AYM ne durumda?


6.7.2018 - Bu Yazı 113 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yasal metinlerin (kanun, kararname, vs.) Anayasa’ya uygunluğunu denetleyen Anayasa Mahkemesi (AYM), geçenlerde TBMM’den geçirilerek “yasa”laştırılan kimi OHAL KHK’leri hakkında 29 Haziran’da hüküm verdi.  

Fakat medyada bu konu yeterince işlenmedi, genellikle “AYM CHP'nin KHK başvurusunu reddetti” biçiminde sunuldu veya epey muğlak biçimde haberleştirildi. Bu yüzden, fevkalade önemli olduğu halde yeterince anlaşılamadı.

Olay özetle şu: CHP bu KHK’lerin a) “Yok hükmünde olduğunun tespitini”, ve b) yok sayılmayacaklarsa “şekil bakımından Anayasa’ya aykırılığı nedeniyle iptalini” talep etti. AYM de bu talepleri reddetti.

***

Bu durumda ilk akla gelen soru şu: Talep neden içerik yönünden iptal değil de, şekil yönünden iptal sadece?

Bunu, AYM’nin eski raportörlerinden Prof. Osman Can’a sordum, şu bilgiyi aktardı:

Bir yasal metin Resmî Gazete’de (RG) yayınlandıktan sonra AYM’ye iptal başvurusu şekil bakımından 10 gün içinde, içerik bakımından da 60 gün içinde yapılabiliyor.

Bu durumda CHP süreyi geçirmemek için muhtemelen şekil başvurusunu hemen yapıyor, daha uzun hazırlık gerektiren içerik iptali başvurusunu bu arada hazırlıyor ve sonra onu da sunuyor. AYM’nin geçen hafta reddettiği CHP başvurusu bunlardan birincisi, henüz görüşüp karara bağlamadığı ise ikincisi.

Buraya kadar çıkarılabilecek sonuçlar da şöyle gözüküyor: 1) CHP’nin bu durumda teknik bir hatası yok; 2) AYM ikinci başvuruyu (içerik iptali) kabul ederse, açıkça hukuka aykırı olan ve TBMM’ye süreler geçtikten sonrasunulan bu KHK’ler iptal olabilir.

***

Hemen gireyim: Birinci sonuç doğru, ama ikinci sonuç epey kuşkulu.

Kuşkulu, çünkü AYM’nin özellikle OHAL’den sonraki tutumu Anayasa’ya ve TBMM İç Tüzüğü’ne aykırı oluşa hiç aldırmadığını gösteriyor. Mesele uzun, ama avukatım Oya Aydın’la da konuşarak oluşturduğum çok kısa bir özet sunayım:

1) Hukukta “yokluk yaptırımı” denen bir kavram var. Burada da bu KHK’ler için en az iki sebeple “yokluk” mevcut:

Bir kere, OHAL KHK’lerinin yasal olabilmeleri için olmazsa olmaz şartlar var. Bunların arasında: a) Bu KHK’ler sadece OHAL’in “gerektirdiği” konularda ve ölçülülük ilkesi dikkate alınarak düzenlenebilir; b) OHAL’in kalkmasıyla birlikte kendiliğinden ortadan kalkarlar ve bu nedenle de kalıcı kural getiremezler.

Bunları uzun uzun yazdık, burada tekrar girmiyorum, KHK’ler bu kuralların hiç birine uymamakta. Yani bunlar Anayasa ve TBMM İç Tüzüğü’nde adı geçen KHK’ler filan değil. “Yok” bunlar.

İkincisi, bu KHK’lerin RG’de yayınlanır yayınlanmaz TBMM’ye sunulmaları ve TBMM’nin de bunları en geç 30 gün içinde karara bağlaması gerekirdi. Oysa beklenip beklenip 1,5 yıl sonra sunuldular ve güya “yasalaştırılmış” oldular. Yani, “yok” bunlar.  

***

AYM, verdiği hükmü iki gerekçeye dayandırıyor:

1) ‘Yokluk iddiası reddedilmiştir, çünkü bir yasanın varlık kazanması için TBMM’nin kabulü yeterlidir’ diyor.

Oysa, burada TBMM’nin kabul ettiği ileri sürülen “yasa”, yasa filan değil. Hem OHAL’in ilanıyla ilgisiz, hem de TBMM’ye sunulma süresi geçmiş.

AKP buna nasıl cesaret etti? Bu KHK’lerin içeriği o kadar berbat biçimde hukuk dışıydı ki, o sırada TBMM’de tartışılmasından ödü koptu. Bir de, süreyi geçirmeye yaptırım getirmek düşünülmemiş. Politikacıların dürüstlüğüne bırakılmış. Onu kullandı!

Üstelik, yasaların olmazsa olmaz iki kuralı vardır: Genel ve soyut olmaları gerekir. Görevlerinden tamamen gerekçesiz olarak atılanların listelerde teker teker sayıldığı bir metin nasıl “genel” ve “soyut” oluyor?

2) ‘Şekil bakımından iptal talebi reddedilmiştir, çünkü bu KHK’lerin TBMM’de son oylamaları Anayasa’da öngörülen çoğunlukla yapılmıştır’ diyor AYM.

Oysa, olmayan bir KHK’nin “son oylama”ya sunulması nasıl olabiliyor? Bu durum, “son oylama”yı işin başından hukuk dışına çıkartıyor.

Kaldı ki AYM, burada aynen Nisa Suresi’nin “namaza yaklaşmayınız” kısmını zikredip, “eğer sarhoş veya cünüp iseniz” kısmını yok sayanlar gibi davranıyor. Çünkü TBMM İç Tüzüğü’nü ve oradaki süreleri bilmezden geliyor. Halbuki her zaman ve özellikle de OHAL dönemlerinde “şekil” şartının en temel unsuru “süre”dir. Saat 10.15’te başlayan ve 15 dakika önce gelinmesi istenen YSK sınavına 10.01’de gelen öğrenci bundan altı gün önce (30 Haziran) kapıdan döndürüldü, onu hatırlayın yeter.

Diğer yandan AYM’nin bu gerekçesi, rahmetli Menderes’in 1954 yılında Demokrat Parti grubunu pohpohlamak için söylediğinden daha az popülist ve şekilci değil: “Siz isterseniz hilafeti bile geri getirebilirsiniz”.

***

Yokluk ve şekil meselelerini böyle bir yaklaşımla ele almış AYM’nin çok yakın geçmişte nasıl bir yola girdiğini de hatırlamak lazım. İki örnek yeter:

1) Mühürsüz oyların geçerli sayılmasının Anayasa'ya aykırı olmadığına, sandıkların taşınmasının ise seçim güvenliği için olduğuna karar verdi.

AKP sözcüsü konuşsa, ancak bu kadar söylerdi. Söyledi de.

2) Demirtaş, tutukluluğuyla ilgili dosyanın öncelikle ele alınması talebiyle AYM’ye başvurduğunda, “Sanığın cezaevinde hayatı tehlikede değildir, tedbir kararının reddine” diye karar verdi.

Oysa ne hayatının tehlikede olduğunu söylemişti Demirtaş, ne de tedbir talep etmişti.

AYM’nin bu kararı da, tek parti döneminden 9 yıl sonra (1954) doğmuş Erdoğan’ın, “Tek parti CHP döneminde 75 kişilik sınıflarda okudum” demiş olmasından daha bilimsel değildi.

Onun için, ben şahsen OHAL KHK’lerinin AYM tarafından Anayasa’ya aykırı ilan edilmesini içerik açısından da fazla olası görmüyorum.

Ama, hukuktan umut kesilmezmiş; bekleyelim. Bakarsın, Yüksek Mahkeme mahcup eder.   

Facebook Yorumları

reklam
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
21.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
3.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
7.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
5.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
26.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
29.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
24.3.2017
Tam da kayyımlık belediyeler ülkesinde
17.3.2017
Lale muhabbeti ve Mart Karı üzerine düşünceler
14.3.2017
Erdoğan & Wilders Şti. altın madeni buldu, siyanürle işletiyor
10.3.2017
Almanya tarikiyle Decameron’a avdet…
4.3.2017
Almanya'daki bazı dostlara: Büyük hata içindesiniz
3.3.2017
Hürriyet haberinin düşündürdükleri
24.2.2017
Özdeyişler ve fıkralarla, korkutma’dan korkma’ya AKP
18.2.2017
Dışta İkinci Kıbrıs, içte sürüyle tarikat yolda; bekleyiniz
11.2.2017
Karizmanın yırtılmasına doğru
9.2.2017
Söke söke dönecekler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları