Berrin Sönmez

gazeteduvar.com.tr



Bookmark and Share

Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?


23.9.2018 - Bu Yazı 40 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Muharrem orucunun matem orucunun ibadetlerinden biri oluşu, toplum tarafından fazla bilinmiyor maalesef. Ramazan orucuna saygı bekleyenler, matem orucuna saygıyı bırakalım bir kenara ne olduğunu dahi bilmiyor.

Birliğe çağıran aşure mesajları, 1379 yıl önceki politikanın değil ama H. 61 yılının Kerbela’sındaki 73 kişinin uzağına savurur bizi. Hicretten sadece 61 yıl sonra peygamber torunu susuzluğa mahkum edilip ardından başı kesilerek şehit edildiğinde de faillerin hedefi birlikti. İktidarın tekliğini ifade ediyordu o zamanki birlik. Tek iktidarı olsun isteniyordu Müslümanların. Peygamberin soyundan gelenlerin değil Muaviye’nin soyundan gelenlerin sürdüreceği bir iktidarın etrafında birliğe çağrılmıştı Müslümanlar. Peygamber torunu Hüseyin ve Muaviye oğlu Yezit, babalarından miras kalan politik çatışmada, bir kişinin yönetimi altında toplaşıp ona biat etmekten ibaret olan iktidar savaşındaydı. Akide yani inanç yoktu bu savaşta. Çünkü bu çatışma sadece ashabın iktidar yarışıydı. Birlikten kasıt inananları kendi yönetimi altıda birleştirmekten ibaretti.

Dini, güç temerküzüne araç kılan “Emevi İslamı”, kendi soyunun ikbali için icat edilmişti Muaviye tarafından ve oğlu Yezit, “Müslümanların birliği için(?)” Hüseyin’in başını kesmişti. Müslümanların birliği için Müslümanların peygamberinin sevgili torunu katledilmeden çok önce, Hz. Muhammed ölür ölmez başlamıştı zaten ayrışmalar. Pek azı inanca dair, çoğu politik ve ekonomik gerekçelerle yaşanan çatışmalardan sadece biri Kerbela vakası. Sadece biri ama en vahşi en yakıcı olanlardan birisi Kerbela ve Hüseyin’in şehadeti. Birlik için yapılan savaşın sonu ise İslam toplumunun ilk temel yarılmasını belirginleştirerek keskin ve kalıcı iki ayrı İslam yorumu oluşmasına da yol açmıştı.

İslam’dan, Kerbela’dan çok önceki kadim kültürlerden miras kalan aşure geleneğiyle özdeşleşerek anılır oldu zamanla Hz. Hüseyin’in şehadeti. Günümüz İslam dünyasının birbirinden farklılaşan anma biçimleri de bugünün politik çatışmalarına gerekçe olarak çıkıyor karşımıza. Şia ve Aleviler için inanç esaslarından biri kabul edilen Muharrem ayı ve özellikle 10 Muharrem, Sünnilerin çoğu için sadece bir kültürel ögeye dönüşmüş halde. Dindar olsun olmasın ülkemiz genelinde yaşanan bir aşure gerçeği var. Birçoğunun Kerbela’yı anmadan, Hüseyin’in yasını tutmadan adeta şenlikli bir havada tebrikleşerek aşure gününü idrak edişi de laik devletin kültürel ortamı şekillendirdiği, seçilmiş bir politik tavrın sonucu kuşkusuz.

Katı Sünniler ise tekfirci yaklaşımlarıyla bugünü Yezit’i din dışına atma çabasıyla geçiriyor. Bedir Savaşı’nda Mekkeli müşrikler arasında öldürülen dedesinin intikamını aldığı yolundaki uydurma rivayetleri yaymakla meşguller. Kimi Sünnilerse, Hz. Hüseyin’in İslam akidesi için savaştığı ama Yezit’in politik ve ekonomik çıkar için onu öldürdüğü kanaatinde. Taraflardan birini rahmanî diğerini şeytanî gören bu anlayış da din eksenine oturtulmuş politik çatışma gerçeğini yadsıdığından ayrıca sorunlu. Sanki birisi peygamber torunu diğeri Muaviye oğlu olmadığında iktidar arayışına din maskesi geçirilmesi mümkün olmayacakmış gibi bakıyorlar olaya. Oysa adları farklı olsa da Hüseyin ve Yezit arasındaki din eksenine oturtulmuş iktidar çatışması her daim var. Günümüzde de Orta Çağ’ın hakimiyet temellerinden sayılan dini, oy devşirme aracına dönüştüren muktedirlerin varlığı aşikar. Kendisine oy vermeyeni hain ilan eden politik yaklaşım “Emevi İslamının” hiç uzağında değil.

Ve Kerbela, ve Hüseyin’in şehadeti sadece o güne özgü ve Muaviye ile Yezit’in kişisel kusuru olarak görülürse din-devlet, din-iktidar bağlamındaki sorunları anlamak mümkün olmaz. Olmuyor işte ki aşure gününde birlik çağrısı yapılabiliyor. Siyasi birlik değil beraber yaşama sanatının gelişmesi, eşit yurttaşlar olarak hakların korunması ve yaşanabilir kılınması gerekir, Emevi İslamından ve Yezit’ten uzaklaşmak için. Güç temerküzü için birlik olmaya değil toplumsal barışı sağlamak için farklı inanç kesimlerini barışa çağırmak gerekir. Tekçiliğe bel bağlayıp, çokluktan korkmak yerine kesrette vahdeti arama çabası gerekir. Hüseyin’i saygıyla ve layıkıyla anmak, Yezit’ten alabildiğine uzaklaşmak için günümüzde, bu ülkede Alevi sorunlarının çözümü gerekir.

Aşure gününün anlamı boşaltılmış bir kültürel ögeye dönüşmesine Aleviler ve Şiîler çok tepkili. Asıl tepki onlardan demek daha doğru belki. Seçilmiş bir politik tavır olarak aşure geleneği, kimlik siyasal varoluşun önemli bir parçası onlar için. Tıpkı cemevi ve Alevi dedelerinin devlet nezdinde tanınması gibi. Fakat aşure gününe yüklenen anlamdan çok daha önemlisi Alevi, Şiî inancının, ibadetinin bir parçası oluşu. Muharrem orucunun, matem orucunun ibadetlerinden biri oluşu, toplum tarafından görmezden geliniyor maalesef. Ramazan orucuna saygı bekleyenler, matem orucuna saygıyı bırakalım bir kenara ne olduğunu dahi bilmiyor. Hatta inatla öğrenmekten kaçınıldığı da söylenebilir. Ancak toplumun saygısı bir yana idarenin tutumu bir yana. İnanç ve ibadet haklarından birisi olarak matem orucu tutma hakkına uygun düzenleme yapılması idarenin görevi. İnanç ve ibadet hürriyetine tasallut edildiği gerekçesiyle iktidara yürüyen yönetiminde her inancın ibadet hakkının özgür kılınması gerekir, beklenir. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “ibadetlerin kabulü niyazıyla” aşure mesajı yayınladığı bugünde cezaevlerinde Alevi tutuklu ve hükümlülerin matem orucu ibadetine uyumlu düzenleme yapılmadığı da ortada..

HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Adalet Bakanı’na verdiği yazılı soru önergesiyle matem orucu hakkını gündeme taşıdı. Silivri Cezaevin’de bir yıldır iddianame düzenlenmeksizin tutuklu bulunan TV10 çalışanlarının matem orucu tutmasını görmezden gelen yönetim anlayışını soruyor. Daha önce de inançları gereği Alevi dedesiyle görüşme talepleri reddedilmiş olan tutukluların matem orucuna riayet edilmediği iddialarına yanıt bekliyor. Matem orucu tutan tutuklulara yemekte et verilmesi, oruç açma saatlerine uyulmaması ciddi bir yönetim sorunu. Cezaevlerinde Alevi dedelerine dini telkin izni verilmeyişi, cemevlerine hukuki statü kazandırılmayışı ve matem orucu kurallarına aykırı yemek düzenlenmesi, bugünün yöneticilerini Hüseyin’e değil Yezit’e yaklaştırır.

Facebook Yorumları

reklam
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
17.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
3.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
25.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
15.3.2017
Arkamdaki yadigâr olsun
11.3.2017
Sürdürülebilir politik ortaklık sahici kadınlarla mümkün
8.3.2017
Haydi kadınlar politik ortaklığa!
4.3.2017
OHAL şartlarında Dünya Kadınlar Günü
1.3.2017
Her darbeyle yeniden darp edilmiş vurgun yemiş nesiller ülkesi
26.2.2017
EVET veya HAYIR’ın kısa formülü
23.2.2017
Seçim vetoları gibi
18.2.2017
Evetin soruları hayırın cevapları
12.2.2017
Halkın aklıyla alay etmede devlet aklı
8.2.2017
Bu sefer insanlar ölmedi ama siyasette insanlıktan eser yok
4.2.2017
Pozitif ayrımcılık: Hem zehir hem şifa
1.2.2017
Kadına yönelik şiddetle mücadelede paranın izini sürmek
28.1.2017
Bakanlığın sayısını unuttuğu kadınlar
25.1.2017
Darbecilerin anayasasına makyaj referandumu
22.1.2017
Sahi bu neyin kavgası?
19.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar 5
14.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar 4
12.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar-3
7.1.2017
Şehîdê min ê ezîz! Mekanê te cennet be. Welat minetdarê te ye
4.1.2017
Yıldızları söndürmüş fırtınanın soluğu
31.12.2016
Emek verelim sevgiye barışa
29.12.2016
Kırk yamalı bohçaya astar (2)
24.12.2016
Kırk yamalı bohçaya astar
17.12.2016
Çocuk istismarından evlilik kitabına uzanan geniş bir yelpazede eril distopya
14.12.2016
Şehit değil aşık olmalı gençler
11.12.2016
Bilim din politika fark etmez ataerki her yerde dipdiri
8.12.2016
Kaç yıl geçti siyasi mizahtan uzak
4.12.2016
Yoksullara eğitim yardımı değil yoksulluğu istismar
1.12.2016
Küresel oyunlar değil yerel acılar öncelenmeli
27.11.2016
Son ümit kırıntısı: Bu yasayı onaylamayın Sayın Cumhurbaşkanı
23.11.2016
Adalet Komisyonu'na açık öneri
21.11.2016
TBMM'de gece yarısı tecavüz baskını
16.11.2016
Galeyan demokratik katılım sayılır mı? Kısas hükmü idamı gerektirir mi?
13.11.2016
Hayaline cihan değer: Demokrasi ve barış için güçlü toplumsal talep
9.11.2016
Grup toplantısının düşündürdükleri: HDP yine nöbete
6.11.2016
Yeter artık
2.11.2016
Çocuk istismarı 'kalın fırçalarla' çizilecek konu değil ama...
30.10.2016
Doğan çocuğun adı: Cumhuriyet
27.10.2016
Savaş, yoksulluk, istismar kıskacında çocuklar
23.10.2016
Mum kimin yanan Kerkük
20.10.2016
Siyasetin utanç günlüğüne eklenen yeni sayfa
16.10.2016
İnsanlık onuru = İnsan hakları hukuku
13.10.2016
Sorunun erkek tarafı çözümün de parçası olmalı
9.10.2016
Yine bir cinsel istismar davası
6.10.2016
Ne zafer ne hezimet Lozan sadece bir antlaşma - 2
2.10.2016
Ne zafer ne hezimet Lozan sadece bir antlaşma
26.9.2016
Vesayetin tezgahına düşülüyor
18.9.2016
Kadınlara verilen sözler
16.9.2016
Halime Hala: Türkülerde yaşayan bir memleket hikayesi
15.9.2016
Muhafazakârlık ve dindar muhafazakâr
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları