncü opsiyon, opsiyon değil mecburiyet ve adı İdlib. Er veya geç İdlib urundan taşacak irin memlekete sirayet edecek.

Ama her durumda dış ilişkilerdeki bu olasılıkların toplumun hayrına olmayacağı açık. İdlib’den Türkiye’ye boca edilecek kelle alıcıları hayal etmek dahî istemem.    

İktisaden, yapay bolluk bereket dönemi öngörülebilir bir vakitte geri gelmemek üzere bitti. IMF ile veya IMF’siz. NATO ile oynanan bol blöflü poker antiemperyalist masal üzerinden içeride Batısızlaşma’yı körükleyecek çaptadır. Ve millî ve yerli muhalefet bu senaryolarda Cumhurbaşkanının yanında olacaktır. Aklımızda olsun.

Son tahlilde, kazandığı iddiasındaki reis ile rejimin Türkiye’ye, bölgeye ve dünyaya söyleyecek yeni bir sözü kalmadığı gibi, kaos ve kötülük katsayısı artmıştır.

***

Şimdi bakalım “taktik muhalefet cephesine”. 31 Mart 2019’da küçümsenemeyecek, azımsanamayacak bir şey oldu. Bunu doğru okuyabilmek ilerisi için hayatî.  

Coşkulu ruh hâli doğal; insanlar, ki buna kimi AKP seçmeni de dâhil, reisten ve rejimden illallah dedi. Ancak bu ruh hâlinin bir politikaya dönüşebilmesi ne kadar gerçekçi, buna bakalım. Zira beklentiler muazzam, “demokrasiye geri döndük” havası yaygın.

İlkin, her ne kadar seçmenin mesajı, her yerel seçimde olduğu gibi, genel siyasete yönelik idiyse de verilen vekâlet yerel yöneticilere. Önceki yazıda değindiğim gibi yerel yönetimin sınırları da belli, hele iktidarını paylaşma konusunda fena hâlde kıskanç bir rejim varken.

Siyasî İslâm’ın palazlandığı belediyecilik dönemine atfen kentlerin muhalefet odağı hâline gelebilmesi için Özal dönemindeki toleransın olması gerekir. Böyle bir şey rejim açısından söz konusu değil. Aksine, yerel yönetimlerin oldum olası son derece sınırlı idarî özerkliği ve hiç olmayan malî özerkliği yeni rejimde külliyen idarî ve malî vesayete dönüştü.

Kürd belediyelerine topluca ve hazretin beğenmediği bazı büyük AKP belediyelerine atanan kayyımlar Cumhuriyet tarihinde benzeri olmayan idarî vesayet uygulamalarıdır.

Malî vesayete gelince, 2002’den bu yana alınan bütün kararlar yerel yönetimlerin gelir ve giderlerini kuruşuna kadar merkeze bağımlı hâle getirmek amacıyla alındı.

Dolayısıyla İstanbul ve diğer muhalif belediyelerden idarî, siyasî, kentsel, çevresel konularda mucize beklemek abesle iştigâldir. “İstanbullulara yeni bir başlangıç” gibi mesajların hakikaten hiçbir somut karşılığı yok.

Misâlen Kanal İstanbul gibi çatlak projelerin artık yapılamayacağı gibi beklentiler beyhudedir. O delilik yapılmazsa parasızlıktan yapılmayacak, belediye sayesinde değil. Belediyenin yetki alanında gibi görünen pek çok lüzumsuz dev proje belediye rejimle aynı olduğu için öyle sanılıyordu. Ortaklık ayrılırsa patronun merkez olduğu anlaşılacaktır.

Ama daha vahimi, yara almış iktidarın muhalif belediyeleri yönetmeye çalışacakları şehirlerde oluşacak kaos pahasına boğmaya çalışması olasılık dâhilinde. İlk aşamada HDP’li belediyeler hedefte olacak. Millî ve yerli muhalefet de Muş, Şırnak’ta olduğu gibi kılını kıpırdatmayacak.   

Bir üst düzlemde, muhalif belediyelerden siyasî mucize bekleyenlerin siyaset esnafı muhalefetin (CHP, İYİP, DSP, SP vs.) küçük arpalıklar elde etme dışında, başta rejimin meşruiyetini sorgulamak ve bu sayede demokrasiye geri dönmek gibi hedefleri olmadığını bilmeleri müstakbel hayal kırıklıklarına birebirdir. Hatta günün birinde İYİP rejime katılırsa şaşırmam.  

Salt siyaseten baktığımızda, yegâne siyasî duruş HDP ve seçmenininkiydi. İrade gaspı anlamına gelen kayyımların ve Kürd halkına çektirilen cefanın rövanşı hedefleniyordu. Hedef memleket çapında gerçekleşti.   

Diğer oy verenler ise alternatif bir siyasete değil rejimin siyasetine karşı oy verdiler. Seçimin had safhada hileli olacağını bile bile. Seçim öncesinde Oya Baydar’ın ifade ettiği gibi oy vermenin önemi, “biz bu sisteme karşıyız” diyen asgarî duruşa kadar gerilemişti.

Seçim sonucu özellikle büyük kentlerde yeni bir dinamiği ortaya çıkarınca alternatif siyaset de bir nevî durumdan vazife olarak tecelli etti. Başına da Ekrem İmamoğlu getirildi. “Umudumuz Ecevit” ile Demirel’e hitaben “Kurtar bizi Baba”ya ramak kaldı.   

Oysa ne yerel yönetimin kısıtları, ne HDP dışındaki “millî” siyasetin kavrukluğu, ne rejimin sultası böyle bir olasılığa cevaz verir.

O yüzden, hasıl olan dinamiği “bir oy verdik hem demokratik olduğumuzu dünyaya kanıtladık hem de demokrasiyi kurtardık” şeklinde sayıklamak yerine demokrasinin liyakat ve aidiyet gerektirdiğini, yerleşebilmesi ve yeşerebilmesi için kesintisiz direniş ve mücadele gerektiğini bilerek değerlendirmek daha mâkul duruyor.

Ne var ki Türkiye’de Kürdlerin dışında, direnerek, mücadele ederek, bedel ödeyerek bir hak elde edilmiş değil. Haklar bahşedilmiş, taa 1923’ten hatta daha eskisinden beri, dolayısıyla değersiz!  

Kürd Siyasî Hareketi’nin direniş konusunda yol göstericiliği Kürd karşıtlığında birleşik Cumhur ve Millet ittifaklarının millîci zırhını kolay kolay delemeyecek olsa da arayışı sürdürmek gerekiyor.

31 Mart’ta oluşan dinamik, çarçur edilme olasılığını göz ardı etmeden, rüyalar ve masallardan kaçınarak, partilerüstü veya ötesi bir zeminde, “gayrimillî” addedilen başta Kürdler her kesimi kapsama hedefiyle, en verimli şekilde nasıl kullanılır? Sanırım önümüzdeki sorunsal bu.

Facebook Yorumları

reklam
10.4.2019
31 Mart’ı değerlendirirken uçmamak
2.4.2019
Kazan-kaybet seçimi
6.3.2019
Kötülüğü seçmek
19.2.2019
AİHM’e bireysel başvurunun akıbeti
5.2.2019
Gönüllü sansür
23.1.2019
Türk emperyalizmi
15.1.2019
'Seçimleri, kaybetmek için düzenlemiyoruz heralde'
18.12.2018
Rejimin değiştiğini inkâr etmek
13.12.2018
İnsan hakkı değil ölüm kalım hakkı
23.11.2018
Gözaltılar ve rejimin huzuru
7.11.2018
Doğunun totalitarizmle imtihanı
30.10.2018
Sorun havaalanının varlık nedeni
25.10.2018
Nihaî tektipleştirme
30.9.2018
Berlin Panayırı ve Münih Ruhu
17.9.2018
İdlib: Büyük ve son tasfiye
8.9.2018
Ölümü öldürmek: Kaybedilenler ve onları arayanlara
29.8.2018
Endişe ve alay konusu Türkiye
23.8.2018
Gönüllü kulluk
15.8.2018
Türkiye’nin total anlam kaybı
28.7.2018
Terk, İtiraz, Biat
21.7.2018
Rejimin devlet bürokrasisiyle imtihanı
27.6.2018
Yönetebilecek mi?
15.6.2018
Kabul edilemezi kabul edilir kılmak
12.6.2018
Kabul edilemezi kabul edilir kılmak
4.6.2018
Gidiyor……mu?
10.5.2018
Arapların Türk sevgisi: Bir Türk masalı
18.4.2018
Avrupa Birliği parantezi kapandı
28.3.2018
Seçimsizliği boykot etmek
16.3.2018
Militarizmin huyuna gitmek
7.3.2018
Kıbrıs-Yunanistan-Türkiye: Yanılgıların sonu
28.2.2018
İkiyüz yıldır tutmayan toplumsal maya
23.2.2018
Vatandaşın vizesiz seyahat hakkı, bir Türkiye dramı (II)
19.2.2018
Vatandaşın Vizesiz Seyahat Hakkı, Bir Türkiye Dramı (I)
13.2.2018
Savaş karşıtı notlar
6.2.2018
Kan kokusu
31.1.2018
Yeni hukuk: “Siyaset hukuku”
23.1.2018
Afrin seferi: Milli Savaş Bloku
14.1.2018
Yine seçimden medet ummak
21.12.2017
Rejimin sermayesi ve istikbali
5.12.2017
Zarrab’dan sonra
26.11.2017
Türkiye’nin inşaat azgınlığı ve “Çılgın Kanal Projesi”
9.10.2017
Faşizme faşizm demek
8.7.2017
AB ilişkisi resetlenmeyecek, ilişkiye format atılacak
26.5.2017
Çaresizlik
12.5.2017
Biat yarışı
5.5.2017
‘Yürütme üzerindeki aşırı hâkimiyet’ takıntısı ve total iktidar
28.4.2017
Avrupa meselesi - Bir toparlama
21.4.2017
Rejim hukukdışı, hukuksuz değil
14.4.2017
17 Nisan ve sonrası
7.4.2017
Akademinin çektiği zulüm
31.3.2017
Rusya’yla ilişkiler yine limonileşiyormuş
24.3.2017
Artı Gerçek Eksi Gerçek
27.11.2016
AB’ye Giden İnce Uzun Yolun Sonu
6.7.2016
“Devletinin toplumu” nasıl muhalefet üretecek
30.6.2016
AB-27
21.6.2016
Bir gün siz de mülteci olabilirsiniz
15.6.2016
Dokunulmaza dokun, dokunulura dokunma
8.6.2016
Soykırımda fabrika ayarlarına dönüş
1.6.2016
Yetmezamaevetçi nefreti üzerine
21.5.2016
20 Mayıs 2016 parlamenter siyasetin sonu
18.5.2016
AB işleri: restleşme, ayar, kopuş
11.5.2016
Vize: “Hadi yolunuza”
4.5.2016
#KOMURDENKURTUL
30.4.2016
Vize muafiyeti: Alice Schengen diyarında
27.4.2016
Türkiye artık merak değil endişe ve alay konusu
23.4.2016
Anayasasız, yasamasız, yasasız yürütme
20.4.2016
Almanya sorunu
16.4.2016
Olumsuz varsayılan her şey yok hükmündedir (2)
12.4.2016
Kıbrıs’ta yine ne oldu?
9.4.2016
Kasım referandumu
6.4.2016
Asparagas
2.4.2016
Olumsuz varsayılan herşey yok hükmündedir
30.3.2016
“AB ile yeni dönem” rivayeti üzerine
26.3.2016
Bir mahpus, bir üniversite, bir rektör
23.3.2016
Allahın sopası: AKP
19.3.2016
72 koşul ve yolsuzluk
15.3.2016
Yapısal istikrarsızlık
12.3.2016
Çöküşü kabullenememek
9.3.2016
AB’nin AKP’si, AKP’nin AB’si
5.3.2016
Millî ve yerli hukuk
2.3.2016
“İhtilâl ve terör”
27.2.2016
Bunun adı savaş değil mi?
23.2.2016
TÜRKİYE’DE CAN VE MAL GÜVENLİĞİ VAR MI?
20.2.2016
2. ANKARA KATLİAMI
16.2.2016
YURTTA HARP CİHANDA HARP
13.2.2016
MÜLTECİ PAZARLIĞI ÜZERİNE
10.2.2016
BİR ÖZET GEÇMEK GEREKİRSEBİR ÖZET GEÇMEK GEREKİRSE
6.2.2016
BARIŞ DÜŞMANLA YAPILIR, O DÜŞMAN KARDEŞ DE OLABİLİR
3.2.2016
SUR TOLEDO OLUYORMUŞ, BIRAK SUR OLARAK KALSIN
26.1.2016
BURADA KAÇ KİŞİ BARIŞ İSTİYOR?
23.1.2016
YÖNETEMEYEN AKIL
20.1.2016
SAVAŞTA BARIŞ ÇAĞRISI YAPMAK
16.1.2016
FAŞİZME ŞİDDETSİZ DİRENİŞ
13.1.2016
İNSANİ GELİŞMİŞLİK
9.1.2016
AKP'NİN HEDEFİ ANAYASA DEĞİL BAŞKANLIK
6.1.2016
1915 YENİDEN BAŞLARKEN
2.1.2016
TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR CEPHESİ SAFLAŞIYOR
30.12.2015
4. CENEVRE SÖZLEŞMESİ 'SAVAŞTA SİVİLLERİ KORU' DİYOR
26.12.2015
ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYA RAZI ETMEK
22.12.2015
KOSOVALILAŞMA?
21.12.2015
1915'İN YÜZÜNCÜ YILI
16.12.2015
AB MEVZUATI İLE AKP MEVZUATI AYNI DEĞİL
11.12.2015
BİRLEŞİK KIBRIS FEDERASYONU
8.12.2015
KRİZ VE TOTAL KONTROL KAYBI
5.12.2015
Haberdar’da hoşbulduk
2.12.2015
AB- Türkiye: Sanal dünyalarda yalancı poker
28.11.2015
RUS UÇAĞI SONRASI KISA BİLANÇO
24.11.2015
Yok edilen medeniyetin bedeli
20.11.2015
SURİYE’DE ŞARK KURNAZLIĞININ SONU
17.11.2015
Biat, terk, itiraz
10.11.2015
AB-Türkiye ilişkisi: Münih 1938
6.11.2015
İSTİKRAR ANCA SOPAYLA OLUR
3.11.2015
1 Kasım seçimlerine armağan: Gönüllü kulluk
30.10.2015
OYUNUZA SAHİP ÇIKIN
27.10.2015
2 Kasım 2015
23.10.2015
İKTİDARIN “BEYAZ” PROPAGANDİSTLERİ
17.10.2015
AB ve Erdoğan, hayal dünyası
16.10.2015
DOSTUMUZ RUSYA!
14.10.2015
Finans dünyası sıkılmış
6.10.2015
AB’nin Erdoğan ile imtihanı
29.9.2015
Batık devlet- Failed state
22.9.2015
İltica hakkında bilmemiz gereken birkaç husus
15.9.2015
Boyut yeni, ezber eski, sonuç ciddî
8.9.2015
6/7 Eylül 1955
1.9.2015
Nankör millî irade
28.7.2015
Başkomutan Erdoğan’ın gazası
21.7.2015
İran zamanı
14.7.2015
Alman AB?
7.7.2015
Yunanistan şimdi Avrupalılaşacak
30.6.2015
Cezasızlığın meşruiyeti
23.6.2015
Tabii ki devr-i sabık
16.6.2015
15 Haziran 1215 Magna Carta
9.6.2015
Gezi ruhundan 7 Haziran ruhuna
5.6.2015
“HERKESTE BİR HDP MERAKI”
2.6.2015
Adil ve serbest seçim mi dediniz
29.5.2015
BİTMEYEN FETİH
27.5.2015
Millî aşı, Millî Ar-Ge
