Oğlan analarına ilanen duyurulur: Fırat’ın Doğusu’na giriyoruz


9.08.2019 - Bu Yazı 739 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Şu sırada AKP Gn. Bşk. ve CB Erdoğan’ın 2 acil ve önemli meselesi var: Suriyeli mülteciler ve “Fırat’ın Doğusu’nu işgal. Bunlar birbirine göbek bağıyla bağlı. Sırayla alalım.

***

Muhalefet “Suriyelileri sınırdışı etmek insanlığa sığmaz” mealinde pankart açarken, Erdoğan’ın kendi partilileri bütün yurtta ve özellikle de İstanbul’da “Gönderin şu Suriyelileri!” isyanında.

Bunun önemi şurada ki, AKP’nin çifte dikiş kaybettiği İstanbul’dan bahsediyoruz. Cumhuriyet’ten dışarı ve kodesten içeri atılmış Kadri Gürsel yazıyor:

Kentte “geçici koruma” diye kayıtlı 479.000 Suriyeli mültecilerin yüzde 73’ü AKP’li ilçe belediyelerinde yaşamakta. Kamuoyu araştırmalarına göre “Suriyelilerle aynı mahallede yaşayabilirim” demişlerin oranı % 57’den % 31’e, “Aynı apartmanda komşu ya da arkadaş olabilirim” demişlerinki ise % 41’den % 21’e gerilemiş.

Böyle olmasaydı, AKP bu insanları blok halinde vatandaş yapıp oy deposu olarak kullanmak niyetindeydi. Nitekim S. Soylu’dan öğreniyoruz, 92.280 Suriyeliye kaşla göz arasında vatandaşlık verilmiş.

İkinci mesele, yani “Fırat’ın Doğusu’nu işgal” niyeti insan hayatını daha direkt ilgilendiren bir sorun. Çünkü, aşağıda geleceğiz, öldürmek ve ölmekle ilgili.

***

İkisini birlikte düşününce akla ilk gelen: Ağacı kesersin, altında kalırsın. Veya, “Etme-Bulma Dünyası”.

Çünkü Suriye’deki kaosu Erdoğan başlatmadı ama, başlamasına ve hele de bugünkü felakete dönüşmesine büyük katkı yaptı. Daha önce de kaç kere yazdım, kısaca hatırlatayım:

Tunus’ta çıkan “Arap Baharı” (yani şeriatçı Müslüman Kardeşler isyanları) Libya ve Mısır’ı devirip 2011’de Suriye’ye ulaştığında, Başbakan Erdoğan büyük umuda kapılmıştı: Türkiye sınırına kavuşacak bir Sünni Müslüman kuşağının lideri olmak.

Esad, Müslüman Kardeşler’e pabuç bırakmadı. Ve sonuçta Erdoğan’ın bu büyük arzusunu engellemiş oldu.

“Bırakmam onu öyle!” cümlesiyle akıllarda yer etmiş CB Erdoğan, Esad’ı bundan sonra artık hiç bağışlamadı. Bağımsız Suriye topraklarına bizzat silahlı kuvvetlerle girmeden önce, Şam’ı düşürmeye soyunan şeriatçıları desteklemeye koyuldu.

***

Şimdiki S-400 olayı da bunun devamı oldu. Şöyle ki:

CB Erdoğan Suriye’ye dalgalar halinde asker sokup karakol kurma yöntemiyle yerleşmenin gerekçesini, oradan taciz atışları gibi tehditler geldiğiyle izah ediyordu.

Oysa 2011’den bu yana Suriye’den Türkiye’ye yapılan tek atış, bu 22 Temmuz’da Ceylanpınar’da tek katlı bir evin çatısını delerek içindekileri yaralayan bir roket idi. Bunun bir provokasyon olduğu da, IŞİD'e karşı mücadele için Kürt, Arap, Süryani, Ermeni ve Türkmenlerden oluşmuş Demokratik Suriye Güçleri (DSG) tarafından derhal açıklanmış, ilgili olarak bir kişinin tutuklandığı bildirilmişti.     

Böylesi bir durumda Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı diye “savunmasal” isimlerle başlayıp Pençe Harekatı diye çok daha “saldırısal” bir isimle devam eden operasyonlarla Suriye’ye girmeye devam edebilmek için Putin’e 2,5 milyar dolar S-400 rüşveti verildi.

Ama yetersiz kalmış olacak ki, sadece Türkiye’nin egemen olacağı 30 km derinliğinde bir “güvenli bölge” ve “Fırat’ın Doğusu” operasyonu yönündeki talepler ABD’nin yanı sıra Rusya tarafından da olumsuz karşılandı.

Dışişleri Sözcüsü Mariya Zaharova kibarca anlattı: "Suriye’yle ilgili bütün meselelerde Türk ortaklarımızla iletişimimizi sürdürüyoruz. Türkiye'nin terörizm konusunda kendi görüşü var. Görüşlerimizin her konuda birbirine uymadığını defalarca söyledik". Rusya bu kadarıyla yetinmişti, çünkü muhtemelen, Türkiye Suriye’de ne kadar batağa saplanırsa Putin’e muhtaçlığı o kadar artar diye hesaplamıştı. 

ABD daha net konuştu. Savunma Bakanı Mark Esper, Türkiye güvenli bölge konusunda tek taraflı bir adım atarsa bunun “kabul edilemez” olduğunu söyledi ve daha önemlisi, “DSG kontrolündeki ‘Fırat’ın Doğusu’na Türkiye’nin olası müdahalesine engel oluruz” dedi.

***

Türkiye’nin bölgede tek müttefiki yokken ve dış durumlar aynen böyle iken, üstelik ‘Acaba komşu devletlerden biri kalkar da Türkiye’de güvenli bölge kurmak isterse ne yaparız’ da demeden, “Fırat’ın Doğusu’na gireceğiz” ısrarı nasıl olabiliyor?

Üstelik, iç politikada durum enkazken:

Ekonomi elden avuçtan çıkmış. 14 yaşındaki çocuğu öldüren mermiye “sekti” denmesi Uludere rezaletini hatırlatmış. Altı ay önce kaybolan 6 kişiden 4’ü TEM’de ortaya çıkıvermiş. Adli tatil biter bitmez DGM’ler ve akademisyenler hakkındaki AYM kararlarının derhal uygulanması hukukun en basit gereği. Jandarma’nın tek talebiyle 163 medya adresine erişim yasaklanmış. Say sayabildiğine. AKP’lilerden gelen homurtular artıyor. Kazdağları başta olmak üzere insanlar büyük galeyan halinde.

Tekrar soralım: Böylesi bir ortamda “Fırat’ın Doğusuna gireceğiz” inadı nasıl olabiliyor? Hele de, son YAŞ toplantısında TSK komuta kademesi hercümerce sokulmuşken?

Olabiliyor, çünkü tam da içteki bu enkaz nedeniyle olabiliyor.

Fazlasıyla klasik: İçeride sıkışan otokratik rejimler, dikkatleri dağıtmak için milliyetçi duygulara başvururlar ve dışa saldırılara girişirler. Suriye konusunda da aynı şeyin tıpkısı oluyor. “Suyumu bulandırıyorsun” deyip başkasının toprağına saldırmak gerekiyor; hepsi bu.

Daha önce de defalarca yazdım ama tekrarda fayda var. Tek Adam Yönetimi, “Mahşerin Dört Atlısı” üzerine oturuyor: 1) Dinci AKP; 2) Irkçı MHP; 3) Ehlileştirilmiş Ergenekon; 4) Ulusolcular.

Bu “dört benzemez”in tek ortak paydası, Kürt düşmanlığı. CB Erdoğan iktidarda kalmak için buna oynamak zorunda.

***

Zorunda ama, kendi oğlanlarını rapor ve bedelli sayesinde askere göndermeyen insanların, başka oğlan analarını düşünmemeleri hüzün veriyor.

Çünkü çok bilinen bir kuraldır: Düzenli bir ordu kaostaki bir yeri işgal ettiği zaman başarılı olur ve kolayca kan döker. Burada ağlayacak olan Suriyeli Kürt oğlan analarıdır.

Fakat sonra gerilla direnişi çıkınca kendi kanı dökülmeye başlar. Fehim Taştekin’in hatırlattığı bir durum zuhur edebilir: Suriye, Türkiye’nin Vietnam’ı olabilir.

Burada ağlayacak olan da, Türkiyeli oğlan analarıdır.

Facebook Yorumları

reklam
13.12.2019
Almanya’ya son ihracatımız: Üniversiteden hoca attırmak
29.11.2019
Sırtını devlete dayamanın büyük cazibesi ve neticesi
22.11.2019
Bana birbirinden önemli iki şey öğreten hocamın ardından…
15.11.2019
Cumhuriyet nedir, ne değildir?
7.11.2019
'Hıristiyan imam-hatip lisesi kapalı tutulmalıdır!' paneli
1.11.2019
'Eyy Lepuvancılar!' olayı ne sonuç verecek?
25.10.2019
'Tarihten bir yaprak': Menderes’in Suriye macerası
17.10.2019
Nusaybin’in oraları kim bombalıyor?
10.10.2019
Ceren Hoca cinayetindeki AKP’li prof avukatın cemaziyülevveli
4.10.2019
Bu haberlerin hepsi doğru, ama inanmayı reddediyorum
27.09.2019
Adam gibi adam Rafi kardeşime ağıt
12.09.2019
Bir İngiliz bilimkurgu romanının alla turca çeşitlemesi
6.09.2019
Şu uluslararası hukuk bi olmasa…
25.08.2019
Çok berbat ve çok hayırlı bir musibet karşısındayız
9.08.2019
Oğlan analarına ilanen duyurulur: Fırat’ın Doğusu’na giriyoruz
28.07.2019
Bölücü ve bölücülük derken?
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
4.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
7.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
30.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
5.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
19.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
5.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
14.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
25.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
28.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
15.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
20.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
21.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
3.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
7.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
5.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
26.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
29.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
24.3.2017
Tam da kayyımlık belediyeler ülkesinde
17.3.2017
Lale muhabbeti ve Mart Karı üzerine düşünceler
14.3.2017
Erdoğan & Wilders Şti. altın madeni buldu, siyanürle işletiyor
10.3.2017
Almanya tarikiyle Decameron’a avdet…
4.3.2017
Almanya'daki bazı dostlara: Büyük hata içindesiniz
3.3.2017
Hürriyet haberinin düşündürdükleri
24.2.2017
Özdeyişler ve fıkralarla, korkutma’dan korkma’ya AKP
18.2.2017
Dışta İkinci Kıbrıs, içte sürüyle tarikat yolda; bekleyiniz
11.2.2017
Karizmanın yırtılmasına doğru
9.2.2017
Söke söke dönecekler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive