Berrin Sönmez

gazeteduvar.com.tr



Bookmark and Share

Yargı reformu paketinden kötü sürpriz çıkar mı?


22.09.2019 - Bu Yazı 120 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Aylardır, kamuoyu beklentisini yükseltmek ister gibi iktidar çevrelerinin dilinden düşmeyen yargı reformu paketi, nihayet belirginleşmeye başladı. İçerik bakımından konuşmak için henüz yeterli bilgiye sahip değiliz. İktidar kamuoyunu bilgilendirme yönünde tavır sergilemediği için ancak mecliste grubu olan muhalefet partilerine dosya iletildiğinde, bilgilenme şansı bulup somut tartışmalara girişebiliriz. Şu an için Nergis Demirkaya’nın geniş haberindeki küçük mesajlarla, paketin içinde hangi konuların yer almadığı kısmı, reform paketinin en önemli yanı. Haberden, yoksulluk nafakasının sınırlandırılması talepleri ve İstanbul Sözleşmesi’ne kesinlikle aykırı düşen aile arabuluculuğu gibi medeni kanunda değişiklik gerektiren düzenlemelerin yer almayacağını, öğreniyoruz. Ceza İnfaz Kanunu’nda değişiklik yapılması taleplerinin de şimdilik kaydıyla pakette yer almasının düşünülmediği anlaşılıyor. Af yok yani. Bu güzel haber ama yazık ki entelektüel çevreler bile gazetecilere, yazarlara, muhalif görüşleri dolayısıyla ceza evinde olanlara af beklentisinde. Bana kalırsa ifade özgürlüğünün kısıtlanması nedeniyle hapiste olanlar için af çıkması bile zül sayılır. Terör suçlarının kapsamı daraltılıp, AB standartlarına kavuşturularak davaların düşürülmesi gerekir. Pakette bunların olup olmadığını henüz bilmiyoruz ama tecavüzcülere af ihtimalinin şimdilik pakette olmadığını öğrendik.

Yapılacak ufak tefek işlere büyük isimler takmayı seven, icra edilen işin kendisinden çok ismini önemseyen Türkiye siyasetinde açıklanan her reform paketinin fos çıkmasına alışığız. Reform paketi isimli nice düzenleme gördük içinde reform sayılmasını gerektirecek değişiklik barındırmayan. Çoğu zaman bîzar olsak da bu sefer -şimdilik kaydıyla tabi- bu yargı reformu paketi, içeriğinden bağımsız olarak içermedikleriyle peşinen başarılı sayılabilir. Ve lamı cimi yok, bu başarı kadınlara ait. Küçük yaştaki kız çocuklarıyla evlendikleri için tecavüz suçundan mahkum olanları affedecek düzenlemeyi, anında tepki vererek önleyen her kesimden örgütlü, örgütsüz kadınlar, bu başarıda pay sahibi.

2016 Kasımı’nda bir gece yarısı önergesiyle “erken evlilik mağduru” adı takılarak, evlilik kılıflı çocuk istismarına af getirecek önergenin iptalini sağlayanların başında o dönem AKP kadın milletvekilleri geliyor. Kendi partilerinden verilen önergeyi oylamak yerine refleksif tavırla hemen genel kurul salonundan ayrılmaları çok önemli bir adımdı. Oylama yapıldığı anda bir CHP vekilinin kadın vekillerin çıkışına dikkat ederek oylama yeter sayısı olmadığı itirazı ve yoklama istemesiyle değişti her şey. Hatırlayanlar vardır, yoklama sonucu kabul için gerekli toplantı yeter sayısının olmadığı anlaşılınca geçersiz kalmıştı o önerge. Yeniden oya sunulması aşamasındaysa muhalefetin kadın milletvekillerinin kadın örgütlerini önergeden haberdar edişiyle Türkiye ayağa kalkıvermişti o gece yarısı. Başlayan örgütlü mücadeleye KADEM’in desteği de gelince Cumhurbaşkanı talimatıyla geri çekildi teklif.

Bilindiği gibi o gün bugündür mecliste tecavüzcü affı için önerge vermekten, verdirmekten utanmayanlar, taleplerinden vazgeçmedi. Cinsel istismar ile kız çocuklarını mağdur etmiş olanlara “mağdur kocalar” adı verilip, hakikat tersine çevrilerek kamuoyu oluşturma çabalarını sürdürdüler. Yargı reform paketine infaz kanununda değişiklik içeren düzenlemeler de girecek olursa tecavüz affı yeniden karşımıza çıkabilir. AKP yetkililerinin şimdilik infaz yasasına ilişkin değişikliklerin pakette yer almasının düşünülmediği yönündeki beyanları bu nedenle hem sevindirici hem ürkütücü etkiye sahip. Gerçi yasa çıkmadığı halde üç yıldır bu şekilde bir beklenti yaratılmış olması nedeniyle kamu kurum ve görevlileri, erken evlilik bildirim yükümlülüğüne ilişkin sorumluluklarını yerine getirmez olmuş, hastaneler çocuk yaşta anne olan kadınların kayıtlarını, emniyete iletmemişlerdi, pek çok haberde görüldüğü gibi. Yani bu konuda af söylentileri bile kız çocuklarının hayatı ve geleceği açısından tehlike yaratıyor. Her hak ihlali gibi kadın haklarının ihlali ve çocuk haklarının ihlali olan erken evlilikler de sadece bu suça uğratılan çocukları değil aynı zamanda ülkenin bütün kadın ve çocuklarını tehdit altında yaşamaya itiyor. Bu nedenle pakette şimdilik olmayışı bile güzel ama o üç yıl önceki refleksi yeniden sergilemeye hazır olmakta sonsuz yarar var.

Yoksulluk nafakası ise tamamen örgütlü kadın mücadelesinin direnci sayesinde bu pakete girmedi. Nergis Demirkaya’ya verilen bilgiler doğruysa –ki umarım öyledir- yoksulluk nafakasına süre sınırı gibi ülke gerçekleri ve kadın haklarıyla örtüşmeyen, ataerkin çıkarlarına hizmet ederek kadını erkeğin kölesi haline dönüştürecek taleplerden bu defa da yasaların koruyuculuğuyla kurtulmuş sayılabilir kadınlar. Gerçekte iktidarın yapması gerekense anayasanın 10. maddesi doğrultusunda kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığın, ayrımcılık sayılmayacağı hükmünü işaret ederek, kadının nafakasına göz dikenleri peşinen susturmaktı. Talepler yükseldiği andan itibaren bu gerçeği dile getirmeleri gerekirken aslında bu taleplerin oluşturulup, seslendirilişini cesaretlendirenler, iktidar partisi içindeki çeşitli güç odaklarıydı. Parti içi güç odakları arasındaki çatışmanın hayli gün yüzüne çıktığı şu günlerde Erdoğan’ın böylesi ayrıştırıcı bir konuya girmekten kaçınması bekleniyordu. Muhalefetin bu konudaki tutumu da belliyken her pragmatist politikacı gibi tartışmaları bir kere daha ötelemeyi seçmesi şaşırtmıyor.

Şaşırtmıyor ancak rehavete de düşürmüyor. Her öteleme kadınların tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallanan bir tehdit unsuruna dönüştürdü, yoksulluk nafakası hakkını. Ekonomik şiddet eril şiddet türleri içinde en yaygın görülenlerin başında gelir. Ekonomi pastasından aldığı pay çok düşük olan kadınlara evlerinde babaları, kocaları “harçlığını kesme tehdidiyle” şiddet uygularken iktidar da yıllardır yoksulluk nafakasını sınırlandırma taleplerini gündemde tutarak ev içi ekonomik şiddeti, ülke çapında tüm kadınlara yansıtarak sürdürmüş oluyor. İktidarın şiddeti yaygınlaştırarak sürdüren bu tutumuna karşılık yakın zamana kadanr sessiz kalan muhalefet partileri, Nafaka Hakkı Kadın Platformu’nun girişimleri sonucu açık tavır almaya yönelir oldu. AKP yöneticileri ile iki bakanlık (Adalet, AÇSH) ve MHP halen randevu taleplerine cevap vermedi. Ancak muhalefet partileriyle görüşüldü. CHP ve İYİ Parti ile lider düzeyinde görüşmeler de gerçekleştirildi. Yoksulluk nafakasının ekonomik haklarla ilişkisi ve kadınları güçlendiren yönü üzerinde mutabık kalındı. Yoksulluk nafakası hakkında değişiklik yapılmasının yeni hukuki, toplumsal ve siyasal sorunlar yaratacağı yönünde hem fikir olundu. Anayasa Mahkemesi’nin, Kestel Hakimi’nin itirazı üzerine verdiği, 2012 tarihli kararın gerekçesinde ifade edildiği gibi yoksulluk nafakası eşitlik ilkesine aykırı değil bilakis anayasal eşitlik ilkesinin hayata yansıması için gerekli hukuki düzenlemelerden birisi. Ve ülkede halen iktidar bu gerçeği ifade etmiyor olsa da demokratik siyasetin muhalefet kanadı, kadınların örgütlü mücadelesi ve etkin iletişimiyle siyasi tutumlarını kadın hakları lehine belirginleştirmekteler.

Bitirirken yazımın başına dönecek olursam muhalefete dosya ulaştıktan sonra içeriği öğrenme şansı bulacağımız bu dosya hakkında muhalif partilerden beklentinin, bilgi edinmenin ötesinde önem taşıdığını söylemek isterim. İktidarın kadın örgütlerinin görüşlerini almadığı ve doğrudan kadın haklarıyla ilişkili bu konularda muhalefet partilerinin siyaseten inisiyatif alabilmesinin yolu kadın örgütleriyle işbirliğinden geçiyor. Yargı reformu paketinin parlamento sürecine ilişkin her aşamasında etkin işbirliği kötü sürprizlerle karşılaşmayı önlemek için gerekli.

Facebook Yorumları

reklam
15.10.2019
Savaş çığırtkanlığıyla nafaka karşıtlığı iç içe
13.10.2019
Savaşın emrinde din, soykırıma Nobel
8.10.2019
Nafakada restorasyonla geçmişi canlandırma isteği
6.10.2019
Biraderlik dayanışmasını pekiştiren ‘Kız Kardeşler’
1.10.2019
Şüpheden mağdur yararlanmalı
22.09.2019
Yargı reformu paketinden kötü sürpriz çıkar mı?
23.08.2019
Terör bahanesiyle kolektif ceza
13.08.2019
Kutsadığınız aile hangisi?
11.07.2019
Ümmet kim? Parçalanan ne?
2.07.2019
Neden kavram ataerki cinayeti olarak değişmeli?
25.06.2019
İstanbul’un seçiminde dindar kadınların rolü
18.06.2019
Beka tutmadıysa FETÖ ithamı cepte
29.05.2019
Açlık grevi hakkında söylenmeyenleri söyleme zamanı
23.05.2019
Müzeyyen Boylu’nun çocukları nerede?
21.05.2019
Allah kadını dövün demiyor
16.05.2019
İYİ Parti'nin sessizliği
9.05.2019
İmamoğlu kolları sıvadığında
30.04.2019
İçinde sığınma evi geçmeyen bir sığınma evi çığlığı
23.4.2019
Bodrum, Bodrum Kadın Dayanışması ve KöyBox
18.4.2019
Kışlar var baharlar içre
4.4.2019
Biraz da dertleşelim
2.4.2019
Şiddet dili out sükûnet ve güleryüz in
28.3.2019
İmama küsüp camiye gitmemezlik yapmayın
19.3.2019
Hıristiyan terörist ve Ayasofya
14.3.2019
Dindar algıda EŞcinsellik terörü(!)
26.2.2019
Uygur’un ve Kürt’ün çile kardeşliği
19.2.2019
Çift hukukluluk tehlikesi kapıda mı?
14.2.2019
Erken evlilik lobisine dinden bakış
12.2.2019
Medya hukuk siyaset kıskacında kız çocuğu
5.2.2019
Kadınsız yerellerde bağımsız kadın meclisleri
29.1.2019
Sivil toplum, demokratik yönetişim, Turan Hançerli
24.1.2019
Kadınlar belediye başkanı olmalı! Çünkü…
22.1.2019
İktidarların beden politikası ve başörtülü kadın
15.1.2019
'Belediyeleri Kadınlarla Sınamak'
10.1.2019
Birine mansıp birine cezaevi
4.1.2019
Eşcinsellere şiddeti reva gören dindarlık
27.12.2018
Boşanma, nafaka, erken evlilik aynı tezgahın ürünü
25.12.2018
Çocuk koruma yerine şiddet savunuculuğu
20.12.2018
Psikolojik şiddet politikasıyla seçime doğru
18.12.2018
Kadın beyanı karşıtlığında Dilipak aşaması
13.12.2018
Kent yaşamı için kadınlar ve hak savunucuları
29.11.2018
‘Şehrin anası, analar’ devrini açma zamanı
27.11.2018
Sosyo-klinik arıza olarak eşitlik ve adalet karşıtlığı
22.11.2018
Kendimizi emanet edemediğimiz hukuk
20.11.2018
Basit bir ziyaret mi misyon-vizyon sorunu mu?
16.11.2018
Avrupa Ordusu, kime yarar?
15.11.2018
Yeni mücadele alanı uzlaştırmaya direnmek
13.11.2018
İktidarın kadınlara uyguladığı psikolojik şiddet
8.11.2018
Ya saymayı bilmiyorsunuz…
6.11.2018
Hanife’nin katilleri saymakla bitmez!
1.11.2018
İstihdam, ekonomik eşitlik, nafaka
30.10.2018
Yasama maratonu ve nafaka karşıtlarının ikna turları
25.10.2018
Ret edilen EYT önergesinin düşündürdükleri
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
17.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
3.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
25.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
15.3.2017
Arkamdaki yadigâr olsun
11.3.2017
Sürdürülebilir politik ortaklık sahici kadınlarla mümkün
8.3.2017
Haydi kadınlar politik ortaklığa!
4.3.2017
OHAL şartlarında Dünya Kadınlar Günü
1.3.2017
Her darbeyle yeniden darp edilmiş vurgun yemiş nesiller ülkesi
26.2.2017
EVET veya HAYIR’ın kısa formülü
23.2.2017
Seçim vetoları gibi
18.2.2017
Evetin soruları hayırın cevapları
12.2.2017
Halkın aklıyla alay etmede devlet aklı
8.2.2017
Bu sefer insanlar ölmedi ama siyasette insanlıktan eser yok
4.2.2017
Pozitif ayrımcılık: Hem zehir hem şifa
1.2.2017
Kadına yönelik şiddetle mücadelede paranın izini sürmek
28.1.2017
Bakanlığın sayısını unuttuğu kadınlar
25.1.2017
Darbecilerin anayasasına makyaj referandumu
22.1.2017
Sahi bu neyin kavgası?
19.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar 5
14.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar 4
12.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar-3
7.1.2017
Şehîdê min ê ezîz! Mekanê te cennet be. Welat minetdarê te ye
4.1.2017
Yıldızları söndürmüş fırtınanın soluğu
31.12.2016
Emek verelim sevgiye barışa
29.12.2016
Kırk yamalı bohçaya astar (2)
24.12.2016
Kırk yamalı bohçaya astar
17.12.2016
Çocuk istismarından evlilik kitabına uzanan geniş bir yelpazede eril distopya
14.12.2016
Şehit değil aşık olmalı gençler
11.12.2016
Bilim din politika fark etmez ataerki her yerde dipdiri
8.12.2016
Kaç yıl geçti siyasi mizahtan uzak
4.12.2016
Yoksullara eğitim yardımı değil yoksulluğu istismar
1.12.2016
Küresel oyunlar değil yerel acılar öncelenmeli
27.11.2016
Son ümit kırıntısı: Bu yasayı onaylamayın Sayın Cumhurbaşkanı
23.11.2016
Adalet Komisyonu'na açık öneri
21.11.2016
TBMM'de gece yarısı tecavüz baskını
16.11.2016
Galeyan demokratik katılım sayılır mı? Kısas hükmü idamı gerektirir mi?
13.11.2016
Hayaline cihan değer: Demokrasi ve barış için güçlü toplumsal talep
9.11.2016
Grup toplantısının düşündürdükleri: HDP yine nöbete
6.11.2016
Yeter artık
2.11.2016
Çocuk istismarı 'kalın fırçalarla' çizilecek konu değil ama...
30.10.2016
Doğan çocuğun adı: Cumhuriyet
27.10.2016
Savaş, yoksulluk, istismar kıskacında çocuklar
23.10.2016
Mum kimin yanan Kerkük
20.10.2016
Siyasetin utanç günlüğüne eklenen yeni sayfa
16.10.2016
İnsanlık onuru = İnsan hakları hukuku
13.10.2016
Sorunun erkek tarafı çözümün de parçası olmalı
9.10.2016
Yine bir cinsel istismar davası
6.10.2016
Ne zafer ne hezimet Lozan sadece bir antlaşma - 2
2.10.2016
Ne zafer ne hezimet Lozan sadece bir antlaşma
26.9.2016
Vesayetin tezgahına düşülüyor
18.9.2016
Kadınlara verilen sözler
16.9.2016
Halime Hala: Türkülerde yaşayan bir memleket hikayesi
15.9.2016
Muhafazakârlık ve dindar muhafazakâr
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive