Cem SANCAR

Sabah GAZTESİ



Bookmark and Share

Cankurtaran'da bir Nubar Terziyan


26.4.2015 - Bu Yazı 2578 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Nisan ortasında yağmur, dolu falan derken, ne küt kafa kafatasçılar ne Stalinci ayrılıkçıların ne de AVM tapıcısı örtülü-örtüsüz 'Jalelerin' anlayamayacağı bir ışık indi Eminönü çarşılarına.

Asıl Şehir dostluk koktu, ıslak bir 'Sıtambûl' koktu.

Enginarcının şekeri sonunda düşmüştü, neşeliydi. Aktar Emin, kuru fasulye ısmarladı zula bir yerde. 10 numaraydı!

Kahve dünyasında Can Yayınları stant kurmuştu. Vanilyalı kahve çektirirken E. Temelkuran'la karşılaşmak canımı sıktı biraz, caz yaptım.

"Abi sen de ver romanını, el altından en öne koyalım" deyince elemanlar, güldüm de geçtim.

Kuzu paça alırken, filozof ciğerciye çorba tarifi verdim, tarif aldım. "Tamam" dedi sonunda adam, "Nasıl biliyorsan öyle yap!"

"Nohutlu yapacağım" dedim, "Balkan usulü! Paçayı sevmeyen nesle aşina değiliz" diye ekledim. Sonra ona ülkem gibi 1. Dünya Savaşı'nda bütün servetini kaybetmiş, muhacir çıkmış Osmanlı vatandaşı dedemi anlattım. O ise, beyaz sakalını titretti, "büyük acılar çekildi, insanlık özür dilemeli birbirinden" diye çay ısmarladı. Demliydi.

Zatımı sinema yönetmeni sanmıştı nedense kasadaki bağa gözlüklü patron! "Abi bana bir rol versene gözüm arkada gitmesin" diye laf atınca, hiç bozmadım, "En kısa zamanda" dedim.

Sirkeci'de yürürken, kamerayı nereye koyacağımı düşünürken yakalayınca kendimi, güldüm kendi kendime. Ne çabuk havalara giriyordu insanoğlu...

Eski Cumhuriyet'in 23 Nisan balolarından arta kalmış şapkasıyla yaşlıca bir bayan ona güldüm sandı, gülümsedi. Ben de gülümsedim. Deniz ve şehir huzurlu bir günündeydi... Sonra akşam, İstanbul'un kendini yitirmemiş bir semtine siyah beyaz indi. Cankurtaran'a...

Elimde torbalarım salaş bir kahveye oturmuştum. Bir yerlerden Sadri Alışık çıkacak gibiydi. Erol Taş'ın Kahvesi'nde beyaz gömlek, siyah takım, sivri burun, bilekte tespih, ağır bir delikanlı çay içiyordu. Tövbekâr bir oturuşu vardı.

Garson gayrimeşruyu yeni bırakmış gibi yampiri yürüyordu. Yan meyhanenin bulaşıkçı zencisi herkese Arapça posta koydu.

Eski tren yolunun surlarına lale dikmişlerdi. Güneş, iskambil kağıdından evlere doğru çilek gibi kızarıyordu.

Tonton ahşapların çoğu yan yatmıştı. Birbirine yaslanan, belki de derde mihnete böyle karşı koyan, sırf bu yüzden ayakta kalan eski dostlara benziyorlardı.

Cankurtaran'daki kahvehane, saç sobası ve tahta sedirleriyle, önünden akan eğri büğrü sokaklarıyla mühim bir hatırayı, bir film şeridini andırıyordu. Türk sinemasını kuran oyuncuların siyah beyaz fotoğrafları duvardaydı. Sardunyalı bir pencerede, elma yanaklı, minicik, nur yüzlü bir dede görür gibi oldum. Nubar Terziyan, tül perdeyi aralamış gülümsüyordu!

Ne ayıp şeyler olmuştu eski zamanlarda. Büyük star Ayhan Işık'ın "Baba" dediği Terziyan, oğlu gibi sevdiği sanatçıyı erken yaşta kaybedince çok üzülmüş, Hürriyet gazetesine verdiği ölüm ilanında, "Oğlum Ayhan. Dünya fanidir ölüm herkese nasip ama sen ölmedin zira geride bıraktığın bizlerin ve milyonların kalbinde yaşıyorsun. Ne mutlu sana... Amcan, Nubar Terziyan" diye yazmıştı.

Ayhan Işık'ın eşi Gülşen Işık tepki gösterdi buna. Neden, Işık'ın gerçek soyadının "Işıyan" olması ve bunu saklamasıydı. Herkes soyadından dolayı Ermeni sanacak diye korkulmuştu!

Ertesi gün aynı gazetede:

"Önemli bir düzeltme. 'Amcan Nubar Terziyan' imzasıyla çıkan ilanla sevgili varlığımız Ayhan Işık'ın hiçbir ilişkisi yoktur. Görülen lüzum üzerine üzüntüyle duyururuz. Ailesi" diye bir ilan çıktı. Terziyan, kendi ilanını yeni bir ilan daha yayınlatarak tekzip etti...

Akla ziyan durumlar evet, yaşanmıştı!Arkamızda nefsin kara gölgeleri vardı. Olgunlaşmak meşakkatli işti. Önümüze çıkan filmler, resimler, hatıralar. Hep bizi bize anlatıyorlardı.

Türk sinemasının dev karakterlerinden biri olan Kenan Pars'ın asıl adı Kirkor Cezveciyan'dı. Vahi Öz, Sami Hazinses, Turgut Özatay, Adile Naşit Ermeni'ydi. Milletin sevgilisi Cem Karaca'nın annesi Toto Karaca aksanıyla ele verirdi kendini...

Ben bunları düşünürken, nereden çıktıkları bilinmeyen üç Fellini tipi kadın, uçuşan giysileriyle Cankurtaran Meydanı'nı dalgalandırıp ön masaya oturduklarında; bir de üstüne saçlarını duble hareketlerle savurduklarında.

Pes dedim artık bu İstanbul'a!

Pes dedim bu çok renkli, çok şekilli endama, o minaresi de mihrabı da yerindeki "ortak hayata."

Bir selam çaktım içimden. Bir selam, börekçinin üstündeki ahşap hanede bir Nubar Terziyan, başında namaz takkesi, karşı pencerede.

Bir bildiğim vardı unuttum / iyiyim böyle...

***

Şiir: Cem Mehmet Eren

Facebook Yorumları

reklam
17.6.2018
Boyacı küpüne düşen çakal
10.6.2018
Poşetli Hızır
3.6.2018
Keçiboynuzu
27.5.2018
Dinle Çekirge
20.5.2018
Beyaz Adam Filistin’de
13.5.2018
İstanbulluluk martıyla konuşmaktır
6.5.2018
Karl Marks’ın foyası
29.4.2018
SABAH için gece müziği
22.4.2018
Derken sabah erken
15.4.2018
‘Yeni Moğollar’a karşı rotalar
8.4.2018
Sosyal medya nikahı
1.4.2018
Yeni Moğollara karşı birlikte
25.3.2018
Kadınlar güncelliyor
19.3.2018
Sansür
11.3.2018
Kadınlar
4.3.2018
Darbesi yenilmiş bir yazarın homurtusu
11.2.2018
Pertevniyal Valide Sultan’ın çağrısı
4.2.2018
Sürgündeydik geri dönüyoruz
28.1.2018
Batı cephesinde değişen bir şey yok
21.1.2018
İstanbul, illa ki
7.1.2018
Rengârenk işaretler
24.12.2017
İnsan bitkin bir hayvan değildir
17.12.2017
Tavus kuşunun ayakları
10.12.2017
Nihayet dünyaya konuşan bir sanat buğday
3.12.2017
Mahmutpaşa medeniyeti
26.11.2017
Üstad
12.11.2017
İstanbul tokadı atar ki atmıştır
5.11.2017
Meditasyon lunaparkı ve buzdan ermişler
29.10.2017
İnsan sevgiye açsa, aldanır
22.10.2017
Bir Âsaf Halet olsam, kaybolsam
8.10.2017
Modern ve medeniyetsiz ‘Jale’
1.10.2017
Usta ve Çekirge
17.9.2017
Dal gibi bir kızdı Eylül
3.9.2017
Aşk ve kıskançlık
27.8.2017
Delilik çağına hoş geldik
20.8.2017
Aynı gemide ufka birlikte baksak
13.8.2017
Bal kavanozunu dışından yalamak
6.8.2017
Ben varoştayken usta
30.7.2017
Kızgınlık, kendini kesen bıçak
23.7.2017
Dinle Çekirge
25.6.2017
Kalbin şehirleri
18.6.2017
GEZİ meselesi ve büyük yarılma
11.6.2017
Akşemseddin düşsün içimize
4.6.2017
Kontrolsüz utanmazlık
28.5.2017
Gölge Adam ve Hayalet Yazar
21.5.2017
Bütün kabahat sende Jale
14.5.2017
Sevdalinka
7.5.2017
İstanbul’un kaderi kültür başkenti
30.4.2017
Zencisin sen, Zenci kal
23.4.2017
Yeni Türkiye
16.4.2017
Aklıma geldi de
9.4.2017
Evet, bahar kapıyı çalmakta
2.4.2017
Ben yaşarken koptu tufan
26.3.2017
Onlar vesveseyle, biz umutla besleniriz Çekirge
20.3.2017
Faşizmin mirasçıları ve Müslüman bilgeler
12.3.2017
Hayat denen o nükte
6.3.2017
Son dolandırıcı
26.2.2017
Celladıma gülümserken
19.2.2017
1874 İstanbul: Bir din ve ırk mozaiği
12.2.2017
Hürriyet’in ‘şık latifeleri’ ve kadına şiddet
5.2.2017
Asılsız Cumhuriyet
29.1.2017
Sen gelmez oldun
22.1.2017
Adım Hıdır, elimden gelen budur
15.1.2017
Üçüncü Rönesans
8.1.2017
Ayrıştırıcı kültür ve selefi fanatizm
1.1.2017
Parti edebiyatı
25.12.2016
Gökyüzüne uçmak istiyorum kanatlarım bir çıksa
18.12.2016
Şahidim, şahitsin, kaçarın yok
11.12.2016
AB bunları alsa, bizi rahat bıraksa
4.12.2016
Sokakta buldum bu defteri
27.11.2016
Tren kalkıyor
20.11.2016
Kayıp
6.11.2016
Bu dünyada açan bir çiçek olmalıyız
30.10.2016
Lâkerda gibisin
23.10.2016
İrfan
16.10.2016
Beyazlar, Muhafazakârlar ve Bob Dylan
9.10.2016
Samatya’nın en güzel kadını
2.10.2016
Kim korkar Sümbül Sinan’dan?
25.9.2016
Maymunu susturmak
18.9.2016
Sonbahar kafası
11.9.2016
Uyandım sanmıştım, yanılmışım
4.9.2016
Darbeyi tasavvuf mu yaptı, nedir?
28.8.2016
Plajdaki demokrasi
21.8.2016
Turist aydınlar
14.8.2016
Yobazın sağı solu
7.8.2016
Hepimiz DARBE paltosundan çıktık
1.8.2016
Önce vatan
24.7.2016
12 Eylül asıl şimdi yenildi
10.7.2016
Macırız ezelden
3.7.2016
Hangi din?
26.6.2016
Dolandırıcı nasıl çalışır?
19.6.2016
Gazali, modern Müslümanın manevi krizi
12.6.2016
DUMUR çocuklar ya da Z kuşağı
5.6.2016
Faşizmin karekökü
29.5.2016
İstanbul’un KÜLTÜREL yorgunluğu
22.5.2016
Mağarada...
9.5.2016
Zelig Sendromu: Taklit insan
1.5.2016
Anadolu ruhuna ‘laik’ olmak
24.4.2016
Dükkanın önünü kapatan fakir
17.4.2016
Hep kahır hep kahır bıktım be
10.4.2016
Kadın düşmanı
20.3.2016
Avrupai Maskaralık
13.3.2016
Alkol Cumhuriyeti
6.3.2016
İnsan Tarikatı
28.2.2016
İttihat Terakki yeniden
21.2.2016
Masaüstü notları: Abdal Musa ve Kaygusuz Abdal
14.2.2016
Yerli ve EKREM olmak
7.2.2016
Suskunlar meclisi
31.1.2016
Kaybolan işaretler
24.1.2016
BANAL gerçeklik
17.1.2016
Tolerans
10.1.2016
Kumburgaz'da bir yaz gecesi rüyası
3.1.2016
Sahibine dönen hediye sepeti
27.12.2015
Steve Jobs ve Şeb-i Yelda
20.12.2015
Aşk bir egzersiz işidir
13.12.2015
Cemil Meriç: Kaplumbağa Terbiyecisi
7.12.2015
Engelliyiz ezelden
29.11.2015
Herkesin IŞİD'i kendine
22.11.2015
Post Kemalist bir rüya
15.11.2015
Hepimiz "Maacırız" be ya!
8.11.2015
Zafer ve tevazu
1.11.2015
Asmalımescit'te Cinayet
25.10.2015
Bu ülke arkandan gelecek
18.10.2015
Soytarıları tanıyoruz
11.10.2015
Hüzünbaz bir sonbahar
5.10.2015
Dilimizin altındaki ustura
27.9.2015
Aşk ve Tarçın
20.9.2015
Bırak soğusun
13.9.2015
Hürriyet, Ahmet Hakan, Basın Özgürdür filan
6.9.2015
İblisler değil İNSANLIK kazanacak
30.8.2015
Robinson devşirmeleri ve Cuma'nın isyanı
23.8.2015
Size darbe yaptırmayacağız
9.8.2015
Aşk dini ve kadınlar
3.8.2015
Her ölümde ölen biziz
26.7.2015
IŞİD'in dininden değiliz elhamdülillah
19.7.2015
Hacivat Aydın
12.7.2015
Kadir Kıymetbilir
5.7.2015
Kız Hasan Abi
28.6.2015
FREUD'la kapışmadan olmaz
21.6.2015
Vahşi bir köpektir EGO
14.6.2015
Cuma'ya gittim geliyorum
7.6.2015
Yüksek dağın kuşu olmak
31.5.2015
Kriptonlu enteller rahatsız
24.5.2015
Özgür basın ömrümüzü nasıl yedi
17.5.2015
Bir İBLİS yanmaya gitti
10.5.2015
Bir eşek şakası olarak mizah
3.5.2015
Kalpsiz bir Cumhuriyet'ten çıkış bileti
26.4.2015
Cankurtaran'da bir Nubar Terziyan
19.4.2015
Nazım Hikmet: Laik bir hayal kırıklığı
05.04.2015
Siz TÖVBE etmesini bilir misiniz bayım?
29.03.2015
İnsan baktığı şeydir Çekirge
08.03.2015
Tek Yol Devrim Tablosu
01.03.2015
Neo faşist KUTSAL öğretmenler
22.02.2015
İçimizdeki tecavüzcü
15.02.2015
Heidi'nin ayakları neden çıplaktı?
09.02.2015
Rüyalarıyla konuşur insan
01.02.2015
İnsan ancak KENDİSİYLE temizlenir
25.01.2015
Hrant Dink: Yeni Türkiye'nin şifresi
22.01.2015
İslamofobik soytarılar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.