Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı


16.11.2018 - Bu Yazı 72 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 13 Kasım Salı günü, avukatım Oya Aydın Göktaş’la birlikte, İçişleri Bakanı S. Soylu’ya açtığımız hakaret davasının karar duruşmasına girdim. Yargıç son bir diyeceğim olup olmadığını sordu. Kalkıp şöyle dedim:

“Kendisini içişleri bakanı diye pazarlamış, sözlerinin her kelimesini alçakça kurgulamış bir uşak Süleyman Soylu hakkında suç duyurusunda bulunuyorum.”

***

Tahmin edeceğiniz gibi, bunlar tarafımca “düzenlenmiş”sözlerdi.

23.06.2017’de "Kürtler Üzerine Bazı Trajikomik Deneyler" diye bir haftalık yazı yayınlamıştım. Kürt yurttaşlarda büyük kırgınlık ve öfke yaratacak, bu nedenle de toplumsal barışın kurulmasını iyice zorlaştıracak hak ihlallerini sergileyen haberleri kronolojik sıraya koyarak, hiçbir yorum yapmadan aynen aktarmıştım.  

Bu yazıya, sayın içişleri bakanı @suleymansoylu resmî adresinden 24 Haziran’da şu tvit yollanmıştı:

"Kendisini ilim adamı diye pazarlamış, yazısının her kelimesini alçakça kurgulamış bir uşak Baskın Oran hakkında suç duyurusunda bulunuyorum."

***

“Düzenleme”yi yaptıktan sonra şöyle bitirdim:

“Muhterem yargıç. Bu hakaretleri sayın içişleri bakanına benim yapmış olmam durumunda bana ne ceza verecek idiyseniz, şimdi o cezayı sayın bakana aynen vermenizi talep ediyorum.”

Bundan fazla söylenecek her kelime “bir fazla” olurdu. Davalı Soylu’nun avukatının buna ne cevap verdiğini merak ediyorsanız:

“Davacı, yayınladığı bir yazıda, ‘Mardin Derik Belediyesi'nin Türkçe, Kürtçe, Ermenice tabelası, ilçe kaymakamı iken belediye kayyımı yapılan Muhammed Fatih Safitürk tarafından söktürüldü’ demiştir: Bu kaymakamımız, PKK terör örgütünün verdiği emir sonucu makamına konulan bombayla şehit edilmiştir.”

Ve yargıcın duruşma sonunda verdiği hükmü merak ediyorsanız, “Davanın reddine…” dedi.

Kendisinin bir ay içinde yazacağı gerekçeli kararda açıklayacağı ret gerekçesini fevkalade merak ediyorum. Çünkü:

***

Daha önce CB Erdoğan’a iki hakaret davası açmıştık. Şu anda Yargıtay’da olan birincisine ilişkin olarak Sayın CB, barış isteyen ve imzaları bütün medyada yayınlanan 1.128 akademisyene Ocak 2016’da şu hakaretleri yağdırıyordu:

“Alçak, zalim, cahil, tiksinti verici, kin kusucu, hain, lümpen, terör örgütünün maşası, ahlaksız güruh, mandacı artığı, ruhu kirlenmiş, kapkaranlık aydın müsveddeleri...” 

Şu anda İstinaf’ta olan ikinci davaya ilişkin olarak ise, barış isteyen bir mektubu AKP milletvekillerine gönderen ve yine isimleri medyada açıkça yer alan 170 bilim insanı ve sanatçı için Ocak 2018 Çorum AKP İl Kongresi'nde şunları söylüyordu Erdoğan:

“Be ahlaksızlar. Be adiler. Be vicdansızlar. Ahlaksızlar. Riyakârlar. Sahtekarlar. Fikir soytarıları. Teröristlere canlı kalkan. Terör örgütlerine yardakçılık. Profesör olsan ne yazar, sanatçı olsan ne yazar. Hainler!” 

İkisini de Türk yargısı 2 “muazzam” gerekçeyle reddetmişti: 1) “Matufiyet yoktur.” (yani, isim zikredilmediği için bu hakaretlerin kime edildiği belirsizdir); 2) “Bu sözler hakaret değildir, ifade özgürlüğüne girer.”  

***

Soylu davasında yargıcın “matufiyet yoktur” deme şansı yok, çünkü küfürlerin kime edildiği ad ve soyadı olarak açıkça belirtilmiş vaziyette. Bir tek olanağı kalıyor: “Alçakça” ve “uşak” terimlerinin hakaret olmadığını, ifade özgürlüğüne girdiğini söylemek.

Yol göstermek gibi olmasın ama, sayın yargıcın bir olanaktan daha yararlanabileceğini düşünüyorum: ‘Sayın Cumhurbaşkanımız bu şahıslara çok daha büyük hakaretler etmiştir, ama Yargımız bunları hakaret kabul etmemiştir, şimdi ben üstelik sadece içişleri bakanı söz konusuyken niye hakaret kabul edeyim!’

Başlıktaki “Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu” için bu kadarı yeter sanırım.

***

Ve gelelim, “Ama yargıç haklıydı”ya.

Haklıydı, çünkü hukuku uygulayıp bunca hakarete “hakaret” deseydi, sürgünlerden sürgün beğenebilirdi. Daha önce de yazmıştım, rahmetli meslektaşım Prof. Eralp Özgen sınıfta (Ankara Hukuk) şöyle dermiş mealen: “Yargıçların cesur olması istenmemelidir. Yargıçların cesur olmasının gerekmediği bir sistem kurulmalıdır.”  

“Cesaret” konusundaki örneklerden sonuncusu, İzmir Karşıyaka Yargıcı ve eski YARSAV Başkan Yardımcısı Murat Aydın’ın durumu.

Önlerine gelen bir davayı yargıçlar, uygulanan kuralın anayasaya aykırı olduğu iddiasını ciddi bulurlarsa AYM’ye yollayabilirler. M. Aydın, önüne gelmiş bir cumhurbaşkanına hakaret davasını (TCK 299) bu yolla AYM’ye gönderiyor. Gerekçeleri: Hukuk devletinde hiçbir makama özel bir suç tipi oluşturulamaz (Anayasa Md. 2 ve 10), ayrıca, CB’na hakaret konusunda sanığa ispat hakkı tanınmamıştır (Anayasa Md. 39).

Sonuç: M. Aydın İzmir’den alınıyor, Ogün Samast’ın memleketi Trabzon’a postalanıyor.

Tabii, iş burada kalmıyor, yandaşlar hemen kolları sıvıyorlar. Mesela Milliyet’ten Ali Eyüboğlu yazıyor: “Trabzon sürgün yeri değildir sayın hâkim! M. K. Atatürk, Cumhuriyet’i kurduktan sonra tam üç kez gitti Trabzon’a.” Mesela Yeni Şafak “O Hâkim Tanıdık Çıktı” diye manşet atıyor: M. Aydın’ın YARSAV Başkan Yardımcısı olduğunu, “paralel yapı”ya yakın hâkim ve savcılar tarafından desteklendiğinin “ifade edildiğini”, bir de, “casusluktan tutuklu” C. Dündar ve E. Gül’e mektup yazdığını bildiriyor. Devedişi gibi üç suç; daha ne olsun.

Sonunda Yargıç M. Aydın, Yargı’da mücadele zemini kalmadığını söyleyerek görevden ayrılıyor geçenlerde.

***

Karşıyaka Yargıcı Murat Aydın örneği yetmediyse, “Allah söyletti” demem lazım çünkü örnek vereceğim diye bu yazı fazla uzayabilirdi, CB Erdoğan’ın son sözleri (12 Kasım Pazartesi) imdadıma yetişti:

“Devletin emrinde hâkim ve savcılara ihtiyacımız var.”

Aman yarabbi! Hukukun emrinde değil, kendisinin temsil ettiği devlet’in emrinde!

Aman yarabbi! Paris, 13 Nisan 1655! L’Etat c’est moi! (Devlet ben’im!). Bundan 363 yıl önce XIV. Louis’nin mutlakiyet formülünü ilan edişi!

Facebook Yorumları

reklam
16.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
15.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
20.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
21.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
3.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
7.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
5.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
26.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
29.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
24.3.2017
Tam da kayyımlık belediyeler ülkesinde
17.3.2017
Lale muhabbeti ve Mart Karı üzerine düşünceler
14.3.2017
Erdoğan & Wilders Şti. altın madeni buldu, siyanürle işletiyor
10.3.2017
Almanya tarikiyle Decameron’a avdet…
4.3.2017
Almanya'daki bazı dostlara: Büyük hata içindesiniz
3.3.2017
Hürriyet haberinin düşündürdükleri
24.2.2017
Özdeyişler ve fıkralarla, korkutma’dan korkma’ya AKP
18.2.2017
Dışta İkinci Kıbrıs, içte sürüyle tarikat yolda; bekleyiniz
11.2.2017
Karizmanın yırtılmasına doğru
9.2.2017
Söke söke dönecekler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.