Bu sıkıntılı günlerde Ali Demirsoy'dan yaşam derlerini okuyup nefes alalım mı?

 
1945 yılında, Erzincan'ın Yuva köyünde doğup, tek öğretmenli bir ilkokulda okuyan, sonra dünyanın en seçkin üniversitelerinde, Kuzey Kutbu ve Grönland'da, önemli araştırmalar yapan bir bilim adamıdır, Ali Demirsoy.

Ders kitapları, araştırma, deneme ve bilimsel romanlarıyla, sayısız insanın doğayı sevmesine, biyolojiyi, evrimi tanımasına yardımcı olmuştur.
Aynı zamanda bir yaşam bilgesidir, Ali Demirsoy.
Elbette, seçkin nitelikli insanlarının bu topraklardaki ortak kaderini o da paylaşmış ve değeri yeterince bilinmemiştir.
Siz, bilenlerden olun!
Kendisi hayatta ve üretmeye devam ediyor!
Aşağıda, Hacettepe Üniversitesi'nden emekliliği sırasında yaptığı konuşmasından bir alıntıyı sizinle paylaşıyorum. 
Hepimize, ışığından bir tutam yansıması dileğiyle:
Eğer bu yaşamı bir daha bugünkü bilgilerim içinde tekrarlamak fırsatı verilseydi ne yapardım?
1. Büyük bir olasılıkla düşündüklerimin tümünü söylemezdim; ancak söylediklerimin tümünü kesinlikle tekrar tekrar düşünürdüm. 
Hissettiklerimi söyler, düşündüklerimi yapardım.
2. Canlı ya da cansız ne olursa olsun temsil ettikleriyle (makamlarıyla ya ya da unvanlarıyla) değil, ne ifade ettiklerine bakarak değerlendirirdim.
3. Yanımdakilere yaşam yolunda yürürken nelere gerek duyacaklarını öğretmeye çalışırdım; ancak tek başına yürümelerini isterdim.
4. Yaşlılara ve onların yakınlarına ölümün yıllarla değil, unutmak ve unutulmak ile geleceğini öğretirdim.
5. Karşılıksız verilen bir sevginin ve desteğin, yeni doğmuş bir çocuğun babasının parmağını tutması gibi, bir insana ebedi bir haz kazandıracağını söylerdim.
6. Çoğu insanın dağın zirvesinde yaşamayı istediğini, ancak gerçek mutluluğun ve başarının oraya tırmanabilme biçeminde saklı olduğunu öğretirdim.
7. Bir insanın, kendinden aşağıdaki bir başka insana sadece bir kez bakmaya hakkı olduğunu, onun da o insanın ayağa kalkmasına yardım ederken olması gerektiğini öğretirdim.
8. Bu yaşamda çok şey öğrendiğimi düşünüyorum. ancak çok azı bundan böyle gerçekten işime yarayacak. Hepsini tıka basa bir bavula sığdırmaya çalıştım. Ancak bu bavulu bir daha açmak için yeterli zamanın kalmadığını biliyorum. Kaderin kötü cilvesi, bavulun kapağı kapandığında yolculuk da başlıyor…
9. Sizi bir daha göremeyeceğimi bilsem, siz’e bugüne kadar hep sakladığım, cimri davrandığım samimi duygum olan “sizleri çok seviyorum” sözcüklerini bugüne sakladığımı söylerdim.
10. Yaşlı olsun genç olsun, ‘yarın’ kimse için taahhüt edilmiş bir gün değildir. Bugün belki de sevdiğimiz şeyleri gördüğümüz son gündür. bir ‘gülümseme’, bir ‘kucaklama’, bir ‘öpücük’ için zaman ayırmamış olabiliriz, pişman olmamak için hemen gereğini yerine getirirdim.
11. Birlikte yaşadığım insanları daha çok severdim, onlara özen gösterir; ‘seni anlıyorum’, ‘affet beni’, ‘lütfen’, ‘teşekkür ederim’ ve bildiğimiz bir dolu sevgi sözlerini sarf etmek için çekingen ve cimri davranmazdım.
12. Yetiştirdiğim öğrencilere bilgi verme çabamdan biraz zaman ayırarak, onlara küçüklere daha şefkatli, büyüklere daha saygılı olmayı ve özellikle akademik sürecin bir ustalık çıraklık gibi olduğunu; ustasına saygıyı esirgeyenlerin olsa olsa sadece sıradan bilgi pompalanmış bir teknisyen olabileceğini öğütlerdim.
13. Yasalara ve kurallara saygı göstermenin uygar dünyanın bir gereği olduğunu, ancak bir akademisyenin hangi yasa olursa olsun, toplum yararına ve bilimsel gerçeklere ters düşen şeylere, çıkarı için, suskun kalamayacağını, model özelliğini yitirmiş bir akademisyenin yarardan çok zarar vereceğini öğretirdim.
Yine de bu defterin son sayfası şöyle bağlanmalı: Hayatı çok hızlı koşmayın, nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi unutmayın. 
Hayatın sadece bir yarış değil, her saniyesinin sevdiklerinizle tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın. 
Geçmişin dün, yarının sır olduğunu, yaşamanız gereken en değerli zamanın bugün olduğunu unutmayın.