Berat ÖZİPEK



Bookmark and Share

Yeni anayasayı kimler yapacak?


22.4.2015 - Bu Yazı 2034 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 12 Eylül Anayasasından şikayet etmeyen yoktu. Her parti yeni anayasa vadediyordu.

Ama bir türlü olmuyordu.

Herkes istiyor görünmesine rağmen olmuyorsa, belli ki birileri onu içten içe seviyordu.

“Berber saçım ak mı kara mı, önüne dökülürse görürsün” diye bir söz vardı. Ne zaman ki vesayet rejimi geriletildi, demokratik ve sivil bir anayasa için engel kalktı, onu içten içe sevenlerle sevmeyenler belli oldu.

İlk defa beraberce bir sivil anayasa yapımı söz konusu olduğunda Meclis’te dört siyasi parti bir araya gelip kendi anayasa önerilerini ortaya koyduklarında, ak ile kara herkesin önüne döküldü.

Anlaşıldı ki aslında dört partiden sadece ikisi yeni anayasa istiyor, ikisi istemiyordu.

Ak Parti ve BDP’nin anayasa önerileri, felsefesi ve ilkeleriyle gerçekten 12 Eylül Anayasasından anlamlı bir kopuşu ifade ederken, CHP ve MHP’nin anayasa önerileri şikayet ediyor göründükleri mevcut anayasayı özüyle, ruhuyla, resmi ideolojisi ve temel ilkeleriyle muhafaza ediyor, onu yeni bir dille tekrarlıyorlardı.

Bugün hepsinin anayasa önerisi, TBMM’nin internet sitesinde duruyor. Her şey o kadar net ki,  bunun böyle olduğunu görmek için anayasa hukukundan anlamak bile gerekmiyor.

Hangi parti nasıl bir anayasa istiyor?

Liberal anayasacılık hareketinin temel bir hedefi vardır: Devleti birey haklarıyla sınırlandırmak.

Bu da insan onuruna dayanan, devletin ideolojik tarafsızlığını öngören ve insan haklarını evrensel anlamıyla garanti altına alan bir anayasa demektir. Hükümet biçiminin ne olduğu, parlamenter, başkanlık veya yarı başkanlık önemli değildir. Anayasal monarşi veya cumhuriyet de. Esas olan, hangi hükümet biçiminin tercih edildiği değil, birey devlet ilişkilerinin nasıl düzenlendiğidir.

Bu çerçevede Türkiye’de yeni yapılacak sivil bir anayasanın Kürt sorununu çözmek için yeniden eşit vatandaşlığı ve anadilde eğitimi; din ve vicdan özgürlüğü sorununu çözmek için de evrensel anlam ve içeriğiyle bu hakkı garanti altına alması gerekir.

Şimdi bunlara sırasıyla bakalım:

1. Devletin ideolojik tarafsızlığı

Hangi partiler tarafsız devlet ilkesinden yana, hangileri Kemalist resmi ideolojinin devamından? Bunu anlamak için en önce “Cumhuriyetin nitelikleri” ve “başlangıç hükümleri”ne bakmak gerekir.

Ak Parti ile BDP’nin, CHP ile MHP’nin önerileri mot a mot aynı. İkisi de resmi ideoloji öngörmemiş. BDP yetinmeyip devletin ideolojik tarafsızlığını ve ademimerkeziyet ilkesini ayrıca vurgulamış.

Bana kalsa Ak Parti ve BDP’nin uzlaştığından da kısa yazardım. Ama bu şekliyle bile diğer ikisininkiyle kıyas kabul etmeyecek kadar tercihe şayan.

CHP ve MHP ise hem Atatürk milliyetçiliğine bağlılığa ve yine resmi ideoloji yüklü başlangıç hükümlerine atıf yapmışlar, hem de “milli dayanışma ve adalet anlayışı”na. Bunu yaparken insan haklarına saygılı olmaktan da söz etmişler. Kısacası 12 Eylül Anayasasının resmi ideolojisini ve aynı anda insan haklarına atıfta bulunmasına ilişkin çelişkisini tekrarlamışlar.

Ak Parti’nin başlangıç metni kısa, özlü ve çok da güzel(miş); ta ki “Türk milleti”ni ekleyene kadar. (Bildiğim kadarıyla ilk haliyle “biz”i tanımlamak için böyle bir kavram yoktu; ama Hasan Celal Güzel ve çevresindekilerin başını çektiği “Türklük elden gitti” diyenlerin şiddetli tepkileriyle sonradan eklendi.) Bu ifade Ak Parti’nin etnik kimlik içermeyen ve vatandaşlığı da böyle tanımlamayan diğer maddelere ilişkin önerileriyle çelişiyor. Dolayısıyla yeni anayasa yapım sürecinde bu ifade kaldırılmalı.

CHP’nin metni en ideolojik olan. Yine Mustafa Kemal’e ve onun “çağdaş uygarlık hedefi”ne atıf var ve Çatalhöyük’ten Sakarya’ya bir tarih kurgusu ile “Türk ulusu”ndan söz ediyor. MHP’ninki de Mustafa Kemal’den söz ediyor ama CHP’ninkine kıyasla daha az ideolojik görünüyor.

BDP’ninki uzun ve keşke etnik kimlikler sayılmasaydı. İkinci paragraf “ebedi barış”a atıf yapması bakımından anlamlı ama onun son paragrafı, başlangıç metni olarak yeterli ve güzel.  

Bu da neyin nesi diye düşünebilirsiniz, neden iki partinin öyle diğer ikisinin böyle baktığını sorabilirsiniz.

Cevabı basit. Anayasa yazımında önemli bir tartışmadır bu. Başlangıç kısmının anayasanın metninden olduğunu kabul etmek, aynı zamanda oradaki ön kabullerin veya ideolojinin de anayasanın maddeleri gibi kural koyucu ve geçerli olduğunu kabul etmeye götürür bizi. Anayasada tanınan hakların evrensel anlam ve içeriğiyle değil, başlangıçta belirtilen ideolojik perspektif ve referanslar çerçevesinde anlaşılması gerektiğini kabul ettirmek isteyenlerin tercihidir bu. CHP ve MHP’nin bu bağlamda başlangıç kısmının metinden sayılmasını istemeleri anlaşılır bir durum olup, kendi içinde tutarlıdır. Yarın öbür gün olur da son metinde ideolojik bir şeyler sokuşturulursa kaygısıyla Ak Parti ve BDP’nin bu kısmın metinden sayılmasına itiraz etmesi de öyle.

2. Anadilde eğitim

Kürt Sorununun çözümü bakımından en fazla ön plana çıkan ve eşitlik hakkı bakımından da önemli olan taleplerden biri de anadilde eğitimin hak olarak kabul edilmesidir. Ak Parti mevcut anayasadaki eğitimde Türkçeden başka hiçbir dilin vatandaşların anadili olarak kullanılamayacağına ilişkin maddeyi kaldırarak ve uzlaşma maddesiyle yetinerek, yasağın anayasal zeminini ortadan kaldırmayı tercih ederken, BDP işi sağlama bağlamak veya önceliklerini anayasal düzeyde daha görünür kılmak için bunun hak olduğunu ayrıca belirtmeyi tercih etmiş. Sonuçta her ikisininki de anadilde eğitime elverişli bir formülasyonu ifade ediyor.

CHP ve MHP ise bu konuda 12 Eylül anayasasının anadilde eğitim yasağını tekrarlıyor.

3. Din ve vicdan özgürlüğü

Bu maddede ilk göze çarpan, CHP’nin din ve vicdan özgürlüğünü genel olarak insan haklarına aykırı Türkiye laikliğine ve özelde 12 Eylül Anayasasına uygun biçimde anlamaya devam ettiği. Din ve vicdan özgürlüğü eğitim hakkını da kapsadığı halde CHP “eğitim”in ilgili maddeden çıkarılmasını önermiş. MHP de eğitimin yer almaması gerektiğini düşünüyor ama bunu “öğretim”in “eğitim”i de kapsadığı iddiasıyla izah ediyor. CHP de MHP de din dersinin devlet denetiminde olmasını istemekte.

Ak Parti’nin MHP ile birlikte zorunlu din dersini savunması ise onun tamamen özgürlükçü biçimde formüle ettiği bu ilkedeki tek ama önemli bir yanlışı ifade ediyor.

Bu maddede en geri ve yasakçı durumdaki parti, 8. Başlıkta din ve vicdan özgürlüğünü 12 Eylül Anayasasının -24. Maddesindeki sübjektif bir dizi gerekçeyle budayan- maddesini tekrarlayan CHP. Anlaşılıyor ki, ihlal üreten laiklik formülünü aynen tekrarlıyor.

Bir olumsuzluğu telafi etmeye çalışırken başka bir dizi sorun ortaya çıkaran pozitif ayrımcılık önerisi dışında bu maddede en özgürlükçü perspektif ise BDP’ninki.

4. Eşit vatandaşlık

Ak Parti ve BDP’nin vatandaşlık kavrayışı, onu etnik isimlerden arındırmış ve herkesin kendisini içinde bulabileceği biçimde formüle edilmiş. Vatandaşlığı Türklükle ilişkilendirmemeleri, Kürt Sorununun çözümünün anayasal zeminini teşkil edecek adil ve eşit vatandaşlık anlayışını yansıtmakta. İkisinde de maddenin üst başlığı “vatandaşlık” şeklinde, değer yargısı ve etnik kimlik içermeyen biçimde.

CHP ve MHP ise “Türk vatandaşlığı”nı tercih etmiş. Bu ise Kürt sorununun çözümünü mümkün kılmayacak eski anayasa maddesinin tekrarını ifade ediyor.

Dört parti iki anayasa

Dört partinin mutabakatıyla anayasa yapmasının mümkün olmadığını ve bu Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun kurulmasının boşuna olduğunu söyleyenler yanılıyordu.

Çünkü bu komisyonda en azından kimin nasıl bir anayasa istediği netleşti. Görünen o ki, aslında dört değil iki anayasa çıktı: Biri Ak Parti ile BDP’ninki, diğeri CHP ile MHP’ninki.

Elbette iki anayasa önerisinin hala özgürlükçü perspektiften yeniden ayıklanma ihtiyacı var. Ak Parti’nin yukarıda bahsettiğim maddelerinin yanında, BDP’nin de değiştirmesi gereken “merkezi planlama örgütü” gibi arkaik devletçi önerileri var.

İnsan onurunu merkeze alan, en temel ilkeleri bakımından liberal anayasacılığın telosuna uygun demokratik ve sivil bir anayasa buradan çıkarılıp halkoyuna götürülebilir.

Ak Partililer ve HDP’liler bunun ne kadar farkında veya bunun gereğini birlikte yaparlar mı bilmem ama sadece ikisinin metni uzlaştırılabilir görünüyor.

Ama metinlerin telif edilebilir, uzlaştırılabilir olması yeterli değil. 

İki partinin iç dinamikleri, bütün umutlarını ikisinin kavgasına bağlayan çevrelerin telkinleri buna izin verir mi bilmiyorum.

Ama sahiden yeni anayasa istiyorsak en makul yol bu görünüyor.

Facebook Yorumları

reklam
20.10.2017
TEOG sonrası adil bir sınav sistemi nasıl olmalı?
24.9.2017
Kürdistan referandumu ve siyasi basiret
20.9.2017
TEOG olmadığında…
1.9.2017
Hükümet bilgilendirme sorumluluğunun farkında mı?
23.7.2017
Travmaya teslim olmamak
21.6.2017
Referandum kararının siyasi ve stratejik boyutu
20.6.2017
Geçmişin hayaletlerinden kurtulmanın zamanı
17.6.2017
Kırmızı bir çizginin kerametini sorgulamak
20.5.2017
Sığınmacıyı caninin önüne atmak
18.5.2017
Asker Suriye’de Suriyeliler için savaşmıyor
18.5.2017
Neden vatanlarında kalıp da savaşmamışlarmış!
17.5.2017
Sınırlar ve sığınmacılar
2.3.2017
Söz rahatsızlıktan açılmışken
1.3.2017
Kurumsal alınganlık ve demokratik reform ihtiyacı
27.2.2017
Bu işin adaletle halledilmesi lazım
10.2.2017
OHAL böyle yürütülmemeli
12.1.2017
“Kanımız kuruyuncaya kadar”
3.1.2017
Mezhepçilik yapmayan kazanacak
1.1.2017
İran’ın elindeki yasak meyve
30.12.2016
Türkiye’ye, İran’a ve yaşadığımız günlere dair
1.10.2016
Gelecek ay darbe olur mu?
20.8.2016
Güven
11.8.2016
Tarih akarken kıyıdan bakmak
7.8.2016
Bu devrimi beraber kutlayalım
31.7.2016
Darbe girişimi laik otoriteryenizmi haklı çıkarmıyor
29.7.2016
Kendimizi güvende hissedebilir miyiz?
27.7.2016
Bir dervişin hikayesi
24.7.2016
Tehlike geçti diyebilir miyiz?
21.7.2016
Bu zafer bütün halkın
28.6.2016
Yanı başımızdaki üniversite öğrencileriyle buluşmayı bekliyor
21.6.2016
“Eden bulmaz, diyen bulur”
16.6.2016
Soykırım kararı tartışmaları: Neresini düzeltmeli?
22.5.2016
'Ne olmuşsa ölenler görmüş'
12.5.2016
O kız çocuğu kapınızda
10.5.2016
Erdoğan’ı kimden koruyorlar?
11.5.2016
Chris’in siyaset yapma hakkı
8.5.2016
Sokağın kalbi kırık
3.5.2016
Sevan Nişanyan adalet bekliyor
29.4.2016
Anayasada laiklik tartışmasına dair
26.4.2016
Başkanlık sistemini konuşmak
22.4.2016
Sığınmacı dostlarıma
18.4.2016
MHP’ye kayyumun düşündürdükleri
15.4.2016
Panodaki veda mesajı
16.4.2016
İş işten geçti
13.4.2016
Çözüm süreci olmasaydı
7.4.2016
Sığınmacı çocuğu bu zihniyetten korumalı
5.4.2016
Obama’nın sözlerini nasıl okumalı?
1.4.2016
Gündemi demokrasi belirlemeli
29.3.2016
Kiminle müzakere edecekler?
25.3.2016
Belki de günahı doğrularıdır
21.3.2016
Bombayı etkisiz hale getirmek
18.3.2016
Terörist ahlaksıza güveniyor
15.3.2016
Değer miydi?
11.3.2016
Bu bahar ne olacak?
8.3.2016
Anayasa Mahkemesi: Üç soru
29.2.2016
28 Şubat: Pişmanlık bile duyamamak
26.2.2016
Yeni bir ‘ters dalga’ mı?
23.2.2016
Bu davalar divana kalmamalı
19.2.2016
İstikrarsızlığın sürekliliği ABD’nin tercihi
16.2.2016
Namerde muhtaç etmemek için
12.2.2016
Kazım Berzeg'i tanır mısınız?
9.2.2016
Bize başka bir dil gerek
7.2.2016
Gülay Göktürk
5.2.2016
Sürecin psikolojisi ve dili
29.1.2016
Aynadaki suretlere, hayata ve ölüme dair
25.1.2016
Böyle olur ABD’nin dostluğu
22.1.2016
Neo muhafazakârlık muhafazakârlığı bozar
19.1.2016
Bırakın konuşalım
14.1.2016
Suça sahiden ortak olmamak için
12.1.2016
Bu zihniyete prim vermeyin
11.1.2016
İran’a bakışta iki yanlış
7.1.2016
Değiştirilemez hükümler neyi korur?
5.1.2016
Yeni anayasa ve “ilk dört madde” meselesi - II
4.1.2016
Yeni anayasayı birlikte yapmak
3.1.2016
Yeni anayasa ve 'ilk dört madde' meselesi - I
31.12.2015
Anafora kapılmamak için
29.12.2015
Bu bir özyönetim savaşı değil
25.12.2015
Kampüsteki zorbalık ve sorumluluk
21.12.2015
Kalpsiz dünyanın kalbi olmak
18.12.2015
Dön diyecek yüzünüz olsun
15.12.2015
IŞİD’i kim desteklemez?
11.12.2015
Ya hattın öbür yanındaki?
7.12.2015
Üniversitede kime yer yoktur?
3.12.2015
Müzenin içi ve dışı
30.11.2015
En kötü ortak paydamız
27.11.2015
Türkiye’nin sınırları ve Rusya
24.11.2015
Şu yemin meselesi
19.11.2015
IŞİD’e hamburger sevkiyatı durdurulsun!
17.11.2015
Konaktaki fotoğraf
13.11.2015
Doğru bir başlangıç için
10.11.2015
JİTEM dosyası kapanacak mı?
6.11.2015
Halk siyasete format attı
22.10.2015
Hükümeti nasıl eleştirmeli?
19.10.2015
Bizi kırılgan kılan halimiz
12.10.2015
Ankara katliamı, sorumluluk ve sorumsuzluk
30.9.2015
Vicdan çağrısı ne zaman propaganda olur?
16.9.2015
İfade özgürlüğü adaletsiz ifadeyi de kapsar
15.9.2015
Hükümetin gündeminde bilgilendirme var mı?
11.9.2015
Sahi siz neye tepki gösteriyordunuz?
8.9.2015
Sığınmacılara karşı Avrupa’nın en ırkçı ve ayrımcı partisi hangisi?
27.8.2015
“Fikirlere karşı acımasız insanlara karşı nazik”
19.8.2015
İllüzyon ve gerçek
12.8.2015
Sonra ne olur?
4.8.2015
“Yeni yaşam”dan geçtik sadece “yaşam”ı savunsaydınız
28.7.2015
Savaşı gerçekten durdurmak için
22.7.2015
Üslup sorunundan ötesi
20.7.2015
HDP alkışlanırken…
15.7.2015
Tüm dershaneler sizin olsa ne olur?
11.7.2015
İllüzyona kapılanlar ve kapılmayanlar
6.7.2015
Hakan Albayrak ne yapmaya çalışıyor?
30.6.2015
Koalisyon ile erken seçim arasında
13.6.2015
Bu kez fidanı budatmamak için
2.6.2015
Aynanın parçalarını birleştirmek
28.5.2015
HDP’yi neden şimdi seviyorlar?
25.5.2015
Bir tercihin siyasi rasyonalitesi
13.5.2015
Şeyho Dayı hala siyah giyiyor
9.5.2015
Hayal tacirlerine karşı iktisada giriş
3.5.2015
Dildar Nine kime oy verecek?
22.4.2015
Yeni anayasayı kimler yapacak?
17.4.2015
'Alkışlarla yaşıyorum'
11.4.2015
Bu kötülük 'merkez' değil
26.03.2015
Erdoğan, Davutoğlu ve iki liderin hikâyesi
24.03.2015
21 Mart 2015: Tarihin şahidi olmak
15.03.2015
Kabataş engizitörleri ve demokrasi
12.03.2015
‘Mülteciler hoş gelir’
08.03.2015
Kabataş, 8 Mart ve şeytanın avukatları
07.03.2015
Devletin gizli belgesi ifşa edilir mi?
07.08.2014
Kimler tıpış tıpış sandığa gider?
29.07.2014
İhsanoğlu neyi temsil ediyor?
26.07.2014
Hangi adaylar huzuru bozar?
08.06.2014
‘Mutsuzsun, çünkü savaş bitti’
27.05.2014
Diktatörlüğe gittiğimize sahiden inanıyorlar mı?
20.05.2014
Soma: Bir facianın ön muhasebesi
03.03.2014
Kasetler iktidarı neden devirmez?
24.01.2014
Hoşgörü efsanesi sona erdi
23.01.2014
Yolsuzluğun Ötesinde Başka Bir Kavga Var!
15.01.2014
“Süreç ilerledikçe paralel devletten hesap sorulabilir”
06.01.2014
Bir cemaatin intiharına şahitlik etmek
01.1.2014
Kuşatma
30.12.2013
Bu kavgada ne yapmalı?
26.12.2013
Peki sonra ne olur?
13.12.2013
Velev ki “Türk yok” dedi!
12.12.2013
Devlet musallat olunca
05.12.2013
‘Mağlup sayılır bu yolda galip’
28.11.2013
Atatürk olmasaydı
21.11.2013
‘İdeal’i ararken ‘mümkün’ü kaybetmek
14.11.2013
TUSHAD’ı duymuş muydunuz?
07.11.2013
Devlet evliya alma avluya
31.10.2013
Cumhuriyet neden coşkuyla kutlanmıyor?
24.10.2013
Bu sözü beraber çoğaltalım
17.10.2013
Biraz da barışa sabredin!
10.10.2013
Bari siz yapmayın bunu!
03.10.2013
Paketin amacına ulaşması için…
26.09.2013
Bir de paketin içine bakın!
19.09.2013
Bir geçiş anayasasına doğru
12.09.2013
Sırayla delirelim
05.09.2013
Dedelere maaş verilmeli mi?
29.08.2013
Siz olsaydınız ne isterdiniz?
22.08.2013
Amerika’da neden darbe olmaz?
15.08.2013
Müslüman demokratların zor sınavı
08.08.2013
Kuruma değil halka karşı sorumlusunuz
01.08.2013
Komşunun bütünlüğü kırmızı çizgimiz olur!
25.07.2013
Gamlı baykuş olmanın alemi yok!
19.07.2013
Komplolara karşı korunma rehberi
16.07.2013
…. BİR CAN DÜNDAR ANALİZİ !
11.07.2013
Demokrasiye ve sandığa dair
04.07.2013
O maddeyi değiştirmek yetmez
27.06.2013
Dışarıdan görülen içeriden görülemeyen
20.06.2013
Şimdi Çözüm Sürecine yönelmeli
13.06.2013
Gelin çözün şu sorunu
06.06.2013
Gezi dersleri
31.05.2013
Saçmalamak da ifade hürriyetine girer
24.05.2013
Türkiye’nin Suriye politikası doğrudur
16.05.2013
Bu kötülüğe gözünüzü kapatmayın
09.05.2013
Demokrasi için de barıştan geçemezlermiş!
02.05.2013
Geçmişin hayaletleri huzur içinde çekilsin
25.04.2013
Anti-Müslümanlık da onların anti-semitizmi
18.04.2013
İfade özgürlüğü incinmeye değer
12.04.2013
Kayıp kuşakların kanaat önderleri
28.03.2013
Türklüğü değil adaletsizliği terk ediyoruz
21.03.2013
Kürt Memet nöbete gitmiyor
14.03.2013
Mesai Cumaya göre ayarlanabilir mi?
07.03.2013
Üniversiteleri zorbalığa teslim etmeyin
28.02.2013
Milliyetçiliğin iyisi olur mu
21.02.2013
Yüz yıllık kâbustan uyanmak
14.02.2013
Taviz kapısı bir aralanırsa
07.02.2013
‘Kim var imiş biz burada yok iken’
31.01.2013
Keşke tek derdimiz ırkçılık olsa!
24.01.2013
‘İlk Günah’ın yüzüncü yıldönümü
17.01.2013
“Biz hâlâ buradayız Ahparig”
10.01.2013
Üç çağrı
03.01.2013
‘Hürriyet, adalet ve barış’ için...
27.12.2012
Bizimkilerin zorbalığı ve akademik özgürlük
20.12.2012
‘Hem sana mailim hem de devlete’
13.12.2012
Hilal’e neden saldırıyorlar?
06.12.2012
Komşularla sıfır sorun ne demektir?
29.11.2012
Enkazı kaldıracağız veya altında kalacağız
22.11.2012
Müfredatı değiştirmek çözüm mü?
15.11.2012
‘Bir tutarlılık masalı’
08.11.2012
Dershaneye değil ‘ders’e bak!
01.11.2012
Haydi çözün şu sorunu!
25.10.2012
Şimdi ‘çocuğun anası’ olmanın vakti
18.10.2012
iyi ki dağdaki çoban var!
11.10.2012
“Ama”yı nereye koymalı?
04.10.2012
Simyacı'yı okumadan karar vermeyin
27.09.2012
Balyoz’a neden inanmıyorlar?
20.09.2012
Sahiden de ortada konuşulmayan bir şey var
13.09.2012
Sorun çözülürse PKK biter mi?
06.09.2012
Günaha davet ediyorlar, gitmeyin!
30.08.2012
Artık ağız tadıyla ayrımcılık zor!
23.08.2012
Kötülüğü farklı terazide tartmak
16.08.2012
Havasına suyuna sağcısına solcusuna
09.08.2012
Sadece anlayış kıtlığından değil
02.08.2012
Kürt devleti kurulsa ne olur?
26.07.2012
Asker demokrat olmalı mı?
19.07.2012
Bir sözü söylemek gerek
14.07.2012
Kemalistleri anlıyorum da...
05.07.2012
Uzun bir hikaye bu ve henüz bitmedi
28.06.2012
28 Şubat’ta üniversitede ne oldu?
22.06.2012
Şimdi sağlam durma zamanı
14.06.2012
‘Beyler şoför haklı’
07.06.2012
Savaşta böyle şeyler olur mu?
31.05.2012
Reformcu AK Parti’yi geri istiyorum
24.05.2012
Üniter devletin kitaptaki yeri
17.05.2012
Futbolda yalan ve mutabakat
10.05.2012
Bunlar da dil sürçmesi olsun
03.05.2012
Devlet Tiyatroları kapatılmalı
26.04.2012
24 Nisan, ‘Türk Tezi’ ve aymazlık
19.04.2012
Kamu kurumu niteliğindeki cendere
12.04.2012
İttihatçılar Kürtleri nasıl sever?
07.04.2012
Gençler siz takmayın onları!
05.04.2012
Hey özgürlük, sen ne şeker şeysin!
29.03.2012
Avrupa'daki laik ordu aşkı
22.03.2012
Hrant ticareti tiksindiriyor
15.03.2012
Hem suçlu hem güçsüz; hem haksız hem aciz
08.03.2012
‘Adalet talebimiz var’
01.03.2012
‘Türk yalanına sessiz kalma!’
23.02.2012
Cemaatlere ve hükümetlere dair
16.02.2012
Medyanın Ergenekon sessizliği
09.02.2012
Devletin dine en büyük iyiliği
02.02.2012
‘Devlet vatandaşını öldürür mü?’
26.01.2012
‘Zirve’de telafi sınavı
19.01.2012
Bu davada kaybeden kim?
12.01.2012
Bu dava böyle bitmez!
05.01.2012
Yarayı sarmanın zamanı şimdi
29.12.2011
Hatırla muhalefet o mesut geceyi
22.12.2011
İşaretlerin dilini doğru okumak
15.12.2011
12 Eylül, 28 Şubat ve Derin Devlet: Ceza arındırır
08.12.2011
Erdoğan’ın misyonu
01.12.2011
Futbolda şike yasası Gül'ün önünde
24.11.2011
Bedelli askerlik, vicdani ret ve mesleği kutsamak
17.11.2011
‘Mahallenin kadınları böyle söylüyor’
10.11.2011
PKK’nın ulvi amaçları
27.10.2011
Siyasette kelebek etkisi
21.10.2011
PKK neden korkuyor?
13.10.2011
İhlalciler Cezalandırılmalı
06.10.2011
Sorunun üç köşesi
29.09.2011
‘Benim için öldürme’
22.09.2011
‘Gel susalım beraberce’
15.09.2011
Görüşüyor, ne var bunda?
08.09.2011
Bizim çocuk şike yapmaz!
01.09.2011
Bayram budur işte!
25.08.2011
Bu kez haksız sizsiniz
16.08.2011
Asker fotoğrafları neyi anlatmaz?
09.08.2011
Yolun en dar yeri
02.08.2011
Askeri bürokraside reform ihtiyacı
26.07.2011
İspanya bize benzer mi?
19.07.2011
Garnizon Gazeteciliği Sorunu Örtmüyor
07.07.2011
Yanlış hesabın faturası er geç çıkar
28.06.2011
AK Parti Sırat’tan geçebilecek mi?
21.06.2011
Bu maddelerle sivil anayasa olur mu?
14.06.2011
Şimdi tevazu zamanı
07.06.2011
Galiba biri feci şekilde yanılıyor
24.05.2011
‘Şerrin öğretmeni’ hala görevde
17.05.2011
Twitter’a frakla girilmez
10.05.2011
‘Kürt Kemalizmi’ olmasın!
26.04.2011
Kürt sorununu çözmezsek ne mi olur?
26.04.2011
Yine Nisan yağmurunda...
19.04.2011
İnanmadığından değildir belki de
12.04.2011
Başıbozuk kadınlar haddinizi bilmeyin!
05.04.2011
Anayasada laiklik olmalı mı?
03.04.2011
‘Kürt Kemalizmi’ olmasın!
29.03.2011
Ergenekon ve ölüm öpücüğü
22.03.2011
Halüsinasyon görüyorlar
15.03.2011
Olmayasın üç mesleğin birinden
08.03.2011
Hata yapma lüksünüz yok!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.