İyi ki gitmişiz


14.3.2019 - Bu Yazı 201 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Gerçekten anlamlıydı 8 Mart. Çünkü bu yıl bu günü, evladı cezaevinde açlık grevinde olan Diyarbakırlı annelerinyanında geçirdik. Feyhan vardı, 78’liler Sözcüsü Celalettin Can vardı, Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Tahsin Yeşildere vardı. Simge olarak ziyaret edeceğimiz aileleri Celalettin’in Diyarbakır’daki dernek arkadaşları Gani Alkan, Mezhar Aktaş, Halise Batki ve Mehmet Balyan tespit etmişti. Mülkiye’den hocası olmakla iftihar ettiğim Nurcan Baysal da yanımızdaydı.

***

Ankara’dan valilik özel kalemine telefon edip randevu istemiştim. Vali Mülkiye’den 85 mezunumuz. Mülkiye’nin makama saygı geleneği icabı biz yurt dışında büyükelçiye, illerde valiye nezaket ziyaretinde bulunuruz. Fakat ertesi gün CB Erdoğan gelecek olduğu için zaman bulunamadı. Sağlık olsun.

Şehrin göbeğindeki en can alıcı mahalle Bağlar’da üç aileyi, ayrıca, şehrin dışında yapılan yeni mahallelerde iki aileyi ziyaret edeceğiz.

Bağlar. Dış duvarları sıvasız tuğladan üç epey yüksek bina. Altıncı veya yedinci katlar. Bi süredir bacaklarım ve belim pek iyi olmadığı için söylüyorum yanlış anlamayın, duvarlara tutunarak ve çoğu yerde bulunan demir trabzanları kendime çekerek. Basamakların hiçbirinin yüksekliği birbirini tutmuyor çünkü.

Çok mutlu oluyorlar. Minderlere buyur ediyorlar. Her evde hemen çaylar, çaylar geliyor. Birbiri ardına her evde içmek zor; ayrıca, çocuklar açlık grevinde. Ama içmezsen de olmaz ki.

Anneler bizimle önce Türkçe başlıyor, sürdürmekte zorlanınca babaların tercümanlığıyla ana dillerinden devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin, “Şark’ın Paris’i” dediği Diyarbakır’ı eğitim açısından 73. sırada bıraktığını biliyor muydunuz?

Teorik bilgi her yerde önemli. Kürtlerin % 75’inin Şafii olduğunu, Şafii kadınların da erkek eli sıkmadığını bildiğimiz için el uzatmıyoruz; onlar da Feyhan’a ve Halise Hanım’a sıkı sıkı sarılıyorlar. Genç kızlarınsa öyle bir sorunu yok.

***

Celalettin not tutuyor: Anne Şadiye Hayme ve baba Şafi Hayme’nin iki çocuğu, anne Mansure Yener ve baba Nizamettin Yener’in oğlu, anne Duriye Kaynak ve baba Sabri Kaynak’ın kızları, anne Nazife Kurt ve baba Kutbettin Kurt’un oğulları, anne Melahat Bozdağ ve baba Mehmet Bozdağ’ın çocukları açlık grevinde.

İçlerinden bir aile. Yedi çocuklu. “İkisi şehit oldu” diyor baba. Siz anlayın. Nasıl hissederdiniz? Ne derdiniz?

Ne diyoruz, çocukların fizik sağlığı nasıl diyoruz. Morallerinin çok iyi olduğu cevabı üzerine, tekrar soruyoruz: “Vücut sağlığı?”. Aldığımız cevaplar çok mutlu edici değil. Çok hızlı kilo kaybından bahsediyorlar. Tansiyonların düzensiz ölçüldüğünü, 4/6’ya kadar düştüğünü söylüyorlar. Israrla soruyoruz, dirençlerini uzatmak için hiç olmazsa vitamin alıyorlar mı, diye.

Çok büyük çoğunluğunun sadece şekerli su ve meyve suyu içtiğini öğreniyoruz. Lütfen, diyoruz, konuştuğunuz zaman bizim tarafımızdan söyleyin, B vitamini alsınlar. Yani, Türkçesi, ölümü geciktirebilmek için. Ama öyle demiyoruz, tabii.

Bazı cezaevleri ilaç izni veriyormuş, bazıları vermiyormuş. Bazı çocukların ise B-1’i bilmediklerini öğreniyoruz. Bazıları da “tedaviyi reddetme” kavramı içinde düşünerek kendisi almıyor.

***

O sırada telefon geliyor: Haftada bir telefon hakları var ve bize rastlamış. Hepsi birden içeri koşuşuyorlar. Biz ise aman diyoruz ve aceleyle sıralıyoruz:

“Aman, yeğenimize söyleyin, hiç olmazsa B-1 vitamini alsın. Onu vermezlerse veya bulamazsa B-kompleks alsın. Vermezlerse savcılığa şikayet etsin, baroya duyursun. Bu demokrasi mücadelesi uzun solukludur, onlara bu memleketin canlı ihtiyacı var. Onlar ne kadar uzun süre sağlıklı olurlarsa, demokrasi düşmanı cephe o kadar gerileyecektir. Mutlaka bu uyarımıza kulak versinler, söyleyin kardeşlerimize bizim ağzımızdan. Çok ısrar ettiğimizi söyleyin!”

Fakat biliyoruz ki kendi aralarında tartışmadan hiçbir şey yapmazlar bu çocuklar.

***

Açlık grevi dediğin zaman ilk akla gelen, herhalde içeride ölür de başımıza kalır diye artık eve çıkarılan HDP Milletvekili Leyla Güven. Ona tabii ki gideceğiz ama bu özel günde daha bile önemli olan, hücrede tutulmak yüzünden vücutlarındaki yağlardan sonra erime sırasının kaslara hızla geleceği bu çocukların anneleri.

Beş aileden sonra Leyla Hanım’a gidiyoruz. Yeni siteler yapılmış Diyarbakır’a. Onlardan ­birinde oturuyor. Bir sorunla karşılaşmadan giriyoruz apartmana. Dairenin kapısında ellerimizi dezenfektanla ovuyoruz. Çoraplarımıza galoş, ağzımıza maske geçirip salona geçiyoruz. Hep yanı başındaki kızına soruyoruz: “Biz sadece, annenizin yanında olduğumuzu söylemeye geldik. Konuşup yormak istemiyoruz; zaten çok ziyaretçi geliyor. Ne yapalım; siz mi söylersiniz geldiğimizi yoksa kapıdan el mi edelim?”

Leyla Hanım 127. gününde. 70. güne kadar kilo kaybına uğramış, şimdi giderek kasları erimekte ve yattığı yerde kemikleri batmakta. Oda kapısından kısaca selam etmemiz kararlaştırılıyor. Öyle yapıyoruz.

***

“Adın ne senin?”

Çıkışta üç tane genç. İçlerinden biri bana soruyor direkt. Fevkalade sert bir ifadeyle. Aslında çok ama çok normal. 23-24 yaşlarında. Yeni intisap ettiği polisliğin hakkını vermek zorunda hissediyor. 74 yaşındaki bana “Sen” diye hitap edip “Adın ne” diye azarlayarak.

“Benim adım Baskın Oran, şimdi sen söyle bana adını” diyorum. Ve ekliyorum: “Benim adım senin için bişey ifade etmez. Valiliğe telefon edip oraya sor. Vali Bey biliyor”. Şaşırıyor biraz.

Tahsin Hoca, “Kardeşim sen polis misin? Polissen önce polisim demen gerekmez mi?” diye girişince başlıyor kendini savunmaya: “Ben ‘adın ne’ demedim. Adınızı öğreneyim dedim”.

Dayanamıyorum: “Sevgili kardeşim, Lenin var ya, duymuş muydun, Lenin. Ona atfedilen çok önemli bir söz var. Diyor ki, ‘Küçük bir hatayı büyütmenin en kestirme yolu o hatayı müdafaa etmektir’ diyor. Hepimiz gençken senin yaptığın şeye benzer ayıplar yaptık, ama öğrenince mahcup olduk ve düzelttik. Sen hatanı müdafaa ediyorsun, büyütüyorsun. Yapma bunu. Önce kendine yazık”.

Herhalde belli ölçüde bi aile terbiyesi vermiş olmalılar ki, bu diskurdan sonra mahcup olduğu yüzüne yansıyor, gözlerini kaçırıyor. Ne mutlu ona da, bize de.

Yine de, olay çıkmasın diye gazetecilerle orada konuşmuyoruz, site dışına çağırıyoruz. Orada özetle diyoruz: “Açlık grevi sevimli bişey değil. Ama en doğal hakları kullanmak için insanları açlık grevine mecbur bırakan bir rejim korkunç bişey”.

***

Bunları yazarken Celalettin telefon edip müjde verdi: Tarsus T Tipi cezaevinde yatan ve 66 gündür sadece şekerli su alan gençlerden biriyle telefonda konuşmuş ailesi. Çocuk demiş ki: “Biz aramızda konuştuk, o hocalarımıza güveniyoruz, onlar dediyse doğrudur, bundan sonra vitamin alacağız”.

Hayatımdaki büyük mutluluklardan biriydi bunu duyduğum an.

İyi ki gitmişiz.

Facebook Yorumları

reklam
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
14.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
25.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
28.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
15.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
20.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
21.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
3.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
7.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
5.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
26.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
29.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
24.3.2017
Tam da kayyımlık belediyeler ülkesinde
17.3.2017
Lale muhabbeti ve Mart Karı üzerine düşünceler
14.3.2017
Erdoğan & Wilders Şti. altın madeni buldu, siyanürle işletiyor
10.3.2017
Almanya tarikiyle Decameron’a avdet…
4.3.2017
Almanya'daki bazı dostlara: Büyük hata içindesiniz
3.3.2017
Hürriyet haberinin düşündürdükleri
24.2.2017
Özdeyişler ve fıkralarla, korkutma’dan korkma’ya AKP
18.2.2017
Dışta İkinci Kıbrıs, içte sürüyle tarikat yolda; bekleyiniz
11.2.2017
Karizmanın yırtılmasına doğru
9.2.2017
Söke söke dönecekler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net