Mehveş EVİN

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Bir Türkiye portresi: Teyit.org linci


13.12.2018 - Bu Yazı 221 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 

  • Kardeşim MHP’li. Çok tartışıyoruz, küstüğümüz günler oldu. Sonra anlaştık dedik, aramızda siyaset konuşmayalım yoksa kardeşlik elden gidecek.
  • AKP taraftarıyla hiç konuşamıyorum. Bu seçimlerde zaten bir sürü arkadaşımı kaybettim. Artık silmek zorunda kaldım, görüşmüyoruz. (Kaynak: Bilgi Üniversitesi, Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması, 2018)

Benzer konuşma ve durumlara hepimiz, bir şekilde aşinayız.

Toplumdaki kutuplaşma yeni değil, 27 Mayıs darbesinde de 70’lerdeki sağ-sol görüş ayrılıklarında da toplumda önemli kırılmalar yaşanmış.

Çarpıcı bir örneğe, gazeteci Asu Maro’nun Tuğrul Eryılmaz’la yaptığı nehir söyleşi kitabı “68’li ve gazeteci”de (İletişim Yayınları) rastladım. (*) 27 Mayıs sabahında evinde yaşananları Eryılmaz şöyle anlatıyor:

"... Tam karşımızda, Demokrat partili bir adam oturuyor, kahveci, Soğukkuyu teşkilatının yönetiminde. Oğlu arkadaşımdı, İskender. O sabah biz balkondayız, annemle babamın ilk ciddi kavgasını orada görmüştüm, aldılar götürüyorlar adamı, karısı ağlıyor. Annem birdenbire “Oh olsun” dedi. Komşusu! Babama hak verdiğim nadir durumlardan bir tanesidir; “Nebahat çok ayıp” dedi. “Şimdi bunun tersi olsaydı, ya biz gidiyor olsaydık? Onlar bizim komşumuz, beraber oturup rakı içtik, bayramda birbirimize gittik geldik.” Annem hemen sustu, hiç büyütmedi meseleyi.

Türkiye’de siyasi görüş ayrılıkları, arkadaşlıkları hatta aileleri sarsma potansiyeli taşıyordu. Askerî darbelerle şekillenen bir ülke tarihinde aksi pek mümkün olamazdı.

Günümüzdeki fark, kopukluğun derinleşmesi, ayrışmanın açık düşmanlık boyutuna varmış olması.

KOMŞUYA AYIP KALMADI, SALDIR KÜHEYLAN

Eryılmaz’ın aktardığı hikâyedeki gibi sosyal ilişkilerde vicdanın, ayıbın, empatinin unutulduğu, aksine siyasi farklılıkların özellikle altının çizildiği bir dönemdeyiz.

Çoğunluklar, çatışmadan kaçınmak için birbirine mümkün olduğunca değmeden, birbirinin yüzüne bakmadan, küçük kutularında yaşamayı tercih ediyor. Ancak gündelik siyaset, nefret söylemi ve ayrıştırma üzerinden yürüdüğünden bu mesafeleri korumak gittikçe zorlaşıyor. Komşuya gizli gizli “oh olsun” demeyi çoktan geçtik, açıkça hedef göstermek, birbirinin ayağını kaydırmak revaçta.

Sokakta olmasa dahi sosyal medyada tanıdık/tanımadık, kimlikler veya 280 karakterlik yorumlar üzerinden birbirine giren, küsen, saldıran çok.

Geçen hafta teyit.org üzerinden kopan tartışmalar, kutuplaşmanın geldiği nokta açısından çok düşündürücü.

Teyit.org nedir? Din, dil, köken, siyasi görüş, cinsiyet ve cinsel yönelim üzerinden toplumsal kutuplaştırmaları iyice derinleştiren sahte haberle mücadele eden, kâr amacı gütmeyen bir sosyal girişim. Doğru bilgiyi, somut delillerle ortaya çıkarmaya uğraşıyor ve sosyal medyada paylaşıyorlar.

Maalesef gazeteciler dahil toplumun her kesiminde, sırf kendi görüşüne veya çıkarına uyduğu için bir bilgiyi doğrulamadan paylaşmak çok yaygın. Sadece Türkiye’de değil dünyada da tartışılan, çarpan etkileri olan bir sorun bu.

İyi de böylesine iyi işler yaparken neden hedef haline geldi?

HANGİSİ DAHA ACIKLI?

Teyit.org, yalan bilgiyle mücadelede çok önemli bir mecra yakaladı: İstanbul’un toplu taşıma araçlarında yemek tarifi, sevimli hayvan veya spor içeriklerini gösteren modyo TV ile anlaştığını açıkladı:.

Ancak haber, “teyit.org, İBB ile anlaştı” diye yayılınca kıyamet koptu. Bir grup, AKP belediyesiyle ticari ilişkiye girmeyi, platformun güvenirliği açısından sorunlu buldu. “Diğer grup” teyit.org’un iktidarın düşmanıolduğunu iddia etti. Hatta konuyu PKK ve Atatürk’e bağlayanlar çıktı!

İş, platform temsilcilerinin lincine vardı. Beyaz Masa’ya “toplu taşıma araçlarında teyit.org’u istemiyoruz” mesajları çekildi. Ve anlaşma iptal edildi.

(Teyit.org’un konuya dair açıklaması şurada.)

Belli ki teyit.org anlaşmayı duyururken karşılaşacağı tepkileri hesaplayamadı. Popüler tabirle, iyi yönetemedi.

Ancak sorun, yapılan işin veya anlaşmanın niteliğinden kaynaklanmıyor. Sorun, hangi “taraf” olursa olsun, düşmanlığın aynı amaca hizmet etmesi: Toplumun farklı düşünen kesimleri itinayla birbirinden ayrıştırılır...

Hangisi daha acıklı? İktidara yancı olmadan belediyeyle iş yapma ihtimaline, neredeyse kimsenin inanmaması mı? Yoksa, “bizden olmayan uzak dursun” anlayışının bu kadar olağanlaşması mı?

Diyelim ki teyit.org, anlaşmadan para kazandı veya kazanacaktı -ki böyle olmadığını, hatta Modyo’ya bir ücret ödediklerini söylüyorlar...

Ayrıca ne olacak? Yapılan iş, kamuya fayda sağlıyorsa neden ticaret sorun?

Kulaktan dolma, yanlış bilgiyle mücadele çabası baltalanırken olan yine halka oldu. Teyit’in toplu taşıma araçlarında siyasi haberleri (iktidar veya muhalefet kaynaklı) işlemesi gerekmiyordu, zaten bu ancak bir demokraside mümkün.

Fakat bu kadar büyük kitlelere ulaşabilmesi, başka konularda da bir kaynak görevi üstlenmesi için önemli bir olanaktı.

Kısacası insanların şehir efsanelerine, hurafelere, yalanlara kolayca kanmasına karşı bir kamu hizmeti yapma şansı, milliyetçisinden solcusuna, AKP’lisinden CHP’lisine, elbirliğiyle yok edildi.

Aferin size.

Facebook Yorumları

reklam
14.3.2019
Soydan soruşturması: 'Canım anne' demek terör propagandası ha?
1.3.2019
Gezi davası: Hedef her yurttaş
26.2.2019
Kayyım tehdidi: İlişki var mı, yok mu?
19.2.2019
Amedspor’dan Cizrespor’a: Acaba ülkeyi ‘bölen’ kim?
14.2.2019
Adaleti sosyal medyada aratan düzen
12.2.2019
Batsın bu binaaa, bitsin bu rüyaaa! (*)
8.2.2019
Gönül işi, huzur işi değil ki belediyecilik
5.2.2019
Marta, Adalar, sahiller: Sahi kim betonlaştırıyor?
29.1.2019
Ah şu Ce Ha Pe
23.1.2019
2.5 yıldır mahkemeye çıkarılmayan gazeteci*
22.1.2019
Başörtüsünü çıkaranlar ve meydan okuma trendi
15.1.2019
İnsan hakkı ihlali yok, çünkü onlar insan değil!
11.1.2019
AKP ile çeşitlenmiş, özgürleşmiş, zenginleşmiş Türkiye basını!
8.1.2019
Binali Bey’in İstanbul 4.0’ı
3.1.2019
Suriyeliler Taksim’de bayrak açınca
1.1.2019
Seni seviyorum MU?
27.12.2018
İktidarın kutuplaştırıcı dili, muhalefetin savunma hattı
26.12.2018
Beni sevmeyen ölsün, benim sevmediğim de
18.12.2018
Sokak korkusu mu arzusu mu?
13.12.2018
Bir Türkiye portresi: Teyit.org linci
27.11.2018
Soylu korkma, mor kalp çok yakışacak
22.11.2018
Türkiye’de hukuk bağımsızdır (yerse)
20.11.2018
Yiğit Aksakoğlu’nun çok tehlikeli(*) faaliyetleri!
15.11.2018
Ekincigiller toplumun çok gerisinde kaldı
13.11.2018
Merkez medyanın bugüne gelinmesindeki rolü neydi?
8.11.2018
Enflasyonla topyekün müğcağdeğlehh!
6.11.2018
İtişmedin Kural. Dövdün. Sus artık
1.11.2018
Kavala’dan aylar, bizden yıllar eksiliyor
30.10.2018
95. yıl: Güçlü Türkiye bu mu?
26.10.2018
CIA, Kanalİstanbul dosyasını çıkardı mı?
23.10.2018
Baroya sızan siyaset ve seviyesizlik
19.10.2018
Muhalefete çağrı: Bu sistemle, bu tembellikle olmaz
16.10.2018
Çocuk istismarı hücreyi değiştiriyor
11.10.2018
Çay içse örgütsel faaliyet sayılacak!
9.10.2018
Kayyım tayini ve kadın korkusu
2.10.2018
'3-5 tane gazeteci' değil, hepsi için gerekeni yapın
25.9.2018
Hamdolsun, dünyanın en lüks uçaklarından birine sahibiz!
20.9.2018
Krizden korkmayın, ülkeyi parsel parsel satıyoruz
18.9.2018
Maaşın yatmadığında sen ne yapacaksın?
13.9.2018
Dön dolaş, yine 12 Eylül
11.9.2018
Cumhuriyet'in kurtuluşu değil, sonu
30.8.2018
Vatan haini kimdir?
28.8.2018
Kim kandırıyor, kim istismar ediyor?
23.8.2018
Unutmanın panzehiri kitap: Türkiye’deki IŞİD Ağları
21.8.2018
Deprem bilimciyi esir alan, fasulye sattıran 'düzen'
16.8.2018
Boykot mu dediniz?
14.8.2018
'Bize operasyon çekiyorlar'
9.8.2018
Böyle güzellik olmaz olsun Yves Rocher
7.8.2018
Piknik bahçesi
3.8.2018
Çocukların katli
31.7.2018
10 Ekim katliamı davası neden bu kadar mühim?
19.7.2018
Muhalefet halleri ve Demirtaş’ın sessizliği
17.7.2018
Sieg Heil (*)
13.7.2018
Acılar itinayla mavi halının altına süpürülür
10.7.2018
Hiç bitmeyecek bir savaş (*)
5.7.2018
Basın 24 Haziran dersini aldı mı?
3.7.2018
Tüm muhalefet partileri, cevap verin!
28.6.2018
Koltuk sevdalısı yaşlı adamlar ülkesi
26.6.2018
24 Haziran’dan çıkan tavşanlar
21.6.2018
24 Haziran’ın kaderini onlar belirleyecek
19.6.2018
Her köşeden bakan bir Erdoğan
14.6.2018
Ağlayan patron için ağlaya ağlaya çalışan gazetecilere
12.6.2018
Kürt seçmen yine değere bindi
7.6.2018
Ekolojik yıkım muhalefetin radarında mı?
1.6.2018
Şiddetin magazini varken Gezi’den bahsetmek de ne?
31.5.2018
Şiddetin magazini varken Gezi’den bahsetmek de ne?
29.5.2018
AKP’ye göre 'yıkım ittifakı' ne, muhalefete göre ne?
24.5.2018
AKP neden sandık başına 1 milyon kişiyi hazırladı?
22.5.2018
‘Millet İttifakı’nda beyler yine en önde!
15.5.2018
SIKILDIK biraz hafif kalmadı mı?
10.5.2018
Seçim güvenliği ittifakına TAMAM mı?
8.5.2018
Eksik ittifaka rağmen 24 Haziran’da umut var
3.5.2018
Reis’in mal varlığını açıklamasına ne gerek var?
1.5.2018
Üniversiteden ülkeye: Bölmeye çok meraklılar
26.4.2018
Cumhuriyet davası, Saray yönetiminin özeti
19.4.2018
24 Haziran: Neden bu kadar erken?
17.4.2018
Demirtaş’ı duymanızı neden istemiyorlar?
12.4.2018
Boğaziçili çocuklar
10.4.2018
Kuralsızlık, kural haline gelince...
5.4.2018
Yeni Türkiye’nin şifreleri bu davada saklı
3.4.2018
Meclis’te gösteri skandalı: Kadına dayanamıyorlar
29.3.2018
Medyada kalan son delikler itinayla kapatılır
27.3.2018
Sanata ve sanatçıya sansürde dünya beşincisi Türkiye (Alo Hülya Hanım?)
22.3.2018
Doğan Medya’nın satışı: Şimdi ne olacak?
20.3.2018
Afrin, Şengal, Menbiç: İşgal değil, ihyaymış
15.3.2018
Milliyetçi ittifakın paniği, hayırcıların gücü
13.3.2018
Cumhuriyet davası: Lütfetmenizi değil, adaletin tesisini istiyoruz
8.3.2018
Akvaryumunda mutlu musun kadın?
7.3.2018
Alo BM? Batsın bu dünya!
1.3.2018
Gestapo vatandaş
27.2.2018
Ha cinsel istismar suçları tasarısı, ha ihale şartnamesi
22.2.2018
Tutuksuz yargılanan katırlar, tutuklu yargılanan Başkanlar
20.2.2018
Oh olsun’cular, Saray şakşakçısından ne farkınız var?
16.2.2018
Korkan, birbirine düşman bir topluluğa millet denir mi?
14.2.2018
Formatı robota değil kendinize atın
8.2.2018
Savaş yüzünden konuşulamayanlar
6.2.2018
Canlı ‘faili meçhul’ dönemi
1.2.2018
CHP’den aklın ve vicdanın sesini duymak güzel
30.1.2018
Başrolde SADAT
25.1.2018
The Post ve gazeteciliği özlemek
24.1.2018
Çanakkale geçilecek hem de 500 bin ağaç keserek
23.1.2018
Hazırool! Hadi şimdi rap, rap, rap…
18.1.2018
Yoksa Reis, bir kadından mı korkuyor?
16.1.2018
Asla teslim olmayacağız
9.1.2018
Boğaziçi’yle uğraşmaya doyamadı, acaba neden?
4.1.2018
Yeme bizi Diyanet!
3.1.2018
İkinci makine çağında interneti lanetleyen bir lider
28.12.2017
Ahmet’in sözleri herkese sert bir tokat
26.12.2017
Yeni KHK’ler: İdam fermanı
22.12.2017
Sarı yazmalılara terörist diye saldıran karanlık
20.12.2017
Bilinmeyen diller Meclisi XXX
15.12.2017
'Demokratik toplum adına' Demirtaş’ı tutuklamak...
12.12.2017
Bebelere Kuran eğitimi
7.12.2017
Tek cümle kurmadan ‘akademisyen’ ol, yeter ki ‘barış’ deme!
5.12.2017
Tunca gibi gazetecilere her zamankinden çok ihtiyaç var
30.11.2017
Reza, Ziya enişte, paracıklar ve ötesi...
28.11.2017
'Ben de şiddet gördüm' diyen ünlüleri sokakta da görelim
26.11.2017
Rebus sic stantibus
23.11.2017
Biçilen adalet: Güven, Parıldak, Alpay
21.11.2017
Atatürkçü AKP’ ve Putin ‘antiemperyalizm’i
16.11.2017
AKP’nin sosyal medyadaki paralı asker ordusu büyüyor
15.11.2017
Her tacizci erkek sapık mı?
10.11.2017
Vergi cennetleri yasal, ama meşru değil
7.11.2017
Yazmıyooor, yazmıyooor! Medya neden yaz(a)mıyor?
2.11.2017
At bir ‘Kızıl Soros’ başlığı, altını doldururlar
26.10.2017
Büyük cehalet mi büyük çaresizlik mi?
24.10.2017
İfade özgürlüğüne saldırıların hedefi salt laikler değil
19.10.2017
Kadınlar için tehlikeliyse kimse güvende değil
12.10.2017
Kabile devleti mi dediniz?
10.10.2017
10 Ekim davası Türkiye’nin yönünü belirleyecek
5.10.2017
Ne yani ‘çocuklar ölsün’ mü diyelim?
3.10.2017
Damadın davası ve sızdırma gazetecilik
29.9.2017
Rıza Zelyut ve Alev Coşkun
26.9.2017
Suriyeli 1’inci, Karadenizli 2. sınıf vatandaş, öyle mi?
21.9.2017
‘Tek bir delil gösterin, ömrümü hapiste geçireyim’
19.9.2017
‘Vurun liboşlara!’ Bu mudur?
14.9.2017
Cenazeye saldırmaktan daha aşağılık ne olabilir?
12.9.2017
Yazıklar olsun! Cumhuriyet'te tahliye yok
7.9.2017
Yaşam tarzına müdahale, yaşama müdahale
5.9.2017
Hayırdır beyler? Ensest rahatsız mı etti?
31.8.2017
Müşkülpesent okura bir çift söz
29.8.2017
Kürt, Türk fark etmez: Fakirlere ölüm
24.8.2017
Böl ve yönet, böl ve inşa et!
22.8.2017
Muhalefet hep aynı hataları tekrarlayacak mı?
17.8.2017
Molozdan bile değersizsin ey vatandaş!
15.8.2017
Cengiz’in Cerrattepe yalanlarına inanmayın
10.8.2017
Bizimle mi dalga geçiyorlar, kendileriyle mi?
8.8.2017
'Geceyarısı Ekspresi' hafif kalacak
3.8.2017
Kadını tecrit etmenin binbir yolu
1.8.2017
Bu ülkede herşey yarım, sevinmek ve üzülmek de
27.7.2017
Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!*
25.7.2017
10 maddede Cumhuriyet davası ve önemi
20.7.2017
Korku imparatorluğunda yeni bir eşik aşıldı
18.7.2017
OHAL'E HOŞGELDİNİZ: Nerede adalet, nerede haklar?
13.7.2017
Halkın gözündeki 15 Temmuz
10.7.2017
Kemal Bey 2019’a yürüyor
4.7.2017
Müfredat: Sorun muhafazakarlaşma değil, vahhabileşme
29.6.2017
Başkan’ın yakın halkası (Hızlandırılmış kursumuz yoktur)
27.6.2017
OHAL’de ‘herhal’de aşk
23.6.2017
Adalet için yola düşenler ve yoldan çıkanlar
16.6.2017
Bir gazeteci davası, onlarca dram
13.6.2017
Deniz’ler, Aybüke’ler: Evlatlarını ayırt etmeden sev Türkiye
9.6.2017
Kadın, saç, mehter marşı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net