Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…


13.7.2018 - Bu Yazı 255 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Diyeceğimin özü ve özeti: Aşırıya giden her şey, kendi mahvının tohumunu karnında taşır.

Korkunç bir aşırılıklar manzumesi olan Tek Adam Rejimi bir yandan Türkiye’yi perişan ederken, bir yandan da bizzat kurucusunu mahvedecek. Ne denli aşırılaşırsa, sonuna o denli yaklaşacak.

Mahv’ı, meşrebinize göre tercüme edebilirsiniz. Ben, müthiş bir başarısızlıktan başlayarak daha vahim sonuçlara kadar uzanabileceğini düşünüyorum. Çünkü Birinci Meşrutiyet’ten (1876) beri uygulamak için çırpındığımız demokrasiyi bitirecek bu düzen kendi içinde bile tutarsızdır. Tutarsız sistem işlemez.  

Opera-bale’den ilaç fiyatlarına kadar her şeye tek bir kişinin karar verdiği bir sistem olamaz, görülmemiştir, görülmüş olan tek tarihî örnek de hem ülkesini hem kendini mahvetmiştir.

Ayrıca şunu da söyleyeyim: Bu imkansız “sistem” iki sonuçtan birini verir:

1) Bu kadar işe yetişmesi mümkün olmayacağı için, kararların çoğunu Erdoğan’ın yakın çevresi alır, yani Erdoğan idare ediyorum derken edilir;

2) Yetişmeye kalkarsa, bu sistem Erdoğan’ı bitirebilir. Çünkü üstlendiği işlerin sadece imzalarını atsa başka hiçbir iş yapamaz ve hiçbir vücut buna fazla dayanmaz.

Demek ki böyle “sistem” olmaz.

* * *

Edilen yeminden başlayalım:

“Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, (…) herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, (…) aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma (…)”.

AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın bu yemine sadık kalması, özellikle de tarafsız olması çok zor.

* * *

“Bakan”lardan değil, secretary’lerden yani katiplerden oluşan hükümetle devam edelim:

Fehim Işık’ın dediği gibi, aynen bir “Savaş Kabinesi”. Çünkü OHAL döneminin baskısını devam ettirmek için daha “iyisi” kurulamazdı. “OHAL Kabinesi” de diyebilirsiniz. Çünkü:

Türkiye’de 3 tane önemli bakanlık vardır: İçişleri, Dışişleri, Maliye.

Birincisine S. Soylu isimli bir adamı yine getirdi, ki hakaret etmediği kurum ve kişi bırakmamış, hakkında durmadan dava açılıp suç duyurusunda bulunulan, Demokrat Parti genel başkanlığından transfer edilmiş bir mühtediden bahsediyoruz.

İkincisine, küstürmediği Batı ülkesi kalmamış M. Çavuşoğlu’nu yine getirdi, ki yemin törenine sadece azgelişmiş ülke büyükleri gelmesinden belli.

Üçüncüsüne, A. Babacan ve M. Şimşek gibi uluslararası itibar sahiplerini tasfiye ederek, Batılıların buz gibi soğuk durduğu damadını getirdi, ki dövizin ve tahvil faizlerinin derhal fırlamasından ve borsanın düşmesinden belli.

Türkiye’de savunma bakanlığı da vardır önemli, o makama da 15 Temmuz darbe teşebbüsü bağlamında çok tartışmalı bir ismi getirdi: Genkur Başkanı Org. H. Akar. Tartışmalı olduğu için biat eder ve TSK’yi zapturapt altında tutar diye herhalde, ki hoparlörden “Erdoğan” adı duyulur duyulmaz hazırol’a geçtiğinden belli.

Geri kalan katipler hakkında yandaş olmayan medya şunları yazıyor:

ETS Turizm'in sahibi Murat Ersoy, Turizm Bakanı. Medipol Üniversitesinin Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Koca, Sağlık Bakanı. Tarım ve Ormancılık Bakanı Bekir Pakdemirli büyük dondurulmuş patates üreticisi McCain Food’un Ortadoğu danışmanı. Hakkında iyi şeyler de söylenen Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ise Maya Okulları’nın sahibi.  

* * *

Yargı ve hukuk’a geçelim.

Bu ikisi zaten şah edilmişti, şimdi şahbaz ediliyor. OHAL döneminde olduğu gibi, hukukun en temel ilkesini ve de Anayasa’yı ihlal ederek KHK’yle kanun değiştirme rezaletine devam ediliyor.

Tüm dünyada istisnasız temel kuraldır: Kanun, ancak başka bir kanunla değiştirilebilir. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu kanunla değil, 703 s. KHK’yle değiştirildi. Artık herhangi bir 4 yıllık üniversite mezunu (ör. kimya veya Sümeroloji mezunu) idari hakim olabilecek!

Bunu getirenin de 4 yıllık üniversite mezunu olmaması tarihin bir ironisi, herhalde…

Aynı KHK’yle, 5347 sayılı YÖK Kanunu değiştirildi. Artık cumhurbaşkanı, mil pardon Başkan, istediği kişiyi profesör olmasa da rektör atayabilecek. Hani, bi de 5 yıllık devlet memuriyeti şartı olmasa, ODTÜ veya Boğaziçi için hemen önerebileceğim rektör adayları:

Meşhur işadamı Mehmet Cengiz. Erdoğan’a aşkını ilan eden Ethem Sancak. 16 Haziran 2013’teki Kazlıçeşme mitinginde “Erdoğan’ın g…nün kılıyım” diyen ev kadını.

Veya, bir tık yukarı diyorsanız: Yabancı dil notu 55’e indirilmiş ve sözlü sınavı (kollokyum) kaldırılmış yandaş bir doçent.

* * *

Kararnameyle kanun değiştirmeyi bırakın, Anayasa değiştiriliyor! Anayasa Md. 159’da HSK’nin doğal üyesi olarak gösterilen Adalet Bakanlığı müsteşarının yerine KHK’yle bakan yardımcısı getirildi! Osmanlı Babıalisi bunu duysa, yapanı süt kabağı gibi oyardı.

İçiniz bayıldıysa, şunları da okumadan geçin:

Bakan yardımcıları AYM üyesi yapılabilecek. Cumhurbaşkanı, pardon, Başkan yardımcıları Danıştay üyesi yapılabilecek. Dışişleri mensubu olmayanlar Dışişleri’nde genel müdür atanabilecek. Devlet Tiyatroları kapatıldı ve Cumhurbaşkanlığına bağlandı.

* * *

Bu örnekler yeterliyse, son KHK’ler rezaletine geçelim ki, aşırılıklar sonucu Baba Diyalektik nasıl fayrap ediliyor, iyice çıksın ortaya:

Ben önce anlamadım, çünkü “Son OHAL KHK’si yayınlandı” diye okumuştum gazetelerden. Ardından bilmem kaç tane daha yayınlanınca, araştırdım bu neyin nesidir diye.

Ve anlaşıldı ki, Tek Adam’ın çıkardığı KHK’ler biriktirilmiş biriktirilmiş, şimdi Tek Adam tarafından yayınlanıyormuş! Mesela, 4 Haziran’da kararlaştırılan ve darbe teşebbüsünün üstünden 2 yıl geçtikten sonra “OHAL’in gerekli kıldığı tedbir” olarak 18.632 kişiyi daha işten atıp açlığa mahkum etmek için çıkarılan KHK, 34 gün bekletilip yayınlanmış!

İnsanın içini kıyıyor bunlar ama, “OHAL’i gerektiren” kahkaha attıracak “tedbirler” de var bu KHK’lerde:

Ör. Sarı basın kartı vermeye yetkili makam Cumhurbaşkanlığı olarak ilan edilmiş. 112’yi boş yere işgal edene para cezası getiriliyor…

* * *

Bu arada, vatandaşı “hizaya getirme” faaliyetleri berdevam:

Erdoğan’ın açtığı davada beraat eden karikatürü ODTÜ mezuniyet töreninde pankart olarak taşıyan 3 öğrenci gözaltına alınıyor.  

AkTroller halkı kimi gruplar aleyhine kışkırtmaya soyunuyor.

Bunların bir kısmı, kadınsız kalmanın azdırdığı rezillikleri sergilemekte. Ör. ODTÜ mezuniyet töreninde kız öğrencilerin taşıdığı “Herkesin aşkına kimse karışamaz” pankartı fotomontaja tabi tutuluyor. “AK Destanın Sancaktar Lideri Erdoğan” isimli sayfa tarafından Facebook’a yüklenen ve yaklaşık 1.000 kişi tarafından “beğenilen” görselde, “Vajina yangınına çare arıyoruz bulamadık - ODTÜ’lü çağdaş kızlar” okunuyor artık.

Ör. sosyal medyada “Şanlıurfa’da tecavüzü destekleyen pankart açıldı” diye yayınlanan ve 6.000 kişi tarafından paylaşılan haberde, “Tecavüz ediyorlarsa bize ediyorlar, size ne!” diyen montajlanmış bir fotoğraf...

Ör. boydan boya yarılmış bir kafatası resmi konuluyor ve altına bunun, “bilimsel olarak kanıtlanmış” biçimde “Osmanlı tokadına maruz kalmış bir askere” ait olduğu yazılıyor. Oysa 40.000 kullanıcı tarafından “beğenilen” bu fotoğraf Eski Mısır’da kafası uçurulmuş Nubyalı bir askere ait ve Michigan State Üniversitesi tarafından yayınlanmış.

Ör. Osmanlı’da 623 yılda yalnızca 2 tecavüz ve 27 hırsızlık olayının yaşandığını iddia eden haber 4.400’ün üzerinde “beğeni” alıyor…

OHAL devam ediyor ve R. T. Erdoğan bilinmez bir geleceğe Tek Adam tarafından sürükleniyor.

* * *

Feodal toplumda zaten var olan şiddet kültürü yukarıdan fena halde kurumsallaştırılmış vaziyette. Tek Adam’ın “İdam Meclis’ten geçerse ben onaylarım” diye ilan etmesi üzerine sürüyle “insan” kafiye tutturup hemen öldürmeye ve linçe girişiyor. Ör. küçük çocuğa tasallut iddiası üzerine yüzlerce kişi "İdam isteriz" sloganlarıyla Develi adliyesine saldırıyor.

Ör. “Çocuk kaçırmak için Fransa plakalı bir minibüs yakalandı, şüpheliler karakolda” haberi üzerine öfkeli kalabalık “Onları bize verin!” diye bağrışıyor. İçlerinden iki kişi girip nezarette kimsenin olmadığını gördüğü halde karakolu taşlıyorlar, üç tane ekip otosunun camlarını kırıyorlar.

Hürriyet’te Fatih Çekirge, idam denilen devlet cinayeti hakkında “Ben idam diyorum, siz ne diyorsunuz” diye yazılar yazıyor.

Bilmiyorum gazetecinin, bizzat kendi gazetesinde çıkan, sevgilisiyle yakalanan kadının mahalleli tarafından linç edilmek istendiği haberini okuyunca ne düşündüğünü…

Bilmiyorum, böyle gazeteciler hesaplıyor mu, idam geri getirilirse ne olur, şu anda ağırlaştırılmış müebbet’e çarptırılmış gazeteci arkadaşları idam edilir mi, başka muhalifler bu arada idam edilecek suçlarla itham ediliverirler mi, gazeteci bunları düşünüyor mu, bilmiyorum…

* * *

Daha önce de yazmıştım: Tek Adam Rejimi’nde ekonominin düzelmesine imkan olmadığı için bu kaos ve mezalim korkunç artacak.

Arttıkça, Baba Diyalektik icabı, Tek Adam Rejimi R. T. Erdoğan’ı İzmir tabiriyle “çok çikin” edecek. “Aldatıldım” vs. diyerek de kurtaramaz artık, çünkü bizzat kendisi söyledi:

"Ne bizim ne de bizden sonra gelecek olan cumhurbaşkanlarının; yürütme görevi konusundaki aksaklıklar, eksiklikler hususunda milletimize karşı öne sürebilecekleri bahaneleri kalmamıştır".

Ve bekleyin, KHK’lerin “bir daha kamu görevine dönmemek üzere” diyen “kalıcı” hükümleri var ya, onlar OHAL bitince kendiliğinden sona erecek. Çünkü Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 07.12.1989 gün ve E. 1988/6, K. 198904 sayılı kararı var, siz o zaman seyreyleyin gümbürtüyü.

Tek Adam Rejimi fena halde gözü kara gidiyor. Baba Diyalektik’i çok fena fayrap ediyor. R. T. Erdoğan’ın buna dayanması bilmiyorum ne kadar mümkün.

Kimseler değil, R. T. Erdoğan’ın başını Tek Adam Rejimi yiyecek.

Facebook Yorumları

reklam
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
21.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
3.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
7.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
5.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
26.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
29.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
24.3.2017
Tam da kayyımlık belediyeler ülkesinde
17.3.2017
Lale muhabbeti ve Mart Karı üzerine düşünceler
14.3.2017
Erdoğan & Wilders Şti. altın madeni buldu, siyanürle işletiyor
10.3.2017
Almanya tarikiyle Decameron’a avdet…
4.3.2017
Almanya'daki bazı dostlara: Büyük hata içindesiniz
3.3.2017
Hürriyet haberinin düşündürdükleri
24.2.2017
Özdeyişler ve fıkralarla, korkutma’dan korkma’ya AKP
18.2.2017
Dışta İkinci Kıbrıs, içte sürüyle tarikat yolda; bekleyiniz
11.2.2017
Karizmanın yırtılmasına doğru
9.2.2017
Söke söke dönecekler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları