Cafer Solgun



Bookmark and Share

Sahi ne oldu o ‘ruh’?


9.4.2017 - Bu Yazı 1841 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 15 Temmuz darbe girişimi bastırıldı, darbeciler yargı önünde hesap veriyor. Bu uğursuz girişimin bastırılmasının ‘olağan’ sonucu demokrasi iradesi ve çabasının güçlenmesi, sağlamlaşması olmalıydı, değil mi? Olması gereken ve olan arasında maalesef büyük çelişkiler var…

Öncelikle altını çizerek vurgulamak gerek. Darbe girişiminin püskürtülmesi, halkın darbecilere karşı koyması ve canı pahasına direnmesi ile mümkün olmuştur. 248 yurttaş, darbecilere karşı koyarken hayatını kaybetti, yüzlercesi yaralandı. Bunun yanında, darbecilerin, ordunun geri kalan kısmının desteğini alamaması, emniyet başta olmak üzere devletin diğer unsurlarının halkın direnişine destek vermesi, siyasi partilerin, medyanın, sivil toplum kuruluşlarının darbeye karşı durması da darbecilerin hesap ve planlarının suya düşmesinde kuşkusuz büyük rol oynadı.

Özetle denilebilir ki, marjinal kesimler olsa bile darbeciler karşılarında bir bütün olarak Türkiye’yi buldu.

Bu demokratikleşme çabası neredeyse, 10 yılda bir darbe ve askeri müdahalelerle kesintiye uğrayan Türkiye için “yeni” bir durumdu ve sahici, güçlü bir demokrasi inşa etmek için tarihi önemde bir imkan ortaya çıkarmıştı.

Bu imkanı değerlendirmek, başta siyasi iktidar olmak üzere, herkesin büyük bir sorumluluk bilinciyle hareket etmesini gerekli kılıyordu. Nitekim girişimin püskürtülmesiyle birlikte başta Başbakan Binali Yıldırım olmak üzere iktidar sözcü ve yetkililerinden gelen ilk açıklamalar, tam da olması gerektiği gibi, kapsayıcı, kucaklayıcı bir nitelik taşıyordu. Darbecilerin bombaladığı mecliste grubu bulunan bütün siyasi partiler, bombardıman altındaki meclisi terk etmemişler ve darbeyi lanetleyen, kınayan açıklamalar yapmışlardı.

Başbakan Binali Yıldırım, 16 Temmuz günü darbe girişiminin bastırıldığını ve 15 Temmuz’un “Demokrasi bayramı” olacağını açıkladığı konuşmasında bütün siyasi partilere ve taraftarlarına da teşekkür etmişti. Günlerce yaşadıkları kentlerin meydanlarında “Demokrasi Nöbeti” tutan yurttaşlar, kimi provokasyon girişimleri bir yana demokratik meşru zemini sahiplenmek, savunmak kararlılığı içindeydi. Durumun normale döndüğü açıklanana değin meydanlar boş kalmadı.

20 Temmuz günü MGK ve Bakanlar Kurulu toplantılarının ardından kameraların karşısına çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa’nın 120. maddesi uyarınca yurt çapında 3 ay süreyle olağanüstü hal ilan edildiğini açıkladı. Erdoğan’ın açıklamalarındaki en önemli vurgu, olağanüstü hal ilanının “Hukuk devleti ile temel hak ve özgürlüklerin korunmasına yönelik bir tedbir” olduğunu belirtmesiydi. 

OHAL ilanı ile ilgili konuşan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş’un sözleri de hatırlanmaya değer bir önem ifade ediyor.

21 Temmuz günü belli başlı medya kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle bir araya gelen Kurtulmuş, üç ay süreyle ilan edilen OHAL’in “3 aya bile gerek kalmadan, 1, 1.5 ay içerisinde bitirilebileceğini” söylemiş ve şöyle devam etmişti: “Bu millete karşı değil, millet için ve devlete karşı örgütlenmiş yapılara karşıdır. Milletin günlük hayatını etkileyecek hiçbir uygulama olmayacak, bunun garantisini veriyoruz, sözünü veriyoruz”.

Ne de çabuk unutuldu: Yenikapı ruhu

7 Ağustos günü İstanbul Yenikapı Meydanı’nda büyük bir miting düzenlendi. Mitinge Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra HDP dışında mecliste grubu bulunan siyasi partilerin liderleri davet edildi ve katıldı. Olayın ardından yapılan teşekkür açıklamalarında adı zikredilen HDP’nin davet edilmemesi ciddi eleştirilere konu oldu. Sonradan bu miting ve mitingde verilen mesajlar için “Yenikapı ruhu” denildi.

Yapılan konuşmalarda demokrasi ve birlik-beraberlik mesajları verildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi sokakları dolduran kardeşlerimizin demokrasimizin ve özgürlüğümüzün korunmasında payı vardır. 79 milyon olarak hepimizin gazası mübarek olsun. Darbe girişimine maruz kalan her şehrimizin gazası mübarek olsun. Tüm farklılıklarını bir kenara bırakarak dünyayı kendine hayran bırakan tüm vatandaşlarımızın gazası mübarek olsun.” dedi.

Eğer bir “ruh”tan bahsedilecekse, o da belli ki “farklılıklarımızı bir yana bırakarak” demokrasiyi sahiplenme, savunma ve geliştirme sorumluluğu idi.

Şimdi durup düşünmek zamanı

Devlet içerisinde yuvalanmış bir “paralel” yapının darbe yapmaya yeltenecek kadar gözlerini karartmış olmasının hesabını vermesi gereken bir siyasi iktidar var. Demokrasi dışı müdahalelere karşı yeri geldiğinde sahiplenmekten geri durmadığımız bu iktidar, bu sorumluluğunun gereğini yerine getirdi mi? “Allah ve millet bizi affetsin” dediler. Güzel. Ama işlenen suçun hukuki manada “hesabı” bu sözlerle verilmiş oldu mu?

Bir zamanlar “cemaat” denilen, her türlü övgüye mazhar olan (“Ne istediler de vermedik?” açıklamasını hatırlayın) bu yapıya, bugün “terör örgütü” demekle o sorumluluktan kurtulmuş olunabiliyor mu?

“Bankada hesabı olmak” dahi soruşturmaya uğramak, tutuklanmak gerekçesi olabiliyorken, bunlara siyaseten hamilik yapmak daha mı az “suç”?

Eğer “kandırıldık” bir izahat olarak doğru ise “FETÖ” sanıklarının, şüphelilerinin “Bilmiyordum, şimdi anladım” şeklindeki savunmalarına ne denilebilecektir?

Darbe girişimiyle ilgili kamuoyunda haklı olarak beliren soru işaretlerinin, başlayan yargılamalarda hala karşılığını bulamamış olması bir yana, “devlete karşı” ilan edilen OHAL’in, değişik muhalif kesimlere yönelik bir tasfiye harekatına dönüşmüş olmasının açıklamasını yapan da yok… Çünkü bunun “açıklaması” yok. Örneğin akademisyenlerin tasfiyesinin… Örneğin ömrü hayatı Fethullahçılıkla mücadele ile geçmiş gazetecilerin, “FETÖ propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklanmasının… Gazetecilikten başka bir faaliyeti tespit edilemeyen çok sayıda insanın tutuklanmasının, “firari” durumuna düşmesinin, “sürgün” olmasının… Ayyuka çıkan işkence, eziyet, mağduriyet şikayetlerinin…

Ya Yenikapı ruhu?

Başta da değindim. Darbe girişiminin bastırılmasının “doğal” ve “olağan” sonucu, demokrasi irade ve çabasının güçlenmesi olmalıydı. Demokratikleşme üzerindeki gölgelerden arınmak, demokrasiyi, “farklılıklarımızı” koruyarak her birimizin ortak paydası, ortak sorumluluğu ve güvencesi haline getirmek olmalıydı. Herkesin durduğu yerde demokrasiyi ölçü alarak muhasebe yapması olmalıydı. “Yenikapı ruhu” ancak böyle anlamlı, değerli ve kalıcı olabilirdi. Ama tez zamanda unutuldu gitti; adını anan bile kalmadı…

MHP’nin teklifi ile “Türk Tipi Başkanlık” modeli gündeme getirildi. Bu modelin darbelere karşı da “güvence” olduğu ileri sürülüyor. Devlet güç ve otoritesini “tek adam”da toplamak ile nasıl darbeciliğe karşı önlem alınabilmiş oluyor; bunu anlatmaktan acizler. Ancak asıl önlemin daha az değil daha fazla demokrasi olduğunu anlatmak için kırk dereden su getirmeye gerek bulunmuyor. Çünkü 15 Temmuz alçaklığının asıl “dersi” budur…

Facebook Yorumları

reklam
9.4.2017
Sahi ne oldu o ‘ruh’?
17.2.2017
“Evet” ya da “Hayır” derken...
2.2.2017
Hayırlısı...
27.12.2016
Bir yılbaşı anısı...
3.11.2016
‘Tebligatınız var’
23.10.2016
O sesin sahibi...
28.9.2016
“Günlerden Bir Gün”ün kısa hikayesi-2
27.9.2016
“Günlerden Bir Gün”ün kısa hikayesi-1
14.7.2016
‘İç barış’ derken?
12.7.2016
Barış, iç barış, teslimiyet
9.7.2016
Bayram ve tatil bitti hayat devam ediyor
7.7.2016
Bayram halleri
5.7.2016
İyi bayramlar
2.7.2016
Madımak katliamını düşünmek…
30.6.2016
Söz konusu olan hayatımız, geleceğimizdir
28.6.2016
AB çöksün, biz yeniden kuralım’
25.6.2016
‘Milli iradeye’ de mi ‘kayyım?’
23.6.2016
Çok mu ‘cesurlar’?
18.6.2016
Liseliler ne diyor siz ne diyorsunuz?
16.6.2016
Tuhaf ve düşündürücü işler
14.6.2016
Tahrikçi kim acaba?
12.6.2016
Diktatörlük... Psikolojik harp... Ne alakası varsa?!
9.6.2016
Tehlikeli acizlik
7.6.2016
Irkçılığın laboratuvar sonuçları
5.6.2016
Medyadaki tırşıkçılar-2
2.6.2016
Medyanın tırşıkçıları
31.5.2016
Darbeler bastırıldı, sıra ‘üst akıl’da!
29.5.2016
Rezilliğe paravan olanlar
27.5.2016
Olanları ve olacakları CHP de görüyor (mu?)
25.5.2016
‘Dur bakalım şimdi ne olacak?
19.5.2016
Sorun HDP değil parlamentonun saygınlığı
14.5.2016
Kılıçdaroğlu’na saldırıyorlar, ama…
10.5.2016
Demokrasinin asgari eşiğinde…
7.5.2016
Belliydi…
5.5.2016
38 hâlâ kanıyor…
4.5.2016
‘Bakalım millet ne diyor?’
30.4.2016
‘Naaptın İsmail abi ya?’ diyorlar. Neden ki?
29.4.2016
Gündem çarpıtma mı gündem oluşturma mı?
24.4.2016
AKP’nin çarkları ve kutuplaştırma
21.4.2016
‘Cadı avı’
19.4.2016
Kansız bir gökyüzü için... Adalet...
17.4.2016
CHP artık ‘sert’ olacakmış. Yani?
12.4.2016
Ensar Vakfı paniği… Neden?
10.4.2016
Yazıklar olsun!
9.4.2016
12 Eylül’ün izindeler…
5.4.2016
Devlet uyumuyor. Uyutmuyorlar ki…
2.4.2016
‘Darbe mi olacakmış? Ne zaman?’
1.4.2016
Ortaya karışık
26.3.2016
‘Gelecek’ çocuklarımız değilse eğer…
24.3.2016
‘Bu adamın ne işi var oralarda?’
22.3.2016
Yapmayın…
20.3.2016
‘Olmasaydı sonumuz böyle’
18.3.2016
Korku büyürken…
15.3.2016
Kaos, istikrar, Survivor ve ‘işler yolunda’
13.3.2016
Yaparsınız, gücünüz var…
8.3.2016
Sahi, nereye kadar?
5.3.2016
Yapabilirsiniz, evet, ama nereye kadar?
4.3.2016
Meselemiz nedir; anlamayan kaldı mı?
1.3.2016
Evet ortalık ‘karıştı’…
23.2.2016
Türkiye nereye?
20.2.2016
Neden yalnız ve ‘hedefteki ülke’ olduk?
18.2.2016
Baykal’ın ‘bayram değil seyran değil’ çıkışı
16.2.2016
Savaş mı? ‘One minute’!
13.2.2016
Sahibinin sesi medya ve Cizre
9.2.2016
Cizre’de ne oldu, ne oluyor?
6.2.2016
Davutoğlu’nun tutumu ya da tutumsuzluğu...
4.2.2016
Sur’u Toledo yapmak?
2.2.2016
Korucular ‘muhatap’ olursa...
31.1.2016
Devlet ‘rutin dışına’ çıkarsa ne olur?
28.1.2016
‘Rutin dışı’ devlet...
23.1.2016
Zaman beklediğimizdir...
21.1.2016
Bu ‘farkın’ bedelini çok ağır ödüyoruz
19.1.2016
‘Adalet’ isteyince de ‘hain’ oluyor muyuz?
16.1.2016
Devlet suç işler mi?
15.1.2016
Di vî karî de şaşiyek heye
12.1.2016
Boğmak istediğiniz o çığlık utancınız olacak
9.1.2016
‘Kürt’ deyince…
7.1.2016
Duygusal kopuş...
2.1.2016
Sıkıntı...
31.12.2015
‘Dûr bî nure’ ya da yeni yıl yazısı
30.12.2015
DTK’dan ‘öz yönetim’ çıkışı ve kanayan tarih
24.12.2015
Bir bakalım neler oluyor...
22.12.2015
Dışarıda ‘yaptık oluyor’ olmuyor
20.12.2015
Celal Şengör’e açık mektup
16.12.2015
‘Yapıyoruz ve oluyor’ körlüğü
10.12.2015
Demokrasi ‘bahşedilen’ değil kazanılandır
8.12.2015
Yurtta ve cihanda aktif kutuplaşma, yüksek tansiyon
5.12.2015
Bu kafayla da Türkiye yönetilir, ama...
3.12.2015
‘Önce biraz zor gelecek ama…’
2.12.2015
Elçi’mizi yitirdik, umudumuz ağır yaralı
29.11.2015
Gazetecilik sınavı
28.11.2015
Rusya ile kriz: ‘Şükür’ mü?
22.11.2015
Toprak
19.11.2015
‘Biz birlikte Türkiye’yiz’!
17.11.2015
İçimizdeki IŞİD’le yüzleşmezsek…
14.11.2015
Mavi…
11.11.2015
Bu seçimler eşit, adil ve serbest miydi?
9.11.2015
Teşhis ve umut…
4.11.2015
‘Sen kazandın ama biz haklıydık’
2.11.2015
Bugün 2 Kasım
31.10.2015
Sandık kayyumları…
29.10.2015
Darbe hukuku ve büyüyen umut…
28.10.2015
Darbeye karşı direnmek meşru bir haktır
26.10.2015
Umut, direnen insanlığımızdır
24.10.2015
Kerbela… Unutulmayan, unutulamayan, unutturulmayan
22.10.2015
‘Söyle bakalım…’
19.10.2015
Belki bir umut daha...
17.10.2015
AKP ve IŞİD’in ortak hedefi: Kürtler
14.10.2015
Devletin sorumluluğu
12.10.2015
Yüzsüz, pişkin ve arsızlar
11.10.2015
Dipteyiz. Var mı ötesi?
8.10.2015
Bir duyan varsa eğer...
5.10.2015
‘Seninle görüşeceğiz!’
3.10.2015
Bu neyin paniği?
30.9.2015
Bir ‘u’ şeklimiz eksikti, o da tamam!
28.9.2015
Sorgulamazsan ‘kaderin’ olur…
23.9.2015
AKP’nin kanlı miladı: Roboski…
22.9.2015
Seçim hükümeti mi operasyon hükümeti mi?
16.9.2015
‘Dur bakalım seçim olacak mı?’
14.9.2015
Ay… Cemile…
12.9.2015
Öcalan neden konuşmuyor?
9.9.2015
Hiçbir şey bir anda başlamadı…
7.9.2015
HDP’li bakanlar istifa etmeli
5.9.2015
‘Tayyip’in askerleri’ne ne oldu?
3.9.2015
‘Bana dokunmayan yılan’ iyidir mi sanıyorsunuz?
2.9.2015
‘Önce solcular için geldiler, bir şey demedim…’
1.9.2015
Türkiye, Saray’ın çiftliği olacak mı?
31.8.2015
38’in askerleri...
26.8.2015
Anaların ahını alan…
24.8.2015
1 Kasım’da test edilecek olan...
23.8.2015
HDP neden önemli?
19.8.2015
Bu psikolojiye teslim olmayalım
17.8.2015
Ya yine boyun eğmezsek?
16.8.2015
Bir saniye bile terk edemiyorlar
12.8.2015
Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun sorumluluğu
11.8.2015
Yok OHAL değil bunlar!
5.8.2015
Davutoğlu’nun ikilemi
3.8.2015
Hakikatlerimizi çürütmeyelim
30.7.2015
Kamu düzenini korumak…
26.7.2015
Bu filmi gördük, tekrar görmek istemiyoruz
22.7.2015
Suruç’ta katliam… Bu kez unutmayalım
20.7.2015
Herkes sorumluluğunu bilirse...
18.7.2015
Bir gün, günlerden bayram olsa...
8.7.2015
Davutoğlu ve AKP’nin ahlakı
7.7.2015
Siyasetin sorumluluk sınavı
4.7.2015
Nicedir kuşatılmışız…
30.6.2015
‘AKP bu dersi anlamazsa’
27.6.2015
Tansiyonu düşürelim, normalleşelim. Peki nasıl?
24.6.2015
Yeni bir MC mi?
22.6.2015
Anlaşıldı, ‘size rahat yok’ diyorlar
21.6.2015
Yarın Babalar Günü ya da uzaklara ağıt…
17.6.2015
Kitap, ‘bomba’, zaman ve liderlik
15.6.2015
'Galiba hata yaptık'!
14.6.2015
AKP’nin densiz yalakaları
8.6.2015
HDP barajı yıktı, AKP ikilemiyle baş başa
6.6.2015
Geçmişi değil geleceği oyluyoruz
5.6.2015
Sözüm AKP seçmenine…
4.6.2015
Bu, bir kararlılık tatbikatıdır
2.6.2015
DERSİM’DE SONUÇLAR BELLİ
1.6.2015
ELAZIĞ’DA HDP SÜRPRİZ YAPACAK
30.5.2015
Gerçekler hamasetle sıvanabilir mi?
27.5.2015
İtibar meselesi ya da kabahatin büyüğü
27.5.2015
Aleviler oylarını paylaşıyor
25.5.2015
Aleviler hep CHP’li miydi?
23.5.2015
7 Haziran sınavı
20.5.2015
‘İşkilli büzük dingilder’
19.5.2015
HDP barajı yıkıyor
16.5.2015
Diktatörlerin davası
14.5.2015
Zamane diktatörleri
11.5.2015
O, yani Kenan Evren…
6.5.2015
Psikolojik harp zamanlarından günümüze…
4.5.2015
‘Bunlar Ermeni’den ‘bunlar Zerdüşt’e...
2.5.2015
Böyle olmak zorunda değildi, ama...
29.4.2015
Adaletin sefaleti
27.4.2015
Adaletiniz yoksa...
25.4.2015
Yüzleşmek mi unutmak mı?
22.4.2015
AKP'nin unuttuğu...
21.4.2015
Dün 'hain" bugün 'paralel'
19.4.2015
AKP ne vaat ediyor?
16.4.2015
Erdoğan'ın girdabı...
13.4.2015
Asıl mevzuyu unutmayalım
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.