Cafer Solgun



Bookmark and Share

'Kontrol'lü mü? 'Tiyatro' mu? 'Darbe' mi?


25.7.2018 - Bu Yazı 545 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Belki biraz uzun bir yazı olacak, ama mevzu önemli ve doğru anlaşılması gerek...

15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde bu alçakça girişimi kınayan birkaç tivit attım ve çok "ilginç" ve düşündürücü tepkiler aldım. 

Darbe girişiminin ilk saatlerinde ve izleyen günlerde de darbeye karşı demokrasiyi savunmanın "ilkesel" bir anlamı, değeri olduğuna dair görüşlerimi yazmış, paylaşmıştım. Darbeye karşı demokrasiyi savunmak, ideolojik, siyasi görüşlerimiz, tercihlerimiz ne olursa olsun, hepimiz için bir "ortak payda" anlamı taşır; en azından, naçizane, yıllardır nefesim, kalemim yettiğince böyle olması gerektiğini savunuyorum.
 
"İyi darbe-kötü darbe"?
 
Bunu önemsemem boşuna değil. Zira biliyorum ve biliyoruz ki, toplumda öteden beri "iyi darbe, kötü darbe" şeklinde bir kötü yaklaşım tarzı var. "Düşman" bellediğine "karşı" ise o "iyi" darbedir ve kendisine karşı ise, "kötü."
Bu, sadece kötü değil, aynı zamanda yanlış ve mesnetsiz bir yaklaşım. Çünkü gerçekleşmiş bütün darbe ve muhtıralar, ülkenin demokratikleşmesine, demokratik geleceğine karşı düzenlenmişlerdir. Görünüşteki yönleri yalandır, dolandır, aldatıcıdır ve maalesef yıllarca o "görünüş" üzerinden önü açılan algılar etkili olabilmiş, topyekün bir darbe karşıtı duyarlılığın gelişmesi önlenmiştir.
Örneğin 27 Mayıs 1960 darbesi, sağ, muhafazakar kesim tarafından lanetlenirken, 12 Mart ve 12 Eylül için aynı hassasiyet söz konusu değildi; çünkü 12 Mart ve 12 Eylül sola karşı, "komünizm tehlikesine" karşı idi.
Aynı durum tersinden sol cenah için de geçerliydi. 27 Mayıs darbesi "iyi darbe" idi, çünkü "sağcı" bir iktidara karşı yapılmış, 1961 Anayasası ile de solun önünü açan bir "nispi demokrasi" getirmişti. 27 Mayıs için "ilerici, politik devrim" diyen sol gruplar bile vardı.
Yıllar önce (2007-2008) "iyi darbe, kötü darbe" ayrımını ve 27 Mayıs'ı "ilerici darbe" sayan yaklaşımları eleştiren yazılar yazdığımda "bizim mahalle" hayli karışmıştı.
28 Şubat "postmodern" darbesi için de benzer bir çifte standart vardı. 28 Şubat için "Bu darbenin bir hayırlı tarafı var ve o da ilk defa muhafazakar, mütedeyyin kitleler darbeci devlet geleneği ile doğrudan karşı karşıya geldiler" dediğimde de, muhafazakar kesimde bir şaşkınlık olmuş, ama sonradan hak veren tepkiler almıştım.
 
Darbeye, darbeciliğe karşı olmak "ortak paydamız" olmalı
 
Darbeler, müdahaleler, muhtıralar konusunda net ve kesin bazı hususlar var. Meselenin "ortak payda" olarak ele alınması gerektiğini düşünmemin nedeni de birbiriyle doğrudan bağlantılı bu hususlarla ilgili.
1. Darbe ve müdahaleler, eksik gedik, kör topal da olsa demokrasiye karşıdır ve hiçbir darbe, darbecilerin bir demagojiden ibaret iddialarının aksine ülkemizi daha ileri bir demokrasiye taşımış değildir ve bu zaten mümkün de değildir.
2. Bütün darbeler, askeri vesayet düzenini daha da kesinleştiren düzenlemeler yapmayı öncelikli görevleri addetmişlerdir. (Örneğin Milli Güvenlik Kurumu, 27 Mayıs darbesinin eseriydi.)
3. Bütün darbeler ABD-NATO patentlidir. "Derin" bağlantılar içerisinde planlanmış ve hayata geçirilmiştir. Bu yüzden darbeler Türkiye'yi her seferinde daha fazla ekonomik, siyasi, askeri bakımdan bağımlı duruma sürüklemiştir.
4. Darbe ve müdahalelerin "sağa karşı, sola karşı, bölücülüğe karşı, irticaya karşı" türü görüntülerle sunulması tamamen konjonktürel hassasiyetler nedeniyledir. Hepsi de yukarıdaki ortak özelliklere sahiptir. Gerçekte bütün darbeler resmi ideolojinin temel hassasiyetlerini gözetmiş, askeri vesayet düzenini sağlamlaştırmış, Türkiye'nin demokratik geleceğini kanla gölgelemiştir.
Şu veya bu siyasi görüşe sahip olabilirsiniz, siyasi, demokratik meşruiyet zemininde görüşlerinizin demokratik mücadelesini verirsiniz. Bu uğurda baskı görseniz, sıkıntı da çekseniz, hiçbir derdinizin devası "darbe" değildir. Bu nedenle darbeye, demokrasi dışı "derin" müdahalelere karşı olmak "ortak paydamız" ve ortak hassasiyetimiz olmalıdır... Ve maalesef, bunca acı darbe deneyimine rağmen bu bilinç ve duyarlılığı paylaşmak konusunda hala ciddi sıkıntılar yaşıyoruz.
 
15 Temmuz
 
Sözü tam da burada 15 Temmuz darbe girişimine getirmek gereği var.
 
15 Temmuz 2016 günü Türkiye uzun ve kanlı bir gece yaşadı. Akşam saatlerinde bazı askeri birlikler Boğaz köprüsünü tuttu. Genelkurmay Karargahı ve kuvvet komutanları "derdest" edildi. İzleyen saatlerde bazı resmi ve özel kuruluşlar baskına uğradı. Savaş uçakları ve helikopterler uçmaya ve hedeflerini bombalamaya başladı. Bombalanan kurumların başında da TBMM geliyordu; ilk defa... TRT'de bir darbe bildirisi okundu, vs. Yani "birileri" düğmeye basmıştı ve bir darbe girişimi oluyordu...
Açık söylemek gerekirse, bu alçakça girişimin bir "FETÖ'cü kalkışma" olduğunun kısa sürede anlaşılması ve açıklanması, ordudaki Kemalist çevrelerin de harekete geçmesini önleyen bir etki yarattı. Bu, darbeci cuntanın hesaplarını alt üst etti. Bu yöndeki ilk açıklamayı dönemin başbakanı Binali Yıldırım yaptı. Sonra da darbecilerin hedefindeki Cumhurbaşkanı Erdoğan halkı meydanlara ve darbeye karşı direnişe çağırdı. Ve bu ülkede ilk defa halk, darbecilere karşı sokaklara, meydanlara aktı. Tankların önüne yattı, üzerine çıktı. Kurşunlara, bombalara kendisini siper etti... 250 kişi öldü ve binlerce kişi de yaralandı...
Medya darbe çığırtkanlığı yapmadı. Siyasi partiler darbeye karşı çıkan açıklamalar yaptı, meclisi terk etmedi. Bunları da belirtmek gerekir elbette...
Darbeye karşı halkın direnişinde bazı "aşırılıklar" oldu elbette. (Bana göre en "tehlikelisi" Alevi mahallelerine saldırılar olduğu şeklinde çıkan provokatif haberlerdi. Neyse ki doğru çıkmadı.) Bu tür kitle hareketlerinde öngörülemeyen "aşırılıklar" olması, deyim yerindeyse, kaçınılmazdır. Darbeye karşı direnen halkın hedefinde genellikle darbeci askeri birlikler oldu; yani "aşırılık" belirli sınırlar içinde kaldı...
Sonrasında "Devletin içine yönelik" olduğu söylenen OHAL ilan edildi. Daha sonra da bir Yenikapı mitingi gündeme geldi ve adına da "Yenikapı ruhu" denildi. Maalesef o "ruh", göz açıp kapayana değin denilecek kadar kısa bir zamanda hemen canlanan siyasi çekişmelerin tozu dumanı arasında yitti gitti. HDP mitinge davet edilmedi. CHP son anda katıldı. Sonrasında o "ruha" sahip çıkan kalmadı zaten...
Bırakalım "ruhu", CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu darbeye "tiyatro" ve "kontrollü darbe" dedi, FETÖ'cülerin iddiası da buydu zaten; başarılamamış darbeyi savunacak halleri yoktu ya? Darbe sanıkları da bu tanımlamayı pek sevdi ve yargılandıkları mahkemelerde yaptıkları savunmalarda bunu kullandılar. İktidar partisi sözcüleri de yanlarına MHP'yi almış olmanın rahatlığıyla o gün bugündür 15 Temmuz'u gündelik siyasetin argümanlarından biri haline getirdiler; oysa darbe girişiminin hedefi, evet, Erdoğan ve AKP idi, ama sonuçta bütün Türkiye idi. İktidar partisi OHAL'i "darbeye karşı devletin kendisini koruması" düzleminden çıkartıp bütün muhalif kesimlere karşı tasfiye kılıcına dönüştürmeyi de ihmal etmedi...
Açıkçası "tiyatro", "kontrollü darbe" söylemlerinin toplumun bazı kesimlerinde karşılık bulduğunu da "maalesef" diyerek belirtmek gerek. Ben "ortak payda", "ortak sorumluluk" diye söylenedurayım, toplumda var olan kutuplaşma, kamplaşma 15 Temmuz konusunda da kendisini gösterdi. Bunu, 15 Temmuz darbe girişimini kınayan birkaç tivitime gelen tepkilerde çok açık bir şekilde ve üzüntüyle gördüm. 15 Temmuz darbe girişimini kınadığıma göre acaba ben iktidara göz mü kırpıyor muşum?
Ne yazmışım da kime ne diye göz kırpmışım diye dönüp baktım tivitlerime tabii. Ben ki bağımsız bir yazarım madem, ne demişim ki "yanaşmışım" bir yerlere acaba? Yazdıklarımda böyle anlaşılacak bir şey göremedim. Hepsi de orada duruyor, merak eden bakabilir...
Kapatılan Meydan gazetesindeki yayınlanan son yazımın başlığı, "Darbeye karşı çıkmak ilkesel bir duruştur" idi. Darbeye, askeri vesayet düzenine karşı olmak, ülkemiz şartlarında demokrat olmanın olmazsa olmaz şartlarından, gereklerinden biriydi ve halen de öyledir.
Mesele nedir peki?
 
Besbelli ki "tiyatro, kontrollü darbe" filan dememiş olmam. Öyle mi?
 
"Tiyatro" imiş... Eğer öyle ise epey kanlı bir "tiyatro"... Çok sayıda savaş uçağı, helikopter, silah, bomba, özel eğitimli komando gibi unsurların da rol aldığı bir "tiyatro"... Neyse ki halk bu tiyatroyu "izlemekle" yetinmedi, sahneye çıktı. Çıkmasa mıydı?!
"Kontrollü" imiş... Eğer öyle ise kontrolden çıksa, darbeciler "başarsa" ne olacaktı? İyi mi olacaktı?
Darbeye, darbeciliğe karşı olmak; darbeye, darbeciliğe karşı sivil, meşru, demokratik siyaseti savunmak demokrat olmanın da ötesinde "yurttaş" olmanın olmazsa olmaz gereğidir, kırmızı çizgisidir... Benim görüşüm ve duruşum bu. Gayet açık ve net olduğuna inanıyorum. Anlayamayanların kendilerini gözden geçirmesinde fayda var.
Peki bu alçakça girişimin hala açıklığa kavuşturulması gereken yönleri, cevaplanması gereken soru işaretleri yok mu? Tabii ki var. Ama meselenin bu boyutunu doğru dürüst tartışmak için DE öncelikle darbeye, darbeciliğe karşı tavır ve duruşumuzun net olması gerekir... Meselenin bu boyutu da başka bir yazının konusu olsun.
22 Temmuz 2018

Facebook Yorumları

reklam
25.7.2018
'Kontrol'lü mü? 'Tiyatro' mu? 'Darbe' mi?
9.4.2017
Sahi ne oldu o ‘ruh’?
17.2.2017
“Evet” ya da “Hayır” derken...
2.2.2017
Hayırlısı...
27.12.2016
Bir yılbaşı anısı...
3.11.2016
‘Tebligatınız var’
23.10.2016
O sesin sahibi...
28.9.2016
“Günlerden Bir Gün”ün kısa hikayesi-2
27.9.2016
“Günlerden Bir Gün”ün kısa hikayesi-1
14.7.2016
‘İç barış’ derken?
12.7.2016
Barış, iç barış, teslimiyet
9.7.2016
Bayram ve tatil bitti hayat devam ediyor
7.7.2016
Bayram halleri
5.7.2016
İyi bayramlar
2.7.2016
Madımak katliamını düşünmek…
30.6.2016
Söz konusu olan hayatımız, geleceğimizdir
28.6.2016
AB çöksün, biz yeniden kuralım’
25.6.2016
‘Milli iradeye’ de mi ‘kayyım?’
23.6.2016
Çok mu ‘cesurlar’?
18.6.2016
Liseliler ne diyor siz ne diyorsunuz?
16.6.2016
Tuhaf ve düşündürücü işler
14.6.2016
Tahrikçi kim acaba?
12.6.2016
Diktatörlük... Psikolojik harp... Ne alakası varsa?!
9.6.2016
Tehlikeli acizlik
7.6.2016
Irkçılığın laboratuvar sonuçları
5.6.2016
Medyadaki tırşıkçılar-2
2.6.2016
Medyanın tırşıkçıları
31.5.2016
Darbeler bastırıldı, sıra ‘üst akıl’da!
29.5.2016
Rezilliğe paravan olanlar
27.5.2016
Olanları ve olacakları CHP de görüyor (mu?)
25.5.2016
‘Dur bakalım şimdi ne olacak?
19.5.2016
Sorun HDP değil parlamentonun saygınlığı
14.5.2016
Kılıçdaroğlu’na saldırıyorlar, ama…
10.5.2016
Demokrasinin asgari eşiğinde…
7.5.2016
Belliydi…
5.5.2016
38 hâlâ kanıyor…
4.5.2016
‘Bakalım millet ne diyor?’
30.4.2016
‘Naaptın İsmail abi ya?’ diyorlar. Neden ki?
29.4.2016
Gündem çarpıtma mı gündem oluşturma mı?
24.4.2016
AKP’nin çarkları ve kutuplaştırma
21.4.2016
‘Cadı avı’
19.4.2016
Kansız bir gökyüzü için... Adalet...
17.4.2016
CHP artık ‘sert’ olacakmış. Yani?
12.4.2016
Ensar Vakfı paniği… Neden?
10.4.2016
Yazıklar olsun!
9.4.2016
12 Eylül’ün izindeler…
5.4.2016
Devlet uyumuyor. Uyutmuyorlar ki…
2.4.2016
‘Darbe mi olacakmış? Ne zaman?’
1.4.2016
Ortaya karışık
26.3.2016
‘Gelecek’ çocuklarımız değilse eğer…
24.3.2016
‘Bu adamın ne işi var oralarda?’
22.3.2016
Yapmayın…
20.3.2016
‘Olmasaydı sonumuz böyle’
18.3.2016
Korku büyürken…
15.3.2016
Kaos, istikrar, Survivor ve ‘işler yolunda’
13.3.2016
Yaparsınız, gücünüz var…
8.3.2016
Sahi, nereye kadar?
5.3.2016
Yapabilirsiniz, evet, ama nereye kadar?
4.3.2016
Meselemiz nedir; anlamayan kaldı mı?
1.3.2016
Evet ortalık ‘karıştı’…
23.2.2016
Türkiye nereye?
20.2.2016
Neden yalnız ve ‘hedefteki ülke’ olduk?
18.2.2016
Baykal’ın ‘bayram değil seyran değil’ çıkışı
16.2.2016
Savaş mı? ‘One minute’!
13.2.2016
Sahibinin sesi medya ve Cizre
9.2.2016
Cizre’de ne oldu, ne oluyor?
6.2.2016
Davutoğlu’nun tutumu ya da tutumsuzluğu...
4.2.2016
Sur’u Toledo yapmak?
2.2.2016
Korucular ‘muhatap’ olursa...
31.1.2016
Devlet ‘rutin dışına’ çıkarsa ne olur?
28.1.2016
‘Rutin dışı’ devlet...
23.1.2016
Zaman beklediğimizdir...
21.1.2016
Bu ‘farkın’ bedelini çok ağır ödüyoruz
19.1.2016
‘Adalet’ isteyince de ‘hain’ oluyor muyuz?
16.1.2016
Devlet suç işler mi?
15.1.2016
Di vî karî de şaşiyek heye
12.1.2016
Boğmak istediğiniz o çığlık utancınız olacak
9.1.2016
‘Kürt’ deyince…
7.1.2016
Duygusal kopuş...
2.1.2016
Sıkıntı...
31.12.2015
‘Dûr bî nure’ ya da yeni yıl yazısı
30.12.2015
DTK’dan ‘öz yönetim’ çıkışı ve kanayan tarih
24.12.2015
Bir bakalım neler oluyor...
22.12.2015
Dışarıda ‘yaptık oluyor’ olmuyor
20.12.2015
Celal Şengör’e açık mektup
16.12.2015
‘Yapıyoruz ve oluyor’ körlüğü
10.12.2015
Demokrasi ‘bahşedilen’ değil kazanılandır
8.12.2015
Yurtta ve cihanda aktif kutuplaşma, yüksek tansiyon
5.12.2015
Bu kafayla da Türkiye yönetilir, ama...
3.12.2015
‘Önce biraz zor gelecek ama…’
2.12.2015
Elçi’mizi yitirdik, umudumuz ağır yaralı
29.11.2015
Gazetecilik sınavı
28.11.2015
Rusya ile kriz: ‘Şükür’ mü?
22.11.2015
Toprak
19.11.2015
‘Biz birlikte Türkiye’yiz’!
17.11.2015
İçimizdeki IŞİD’le yüzleşmezsek…
14.11.2015
Mavi…
11.11.2015
Bu seçimler eşit, adil ve serbest miydi?
9.11.2015
Teşhis ve umut…
4.11.2015
‘Sen kazandın ama biz haklıydık’
2.11.2015
Bugün 2 Kasım
31.10.2015
Sandık kayyumları…
29.10.2015
Darbe hukuku ve büyüyen umut…
28.10.2015
Darbeye karşı direnmek meşru bir haktır
26.10.2015
Umut, direnen insanlığımızdır
24.10.2015
Kerbela… Unutulmayan, unutulamayan, unutturulmayan
22.10.2015
‘Söyle bakalım…’
19.10.2015
Belki bir umut daha...
17.10.2015
AKP ve IŞİD’in ortak hedefi: Kürtler
14.10.2015
Devletin sorumluluğu
12.10.2015
Yüzsüz, pişkin ve arsızlar
11.10.2015
Dipteyiz. Var mı ötesi?
8.10.2015
Bir duyan varsa eğer...
5.10.2015
‘Seninle görüşeceğiz!’
3.10.2015
Bu neyin paniği?
30.9.2015
Bir ‘u’ şeklimiz eksikti, o da tamam!
28.9.2015
Sorgulamazsan ‘kaderin’ olur…
23.9.2015
AKP’nin kanlı miladı: Roboski…
22.9.2015
Seçim hükümeti mi operasyon hükümeti mi?
16.9.2015
‘Dur bakalım seçim olacak mı?’
14.9.2015
Ay… Cemile…
12.9.2015
Öcalan neden konuşmuyor?
9.9.2015
Hiçbir şey bir anda başlamadı…
7.9.2015
HDP’li bakanlar istifa etmeli
5.9.2015
‘Tayyip’in askerleri’ne ne oldu?
3.9.2015
‘Bana dokunmayan yılan’ iyidir mi sanıyorsunuz?
2.9.2015
‘Önce solcular için geldiler, bir şey demedim…’
1.9.2015
Türkiye, Saray’ın çiftliği olacak mı?
31.8.2015
38’in askerleri...
26.8.2015
Anaların ahını alan…
24.8.2015
1 Kasım’da test edilecek olan...
23.8.2015
HDP neden önemli?
19.8.2015
Bu psikolojiye teslim olmayalım
17.8.2015
Ya yine boyun eğmezsek?
16.8.2015
Bir saniye bile terk edemiyorlar
12.8.2015
Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun sorumluluğu
11.8.2015
Yok OHAL değil bunlar!
5.8.2015
Davutoğlu’nun ikilemi
3.8.2015
Hakikatlerimizi çürütmeyelim
30.7.2015
Kamu düzenini korumak…
26.7.2015
Bu filmi gördük, tekrar görmek istemiyoruz
22.7.2015
Suruç’ta katliam… Bu kez unutmayalım
20.7.2015
Herkes sorumluluğunu bilirse...
18.7.2015
Bir gün, günlerden bayram olsa...
8.7.2015
Davutoğlu ve AKP’nin ahlakı
7.7.2015
Siyasetin sorumluluk sınavı
4.7.2015
Nicedir kuşatılmışız…
30.6.2015
‘AKP bu dersi anlamazsa’
27.6.2015
Tansiyonu düşürelim, normalleşelim. Peki nasıl?
24.6.2015
Yeni bir MC mi?
22.6.2015
Anlaşıldı, ‘size rahat yok’ diyorlar
21.6.2015
Yarın Babalar Günü ya da uzaklara ağıt…
17.6.2015
Kitap, ‘bomba’, zaman ve liderlik
15.6.2015
'Galiba hata yaptık'!
14.6.2015
AKP’nin densiz yalakaları
8.6.2015
HDP barajı yıktı, AKP ikilemiyle baş başa
6.6.2015
Geçmişi değil geleceği oyluyoruz
5.6.2015
Sözüm AKP seçmenine…
4.6.2015
Bu, bir kararlılık tatbikatıdır
2.6.2015
DERSİM’DE SONUÇLAR BELLİ
1.6.2015
ELAZIĞ’DA HDP SÜRPRİZ YAPACAK
30.5.2015
Gerçekler hamasetle sıvanabilir mi?
27.5.2015
İtibar meselesi ya da kabahatin büyüğü
27.5.2015
Aleviler oylarını paylaşıyor
25.5.2015
Aleviler hep CHP’li miydi?
23.5.2015
7 Haziran sınavı
20.5.2015
‘İşkilli büzük dingilder’
19.5.2015
HDP barajı yıkıyor
16.5.2015
Diktatörlerin davası
14.5.2015
Zamane diktatörleri
11.5.2015
O, yani Kenan Evren…
6.5.2015
Psikolojik harp zamanlarından günümüze…
4.5.2015
‘Bunlar Ermeni’den ‘bunlar Zerdüşt’e...
2.5.2015
Böyle olmak zorunda değildi, ama...
29.4.2015
Adaletin sefaleti
27.4.2015
Adaletiniz yoksa...
25.4.2015
Yüzleşmek mi unutmak mı?
22.4.2015
AKP'nin unuttuğu...
21.4.2015
Dün 'hain" bugün 'paralel'
19.4.2015
AKP ne vaat ediyor?
16.4.2015
Erdoğan'ın girdabı...
13.4.2015
Asıl mevzuyu unutmayalım
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.