22.5.2015
YETİMHANEYE EL KOYMAK
19.5.2015
Kaosa uyanmak
15.5.2015
LİBYA’DA MUAMMA
12.5.2015
Venedik’te Nefes almak
8.5.2015
OY VE ÖTESİ’NE GÖNÜLLÜ LÂZIM, ACİL
5.5.2015
Kıbrıslılar adaya geri döndü
1.5.2015
KIBRIS SÖMÜRGESİ
28.4.2015
Mi mornarzis
24.4.2015
24 Nisan notları
21.4.2015
Soykırım: İnkârdan olumlamaya
17.4.2015
BAŞKANLIK İFŞASI
14.4.2015
Genel seçimde yerel boyut yine yok
10.4.2015
BAŞKANLIK MASALLARI
7.4.2015
Oyunuza sahip çıkın
03.04.2015
İZİNSİZ SOKAĞA ÇIKILMAYACAK
31.03.2015
Hrant Dink Vakfı Ermeni Araştırmaları Enstitüsü
28.03.2015
HAYAT MEMAT SEÇİMİ
24.03.2015
Tarihî Newrozlar
20.03.2015
TC AŞ
17.03.2015
Türk resmî İslâmı Avrupa İslâmına karşı
13.03.2015
Cuma notları
10.03.2015
Türkün tüketimle imtihanı
27.02.2015
İKİ YIL SONRA BİR ÇÖZÜM METNİ
24.02.2015
‘İktidarın güvenliği’ paketinden barış da çıkmaz
20.02.2015
NUH KÖKLÜ VE MAHALLE
17.02.2015
Toprağın fıtratı
13.02.2015
ALTERNATİF 14 ŞUBATLAR
10.02.2015
SYRİZA-AKP, farklı kimyalar
06.02.2015
BAŞKANLARIN ÇOĞU DİKTATÖR
03.02.2015
Kobane ve SYRİZA rüzgârları
30.01.2015
BAŞKANLIK SEÇİMİ
27.01.2015
HDP: Bu zamanda o risk alınmaz
23.01.2015
ÖLÜ ÇOCUKLAR ÜLKESİ
20.01.2015
İhtilâlin ideolojisi, propagandası
16.01.2015
CHARLIE OLMAYANLAR
13.01.2015
Charlie Fransa’dır
10.01.2015
AKLI ÖLDÜRMEK
06.01.2015
Bölgede ademimerkezîleşme Türkiye’de merkezîleşme
02.01.2015
Cuma notları
31.12.2014
1915’e girerken
26.12.2014
ÖZERKLİK MESELESİ
23.12.2014
Federal Kıbrıs ve düşmanları
19.12.2014
BATI’DAN KATÎ KOPUŞ
16.12.2014
Yarın 17 Aralık
12.12.2014
2014 TÜRKİYESİNİN İKİ ANA DİNAMİĞİ
10.12.2014
Başkanlık gölgesindeki sürecin sonu kopuştur
05.12.2014
BARAJ VE EŞEK
02.12.2014
İktidarın yeni mağduriyeti
28.11.2014
PAPA NEDEN VE KİME GELİYOR
25.11.2014
Kapalı sınırı konuşmak
21.11.2014
MUHALEFET YOKMUŞ
18.11.2014
Faşizm arzusu
14.11.2014
YAPAY SINIRLAR
11.11.2014
Kıbrıs’ta kritik zıtlaşma
07.11.2014
İYİLERİN YÖNETİMİ
04.11.2014
Enkaz ve envanteri
31.10.2014
1923 Cumhuriyetinin sonu
28.10.2014
Ezîdi soykırımı
24.10.2014
KAKOFONİ
21.10.2014
Değersiz yalnızlık hâlleri
17.10.2014
AKP ENKAZI ENVANTERİ
14.10.2014
Hayata ve akla dair
10.10.2014
SON ÇILGIN PROJE: SURİYE’YE MÜDAHALE
07.10.2014
Ekim, çözüm veya çözülme ayı
03.10.2014
ULEMADAN AÇIK MEKTUP
30.09.2014
Doğu demokrasisi
26.09.2014
BAĞIMLI YARGI
23.09.2014
10 yıl sonra AB işleri nerede
19.09.2014
IŞİD’İN CEPHE ARKASI
16.09.2014
Türkiyelilik
12.09.2014
SAĞLAM İRADE SAVAŞA KARŞI
09.09.2014
Muhalif siyasetin alanı
12.08.2014
Erdoğan karşıtlığı gayet tabii
08.07.2014
HDP’li vekilin başkanlık nazariyesi
04.07.2014
1934 TRAKYA OLAYLARI
01.07.2014
Tarımın sonu- Bir bilanço
27.06.2014
HUKUKÎ ALTYAPI NİHAYET
24.06.2014
Yeni Devlet
20.06.2014
EKMELEDDİN İHSANOĞLU
17.06.2014
IŞİD dersleri
13.06.2014
MEZOPOTAMYA’DA KAOS
10.06.2014
Firavun havaalanı
06.06.2014
TOPLANTI ÖZGÜRLÜĞÜ
03.06.2014
İhtilâl ve iktidar
30.05.2014
ŞİZOFRENİ 1
27.05.2014
AP seçimleri, Erdoğan ve Poroşenko
23.05.2014
ALMANYA’YA TAŞRADAN ZİYARET
20.05.2014
Kömür öldürür, süründürür
16.05.2014
JÖN TÜRKİYE
13.05.2014
Rusya modeli
09.05.2014
"ERMENİ AÇILIMI"?
06.05.2014
Gönüllü kulluk
02.05.2014
ORGANİZE MASKARALIK
29.04.2014
Doğu’nun modernite paradoksu (bis)
25.04.2014
AHLÂK VE SİYASET
22.04.2014
Etti 99
18.04.2014
Cuma notları: AKP BURJUVAZİSİ
15.04.2014
Gümrük birliği tadilatı
11.04.2014
KÖTÜLÜK BULİMİSİ
08.04.2014
Alakart demokrasi yürümez
04.04.2014
POST-SEÇİM
02.04.2014
AKP artık yalnız başına
28.03.2014
PAZAR AKŞAMI
25.03.2014
Ennn büyük...
18.03.2014
Seçim gözlemcisi şart
14.03.2014
24 ŞUBAT
11.03.2014
Seçmen ‘mazoşizminin’ ekonomi politiği
07.03.2014
MEMLEKET ORWELLVARÎ
04.03.2014
Apelassis
28.02.2014
MİT YASASI
25.02.2014
Devletin çöküşü
21.02.2014
İNTERNET ZAVALLILIĞI
18.02.2014
Kıbrıs nihayet
14.02.2014
KÜRT BARIŞI İÇİN HUKUK LÂZIM
11.02.2014
Yeni Türkiye ile Sivil Türkiye
07.02.2014
İKTİDARIN ŞEFFAFLIK TAKINTISI
04.02.2014
Polenz: Türkiye güçlü sivil toplumu cesaretlendirsin
31.01.2014
HOLLANDE SONRASI
28.01.2014
Cumhurbaşkanı Hollande
24.01.2014
BRÜKSEL ZİYARETİ
21.01.2014
Ne kefaretmiş
17.01.2014
AB İLE KRİZ SALIYA
14.01.2014
2014’te üç kayda değer olay
10.01.2014
DERİN ÇELİŞKİLER
07.01.2014
Siyasetin sefaleti
03.01.2014
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
31.12.2013
Krizden kaosa
27.12.2013
İKİ HATIRLATMA
24.12.2013
Yolsuzluk, AB ve AKP
20.12.2013
Cuma notları
17.12.2013
Vize meselesi
13.12.2013
DENETSİZ TÜRKİYE
10.12.2013
Kafkas cephesinde hareketlilik
06.12.2013
DEVLET DİNİ
03.12.2013
Peki, o sandık demokratik mi
29.11.2013
YENİ DEMİR PERDE
26.11.2013
Keramet sahibi bir başbakan
22.11.2013
ANAYASANIN RUHUNA FATİHA
19.11.2013
Dostumuz Rusya?
15.11.2013
GENÇLİK MÜHENDİSLİĞİ
12.11.2013
Yeni elitin beton Türkiye’si
08.11.2013
CHP DEĞİŞMESİN!
05.11.2013
Ermeni Müslüman
01.11.2013
BAŞBAKAN’IN DİLİNDE DEVRİM
29.10.2013
AB’ye katılım yılı artık şart
22.10.2013
Avrupa Konseyi ilişkileri daha iyi değil
15.10.2013
AB’nin yeni ortakları
11.10.2013
BİR PAKET NOTU DAHA
08.10.2013
Yerel(siz) seçim
04.10.2013
ON DÖRDÜNCÜ PAKET
01.10.2013
Avrupa ilişkileri ve sorumsuzluk
27.09.2013
YERLEŞİM YERİ ADLARI
24.09.2013
Stratejik boşluk
20.09.2013
GAYRİMÜSLİM VAKIF MALLARI
17.09.2013
Tekadamlardan medet ummak
13.09.2013
SEPTEMBRIANA
10.09.2013
İstanbul ve İstanbullular kazandı
06.09.2013
OLİMPİYATLAR İSTANBUL’UN OCAĞINI SÖNDÜRECEK
03.09.2013
Kalan sahici bir şey kalmadı
30.08.2013
Suriye’de ne olmayabilir
27.08.2013
Türkiye yönetiliyor mu
23.08.2013
Dış mihrak edebiyatı
20.08.2013
Mısır ve AKP
30.07.2013
‘Anadoluyu Vermeyoz’
26.07.2013
Suriye ile nereye?
23.07.2013
Eski AKP ve yeni dinamikler
19.07.2013
Kirli enerji lobicileri
16.07.2013
Güneş enerjisinde nal toplamaya devam
12.07.2013
48 yeni anayasa maddesi
05.07.2013
Başbakanı hoş tutalım
02.07.2013
Fırtına öncesi sükûnet
28.06.2013
Orda bir park var uzakta
25.06.2013
‘Yargı kararlarına uyacağız’
21.06.2013
“Durma yapma”
18.06.2013
Temizlik
14.06.2013
Referandum: Ara sandık
11.06.2013
Yeni Türkiye’nin berisine düşen AKP
07.06.2013
Opsiyonlar
04.06.2013
Mars’tan memleket yöneten bir Başbakan
31.05.2013
Taksim pususu ve direnişi
28.05.2013
Yarın fethin 60. yıldönümü
27.05.2013
Yarın fethin 60. yıldönümü
25.05.2013
Demirören haberi
21.05.2013
Suriye politikası
17.05.2013
Takrir-i Sükûn
14.05.2013
Ana muhalefet BDP
10.05.2013
AB’nin meşruiyet krizi
07.05.2013
‘Herkes için daha fazla özgürlük’
03.05.2013
Bu 1 Mayıs da tarihe geçer
30.04.2013
‘Eski Türkiye’nin son anayasası’
26.04.2013
CHP’nin trajikomik hâlleri
23.04.2013
24 Nisan nedir
19.04.2013
Cuma notları
16.04.2013
Realpolitik ve yeni ahlâk
12.04.2013
Cuma notları
12.04.2013
Cuma notları
09.04.2013
Eyalet sistemi, inşallah
02.04.2013
AK Parti’nin müzakere vakti
29.03.2013
Cuma notları
26.03.2013
İsrail’in özrü
22.03.2013
Cuma notları
19.03.2013
Barışı anlamak değil kurmak
15.03.2013
Allah tabiatı bu kanundan korusun
12.03.2013
‘Demokratikleşme Süreci’ desek
08.03.2013
Milliyet’in başına gelenler
05.03.2013
Özerklik Şartı bir daha
01.03.2013
Cuma notları / Tutanaklar
26.02.2013
Mesele kalkınmaysa tabiat teferruattır
22.02.2013
Cuma notları
19.02.2013
Bölgesel Politika ve çözüm
15.02.2013
Cuma notları
12.02.2013
Mesele kalkınmaysa işçi teferruattır
09.02.2013
Anayasa olmuyor Başkanlık verelim
01.02.2013
Siyasî istikrar!
29.01.2013
Devlet koruma refleksi
25.01.2013
Çözüm cephesinden
22.01.2013
Tuareg
18.01.2013
Empati nihayet?
11.01.2013
Barış notu
08.01.2013
Çatışma çözümü
04.01.2013
Cuma notları
01.01.2013
Artık gündem başkanlık
28.12.2012
Göktürk-2
25.12.2012
Halka ve hukuka rağmen halk için
21.12.2012
Kıyamet cuması notları
18.12.2012
Vatan kardeşliği
14.12.2012
AK Parti Kürtlerini keşfediyor
11.12.2012
Yeni ‘Tarih Tezi’
07.12.2012
Suriye Ermenileri
04.12.2012
Kibir mabetleri
30.11.2012
Yerkürenin intihar süreci
27.11.2012
Çözüm büyükşehir değil adem-i merkeziyet
23.11.2012
Cuma notları
20.11.2012
Konfederal Avrupa’da Türkiye
16.11.2012
Varlık Vergisi’nin 70. yıldönümü
13.11.2012
Kent terörü
09.11.2012
İrlanda ölüm oruçları
06.11.2012
‘Hayatta olup, yaşamaktayız’
02.11.2012
GDO notları
30.10.2012
Türk standartları
26.10.2012
Cuma notları
23.10.2012
Doğu’nun modernite paradoksu
19.10.2012
Cuma notları
16.10.2012
Avrupa’nın barışı
12.10.2012
Cuma notları
12.10.2012
Askeriyenin kamusal meşruiyeti
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net