Berrin Sönmez

gazeteduvar.com.tr



Bookmark and Share

Şehîdê min ê ezîz! Mekanê te cennet be. Welat minetdarê te ye


7.1.2017 - Bu Yazı 240 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Görevi başında ve görevini layıkıyla yaptığı için tehlikeyi erken fark ederek canı pahasına önlemeye çalışmış bir insana duyduğum saygıyı, ona, anadiliyle veda ederek göstermek niyetim.

Ahmet Davutoğlu’nun, Tiwitter hesabından yayınladığı Türkçe ve Kürtçe zarif mesajında “aziz şehidim mekanın cennet olsun vatan sana minnettar” sözleriyle şehit Fethi Sekin’e vedasına yürekten katılıyorum. Katılıyorum ama Davutoğlu’nun mesajındaki Kürtçe cümleleri –çok sevmeme rağmen- başlığa taşırken hayli tereddüt ettim.

Mazlum gönlü yufka olur derler. Öyledir de kendimden biliyorum. Vaktiyle birisi başörtüsü sorunu diye başlayıp yasak karşıtı ve gönül alıcı bir söz söylemeye çalışsa bile tahammül edemez hemen parlardım. Sorun olan yasak, başörtüsü değil, diyerek öfkemi kusar, iyi niyetli insanların sözlerinden bile yaralanır ve onları da yaralardım. Şimdi Kürtlerin de Fethi Sekin’in şehadeti üzerine Kürtçe mesaj verilmesinden ve Kürtçenin, bir şehadetin ardından Türkler tarafından kullanılır oluşundan yaralanması endişesi taşıyorum. Umarım bu başlık Kürtleri incitmez. Ve dilerim yakın bir gelecekte Kürtlerin bütün hakları tanınmış olarak, yukarıda vaktiyle ‘başörtüsü yasakları’ diyebildiğim serinlikte Kürtleri ve Kürtçeyi konuşabiliriz. Bugünün ve geçmişin zulmünü unutmadan yaraları sarmaya çalışacağımız günleri en kısa zamanda görür ve yaşarız umarım. Görevi başında ve görevini layıkıyla yaptığı için tehlikeyi erken fark ederek canı pahasına önlemeye çalışmış bir insana duyduğum saygıyı, ona, anadiliyle veda ederek göstermek niyetim.

Davutoğlu’nun mesajına gelen ırkçı/devletçi/Kürt ve Kürtçe karşıtı cevapların Türkiye toplumunu yansıttığı görüşüne ise hiç katılmıyorum. Bu cevaplar, hak hukuk tanımaz yaygaracı bir grubun, pervasızlığına gösterge olabilir ancak. Hak tanımazlığı böylesine yüksek sesle dile getirecek denli pervasızlaşmalarının sebeplerinden biri maalesef iktidara yaranma gayreti. İktidar çevreleri bilerek veya bilmeyerek ayrımcı ve nefret söylemi hatta suçu sayılacak bakış açısını besliyor. Özellikle Kürt siyasetini kriminalize etmekle besliyor bu nefreti. Ancak AKP tabanı ve seçmeni dahası MHP tabanı ve seçmeni dahil olmak üzere bu ülkede sessiz ve makul çoğunluk hak hukuk tanımaz yaygaracılarla aynı fikirde değil, hiç şüphem yok.

Zulmü bu kadar pervasız teşvik edenlerin böyle güçlü görünmesinin nedenlerinden bir diğeri ise anayasa sorunumuz. Bilmem kaç beden küçük bir deli gömleğine tıkıştırılmış gibiyiz bu anayasayla. Yıllardır özgürlükçü ve sivil bir anayasa özlemiyle yanıp kavruluşumuz boşuna değil. Özgürlükçü demokratik niteliği yüksek bir anayasa, Kürtlerin kendilerini tümüyle eşit vatandaşlar olarak bu devletin ortak sahiplerinden hissetmelerini sağlarken aynı zamanda etnik ayrımcılığı da engelleyecekti. Bazen anayasaya gereğinden fazla önem verip onu adeta bir sihirli değnek gibi gördüğüm hissine de kapılıyorum. Ne çare ki rahmetli Şerafettin Elçi’nin ünlü sözüyle “Kürtleri ikna Türkleri razı” edecek bir sosyal barışın sadece demokratikleşmeyle mümkün olacağı çok açık. Devlet-toplum-birey ilişkisinin, insanı önceleyerek yeniden kurgulanması ve yönetim erkleriyle kamu kurumlarının görev ve yetki sınırları daha net olarak tanımlanmış biçimiyle insan odaklı yönetişim anlayışına geçilmesi için anayasa şart. Kürtlerle barışımızı tesis etmek için anayasa ne kadar gerekliyse terörle mücadelede başarıya ulaşmak için de Kürtlerle barışmak bir ön koşul olarak ortada duruyor. Sadece PKK/TAK terörü için değil bu sözlerim. Kürtlerle barışalım PKK silah bıraksın sığlığından uzak; iç barışını, iç huzurunu sağlamış bir ülke olarak tüm terör ve siyasal baskı odaklarına karşı güçlü bir direnç geliştirmenin yolu barıştan geçiyor.

İnsan odaklı yönetişim ve insanı önceleyen bir anayasa yapılması ihtiyacından bahsederken şüphesiz mevcut “kişiselleştirilmiş anayasa” değişiklik paketinden söz etmiyorum. Çaresiz dönüp dolaşıp tekrar anayasa değişiklik paketi hakkında yazılacak.

Not: Terörü bir kere daha lanetliyor, HDP nin terörle arasındaki mesafeyi belirginleştirmesini ve yargının da hapisteki Kürt siyasetçileri, özellikle yaşı ve hastalığı nedeniyle Ahmet Türk’ü tahliye etmesini umuyorum.

Facebook Yorumları

reklam
23.2.2017
Seçim vetoları gibi
18.2.2017
Evetin soruları hayırın cevapları
12.2.2017
Halkın aklıyla alay etmede devlet aklı
8.2.2017
Bu sefer insanlar ölmedi ama siyasette insanlıktan eser yok
4.2.2017
Pozitif ayrımcılık: Hem zehir hem şifa
1.2.2017
Kadına yönelik şiddetle mücadelede paranın izini sürmek
28.1.2017
Bakanlığın sayısını unuttuğu kadınlar
25.1.2017
Darbecilerin anayasasına makyaj referandumu
22.1.2017
Sahi bu neyin kavgası?
19.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar 5
14.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar 4
12.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar-3
7.1.2017
Şehîdê min ê ezîz! Mekanê te cennet be. Welat minetdarê te ye
4.1.2017
Yıldızları söndürmüş fırtınanın soluğu
31.12.2016
Emek verelim sevgiye barışa
29.12.2016
Kırk yamalı bohçaya astar (2)
24.12.2016
Kırk yamalı bohçaya astar
17.12.2016
Çocuk istismarından evlilik kitabına uzanan geniş bir yelpazede eril distopya
14.12.2016
Şehit değil aşık olmalı gençler
11.12.2016
Bilim din politika fark etmez ataerki her yerde dipdiri
8.12.2016
Kaç yıl geçti siyasi mizahtan uzak
4.12.2016
Yoksullara eğitim yardımı değil yoksulluğu istismar
1.12.2016
Küresel oyunlar değil yerel acılar öncelenmeli
27.11.2016
Son ümit kırıntısı: Bu yasayı onaylamayın Sayın Cumhurbaşkanı
23.11.2016
Adalet Komisyonu'na açık öneri
21.11.2016
TBMM'de gece yarısı tecavüz baskını
16.11.2016
Galeyan demokratik katılım sayılır mı? Kısas hükmü idamı gerektirir mi?
13.11.2016
Hayaline cihan değer: Demokrasi ve barış için güçlü toplumsal talep
9.11.2016
Grup toplantısının düşündürdükleri: HDP yine nöbete
6.11.2016
Yeter artık
2.11.2016
Çocuk istismarı 'kalın fırçalarla' çizilecek konu değil ama...
30.10.2016
Doğan çocuğun adı: Cumhuriyet
27.10.2016
Savaş, yoksulluk, istismar kıskacında çocuklar
23.10.2016
Mum kimin yanan Kerkük
20.10.2016
Siyasetin utanç günlüğüne eklenen yeni sayfa
16.10.2016
İnsanlık onuru = İnsan hakları hukuku
13.10.2016
Sorunun erkek tarafı çözümün de parçası olmalı
9.10.2016
Yine bir cinsel istismar davası
6.10.2016
Ne zafer ne hezimet Lozan sadece bir antlaşma - 2
2.10.2016
Ne zafer ne hezimet Lozan sadece bir antlaşma
26.9.2016
Vesayetin tezgahına düşülüyor
18.9.2016
Kadınlara verilen sözler
16.9.2016
Halime Hala: Türkülerde yaşayan bir memleket hikayesi
15.9.2016
Muhafazakârlık ve dindar muhafazakâr
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.