Berin UYAR



Bookmark and Share

28, 29 Kanunsaniyi unutma! Meryem Suphi'yi de!


29.01.2020 - Bu Yazı 1614 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 28 ocağı 29 ocağa bağlayan saatlerde, bundan tam 99 yıl önce Karadeniz’in karanlık sularında 15 insan, Türkiye Komünist Partili 15 komünist, Mustafa Suphi ve yoldaşları Karadeniz’in karanlık sularında, gözü dönmüş gericiliğin kurbanı oluyor, hunharca katlediliyor ve Türkiye Cumhuriyeti tarihine, ilk siyasi cinayet ve ilk “faili meçhuller” olarak geçiyorlardı.

Nazım Hikmet, 1923 yılında Moskova’da yazdığı şiirin son bölümünde şöyle anlatıyor o katliam dakikalarını:
...............
– gördün mü ikinci motörü?
– içinde kim var?
– arkalarından gidiyorlar.
– ikinci motör birinciye yetişti
– bordoları bitişti
– motörler sarsılıyor
– dalgalar sallıyor sallıyor dalgalar.
– hayır
iki motörde iki sınıf çarpışıyor
– biz onlar!
– biz silahsız onlar kamalı
– tırnaklanmız
– kavga son nefese kadar
– kavga
– dişlerimiz ellerini kemiriyor
kamanın ucu giriyor
– girdi…
– yoldaşlar, ey!
artık lüzum yok fazla söze:
bakın göz göze
– karadeniz
on beş kere açtı göğsünü,
on beş kere örtüldü.
onbeşlerin hepsi
bir komünist gibi öldü.“

Ben de bugün, o güne dair bir hikaye anlatmak istiyorum. Ama Mustafa Suphi ve yoldaşlarının yanısıra, aynı takanın içinde bulunan bir kadının, o takadaki onaltıncı insanın, Mustafa Suphi’nin eşi Maria’nın hüzünlü, çaresiz ve korkunç hikayesini.
..................
Mustafa Suphi bir iş için Kırım’ın Kerç limanında bir evde misafir kaldığı sırada tanışıyor Maria ile. Öğrenciliği sırasında Komünist Parti’nin gençlik kolu Komsomol’da çalışmış olan Maria 25 yaşındadır ve Parti üyeliğine adaydır. Yüksek iktisat okumuş, tahsilli, sarışın güzel bir Rus kızıdır. Bazı kaynaklarda Yahudi asıllı olduğu yazılan Maria’nın da rızasıyla, ailesiyle konuşulur, önce anne sonra baba ikna edilir ve Bakü’deki Doğu Halkları Konferansı sürerken gençlerin nikahı kılınır.
Hemen ardından,10 Eylül 1920’de toplanan ve TKP’nin kuruluş tarihi olarak kabul edilen 1. Kongrede Maria, MK’ya teknik hizmet vermek üzere atanan grubun yöneticisi olarak görevlendirilir. Parti içinde Meryem olarak adlandırılan Maria daha sonra, Anadolu’ya gitmesi kararlaştırılan heyete de daktilograf olarak katılır. Hem parti içindeki görevi hem de Mustafa Suphi ile evliliği çok kısa süren Maria ile ilgili yeterince bilgiye rastlanmıyor belgelerde. Ancak TKP arşivlerinde, Mustafa Suphi’nin Erzurumda’yken Bakülü yoldaşlarına yazdığı bir mesajı var.
Mustafa Suphi ve Ethem Nejat imzalı mesajda, M. Suphi, karısı Meryem’in maaşından 10 lira kesilmesi, bu paranın ve yoldaşlarına gönderdiği iki paketten birinin kayınvalidesine verilmesi ricası yer alıyor. Meryem hakkında bildiklerimiz bu kadar.
Maryem’in, ayrıntılarını belki de hiç öğrenemeyeceğimiz son günleri ile ilgili bilinenler ise, Türkiye’de kadın olmanın hele de komünist bir kadın olmanın ne kadar zor olduğunun en acımasız delili.
Mustafa Suphi ve aralarında Meryem’in de olduğu beş kişilik TKP komitesi, kongrede alına karar gereği, Mustafa Kemal ve arkadaşlarıyla ittifak yapmak üzere Bakü üzerinden Kars’a gelirler. Yanlarında Sovyet diplomatları da vardır. Burada törenle karşılanır, Kazım Karabekir ve Ankara hükümetinin Moskova elçisi tayin ettiği Ali Fuat (Cebesoy) ile görüşürler.
Kars’ta ekibe başkaları da katılır ve heyet buradan yola çıkarak 22 Ocak’ta Erzurum’a varır. Ancak burada daha önceden örgütlendiği hiç şüphe götürmeyen ve Muhafaza-i Mukaddesat Cemiyeti’nin başı çektiği karşı eylemlerle karşılaşırlar. Bu dernek bir kaç gün önce yayınladığı bildiride, “Rusya’dan gelmiş, anası babası belirsiz, mazileri karanlık, cani iblislerin, Allah, Peygamber, Halife ve şeriat yok dediği, kadınlardan başlayarak na-mahremliği ortadan kaldıracağı, kadınların kamuya açık yerlere erkeklerle karışık girip çıkması, erkeklerle çalışması ve erkeklere hizmet etmesinin mecbur kılınacağı, üç yaşından büyük çocukların umumi depolarda toplanacağı, cinayet ve diğer suçlara ait kanunları kaldıracağı, çalışmayanın ekmek yiyemeyeceği, Başkırdistan, Taşkent ve Buhara’daki milyonlarca Müslümanın bütün servetlerinin, ırz ve namuslarının ellerinden alınacağı” yazıyordu. Bu iddialarla galeyana gelmiş göstericileri yönlendirenler arasında polis teşkilatından kişiler de vardı. Heyet Erzurum’a sokulmadı ve dekovil hattıyla Karabıyık’a (Aşkale yakınlarında köy) yollandı… (Ayşe Hür’den alıntı)
(bu süreç içinde resmi makamların Ankara ile yaptıkları yazışmaları, Meclis konuşmalarını okumak ve korkunç sonun nasıl adım adım kurgulandığını bilmek isteyenler için yazının sonunda bir kaynakça var)

Burada da kalmalarına olanak tanımayan TKP kafilesi kızaklarla aç bilaç yola çıkarak, 27 Ocak’ta Maçka’ya vararak bir otelde konaklarlar. Gruptan bazı kişiler çeşitli nedenlerle gruptan ayrılırlar. Sonuçta 28 Ocak akşamüstü Trabzon’a varan 16 kişilik TKP kafilesinin yolu burada Yahya Kahya ve gözü dönmüş bir grup tarafından kesilir ve heyet hakaret, tükürük, küfür ve tekmeler altında bir motora doğru yönlendirilir.
Takada Mustafa Suphi, Meryem Suphi, Ethem Nejat, Mehmet Ali, Bahaeddin, Dr. İsmail Hakkı, İsmail Hakkı (topçu), Kazım Ali, Emin Şefik, Maksut, Cemil Nazmi, Hayreddin, Halitoğlu Mehmet, Kazım Hulusi, Mustafaoglu Mehmet, Çitoğlu Nazmi İsmail bulunmaktadır.
Taka yola çıktıktan hemen sonra içinde Yahya Kahya’nın silahlı adamlarıyla dolu olarak yola çıkan ikinci bir motor, sabaha karşı geri döner. Kimsenin iskeleye yanaşmasına ve soru sormasına izin verilmemektedir ancak tayfalardan birisi bir kaç gün sonra Mustafa Suphi ve arkadaşlarının el ve ayaklarının bağlanarak denize atıldıklarını söyler.

Ancak öldürülmeden sahile getirilen bir kişi vardır. Mustafa Suphi’nin eşi Meryem Suphi.
Kimi kaynaklar, Meryem’in baştan itibaren motora bindirilmediğini bazı kaynaklar ise Suphi ve yoldaşları öldürüldükten sonra motordan geri getirildiğini iddia etmektedirler. Ancak tüm kaynakların üzerinde anlaştığı nokta bu talihsiz kadının Yahya Kahya’nın evine götürüldüğü ve Meryem‘in, tutulduğu yeri Rus konsolosluğuna bildirmek istediği, ancak notu taşıyan adamın Yahya Kahya’nın adamı çıkması bu girişimi sonuçsuz bıraktığı. Meryem Suphi, ceza olarak Trabzon’un zengin ailelerinden biri olan Nemlizade Ragıp Bey’in evine verilir. Seks kölesi olarak kullanılan Meryem, daha sonra Yahya Kahya tarafından Rizelilere verilir ve bir oturak aleminde hunharca öldürülür.

Hamit Erdem’in, „Mustafa Suphi “Bir Yaşam, Bir Ölüm” adlı kitabında, genç bir komünist olan ve olaya uzaktan tanık olan Abdülkadir’in,“Kadının hangi evde olduğunu haber almak üzere uğraştım. Fakat hiçbir taraftan malumat alamadım. Önce Kâhya’nın (Suphilerin katlinde birinci derecede görev alan Trabzon Müdafaa-i Milliye reisinin sağ kolu kayıkçılar kahyası Yahya) evinde olduğunu, sonra Nemlizade Ragıp Bey’in evinde olduğunu söylediler. Bazı üç dört defa olmak üzere evlerinin kapılarından geçiyordum. İhtimal rast getirim veya pencereden bakarken görüp nerede olduğunu haber alırım diye uğraştım. Fakat hiçbir taraftan haber almadım. Bilahare epey zaman geçtikten sonra kadının Kâhya tarafından Rizelilere hediye edildiğini ve orada bir zevk toplantısı sırasında öldürdüklerini haber aldım.”dediği tanıklığına da yer veriliyor.

Mustafa Suphi ve yoldaşlarının hunharca katledildiği olayla ilgili bir okuma yaparken aklıma, son yıllarda ülkemizin dört bir yanında erkekler tarafından öldürülen kadınlar vardı. Gerçekten de Maria’ya reva görülen son, basit bir cinayet değildir. Maria, hem komünist hem de kadın olduğu için bu korkunç sonu yaşamak zorunda kalmıştır. Hem siyasi hem de cinsiyetçi bir cinayet. Eğer sadece siyasi nedenlerle öldürülseydi zaten yoldaşlarıyla birlikte Karadeniz’in kara derin sularında olacaktı. Yahya Kahya’nın, devlet destekli sistematik işkencesine maruz kalan, Mustafa Suphi ve yoldaşları bir kere ölürken defalarca ölen bu kadını özellikle anmak istedim bugün.

Aramızda Yahya Kahyaların yaşadığını, bir kısmının toplumu yönlendirme gücüne sahip olduğunu hiç unutmadan, beyinleri iki bacaklarının arasına hapsolmuş bazı devlet yetkililerinin, dini otoritenin açık açık desteklediği kafayı; failleri hafifletici nedenlerle cazadan kurtaran yargıyı ve o günden bu yana aralıksız uygulanan kadın cinayetlerini bir kez daha lanetlemek istiyorum. (Berin Uyar. 28-29 Kanunsani)

Yararlanılabilecek kaynakça: Erdem, Halit; Mustafa Suphi/ Bir Yaşam Bir Ölüm, Sel yayıncılık, 2010.
Kabacalı, Alpay; Türkiye’de Siyasal Cinayetler, Gürer Yayınları, 2007.
Ayşe Hür, 28-29 Kanunsaniyi unutma, (Makale)

Not: Meryem /Maria Suphi'nin bir fotoğrafını aradım bulamadım. İnternette Maria diye dolaşan fotoğraf o değil.
Ama hayalimde paylaştığım resimdeki gibi düşündüm Maria'yı. Nuri İyem’im bir tablosundan alıntıdır.

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

Facebook Yorumları

reklam
29.01.2020
28, 29 Kanunsaniyi unutma! Meryem Suphi'yi de!
6.11.2019
Dün İstanbul’da dört kardeş intihar etmiş
4.11.2019
"RUHUN KIŞI“NA KARŞI ÖNLEM
26.10.2019
Şili halkının direnişinin benim kuşağımda bıraktığı derin izler vardır
10.1.2017
8 Ocak günü aramızdan sessiz ve sitemsiz ayrılan kardeşim Zerrin Tümay için
4.11.2016
AYDIN ABİMİ YAZMAK İSTİYORUM, DURMADAN HEM DE... (2)
2.11.2016
Aydın abimi yazmak istiyorum, durmadan hem de...
18.9.2016
Bir TARIK AKAN anısı...
7.5.2016
DİNMEYEN BİR YÜREK SIZISI
14.2.2016
DUVARA TEBEŞİRLE YAZILAN
15.1.2016
DİK DURMAK KOLAY DEĞİL
25.12.2015
Bugün 24 Aralık
20.11.2015
Doğan Abi ve eşi Nesrin Görsev için yazdım
5.8.2015
Bir Yıldız daha kaydı
31.7.2015
BİR YAPRAK DAHA DÜŞTÜ
22.6.2015
Bir inat abidesi: Babam
8.6.2015
Sevincimi paylaşmak istiyorum
29.03.2015
ÇIRILÇIPLAK!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive