Ceren Hoca cinayetindeki AKP’li prof avukatın cemaziyülevveli


10.10.2019 - Bu Yazı 191 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bu yılın başında bir öğrenci, kopyasını yakalayan kadın hocayı üniversitedeki odasında öldürdü.

Katil, ünlü bir ceza profesörünü avukat tuttu. Bu avukatın Twitter’dan attığı mesajlar kamuoyunda tüyler ürpertti.

Ben normal karşıladım. Çünkü bu avukatı yaklaşık on beş yıl önceden tanıyordum. Anlatayım.    

***

Resim 1: Çankaya Üniversitesi araştırma görevlisi Ceren Damar Şenel, bir öğrenciyi sınavda kopya çekerken görüp işlem yapıyor. Bunun üzerine Hasan İsmail Hikmet adlı bu öğrenci evine gidiyor, emekli polis babasının tabancasını alıyor, hocayı üniversitedeki odasında 2 Ocak 2019 günü vurup öldürüyor.  

Resim 2: Yakalandığında, kendini şöyle savunuyor:

"Bana haksızlık yapıldı. 2. sınıftan başlamam gerekirken 1. sınıftan başlatıldım. Ceren Damar Şenel danışman hocamdı. Ama bana ters cevaplar veriyordu. Sınavda kopya çekerken yanıma geldi. Mezuniyeti unutmamı söyledi”.

Devam ediyor:

“Anneni nasıl FETÖ’den ihraç ettirdiysem sana daha kötüsünü yapacağım, dedi. Beni tahrik etti”.

Ne kadar ilginç yahu. Bu bile FETÖ işini kullanıyor! Ne verimli konuymuş!

***

Resim 3: Katil, kimden akıl aldıysa, cinayetten 4 ay sonra ifade değiştiriyor. Hocasıyla ilişkileri olduğunu, kendisinin bu ilişkiyi bitirmek istemediği için hocasının kopya işlemi uyguladığını ileri sürüyor.

Kadın örgütlerinin ve baroların müdahillik taleplerinin reddedildiği, çok sayıda kurum temsilcileri ile milletvekillerinin katıldığı ilk duruşmada da (27 Eylül), Ceren Hoca için şöyle diyor:

“Maktulle birkaç kez cinsel birlikteliğimiz olmuştur. Modellik yapan kız arkadaşımdan ayrılmam gerektiğini söyledi, üzerimde baskı kurdu. Maktul çok kıskançtır ve ikizler burcudur”.

Salondan “Sen insan mısın!”, babadan da “Bir aynaya bir kızıma bak Allah aşkına!” seslerinin yükseldiği bir sırada da şöyle devam ediyor:

“Bu kadar samimiyseniz neden fotoğrafınız yok derseniz, kendimi fotojenik bulmadığım için fotoğraf çektirmedim”.

Hakimin, “Tutukluluk incelemesine kadar hiç ilişkinizden bahsetmemişsin” demesi üzerine katil, “Ailesinin zarar göreceğini düşündüm” yanıtını veriyor. 

***

Resim 4: Katili bırakıp avukatına gelelim: Polis Akademisinden Prof. Dr. Vahit Bıçak. Vahit Bıçak Danışmanlık & Avukatlık Bürosu’nun sahibi.

İlk duruşmada, “Müvekkilim cinsel saldırı suçunun mağduru olmuştur” diyor ve savunmasını meşru müdafaa üzerine kuruyor. Yani, Ceren Hoca’nın öğrenciyi taciz ettiğini, erkek öğrencinin de kendini savunmak için öldürdüğünü söylüyor. Fevkalade ilginç bir savunma.

Resim 5: Ardından, birbiri ardına 3 tvit gönderiyor. Çok önemli:

“1) Sevgili lise ve üniversite öğrencisi gençler, üzerinizde otorite kullanma yetkisine sahip olan öğretmen, öğretim üyesi, okutman, araştırma görevlisi vs. yüksek not verme veya başka vaatlerle cinsel taleplerde bulunursa sakın sessiz kalmayın…”

“2) … TCK md. 102/3(b)ye göre 12+6=18 yıl hapis cezası öngörülmüştür bu ırz düşmanlarına. Otorite kullananın kadın ya da erkek olması arasında fark gözetilmemiştir. Öğrenci de kadın olabileceği gibi erkek de olabilir. Bir çığlık atın yeter, yanınızdayız. #cinsel istismar #mobbing”

“3) Kanunlarımız ırza karşı meşru müdafaaya izin vermektedir (TCK md 35/2). Cinsel saldırı suçunun mağduru, baskılardan bunalmış, başka çıkış yolu bulamamış ise son çare olarak saldırganı öldürmesi durumu, kanunlarımızda cezayı gerektiren bir eylem değildir. #cinsel istismar #mobbing”

Bunları okuyunca, katilin cinayetten 4 ay sonra niye savunma değiştirdiği sorusu geliyor insanın aklına.

***

Bu tvitlere sosyal medyadan ve basından fırtına gibi kınama yağıyor. Ör. Mersin Üniversitesi Adli Tıp Profesörü Hakan Kar şöyle yazıyor:

“Ne utanma kalmış ne vicdan; canice öldürülmüş bir kadına iftira atmak, katlini haklı göstermek ne demek, yazıklar olsun. Ayrıca Hukuk Prof’una bakın daha TCK maddelerini bilmiyor. Meşru müdafaa TCK 35. değil, 25. maddedir. Öğrencilerine yazık. Bu cinayetin vebali ellerine bulaşmıştır artık.”

***

Tepkiler çoğalınca Avukat Prof. V. Bıçak demeç veriyor:

"Yanlış anlaşıldım. Yaşam hakkı kutsaldır. Cinayet elim bir olay. O tweet'ler baktığım davayla direkt ilişkili değil. Sanığın anlatımlarından bilinçaltımda etkilendim mi onu bilmiyorum; çok tempolu bir hayatım var. Ama bugün olsa onları yazmazdım".

***

Yazının başında da dediğim gibi, Avukat Prof. Dr. V. Bıçak’ın bu mesajları insanları isyan ettirdi ama ben normal karşıladım. Sebebi:

1) “Azınlık Raporu”nu hatırlayacaksınız. AB’ye adaylık sürecinde “İnsan Hakları Bakanlığına (…) raporlar sunmak, görüş bildirmek (…)” için 12.04.2001’de yasayla kurulan Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu’nun (BİHDK) 24 kabul, 7 ret, 2 çekimser oyla kabul ettiği resmî bir rapordu (01.10.2004).

Özü şuydu:

“Bir soyu ifade eden ‘Türk’ kavramının vatandaşı temsilen üst-kimlik olarak kullanılması, ülkedeki diğer alt-kimlikleri yabancılaştırmaktadır. Bunun yerine, soy’a değil, üstünde yaşanan toprak’a atıf yapan ‘Türkiyeli’ kavramının kullanılması birleştirici olacaktır”.  

Bunun üzerine, sözlü ve fiilî saldırılar başladı. Mesela hatırlayacaksınız, milliyetçi Kamu-Sen’in genel sekreteri Fahrettin Yokuş kürsüye fırlayıp Prof. Kaboğlu’nun elinden çekip yırtmıştı metni.

Ardından, dört bir yandan ölüm tehditleri başladı.

Ve BİHDK, yönetmeliğinin 6/a maddesine göre yılda 3 kez toplanması gerekirken, bir daha toplantıya çağrılmayarak Hükümet tarafından fiilen kapatıldı.

Dahası, Rapor’un yazarı olarak ben ve belgeyi açık oylamaya koyan başkan olarak Prof. İbrahim Kaboğlu, “Yargı’yı alenen aşağılamak” (TCK md. 301/2) ve “halk arasında kin ve nefret yaymak”tan (TCK md. 216/1) 5’er yıl hapis istemiyle Kasım 2005’te mahkemeye verildik.

Uzatmayalım, 4 yıl sonra Yargıtay Ceza Genel Kurulu bizi beraat ettirdi. Hem de, Rapor’un “açık ve yakın tehlike taşımaması” nedeniyle, “devletin Anayasa’yla belirlenmiş temel resmî görüşünü reddetmenin ifade özgürlüğü kapsamına girdiği”ni tescil ederek.    

***

İşte o zamanlar doçent olan V. Bıçak, Polis Akademisinden BİHDK’ye üye yapılmıştı ve ilk toplantıda Prof. Kaboğlu’na karşı başkan olmak istemişti.

Olamayınca, kendini Kaboğlu’yla uğraşmaya adadı. Öyle ki, Başbakanlık ek hizmet binasının içinde BİHDK’ye tahsis edilmiş odanın kilidini değiştirtti, toplantıları önledi.

Bu, inanılmaz bir görevi kötüye kullanma ve işyeri dokunulmazlığı ihlali olayıydı. Düşünebiliyor musunuz, bu şahıs BİHDK üyesi. Aynen, bir fakülte sekreterinin dekan odasının kilidini değiştirip dekanı içeri sokmaması gibi.

Ardından, kabul edilen Rapor'un resmî olmadığını ilan etti: “Bu rapor, Başbakanlık’a ait bir rapor değildir. İHDK’nın 24 üyesinin benimsemiş olduğu bir rapordur”.

Ardından, Ankara Cumhuriyet Savcılığına Rapor hakkında 15.12.2004 tarihinde suç duyurusunda bulundu. Hemen yukarıda 5’er yıl hapis istemiyle açıldığından bahsettiğim ve iki profesörü 4 yıl mahkeme kapılarında süründüren dava,  işte bunun sonucuydu.

Doç. Bıçak, 1993’te Urfalı Mehmet Gül’ü evinde öldüren polislerin kusursuz olduğuna ilişkin 1996’da düzenlenen ve Urfa’ya gidilmeden yazıldığı saptanan bilirkişi raporundaki 3 imzadan biriydi.

Bu dava AİHM’ye götürülmüş ve 2000 yılında Türkiye 86.000 pound tazminata mahkûm olmuştu.

***

AKP Hükümeti, herhalde bu hizmetlerinin karşılığı olarak, Doç. V. Bıçak’ı, BİHDK’nin yerine ihdas ettiği İnsan Hakları Başkanlığı (İHB) adlı yeni kuruluşa başkan atadı.

Fakat bu ödülün bu kişiye yeterli olduğu düşünülmüş olacak ki, Doç. Bıçak 2015 seçimlerinde memleketi Çorum’da aday adayı olduğu AKP’den milletvekili seçilemedi.

V. Bıçak şimdi de prof avukat olarak, müvekkilinin öldürdüğü Ceren Hoca’yı cinsel tacizci ilan etmiş vaziyette.

Herkes şaşırdı, ben normal karşıladım, çünkü kendisini 2004’ten beri izliyorum.

Facebook Yorumları

reklam
17.10.2019
Nusaybin’in oraları kim bombalıyor?
10.10.2019
Ceren Hoca cinayetindeki AKP’li prof avukatın cemaziyülevveli
4.10.2019
Bu haberlerin hepsi doğru, ama inanmayı reddediyorum
27.09.2019
Adam gibi adam Rafi kardeşime ağıt
12.09.2019
Bir İngiliz bilimkurgu romanının alla turca çeşitlemesi
6.09.2019
Şu uluslararası hukuk bi olmasa…
25.08.2019
Çok berbat ve çok hayırlı bir musibet karşısındayız
9.08.2019
Oğlan analarına ilanen duyurulur: Fırat’ın Doğusu’na giriyoruz
28.07.2019
Bölücü ve bölücülük derken?
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
4.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
7.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
30.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
5.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
19.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
5.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
14.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
25.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
28.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
15.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
20.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
21.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
3.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
7.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
5.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
26.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
29.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
24.3.2017
Tam da kayyımlık belediyeler ülkesinde
17.3.2017
Lale muhabbeti ve Mart Karı üzerine düşünceler
14.3.2017
Erdoğan & Wilders Şti. altın madeni buldu, siyanürle işletiyor
10.3.2017
Almanya tarikiyle Decameron’a avdet…
4.3.2017
Almanya'daki bazı dostlara: Büyük hata içindesiniz
3.3.2017
Hürriyet haberinin düşündürdükleri
24.2.2017
Özdeyişler ve fıkralarla, korkutma’dan korkma’ya AKP
18.2.2017
Dışta İkinci Kıbrıs, içte sürüyle tarikat yolda; bekleyiniz
11.2.2017
Karizmanın yırtılmasına doğru
9.2.2017
Söke söke dönecekler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive