AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor


10.11.2018 - Bu Yazı 163 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Geçtiğimiz 28 Eylül’de AYM benim yaşam hakkımın ve ifade özgürlüğümün ihlal edildiğini açıklayarak tazminata hükmetti. Sebep, 2008’de Türk İntikam Tugayı’nın (TİT), “Hrant’tan sonra yeni hedef B. Oran olacaktır” diyerek ölümle tehdit etmesi ve devletin de cezayı savsaklaması idi. Bu açıdan AYM, hukuka uygun ve saygıdeğer bir karar verdi.

Fakat AYM’nin OHAL’den bu yana ne kararlar verdiği malum olduğu için hemen bir tedirginlik duydum. Çünkü AİHM’ye de başvurmuştuk ve bu karar, onun yeterince sert olmaması için bir ön alma, bir ön kesme olabilir miydi? Diğer yandan karar 18 Nisan tarihini taşıyordu yani alındıktan yaklaşık beş buçuk ay sonra açıklanmıştı.

Ardından, 30 Ekim’de yani on gün kadar önce bir AİHM kararı çıktı. Ekim 2004’te İnsan Hakları Danışma Kurulunun (İHDK) Azınlık Raporu yayınlanınca, kimi ırkçı şahıslar metnin yazarı olarak bana ve İHDK Başkanı olarak Prof. İbrahim Kaboğlu’na iğrenç tehdit ve hakaretlerde bulunmuşlardı. Kan dökmekle tehdit vs. Türk yargısı tarafından “ifade özgürlüğü” olarak nitelenip şahıslar beraat ettirilince başvurduğumuz AİHM, ilkini yaklaşık on yıl önce önüne götürdüğümüz bu davalardan 3’ünü şimdi toplu olarak karara bağlıyordu.

Bu kararın içerik açısından acayip olduğu hususuna hemen aşağıda geleceğim; burada usule ilişkin bir acayipliğe değinmek istiyorum:

Bu 30 Ekim kararını AİHM 2 Ekim tarihli toplantısında almış. Burada, 28 Eylül’de yani sadece 4 gün önce açıklanan AYM kararına gönderme yapmış.

Nasıl oluyor da Türk hükümeti 4 gün içinde hemen yabancı dillere çevirtiyor, bir üst yazıyla Strasbourg’a iletiyor, 2 Ekim’deki AİHM toplantısına girmesini sağlıyor, orası da kararına ekliyor? Kimse izah edemez bu kadar kısa sürede AİHM kararının AYM kararına atıf yapmasını. Süpermen bu kadar hızlı değil.   

* * *

Türkiye’de insan hakları konusunu en iyi bilen hukukçuların başında gelen (ve geçenlerde Mülkiye’den istifaya zorlanan) Dr. Kerem Altıparmak bu durumda iki olasılığa işaret ediyor:

Birincisi; AYM daha kararını yayınlamadan 18 Nisan’da hükümete yolladı (ki, bunu kararın son cümlesinde belirtiyor), orası da bunu AİHM’ye yolladı. Uludere / Roboski’de 28.12.2011’de art arda iki TSK hava saldırısı sonucu öldürülen 34 kişinin avukatı bir belgeyi geç iletti diye davayı usulden reddetmiş olan AİHM de, hiç sorun etmeden bunu kendi kararına koydu. (İki durum aynı değil, farkındayım, ama insaf diye bişey olduğunun da farkındayım –BO).  

İkinci olasılık: AYM, verdiği Oran kararını AİHM kararını etkilemek amacıyla bu mahkemeye iletti. AİHM de hiç sorun etmeden bunu kendi kararının içine yerleştirdi. Bu ikinci olasılığın birinciden daha az masum olmadığını hatırlatan Dr. Altıparmak şöyle uyarıyor:

AYM’nin Oran kararı AİHM’nin Oran-Kaboğlu kararı üzerinde kritik bir etkiye sahip değil. Ama eğer böyle bir durumda bile bu tür bir “işbirliği” oluşuverdiyse, AYM kararının AİHM’yi AİHM kararının da AYM’yi çok daha fazla etkileyeceği birçok olayda daha çok endişelenmeliyiz. Yıllar boyu beklemiş iki başvurunun bu “mucizevi” birleşmesi nasıl gerçekleşti? Her iki mahkemenin bunu bize açıklaması lazım, aksi halde endişelerimiz doğru demektir.

Daha ileriye gitmeden hemen not: AİHM ile AYM arasında tabii ki işbirliği olur; hatta özellikle eğitim açısından bu şarttır. Fakat burada hissedilen şey başka bir şey. Spekülasyon mu bu? Tabii ki spekülasyon. Ama atmasyon değil. Ortada şeffaflık yoksa tabii ki bilimsel spekülasyona başvurulacak.

* * *

İşte tam burada, hemen yukarıda “Bu kararın içerik açısından acayip olduğu hususuna hemen aşağıda geleceğim” dediğim noktaya dönüyoruz:

AİHM’nin bu kararı, olması gerektiği gibi A. İ. H. Sözleşmesi Md. 10’dan (“İfade özgürlüğü”nden) değil, Md. 8’den (“Özel hayatın ve aile hayatının korunması”ndan) verilmiş. En azından, Md. 8’in yanı sıra Md. 10’dan da ihlal bulmalıydı AİHM.

Bulmalıydı, çünkü bütün özgürlüklerin anası olan ifade özgürlüğü Türkiye tarihinde hiç görülmemiş biçimde yerlerde sürünürken, onu zikretmeden bu davayı sadece “kişilik hakları”yla sınırlı tutmak anlaşılır şey değil. Üstelik kararda Md. 8 altında sıraladığı bütün argümanlar ifade özgürlüğüyle ilgili, ama “ifade özgürlüğü”nün adı yok. Hani hocanın biri vaaz veriyormuş: “Allah ne sağdadır ne soldadır, ne yerdedir ne göktedir…” Bektaşinin sesi duyulmuş: “Sen şuna yok diyeceksin de, dilin varmıyor.”  

Diğer yandan, bu AİHM kararının özellikle yaşadığımız vahim dönem için acayipliğini gösteren iki şey daha ilave etmek mümkün.

Birincisi, Hrant’a gelen tehdidi de belirttikten sonra on küsur yıllık 3 dosyayı birleştirip tümü için sadece 1.500 Avro manevi tazminata hükmederek, bir kilometre taşı olan Azınlık Raporu’nu düşük profile ittiriyor.

İkincisi, AİHM avukatım Oya Aydın Göktaş’a yazıyor ve soruyor: “Siz bu davalara devam etmek istiyor musunuz?” İnanılır gibi değil. Bu soru sorulur mu? Burada oyun oynamıyoruz. Bu mahkemeye anlatmak lazım ki, burada bir ülkenin demokrasisini hukuk yoluyla geri getirmeye çalışıyoruz.

* * *

Meseleyi Tek Adam rejimi açısından ele alacak olursak, ifade özgürlüğüne hiç değinmeyen bu karar, Türk hükümetinin Strasbourg’a (bu kentte yaşayan tanıdıklarımın ağız birliğiyle ifade ettikleri üzere) sırf bu iş için 3 ila 4 heyet yollayarak yürüttüğü kulislerin boşa gitmediğini gösteriyor.

Meseleyi AİHM açısından alırsak, resim daha hoş değil. AİHM resmen kendi kuruluş gerekçesini, yani “demokratik Avrupa düzenini korumak”ı inkar ediyor. Kendi tarafsızlığına ve dahi varlık nedenine gölge düşürüyor. 

* * *

Bütün bunları AİHM’nin niye böyle yaptığıyla bitirelim, çünkü gerçekten merak edilecek bir husus bu.

1) AİHM, Türkiye’den gelen ifade özgürlüğü dosyalarının fazlalığını ileri sürerek bunları önlemeye çalışıyor. Fakat bu yoğunluk bir gerekçe olamaz çünkü hem işi bu, hem de normalde başka Avrupa ülkelerinin, mesela İtalya, üç yıl önceki (2015) dosyalarını ele aldığı bir durumda Türkiye’den on yıl önce gelmiş dosyalara yeni bakıyor olması başka bir acayiplik.

Üstelik böyle durumlarda yapılacak basit şeyi AİHM’ye ben mi öğreteceğim? Bir “pilot dava” seçip çözüme bağlarsın, ondan sonra onun aynısı olan davaları seri halde sonuçlandırırsın. Mesela KHK’yle atılanların davaları bu yöntem için birebir. Çünkü bu insanlar hep şablon uygulanıp atılmış. 

2) AİHM böyle yaparsa, onun bağlı olduğu Avrupa Konseyi, AİHM ihlal kararları çıktıkça Erdoğan Türkiyesi kendisinden uzaklaşır ve kontrolünden tamamen çıkar, diye korkuyor. Klasiktir bu tür korkular diplomaside. Ama sadece diplomaside. Hukuka bulaştırılamaz.

3) Türkiye’de büyük yatırıma sahip olan AB ülkeleri, sermaye ve kredilerinin tehlikeye girmesinden korkuyor. Üçüncü köprünün ortağı olan İtalyan inşaat devi Astaldi bu yüzden Roma’da konkordatoya başvurdu!

4) Tek Adam rejimi tüm dünyayla sebepsiz didişmek yüzünden fena sıkışınca, başta ABD ve İsrail olmak üzere birçok ülkeye barışma taarruzu başlatmış vaziyette; AİHM bundan da etkileniyor olabilir.

Facebook Yorumları

reklam
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
15.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
20.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
21.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
3.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
7.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
5.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
26.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
29.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
24.3.2017
Tam da kayyımlık belediyeler ülkesinde
17.3.2017
Lale muhabbeti ve Mart Karı üzerine düşünceler
14.3.2017
Erdoğan & Wilders Şti. altın madeni buldu, siyanürle işletiyor
10.3.2017
Almanya tarikiyle Decameron’a avdet…
4.3.2017
Almanya'daki bazı dostlara: Büyük hata içindesiniz
3.3.2017
Hürriyet haberinin düşündürdükleri
24.2.2017
Özdeyişler ve fıkralarla, korkutma’dan korkma’ya AKP
18.2.2017
Dışta İkinci Kıbrıs, içte sürüyle tarikat yolda; bekleyiniz
11.2.2017
Karizmanın yırtılmasına doğru
9.2.2017
Söke söke dönecekler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları