Cafer Solgun



Bookmark and Share

Toplu intihar vakalarının düşündürdükleri


20.11.2019 - Bu Yazı 93 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Siyanürle toplu intihar olaylarına bir yenisi daha eklendi. İstanbul Bakırköy'de 38 yaşındaki Bahattin Delen, siyanür içerek önce eşi ve altı yaşındaki çocuğunun sonra da kendisinin hayatına son verdi. Bahattin Delen, altın ve kuyumculuk işleri yapan biri imiş. İşleri kötüye gitmiş, fahiş miktarda borçlanmış ve "çareyi" intihar etmekte bulmuş, eşi ve çocuğunun hayatına da kastederek.

Bu, İstanbul Fatih'teki Yetişkin kardeşler ve Antalya'da Şimşek ailesinin ardından 10 gün içinde meydana gelen üçüncü "toplu intihar" vakası.

İntihar olaylarıyla ilgili Sağlık Bakanlığı siyanürün internet ortamında satışını önlemeye yönelik yeni önlemler alınacağını açıklarken, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da bir araştırma komisyonu kurulacağını ve hazırlanacak raporun kamuoyu ile paylaşılacağını deklare etti. RTÜK de medyayı intihar haberlerinde dikkatli bir dil kullanılması için uyardı. Güzel; sayın ilgililer bu düşündürücü vakalara karşı "ilgisiz" değiller demek ki.

Bunlar biçimsel de olsa gerekli önlemler. Fakat mevzu bana göre siyanür veya benzeri zehirli maddeleri elde etmeyi zorlaştırmak, haber dilinde daha hassas olmak ve rapor hazırlamak ile sınırlı görülemeyecek kadar ciddi ve derinlikli.

Öncelikle sorunun neden ve kaynaklarını doğru teşhis etmek gerekli.

Etkileri her geçen gün daha da ağır hissedilen bir ekonomik kriz yaşıyoruz. "Kriz mriz yok, durumumuz iyidir daha da iyi olacak, enflasyon düşüyor" türü açıklamalar belki de topluma kötümserlik empoze etmemek adına yapılıyordur, bilemem, bildiğim, bu açıklamaların gündelik hayat içinde yaşanan krizi ya da adına kim, her ne diyecekse, ortadan kaldırmış olmadığıdır. Aksine bir güven ve inandırıcılık sorunu yaratıyor. Mesela "Enflasyon düşüyor" deniyor; ama vatandaşın ölçüsü bu açıklama değil, çarşı-pazarda karşılaştığı rakamların kısıtlı bütçesini nasıl "etkisiz hale" getirdiği oluyor

İktisatçı değilim; gündelik hayata yansıyan boyutlarıyla krizi anlayabilmek için iktisatçı olmak da gerekmiyor. Dar gelirli bir vatandaş, ucu ucuna iş yapan bir esnaf, açlık sınırlarını zorlayan maaşıyla geçim mücadelesi veren bir kamu emekçisi, işten atılma korkusu içindeki bir işçi iseniz gidişatı ziyadesiyle anlıyor ve zaten yaşıyorsunuz... Bakmayın yorumcuların tumturaklı cümlelerle ettikleri laflara; ekonomik bağlamında kriz, cebinizdeki para ile asgari ihtiyaçlarınızı karşılama çabanız arasındaki, üstesinden gelemediğiniz çelişkidir. Ve bunun, yaygın olmasına paralel olarak kişisel olduğu kadar toplumsal sonuçları da vardır.

Türk-İş'in geçtiğimiz ekim ayı için açıkladığı verilere göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2 bin 58 TL 46 kuruş; gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 6 bin 705 TL, 8 kuruş.

Bu da Türkiye İstatistik Kurumu'nun açıkladığı işsizlik verileri: Ülke genelinde 15 yaş ve üstü işsiz sayısı 2019 yılı Ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 980 bin artarak 4 milyon 650 bin kişi oldu. Yüzde 14 işsizlik oranı Ağustos dönemleri arasında son 15 yılın en yüksek rakamı oldu. 15-24 yaş aralığındaki genç nüfusta işsizlik oranı 6,6 puanlık artış ile yüzde 27,4 olurken,15-64 yaş grubunda bu oran 2,9 puanlık artış ile yüzde 14,3 olarak gerçekleşti. Yüksek öğretim mezunu işsizlerin sayısı ise yüzde 14’ten yüzde 15,2’ye çıktı. Öte yandan istihdam edilenlerin sayısı 2019 yılı Ağustos döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 789 bin azalarak 28 milyon 529 bin kişi, istihdam oranı ise iki puanlık azalış ile yüzde 46,3 oldu. (Merak eden ilgili haber ve verilere internette kısa bir araştırma ile daha detaylı şekilde hemen ulaşabilir.)

Bu iç karartıcı tabloya "beka" denilerek gerekçelendirilen "terörle mücadelenin" total maliyetini bilmediğimiz ağır yükünü de eklemek gerek tabii ki. "Bir merminin, bombanın, sortinin kaç para olduğunu biliyor musunuz?" diye soruyorlar ya bazen, bilmiyoruz sahiden de. Ama sonuçlarını yaşıyoruz...

İşsizlik ve geçim sorunları ciddi ve beraberinde başka sorunları da tetikleyen sorunlar. Mesela insanın psikolojisini bozan ve giderek özgüvenini yıkıma uğratan sorunlar...

Madalyonun öbür yüzü de var elbette. Neticede sınıflı bir toplumda yaşıyoruz. Malum; AKP iktidarları döneminde yeni zenginler oluştu. Olabilir. Ama bunların diğer "burjuva" kesimlerle bir "farkı" vardı ve bu farkı her vesileyle vurgulayarak zengin oldular. "Farkları", dindar, muhafazakâr olmaları idi ve bu, kul hakkı yemeyen, adil, vicdanlı olmaları anlamına geliyor, öyle varsayılıyordu. Gelgelelim, gün olmuyor ki bir sonradan "olmuş" muhafazakâr zengin ("burjuva" değil!) şatafatlı yaşamını, toplumun geri kalanı ne der diye düşünmeye dahi gerek görmeden insanların gözüne sokmasın. En son, ismini anmayacağım, örtülü ve bir o kadar da süslü, kolları altın bileziklerle bezeli bir hanımefendi, eşiyle birlikte çocukları için hiçbir masraftan kaçınmadıkları lüks bir "mevlit" yapmış. Yetmemiş, bebeklerine pahalı bir tek taş yüzük takmışlar. Kullandıkları otomobil milyon dolarlık bir marka. Bunları sosyal medyada yayınlıyorlar da oradan biliyoruz. Herhalde "Kimseler görmese ne kıymeti var ki?" diye düşünmüşlerdir... Bu görgüsüzlüğe, iktidar yanlısı bazı çevreler bile tepkili.

(Arada hatırlatmış olayım: Dinen "farz" olmamakla birlikte yeni doğan bebeğin 40'ında düzenlenen mevlitte Kuran okutuluyor, Allah'a şükrediliyor, ailenin imkânları ölçüsünde fakir fukaraya yardım ediliyor.)

Ben "görgüsüzlük" dedim ama bu tablonun insanlarda uyandırdığı hissiyat başlı başına bir araştırma, değerlendirme konusu. Geçim derdindeki insanlarda derinleşen olumsuz, karamsar, umutsuz psikoloji ile bu görgüsüz, edepsiz, terbiyesiz, sonradan görme zenginliğini ifşa etme gayretkeşliğini, farklı boyutlarında ama aynı ülkede ve aynı hayatı paylaşarak yaşıyoruz...

Peş peşe intihar vakaları üzerine düşünürken, evet, öncelikle sorunu doğru teşhis etmek, olası kaynaklarını doğru tespit etmek zorundayız. Doğru teşhis tedavinin yarısıdır denir, doğrudur. Peki tedavi, ekonomiyi düzeltmek, yeni istihdam alanları yaratmak mıdır? İlk akla gelen bu. Ama bence bu cevap kendi başına yeterli değil ve aslında bir cevap da değil.

Bir ülke, faşizm ile yönetilebilir, baskı ve diktatörlük şartlarında yaşamaya zorlanabilir; tarihte örnekleri bolca var. Ancak bir toplum, zorbalar tarafından yönetildiği için değil, ona karşı sesini yükseltecek mecali kalmadığında çürümeye, çözülmeye başlar...

Devam edeceğim...

Facebook Yorumları

reklam
26.11.2019
Bir 'gelecek tasavvurunuz' yoksa…
20.11.2019
Toplu intihar vakalarının düşündürdükleri
12.11.2019
En kötüsü çaresizliktir insan hallerinin...
5.11.2019
Egemen gündem, 'öteki' gündem...
25.7.2018
'Kontrol'lü mü? 'Tiyatro' mu? 'Darbe' mi?
9.4.2017
Sahi ne oldu o ‘ruh’?
17.2.2017
“Evet” ya da “Hayır” derken...
2.2.2017
Hayırlısı...
27.12.2016
Bir yılbaşı anısı...
3.11.2016
‘Tebligatınız var’
23.10.2016
O sesin sahibi...
28.9.2016
“Günlerden Bir Gün”ün kısa hikayesi-2
27.9.2016
“Günlerden Bir Gün”ün kısa hikayesi-1
14.7.2016
‘İç barış’ derken?
12.7.2016
Barış, iç barış, teslimiyet
9.7.2016
Bayram ve tatil bitti hayat devam ediyor
7.7.2016
Bayram halleri
5.7.2016
İyi bayramlar
2.7.2016
Madımak katliamını düşünmek…
30.6.2016
Söz konusu olan hayatımız, geleceğimizdir
28.6.2016
AB çöksün, biz yeniden kuralım’
25.6.2016
‘Milli iradeye’ de mi ‘kayyım?’
23.6.2016
Çok mu ‘cesurlar’?
18.6.2016
Liseliler ne diyor siz ne diyorsunuz?
16.6.2016
Tuhaf ve düşündürücü işler
14.6.2016
Tahrikçi kim acaba?
12.6.2016
Diktatörlük... Psikolojik harp... Ne alakası varsa?!
9.6.2016
Tehlikeli acizlik
7.6.2016
Irkçılığın laboratuvar sonuçları
5.6.2016
Medyadaki tırşıkçılar-2
2.6.2016
Medyanın tırşıkçıları
31.5.2016
Darbeler bastırıldı, sıra ‘üst akıl’da!
29.5.2016
Rezilliğe paravan olanlar
27.5.2016
Olanları ve olacakları CHP de görüyor (mu?)
25.5.2016
‘Dur bakalım şimdi ne olacak?
19.5.2016
Sorun HDP değil parlamentonun saygınlığı
14.5.2016
Kılıçdaroğlu’na saldırıyorlar, ama…
10.5.2016
Demokrasinin asgari eşiğinde…
7.5.2016
Belliydi…
5.5.2016
38 hâlâ kanıyor…
4.5.2016
‘Bakalım millet ne diyor?’
30.4.2016
‘Naaptın İsmail abi ya?’ diyorlar. Neden ki?
29.4.2016
Gündem çarpıtma mı gündem oluşturma mı?
24.4.2016
AKP’nin çarkları ve kutuplaştırma
21.4.2016
‘Cadı avı’
19.4.2016
Kansız bir gökyüzü için... Adalet...
17.4.2016
CHP artık ‘sert’ olacakmış. Yani?
12.4.2016
Ensar Vakfı paniği… Neden?
10.4.2016
Yazıklar olsun!
9.4.2016
12 Eylül’ün izindeler…
5.4.2016
Devlet uyumuyor. Uyutmuyorlar ki…
2.4.2016
‘Darbe mi olacakmış? Ne zaman?’
1.4.2016
Ortaya karışık
26.3.2016
‘Gelecek’ çocuklarımız değilse eğer…
24.3.2016
‘Bu adamın ne işi var oralarda?’
22.3.2016
Yapmayın…
20.3.2016
‘Olmasaydı sonumuz böyle’
18.3.2016
Korku büyürken…
15.3.2016
Kaos, istikrar, Survivor ve ‘işler yolunda’
13.3.2016
Yaparsınız, gücünüz var…
8.3.2016
Sahi, nereye kadar?
5.3.2016
Yapabilirsiniz, evet, ama nereye kadar?
4.3.2016
Meselemiz nedir; anlamayan kaldı mı?
1.3.2016
Evet ortalık ‘karıştı’…
23.2.2016
Türkiye nereye?
20.2.2016
Neden yalnız ve ‘hedefteki ülke’ olduk?
18.2.2016
Baykal’ın ‘bayram değil seyran değil’ çıkışı
16.2.2016
Savaş mı? ‘One minute’!
13.2.2016
Sahibinin sesi medya ve Cizre
9.2.2016
Cizre’de ne oldu, ne oluyor?
6.2.2016
Davutoğlu’nun tutumu ya da tutumsuzluğu...
4.2.2016
Sur’u Toledo yapmak?
2.2.2016
Korucular ‘muhatap’ olursa...
31.1.2016
Devlet ‘rutin dışına’ çıkarsa ne olur?
28.1.2016
‘Rutin dışı’ devlet...
23.1.2016
Zaman beklediğimizdir...
21.1.2016
Bu ‘farkın’ bedelini çok ağır ödüyoruz
19.1.2016
‘Adalet’ isteyince de ‘hain’ oluyor muyuz?
16.1.2016
Devlet suç işler mi?
15.1.2016
Di vî karî de şaşiyek heye
12.1.2016
Boğmak istediğiniz o çığlık utancınız olacak
9.1.2016
‘Kürt’ deyince…
7.1.2016
Duygusal kopuş...
2.1.2016
Sıkıntı...
31.12.2015
‘Dûr bî nure’ ya da yeni yıl yazısı
30.12.2015
DTK’dan ‘öz yönetim’ çıkışı ve kanayan tarih
24.12.2015
Bir bakalım neler oluyor...
22.12.2015
Dışarıda ‘yaptık oluyor’ olmuyor
20.12.2015
Celal Şengör’e açık mektup
16.12.2015
‘Yapıyoruz ve oluyor’ körlüğü
10.12.2015
Demokrasi ‘bahşedilen’ değil kazanılandır
8.12.2015
Yurtta ve cihanda aktif kutuplaşma, yüksek tansiyon
5.12.2015
Bu kafayla da Türkiye yönetilir, ama...
3.12.2015
‘Önce biraz zor gelecek ama…’
2.12.2015
Elçi’mizi yitirdik, umudumuz ağır yaralı
29.11.2015
Gazetecilik sınavı
28.11.2015
Rusya ile kriz: ‘Şükür’ mü?
22.11.2015
Toprak
19.11.2015
‘Biz birlikte Türkiye’yiz’!
17.11.2015
İçimizdeki IŞİD’le yüzleşmezsek…
14.11.2015
Mavi…
11.11.2015
Bu seçimler eşit, adil ve serbest miydi?
9.11.2015
Teşhis ve umut…
4.11.2015
‘Sen kazandın ama biz haklıydık’
2.11.2015
Bugün 2 Kasım
31.10.2015
Sandık kayyumları…
29.10.2015
Darbe hukuku ve büyüyen umut…
28.10.2015
Darbeye karşı direnmek meşru bir haktır
26.10.2015
Umut, direnen insanlığımızdır
24.10.2015
Kerbela… Unutulmayan, unutulamayan, unutturulmayan
22.10.2015
‘Söyle bakalım…’
19.10.2015
Belki bir umut daha...
17.10.2015
AKP ve IŞİD’in ortak hedefi: Kürtler
14.10.2015
Devletin sorumluluğu
12.10.2015
Yüzsüz, pişkin ve arsızlar
11.10.2015
Dipteyiz. Var mı ötesi?
8.10.2015
Bir duyan varsa eğer...
5.10.2015
‘Seninle görüşeceğiz!’
3.10.2015
Bu neyin paniği?
30.9.2015
Bir ‘u’ şeklimiz eksikti, o da tamam!
28.9.2015
Sorgulamazsan ‘kaderin’ olur…
23.9.2015
AKP’nin kanlı miladı: Roboski…
22.9.2015
Seçim hükümeti mi operasyon hükümeti mi?
16.9.2015
‘Dur bakalım seçim olacak mı?’
14.9.2015
Ay… Cemile…
12.9.2015
Öcalan neden konuşmuyor?
9.9.2015
Hiçbir şey bir anda başlamadı…
7.9.2015
HDP’li bakanlar istifa etmeli
5.9.2015
‘Tayyip’in askerleri’ne ne oldu?
3.9.2015
‘Bana dokunmayan yılan’ iyidir mi sanıyorsunuz?
2.9.2015
‘Önce solcular için geldiler, bir şey demedim…’
1.9.2015
Türkiye, Saray’ın çiftliği olacak mı?
31.8.2015
38’in askerleri...
26.8.2015
Anaların ahını alan…
24.8.2015
1 Kasım’da test edilecek olan...
23.8.2015
HDP neden önemli?
19.8.2015
Bu psikolojiye teslim olmayalım
17.8.2015
Ya yine boyun eğmezsek?
16.8.2015
Bir saniye bile terk edemiyorlar
12.8.2015
Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun sorumluluğu
11.8.2015
Yok OHAL değil bunlar!
5.8.2015
Davutoğlu’nun ikilemi
3.8.2015
Hakikatlerimizi çürütmeyelim
30.7.2015
Kamu düzenini korumak…
26.7.2015
Bu filmi gördük, tekrar görmek istemiyoruz
22.7.2015
Suruç’ta katliam… Bu kez unutmayalım
20.7.2015
Herkes sorumluluğunu bilirse...
18.7.2015
Bir gün, günlerden bayram olsa...
8.7.2015
Davutoğlu ve AKP’nin ahlakı
7.7.2015
Siyasetin sorumluluk sınavı
4.7.2015
Nicedir kuşatılmışız…
30.6.2015
‘AKP bu dersi anlamazsa’
27.6.2015
Tansiyonu düşürelim, normalleşelim. Peki nasıl?
24.6.2015
Yeni bir MC mi?
22.6.2015
Anlaşıldı, ‘size rahat yok’ diyorlar
21.6.2015
Yarın Babalar Günü ya da uzaklara ağıt…
17.6.2015
Kitap, ‘bomba’, zaman ve liderlik
15.6.2015
'Galiba hata yaptık'!
14.6.2015
AKP’nin densiz yalakaları
8.6.2015
HDP barajı yıktı, AKP ikilemiyle baş başa
6.6.2015
Geçmişi değil geleceği oyluyoruz
5.6.2015
Sözüm AKP seçmenine…
4.6.2015
Bu, bir kararlılık tatbikatıdır
2.6.2015
DERSİM’DE SONUÇLAR BELLİ
1.6.2015
ELAZIĞ’DA HDP SÜRPRİZ YAPACAK
30.5.2015
Gerçekler hamasetle sıvanabilir mi?
27.5.2015
İtibar meselesi ya da kabahatin büyüğü
27.5.2015
Aleviler oylarını paylaşıyor
25.5.2015
Aleviler hep CHP’li miydi?
23.5.2015
7 Haziran sınavı
20.5.2015
‘İşkilli büzük dingilder’
19.5.2015
HDP barajı yıkıyor
16.5.2015
Diktatörlerin davası
14.5.2015
Zamane diktatörleri
11.5.2015
O, yani Kenan Evren…
6.5.2015
Psikolojik harp zamanlarından günümüze…
4.5.2015
‘Bunlar Ermeni’den ‘bunlar Zerdüşt’e...
2.5.2015
Böyle olmak zorunda değildi, ama...
29.4.2015
Adaletin sefaleti
27.4.2015
Adaletiniz yoksa...
25.4.2015
Yüzleşmek mi unutmak mı?
22.4.2015
AKP'nin unuttuğu...
21.4.2015
Dün 'hain" bugün 'paralel'
19.4.2015
AKP ne vaat ediyor?
16.4.2015
Erdoğan'ın girdabı...
13.4.2015
Asıl mevzuyu unutmayalım
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive