CB Erdoğan’ın Kanal İstanbul ısrarının altında ranttan başka ne var?


10.01.2020 - Bu Yazı 481 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 "Montrö'yü hiç kafaya takmayın ya[v]. Montrö sadece Boğaz'ı bağlar. Montrö bir tarihtir. Kanal İstanbul, Montrö kapsamında değildir.” Bunlar, Demirören Holding’e bağlı CNN Türk ve Kanal D’nin ortak canlı yayınında CB Erdoğan’ın sözleri.

Bu sözlerin (ve bu konuda başka söylediklerinin) gerçeklerle hiçbir ilgisi yok. O kadar yok ki, ürkütücü. Başka söylediklerini hızla görüp, yukarıdaki çok önemli ifadelere gelelim.

***

1) Diyor ki: “Yap-işlet-devret (Y-İ-D) usulüyle yapacağız. Çünkü bizim kasamızdan bir kuruş para çıkmayacak.”

Tabii. Aynen, Y-İ-D’le yapılan yollar/köprüler ve havalimanı için bizden bir kuruş para çıkmadığı gibi! Deli Dumrul misali, bunlardan geçmeyen ve seyahat etmeyen vatandaş da milli bütçe üzerinden tıkır tıkır para ödüyor çünkü dövizle geçiş ve yolcu garantisi verilmiş.  

2) Diyor ki: “200.000 tonluk tankerler geçiyor. Montrö’ye göre engelleyemezmişiz. Tehdit yaratıyorsa ne gerekiyorsa yaparız. Romen tankeriyle bir facia yaşadık. Boğaz’dan sadece hafif kuru yük gemileri geçecek.”

Oysa, Montrö Md. 2 aynen şöyle: “Barış zamanında ticaret gemileri gündüz ve gece, bayrak ve yük ne olursa olsun, 3. madde hükümleri [bulaşıcı hastalık kontrolü] saklı kalmak üzere, hiçbir işlem olmaksızın Boğazlardan geçiş ve ulaşım tam özgürlüğünden yararlanacaklardır.

Bahsettiği Romen tankeri İndependenta 1979’da yanmıştı; kırk yıl önce. Tüm Boğazlar bölgesi için 45 milyon dolara yaptırılan “Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri Bilgi Sistemi”nin Ekim 2003’te yürürlüğe girmesinden sonra önemli olay olmadı. Üstelik, Boğaz’daki tanker trafiği de 2006’da Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının devreye girmesinden sonra her yıl sürekli azalmakta.

Ardından, CB Erdoğan yukarıdaki giriş paragrafında söylediklerini söylüyor. Oraya gelelim.

***

“Montrö bir tarihtir” diyor. Söylemek istediği: ‘Montrö tarih olmuştur.’ Oysa, Montrö 1936’dan beri geçerli ve Türkiye’nin başına sorun çıkmasını hep önledi.   

“Montrö sadece Boğaz’ı bağlar” derken, tabii ki İstanbul Boğazı’nı söylüyor. Oysa Sözleşme’nin orijinal (Fransızca) metni, imzacı devletlerin amacını belirtirken aynen şöyle diyor: “ ‘Boğazlar’ (Détroits) genel adlandırması altında yer alan Çanakkale Boğazı (Dardanelles), Marmara Denizi (la mer de Marmara) ve İstanbul Boğazı’ndan (le Bosphore) geçişi ve ulaşımı… düzenlemek isteğiyle duygulu olarak…”

Yani, Karadeniz’e çıkmak isteyen (veya, tersi) her türlü gemi Montrö’ye tabi. Çünkü İstanbul Boğazı’ndan değil de Kanal İstanbul’dan bile geçse, daha önce Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’nden geçmesi lazım.  

Bütün bunlar besbelliyken, acaba diyor insan, CB Erdoğan’ın aklında kimi “çareler” var da, ondan mı “Kanal İstanbul Montrö kapsamında değildir” diyebiliyor? Mesela:

***

1) Binlerce İstanbullunun itiraz dilekçesi vermek için günler boyu yağmur altında sıraya girdiği meşhur ÇED Raporu var ya, orada Kanal İstanbul dışında bi de “Kanal Çanakkale” açılması önerisi var.

Cumhuriyet’in İTÜ Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesinden mezun kalemi M. Ali Güller yazdı da haberimiz oldu: Metnin 1426. sayfasında (6. bölümünün 155. sayfasında), Gelibolu yarımadasının en dar yerinden Ege’deki Saros Körfezi ile Marmara Denizi arasında açılabilecek bir kanal bu. Böylece, Çanakkale Boğazı’nı da başarıyla Montrö kapsamı dışına çıkarmış olacağız.

2) Olacağız da, gemiler Marmara’dan yine geçeceği için yine Montrö’ye tabi olacak. İşte bu noktada benim iki parlak projem var:

a) Kanal İstanbul hafriyatından çıkacak o devasa toprağı mutemet bir şirkete ihale eder, “Kanal Çanakkale”nin ağzından Kanal İstanbul’un güney ağzına kadar Marmara’ya döşetiriz. Sonra, denizi boylu boyunca kat edecek bu kara şeridinin ortasını oyar, oradan bir “Kanal Marmara”yla Kanal İstanbul’a doğrudan ulaşırız. Böylece Marmara Denizi’nden geçmemiş, Montrö’yü de baypas etmiş oluruz. Bunu da Y-İ-D usulüyle yaptıracağımız için kasamızdan yine bir kuruş çıkmaz.

b) Çağdaş Fatih Projesi: Her iki kanaldan da vazgeçip, Tekirdağ ilimizi kat ederek İstanbul ilimizin batısının Karadeniz’e kavuşan noktasına kadar tek bir “Kanal Trakya” açarak Karadeniz’e doğrudan çıkabiliriz. Veya o kadar uzun kanal açmak yerine, Fatih o devirde gemileri karadan yürüttüyse, çağdaş teknolojiyle biz de yürütürüz.

Tabii, bu durumda Kanal İstanbul’dan gelecek rant elden gideceği için, hemen düzeltiyorum, bu “Kanal Trakya”yı direkt Karadeniz’e kadar götürmez, gidip Kanal İstanbul’un güney ağzına saplarız, Karadeniz’e oradan çıkarız.

Üstelik, şimdi düşündükçe buluyorum, bu son formülde hem Kanal İstanbul rantından hem de “Kanal Marmara” rantından yerli ve milli ekonomi maksimum yararlanır. Ve Montrö Sözleşmesi de sorunsuz baypas edilmiş olur.

***

Ciddileşelim ve toparlayalım.

Ne yapılırsa yapılsın, Kanal İstanbul açılırsa Montrö en azından tartışmaya açılmış olacak. Vahim olan da bu, zaten. Türkiye Montrö’nün büyük avantajını elden kaçıracak. Temel kural, “denizlerin özgürlüğü” olacak. 

***

Her şey yedi düvelin malumu. Eski Donanma Komutanı Oramiral Nusret Güner, ABD’nin Avrupa Kuvvetler Komutanı danışmanıyla bir konuşmasını anlatıyor:

“Danışman bana buraya [Karadeniz’e] denizaltılarımızı gönderelim dedi. ‘Yahu siz yabancı denizaltıların buradan [Boğazlardan] geçemeyeceğini bilmiyor musunuz’ diye sordum. Cevabı şu oldu: ‘Biliyorum ama belki unutmuşlardır...’ Yani akıllarında hep bunu [Montrö’yü] delmek vardı.

Nitekim yine Güller yazıyor: ABD, Montrö’yü delmek için daha önce 3 çok önemli girişimde bulundu ve Kanal İstanbul da dördüncüsü. Bu sefer Montrö tartışmaya açılırsa, NATO kıyıdaş olmayan savaş gemilerinin çok sınırlanmış toplam tonajını (max. 45.000 ton) ve kalış süresini (21 gün) istediği gibi aşabilecek. Temmuz 2016 zirvesinin ardından yayınlanan “NATO Gelecek İçin Hazır” belgesinde zikredildiği gibi onları yıl boyu Karadeniz’de 120 gün tutacak.  

Üstelik bu gelişme, Erdoğan’ın NATO’ya 11 Mayıs 2016 çağrısı üzerine oluyor: “Karadeniz’de görünmüyorsunuz. Bu, Karadeniz’i adeta Rusya’nın bir gölü haline dönüştürüyor. Karadeniz’i tekrar istikrar havzası kılmalıyız.” Ağustos 2016’da Suriye’ye Fırat Kalkanı’yla girişinden hemen önce.  

***

Bu durumda, CB Erdoğan’ın bu Kanal İstanbul işini bu kadar inatla sürdürmesinin, rant beklentisinin yanı sıra, başka ve çok önemli bir sebebi olabilir mi? Çünkü:

1) ABD Kongresi hem jenosit kararını, hem de yaptırımları kabul etti. Erdoğan’ın Trump’a şimdi çok ihtiyacı var.

2) Rusya Esad’ı desteklediği için, Suriye’de Erdoğan’ın elini çok ciddi kısıtladı. Öyle ki, Suriye korkunç bir hayal kırıklığı ve bu açıkça itiraf da ediliyor. Şimdi Erdoğan, sırf bu yüzden bulaştığı Libya’da Hafter’i destekleyen Rusya’yla karşı karşıya gelecek. Montrö’yü delme işi, Putin’i ürkütmek için olabilir mi?

Tamam da; ekonomisi iflasa giden, içeride ortadan bölünmüş, dışarıda herkesin yüklendiği, üstelik, Dışişleri Bakanlığı berhava edilmiş bir Türkiye’ye bu kadar şark usulü cambazlıklar azıcık fazla gelebilir.

Facebook Yorumları

reklam
16.01.2020
Kayıp ilanı: Türk dış politikası ve T.C. Dışişleri Bakanlığı
10.01.2020
CB Erdoğan’ın Kanal İstanbul ısrarının altında ranttan başka ne var?
27.12.2019
Beladan kaçan TDP’den bela aranan EDP’ye ve Montrö’den Kanal Erdoğan’a
19.12.2019
Son ayın seçilmiş incileri - dedikodular refakatinde
13.12.2019
Almanya’ya son ihracatımız: Üniversiteden hoca attırmak
29.11.2019
Sırtını devlete dayamanın büyük cazibesi ve neticesi
22.11.2019
Bana birbirinden önemli iki şey öğreten hocamın ardından…
15.11.2019
Cumhuriyet nedir, ne değildir?
7.11.2019
'Hıristiyan imam-hatip lisesi kapalı tutulmalıdır!' paneli
1.11.2019
'Eyy Lepuvancılar!' olayı ne sonuç verecek?
25.10.2019
'Tarihten bir yaprak': Menderes’in Suriye macerası
17.10.2019
Nusaybin’in oraları kim bombalıyor?
10.10.2019
Ceren Hoca cinayetindeki AKP’li prof avukatın cemaziyülevveli
4.10.2019
Bu haberlerin hepsi doğru, ama inanmayı reddediyorum
27.09.2019
Adam gibi adam Rafi kardeşime ağıt
12.09.2019
Bir İngiliz bilimkurgu romanının alla turca çeşitlemesi
6.09.2019
Şu uluslararası hukuk bi olmasa…
25.08.2019
Çok berbat ve çok hayırlı bir musibet karşısındayız
9.08.2019
Oğlan analarına ilanen duyurulur: Fırat’ın Doğusu’na giriyoruz
28.07.2019
Bölücü ve bölücülük derken?
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
4.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
7.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
30.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
5.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
19.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
5.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
14.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
25.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
28.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
15.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
20.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
21.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
3.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
7.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
5.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
26.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
29.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
24.3.2017
Tam da kayyımlık belediyeler ülkesinde
17.3.2017
Lale muhabbeti ve Mart Karı üzerine düşünceler
14.3.2017
Erdoğan & Wilders Şti. altın madeni buldu, siyanürle işletiyor
10.3.2017
Almanya tarikiyle Decameron’a avdet…
4.3.2017
Almanya'daki bazı dostlara: Büyük hata içindesiniz
3.3.2017
Hürriyet haberinin düşündürdükleri
24.2.2017
Özdeyişler ve fıkralarla, korkutma’dan korkma’ya AKP
18.2.2017
Dışta İkinci Kıbrıs, içte sürüyle tarikat yolda; bekleyiniz
11.2.2017
Karizmanın yırtılmasına doğru
9.2.2017
Söke söke dönecekler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive