Bekir AĞIRDIR

T24.Com



Bookmark and Share

Dünya nereye?


14.6.2016 - Bu Yazı 1712 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Dünya bunalımda. Avrupa Birliği derin bir krizde. Orta Doğu savaşta. Ukrayna’da, Kafkaslarda ne olduğunu bilen var mı? Dünya değişime direniyor. İster bilgi toplumuna geçiş, ister postmodern dönem, ister neoliberal düzen, bugünkü hayatın adına ne dersek diyelim insanlık derin bir vizyonsuzluk, ütopyasızlık yaşıyor.

Ülkede yaşadığımız tıkanma ve derin bir felakete doğru gidiş yalnızca bize özgü bir durum değil.

Bir yandan hem ülkede hem dünyada şovenizm, ırkçılık, öteki düşmanlığı, dincilik ya da din düşmanlığı ve bunları savunan partilerin, liderlerin yükselişi. Diğer yandan giderek radikalleşen, teröre sığınan etnik ya da dini hareketler.

Bu liderlerin, partilerin, hareketlerin gücünü ve etkisini giderek artırmalarını sağlayan dinamikler ne?

1970-1990 arası yıllarda büyük bir dönüşüm yaşadı insanlık. İletişim, bilişim ve ulaşım teknolojilerindeki gelişmeler bir yandan gündelik hayatın ritmini, tüm iletişim ve iş yapma süreçleri etkiledi, diğer yandan küreselleşmeyi körükledi. Ulus devletler zayıflamaya başladı. Soğuk savaş bitti. Yerellik, katılımcılık, demokrasi, haklar ve özgürlükler daha çok konuşuluyordu o yıllarda. Dünya daha bir umutluydu.

Ama bilgi toplumu çağı olacak denilen milenyumla beraber bir şeylerin ters gitmeye başladığını görüldü. Ulus devletler zayıfladı evet, ama ulus üstü organizasyonların, zirvelerin küresel sorunları çözmeye yetmediği anlaşılıyor.

Küresel ekonominin ürettiği gelir dağılımında adaletsizlik, yoksulluk, çevre, kirlilik, kuraklık gibi sorunların ne sahibi ne de çözümü henüz yok. Küresel sorunların küresel muhalefeti de bir nebze yeşil hareket hariç oluşamadı.

Hem ülkeler arası hem de ülkelerin kendi içlerindeki göç artarak sürüyor, dünya kentlileşiyor ve hatta metropolleşiyor. Ama metropolleşmenin ürettiği karmaşıklık, güvenlik, altyapı ve kaynak yetersizliği gibi sorunlar çözülemiyor.

Soğuk savaş bitti derken siyasal ve ekonomik yeni küresel güç kavgaları yaşanıyor. Dünya yeniden, bu kez ikiden da fazla kutuplu dünyaya dönüyor.

Temsili demokrasi krizde derken katılımcı demokrasi inşa edilemedi. Yeni aidiyetler, kimlikler güçlenirken bir arada yaşamanın değil çatışmanın esas olduğu bir hayata gelindi.

Zaman ve mekandan bağımsız metropollerdeki yeni hayatın ürettiği asimetrik, karmaşıklık, belirsizlik ve öngörülemezlik esaslı hayatı yönetecek yönetim sistemlerini ve hukukunu geliştiremedi insanlık.

Bilgi toplumunun Marx’ına, Freud’una, Weber’ine, Keynes’ine, Lincoln’üne, Brandt’ına, Mitterand’ına ihtiyacı var insanlığın. Bilgi toplumunun düşünürleri, asıl siyaset adamları, siyasi vizyonerlerini bekliyoruz.

Ulus devletler yeniden sahne aldı

Sonunda geldiğimiz yer bir karmaşa ve yeni çatışma alanları.

2008 küresel ekonomik krizi, Avrupa Birliği'nin siyasi krizi ve Arap Baharı süreci gelinen tıkanmanın görünür dertleri sadece. Bugün geldiğimiz noktada yeni çatışmalar üç farklı seviyede sürüyor.

Birincisi, görünür alanı Suriye olan, aslında tüm Orta Doğu’yu kapsayan devletler arası siyasi gerilim. İkincisi, dolar ve yeni ekonomik güçler-kurallar-karar odakları etrafında yaşanan ekonomik gerilim. Üçüncüsü de her bir toplumun kendi ötekileriyle yaşadığı iç toplumsal gerilimler.

Toplumların iç gerilimleri siyasi aktörleri ve devletleri zorluyor. Bugünkü hayata uygun yeni sistemler kurulamadığı için de ulus devletler yeniden sahne alıyor. Üstelik ulus devletler meşruiyetini ve toplumsal desteğini çoğunlukla yeni vizyonlardan değil kendi toplumlarının belirsizlikten kaçış ve güvenlik arayışından alıyor.    

Korkunun cisimleştirilmesi ötekiler üzerinden

Her ülkenin içindeki gelişmiş bölgeler ve küresel düzeyde gelişmiş ülkeler hala güvenceli ve refah bir hayatın simgesi oldukları için göçlerin hedefi. Gelenler doğal olarak daha geri bölgelerden, ülkelerden. Gelenler bir dönem kolayca kabullenilirlerken, asimile edilemedikçe ve talepleri çoğaldıkça yerleşikler ürkmeye başladı. Ekonomik gelişmişliğe ulaşmış, demokratlığı içselleştirdiği varsayılan yerleşikler, ötekiler bu denli yakınına gelince, sosyal devletten ve kaynaklardan pay istedikçe, kendi kimliğiyle var olmaya yönelip asimilasyonu reddettikçe rahatsız olmaya ve giderek dışlamaya başladı.

Bir başka etken, hızlanan gündelik hayatın ritmi ve bunun ürettiği sonuçlar. Yeni gündelik hayatın temel karakteristiklerinden birisi de geleceğin belirsiz ve bilinemez olması. Çok aktörlü, çok boyutlu yeni gündelik hayatın ürettiği belirsizlik, tehlikenin ve tehdidin nereden geldiğini anlayamayan insanların endişe ve korkularını artırıyor. Endişe ve korku cisimleştirilirken elbette en kolayı hemen sokağındaki ötekiler olarak, verili hali kabul etmeyen, her gün var olma talepleri daha güçlü hale gelen metropollerin yenileri oluyor.

Ötekiler ise kendilerini içlerine almayan ya da kendilerine benzeme şartını koşarak almaya çalışan yerleşiklere karşı hem kimliklerine daha sıkı sarılıyorlar hem de öfke biriktiriyorlar. Umutla başlayan göç, umutsuzluktan ve çaresizlikten beslenen öfkeli tepkilere dönüşüyor.

Güvenlik talebi ulus devleti,
ulus devlet şovenliği besliyor

Tüm bu dinamikler ekonomik ve siyasi krizlerle birleşince bir arada yaşama iradesi ve ütopyası da eksiliyor. Öfkenin siyasetini yapma konusunda daha hevesli olan şoven ve dini hareketler öne çıkıyor.

Sanayi toplumuna göre biçimlenmiş ideolojilerin cevapları bugünkü kültürel ve toplumsal sorunlara yetmeyince, inanç ve etnik temelli radikalleşme öfkenin yeni varoluşuna dönüşüyor. Yeni bir ideoloji ve ütopya yerine, var olan inanç ve etnik kimliği kutsamak, yüceltmek ve yeni bir ideoloji olarak benimsemek ağırlık kazanıyor.

Yaşanan gerilimin elbette ekonomik, sınıfsal nedenleri, sonuçları var. Ama bugün yaşanan sorunun sınıfsal olduğu kadar kültürel nedenleri ve sonuçları da var.

Sonuçta tüm toplumlarda şu veya bu dozda, şovenlik ve dine yaslanma karşılıklı veya beraber birbirini çoğaltıyor. Bu zihni lümpenleşme de ulus devletleri, otoriter eğilimleri besliyor. Aynı zamanda IŞİD gibi radikal arayışları besliyor.

Bu nedenle de tüm dünya hızla bir “ara buzul döneme” yaklaşıyor. Ülkelerin çoğunda şoven ve lümpen liderlerin, partilerin, hareketlerin yükselişinin bir süre daha süreceği anlaşılıyor. Çünkü bugüne cevap üreten yeni ütopyanın düşünürleri ve siyaset adamları ortada yok. Üstelik ulus devletlerin de ne bugünün sorunlarına, ne Suriye’ye, ne yoksulluğa, adaletsizliğe dair, ne de ozon tabakasının delinmesinin çaresine dair bir senaryoları var.

Bu nedenle şoven ve lümpen liderlerin, tek tipçi ulus devletlerin, radikal arayışların bugünün hayatına çare olmayacağı acı deneyimlerle anlaşılana kadar daha gidilecek yolumuz var galiba.

Facebook Yorumları

reklam
30.4.2017
Referandumun ardından Türkiye’yi yeniden düşünmek
29.4.2017
Anayasa değişikliği karmaşık sorunlara ne kadar çözüm üretecek?
28.4.2017
Referandumda sonuç ile tabloyu belirleyen küresel ve yerel dinamikler
27.4.2017
Referandumda sonucu ve tabloyu neler belirledi?
14.6.2016
Dünya nereye?
27.5.2016
Kürt meselesi artık Türk meselesidir!
10.5.2016
Son seçim haritaları ne diyor...
16.10.2015
Katliam sonrası seçmen ne yapar?
13.10.2015
Yarınımıza sahip çıkmanın yolu, seçime, sandıklara sahip çıkmaktır!
4.9.2015
Seçmen bütünleme sınavında ne yapacak?
24.8.2015
Erdoğan ve Ak Parti için tekrar seçim bir kumar
21.8.2015
Seçmeni bütünlemeye bıraktılar
25.5.2015
7 Haziran’ın dinamikleri
3.6.2015
Uçağın burnu düzelmiyor ama ya sonrası…
11.5.2015
Kampanyaların ilk çeyreği geçilirken
26.4.2015
AKP'nin çekirdek oyunda çözülme başladı
12.4.2015
Seçimin sonucunu neden HDP ve MHP belirleyecek?
9.4.2015
Listeler aritmetiği değiştirecek nitelikte değil, sonucu MHP ve HDP belirleyecek
04.04.2015
Kabul edin, hiçbiriniz terör belasını konuşmuyorsunuz
24.03.2015
Cumhurbaşkanı, toplumu başkanlık sistemine razı etmek için gerilime yol veriyor
22.03.2015
Kutuplaşma verilerinde neler değişti, seçmenin yüzde 35'i ne yapacak?
16.03.2015
Araştırmalarda ilk kez AK Parti karşıtlarının oranı AK Parti yandaşlarını geçti!
05.02.2015
Başkanlık sistemi üzerine
29.01.2015
HDP ve baraj
09.01.2015
Fanatizm ve lümpenleşme yayılınca
25.12.2014
Trenin raydan çıkmasına engel olanlar
22.12.2014
Diyanet, kadınlar ve Aleviler
19.12.2014
Hangi tarafta duracağız?
11.12.2014
Mesele gerçekten Osmanlıca mı?
04.12.2014
Yine, yeniden seçim barajı
20.11.2014
Süreci sürdürmek zorunluluğunu üreten toplumsal dinamikler
06.11.2014
Kaybedilen her gün Çözüm Süreci'nde zorlukları çoğaltıyor
30.10.2014
Cumhuriyet, kalkınma ve maden kazaları
23.10.2014
Kürtler parça parça da olsa devletleşecek
11.10.2014
Şiddet pornosu mu şizofreni mi?
03.10.2014
Cumhurbaşkanı'nın konuşmasının kodları
21.07.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası senaryolar
15.07.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimi için olasılıklar
07.07.2014
Paradigmalar bir daha değişiyor
1.07.2014
Seçim rallisinde 2. etaba girilirken Erdoğan ve Ak Parti için senaryolar
18.06.2014
Çatı aday bulundu. Şimdi ne olacak?
16.06.2014
IŞİD'in iç politikaya etkileri
19.05.2014
Ölüm kuyularından çalışmaya razı olmak
12.05.2014
Olağanüstülüğü nasıl aşacağız?
14.04.2014
Kostümlü provadan sonrası
05.04.2014
Verili durum: Türkçülük, Kürtçülük, İslamcılık ve laikçilik
04.04.2014
30 Mart sonuçları, Cumhurbaşkanlığı seçimi için nasıl okunmalı?
03.04.2014
Hangi parti hedefine hangi ölçüde ulaştı?
27.03.2014
7 maddede 30 Mart'ta sandıktan çıkacak sonuçları okuma rehberi
17.03.2014
Siyaset tarzı olarak linç kültürü yaygınlaşırken
10.03.2014
Yabancılaşıyoruz, yabancılaşıyorlar
05.03.2014
Seçmen değil insan (3)
04.03.2014
Seçmen değil insan - 2
03.03.2014
Seçmen değil insan - 1
10.02.2014
İlişki ve diyalog zeminleri bir bir yok olurken
27.01.2014
Süreç yaratıcı yıkıma dönüşür mü?
21.01.2014
Cevaplar bu değil
13.01.2014
Kriz yeni bir devlet aklında mutabakat üretiyor
31.12.2013
Herkes giderek inandırıcılığını yitiriyor
23.12.2013
Yolsuzluk operasyonu seçmen tavrına nasıl yansır, oyları ne etkiler
16.12.2013
Yerelleşme ve katılımı önleyen zihinsel ve duygulsal engeller neler?
14.12.2013
Sivil toplumda demokratikleşmeye öneri
09.12.2013
Seçmen hangi dürtülerle tercihini belirleyecek?
02.12.2013
AKP-Cemaat gerilimi neyi ima ediyor, Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
25.11.2013
Komisyon çalışmayınca anayasa ihtiyacı kalktı mı?
18.11.2013
Cumartesi Diyarbakır’da ne oldu?
11.11.2013
Ak Parti’nin toplum tahayyülünü çerçevelemek
04.11.2013
Türkiyelileşirken yerelleşmek
28.10.2013
Esas çılgın proje ne olurdu?
21.10.2013
Yerel yönetim mi dediniz?
14.10.2013
Ak Parti’nin paradoksu
05.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (3)
04.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (2)
03.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (1)
01.10.2013
Demokratikleşme ve Ceylan ve Tahribat ve Nazar
29.09.2013
Birden çok Türkiye paketi beklerken
23.09.2013
Sahaya inen binlerce taraftar bize ne söylüyor?
20.09.2013
Kederin beş evresi
13.09.2013
Süreç ne olursa olsun sürer
12.09.2013
AKP, Habur krizinde neden yalnız kaldı?
11.09.2013
Kürt sorununa çözüm sürecinin neresindeyiz?
09.09.2013
Yerelliğin olmadığı yerel seçim
03.09.2013
Yerel seçimde İstanbul
26.08.2013
Uzun ve sıcak bir kış
09.07.2013
Y Kuşağı mı yeni hayatın yeni insanları mı?
04.07.2013
Toplum nasıl müdahale edecek?
01.07.2013
Hayatı dar alanlara sıkıştıranlar
21.06.2013
Ak Parti neden yönetemedi?
20.06.2013
Gezi Parkı direnişinin siyasal ve toplumsal sonuçları (2)
18.06.2013
Gezi direnişinin sonuçları: Artık 'yeni' AK Parti'nin tekelinde değil
16.06.2013
Önerim parkın boşaltılmasıdır
15.06.2013
Gezi Parkı hakkında hâlâ anlaşılamayanlar
08.06.2013
Rest çekmek mi, diz çökmek mi, yoksa bir an durup düşünmek mi?
07.06.2013
Gezi Parkı direnişi dipte neleri değiştiriyor
03.06.2013
Gezi Parkı direnişinden çıkan beş ders
30.05.2013
Devletin dindar bir nesil yetiştirme görevi var mı?
20.05.2013
Ekonomideki büyüme hane gelirlerine nasıl yansıdı?
15.05.2013
Çevre bilinci olmayan cahil toplum (mu?)
13.05.2013
Nükleer enerjiyi referanduma götürsek…
06.05.2013
Sürecin riski karşısındakiler değil yanındakiler
02.05.2013
Burada bir şeyler oluyor
29.04.2013
Birileri değil hepimiz inşa edeceğiz barışı
25.04.2013
Seçim sistemi ve siyasi rekabet
22.04.2013
Seçim sistemi ve baraj
18.04.2013
Değerler mi, tabular mı
7.04.2013
Karamsarlık kalıcı olabilir mi
15.04.2013
Kardeşlik değil eşitlik ve adalet
11.04.2013
Kavramlar bozuldu
08.04.2013
Karamsarlık kalıcı olabilir mi
08.04.2013
Çatışmacı kültürde şiddet
01.04.2013
Süreç düz bir hatta ilerlemez
28.03.2013
Yol, yordam bulmak
25.03.2013
Doğrular, yanlışlar, bilerek yanlışlar
21.03.2013
Bir köprü ayağı mı olsaydım ah, barış yolunun üstünde...
18.03.2013
Oltayla balina avlamak
14.03.2013
Geçiş dönemi (mi)
11.03.2013
Asıl, barışmak cesaret istiyor
07.03.2013
Sivil toplum sahneye
04.03.2013
Ya benimsin ya kara toprağın
28.02.2013
Güven, dil ve muhataplık üzerine
25.02.2013
Lümpenleşme
21.02.2013
Jüri
18.02.2013
Özgürlük mü, güvenlik mi
14.02.2013
Kadına şiddet
11.02.2013
Kadın meselesi
07.02.2013
Aile, çocuklar, hayaller
04.02.2013
Kentler, metropoller
31.01.2013
Barışa katkı nasıl olabilir
28.01.2013
Duvarlar ardında sivil siyaset
24.01.2013
Değerler ve hayat pratikleri
21.01.2013
İki ayrı hayat
17.01.2013
Aykırı sorular
14.01.2013
Çok anahtarlı kapı
10.01.2013
Psikolojik ambargolar
07.01.2013
Barışı inşa etmek
03.01.2013
Gelecek kaygısı
31.12.2012
Yıl biterken
27.12.2012
Bela
24.12.2012
Diyet
20.12.2012
Sade vatandaş gözünde Ergenekon
17.12.2012
Şoven zihniyet ve silikozis
10.12.2012
Partilerin oylarını değerler mi, beklentiler mi belirliyor?
29.11.2012
Bir araştırma üzerine 4: Kimlik siyasetleri parti tabanlarına dayanmıyor
28.11.2012
Bir araştırma üzerine 3: Çelişki mi ikircikli değişim mi?
27.11.2012
Bir araştırma üzerine 2: Her soyutlama gerçeklikten bir miktar kaybetmektir
26.11.2012
Bir araştırma üzerine 1: Yine, yeniden medya üzerine
19.11.2012
Endişeleri korku politikalarına çevirmek
12.11.2012
Ölüm üzerinden politika
05.11.2012
Gri alanlar
29.10.2012
Toplumun ağrı eşiği düştü
22.10.2012
Yönetimde kademelenme
15.10.2012
Gücün ihtiyacına göre değil hayatın ihtiyacına göre yönetim
11.10.2012
Diyarbakır Emniyet Müdürü ne demiş oldu?
08.10.2012
Türkiye'nin insanlarını bir İsveçli'den bu denli farklı yapan ne?
01.10.2012
Münazara, münakaşa ve müzakere
24.09.2012
Yol bulmak
17.09.2012
Kayıp hedefli oyun
10.09.2012
İhtiyaç akıl mı?
03.09.2012
Siyasetin yönetemediği Türkiye
27.08.2012
Kürt meselesinde yeni viraj
30.07.2012
CHP’nin kritik eşikleri
12.07.2012
Dünün çözümü bugün sorunun ta kendisi
03.07.2012
Zihni sorunlar duygusal soruna dönüşünce
26.06.2012
Kürt meselesi ve yeni çözüm zemini
22.06.2012
Ya kedi odada değilse!
19.06.2012
Türkiye’de 6 milyon çocuğun anadili Kürtçe!
13.06.2012
Kürtler'de hayat tarzları ve siyasi tercih
13.06.2012
Uludere Kürtler'in oy tercihini değiştirdi mi?
05.06.2012
Kürtaj tartışmaları üzerine
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.