Barış Soydan

T24



Bookmark and Share

İmamoğlu’na kredi yasağı ve sıradaki kriz


2.12.2019 - Bu Yazı 358 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bu hafta ekonomide çok önemli iki veriyi öğreneceğiz. Türkiye İstatistik Kurumu bu sabah ekonominin Temmuz, Ağustos, Eylül aylarında (nam-ı diğer "üçüncü çeyrek") ne kadar büyüdüğünü açıklayacak. Yarın ise Kasım ayı enflasyonunu.

Genel beklenti, ekonominin üçüncü çeyrekte yüzde 1 civarında büyüdüğü yönünde. İşsizliği yüzde 14’e vurmuş, her üç gencinden biri işsiz bir ülkenin dişinin kovuğuna bile gitmeyecek bir oran bu. Ekonominin en az yüzde 5 büyümesi gerekiyor ki işsizlik bir nebze olsun azalabilsin.

Yüzde 5’e ne zaman döneriz? 2019’un son 3 ayında (nam-ı diğer "dördüncü çeyrek") ekonominin yüzde 4-5 büyüyebileceğini düşünenler var. Ne de olsa devlet bankaları kesenin ağzını açtı, ekonomi canlansın diye bonkörce kredi dağıtıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi hariç! (Buna birazdan döneceğiz.)

Asıl sürpriz yarın: Enflasyonun aylardır düşmesine yol açan "baz etkisi" bu ay bitiyor. Yarın sabah 10:00’da Kasım ayı enflasyonu açıklandığında, eğer Türkiye İstatistik Kurumu şapkadan tavşan çıkarmaya kalkmazsa, yıllık fiyat artışının yeniden tırmanışa geçtiğini göreceğiz. Bu daha başlangıç. Enflasyondaki yükseliş gelecek ay da sürecek.

Baz etkisinin anlamını bilmeyenler olabilir, kısaca hatırlayalım: Yıllık enflasyon hesaplarken geçen ayın verisi, bir önceki yılın aynı ayıyla kıyaslanıyor. Enflasyon geçen yıl, yani 2018 Eylülünde yüzde 6.30, Ekim ayında ise yüzde 2.67 olduğu için (Bunlar çok yüksek oranlar) bu yılın Eylül ve Ekim aylarında düşüyormuş gibi göründü (Oysa pahalılığın bittiği filan yoktu). Bu illüzyon bu ay bitiyor çünkü geçen yılın Kasım ayında enflasyondaki hızlı tırmanış sona ermiş ve düşüş başlamıştı: 2018 Kasım'ında enflasyon yüzde eksi 1.44, 2018’in Aralık ayında ise eksi 0.44 çıkmıştı.

Enflasyonun yeniden tırmanışa geçmesi kötü haber. Çünkü enflasyon hiçbir zaman sadece enflasyon değildir, enflasyon yükselince peşinden bütün makro dengeler bozulur.

En önemli soru, Merkez Bankası’nın faiz indirimlerini sürdürüp sürdürmeyeceği. Enflasyon yükselirken Merkez Bankası faiz indirmeye devam ederse halka adeta, "TL’ni sat dolar al" çağrısı yapmış olacak. Öyle ya, insanlar paralarını neden enflasyonun altındaki faize yatırsın ki?

Normal şartlarda enflasyon yükselince Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine ara vermesi gerek. Ama normal bir ülkede değiliz. Cumhurbaşkanı faizin daha da düşürülmesini istiyor. Faizler düşünce ekonomi canlanacak, AKP’den kaçan seçmen geri dönecek diye umut ediyor. Merkez Bankası’nın onu dinlememe ihtimali var mı?

"Türkiye’nin yeni krizi öncekinden daha ağır olacak." Araştırma kuruluşu Capital Economics, geçen hafta yayımladığı raporda böyle diyordu. İçinden geçmekte olduğumuz krizin korkulduğu kadar şiddetli olmamasının sebebi, bankaların bu sefer sağlam durmasıydı. Bu sefer diyorum çünkü 2001 Krizi, bir bankacılık kriziydi. Krizin ertesinde bankacılık sistemine sıkı kurallar getirildi, bankaların eşe dosta kredi vermesi engellenmeye çalışıldı. O gün alınan sıkı önlemler sayesinde bankalar bu krizi ağır yara almadan atlattı. 

Can çıkar huy çıkmaz demişler. Bir süredir kamu bankalarından kredi verirken rasyonel analizi bir kenara bıraktıkları, siyasi mülahazalarla kredi verdiklerine dair işaretler geliyor. "Kamu bankalarının siyasi mülahazayla kredi verdiğini nereden çıkarıyorsun?" diyenler çıkabilir. Ekrem İmamoğlu’na kredi yasağı bunun en somut delili değil mi?

İmamoğlu ilk örnek de değil, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası da bir süre önce yayımladığı raporda devlet bankalarının seçim döneminde muhalefetin elindeki belediyelere kredi vermediğini söylemişti.

Kredilere siyasetin karışması, kaynak dağılımının bozulması, Türkiye’nin kıt kaynaklarının verimsiz projelere harcanması demek.

Üstelik unutmayalım ki, şu anda ekonomiyi kamu bankalarının dağıttığı krediler ayakta tutuyor. Özel bankalar kredi vermekten kaçınırken kamu bankaları kredilerde gaza bastıkça basıyor. Bunun sonucunda özel bankaların pazar payı azalıyor, devlet bankalarınınki artıyor. Üç kamu bankasının toplam kredilerdeki payı yarıya ulaştı bile.


Grafik: Kamu bankalarının kredilerinin toplam krediler içindeki payı

Siyasetin bankacılık sistemine müdahalesinin bir başka göstergesi, bankaların Merkez Bankası’nda tuttukları zorunlu karşılıklarının düşürülmesi. Kamu otoritesi geçen yıl ve bu yıl, bankalar daha çok kredi dağıtsın, ekonomi daha çabuk canlansın diye zorunlu karşılıkları indirmişti. Bir süredir karşılıkların daha da düşürüleceği konuşuluyor. Karşılıklar bankaların kısa vadeli borçlarını karşılayamazken böyle bir adımın atılması, riskin daha da artması anlamına gelecek.

Banka kredilerindeki hormonlu artışa paralel olarak cari açığın dönüşüne de hazır olmak gerek. Çünkü banka kredilerinin arttığı dönemlerde Türkiye ekonomisinin baş belası olan cari açık da artıyor, bu çok net.

Nitekim Ekim ayında dış ticaret açığı yüzde 263,6 artarak 1 milyar 808 milyon dolara yükseldi bile. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2018 Ekim ayında yüzde 96,9 iken, 2019 Ekim ayında yüzde 89,6'ya geriledi.

Dünya ve Türkiye tarihi krizlerle dolu. Yine kriz olacak. Deprem gibi krize de hazır olmak gerek. Ama görüldüğü gibi binanın sahibi geleceği düşünmeden kolonları kesiyor.

Facebook Yorumları

reklam
9.12.2019
Doğa Koleji olayı: AKP ve özel okullar el ele fırsat eşitliğini nasıl bozdu?
5.12.2019
Ey patron, ey CEO, kendine bir sor, Erdoğan’dan farklı mısın?
2.12.2019
İmamoğlu’na kredi yasağı ve sıradaki kriz
28.11.2019
Türkiye elektrikli araçların, yapay zekanın neresinde? Aslında hiçbir yerindeı
25.11.2019
TL’nin düşüşüyle AKP oylarının düşüşü arasındaki ilişki
21.11.2019
“Kriz bitiyor” diyen Garanti BBVA rüya mı görüyor?
18.11.2019
Muhalefet, şehir hastaneleri ve Telekom’u kamulaştırmaya hazırlanmalı
14.11.2019
Bütçe açığındaki önlenemeyen artış ve bürokratların kutsal mabadı
11.11.2019
Türkiye’den neden Samsung çıkmadı, çıkmayacak?
7.11.2019
KHK’yla üniversiteden kovulan rüzgâr santrali bekçisinin hikâyesi
4.11.2019
Türkiye ekonomisini batıran 100 günahın ilk 10 tanesi
31.10.2019
Şili’de 1 milyon kişiyi sokağa döken şey: Vahşi özelleştirme
28.10.2019
Son veriler ışığında: İnşaat ve emlak komadan çıktı mı?
24.10.2019
Lübnan nasıl battı?
21.10.2019
5 grafikte Türkiye ekonomisinin 5 zayıf noktası
17.10.2019
Olmayacak duaya amin: Güvenli bölgeye 1 milyon Suriyeli yerleştirmek
14.10.2019
Türkiye’nin silah ithalatı: Ambargolar ne kadar etkili olur?
7.10.2019
Resmi enflasyona inanmamak için 10 neden
3.10.2019
Güvenli bölgeye harcanacak 26.4 milyar dolardan önemli olan konu
30.09.2019
Hafta başlarken ekonomiyle ilgili bilmeniz gereken 5 şey
24.09.2019
IMF ne dedi, ne diyemedi, Erdoğan’ı nasıl eleştirdi?
16.09.2019
Devlet hayvan hastaneleri kurulmalı!
12.09.2019
Herkesin küfrettiği kızın öyküsü (veya yeni işçi sınıfı üzerine)
9.09.2019
TL, dolar ve Euro'nun kaderini belirleyecek 3 toplantı
6.09.2019
Kriz biterse öfkeli seçmen AKP'ye geri döner mi?
2.09.2019
Konut fiyatlarında dibi gördük mü? Yoksa düşüş sürer mi?
31.08.2019
İşlem ücretlerine fahiş zam yapan bankalar hangileri?
29.08.2019
Hayrola savaş mı çıktı, altın fiyatları neden yükseliyor?
26.08.2019
E hani düşecekti, dolar yine neden yükseliyor?
20.08.2019
Fikri takip: OYAK’ın İngiltere’deki 1 milyar dolarlık yatırımının kaynağı ne?
13.08.2019
Kriz raporu: Bankalar hasarlı, Koç idare ediyor, BİM mutlu
8.08.2019
Sayın Erdoğan, şehir hastaneleri ve otoyollarda yanıldınız, gelin vazgeçin
5.08.2019
Bir banka genel müdürünün sırları
5.08.2019
Bir banka genel müdürünün sırları
29.07.2019
Doğu Avrupa ülkeleri Türkiye’yi sollayıp nasıl geçti?
26.07.2019
Erdoğan’ın planı: Faiz inerse enflasyon iner, AKP seçmeni eve döner
15.07.2019
Ali Babacan’ın krizdeki payı ne?
11.07.2019
Doların kaderini belirleyecek 3 tarih: Bugün, 25 Temmuz, 31 Temmuz
1.07.2019
AKP’nin ekonomideki son günahı: Bütçe açığı
27.06.2019
Erdoğan, İstanbul’a aktarılan parayı kesebilir mi?
24.06.2019
Türkiye'nin ve ekonominin gündemi artık erken seçim
20.06.2019
Minare kılıfa girmiyor: Sebze-meyvede zararlı kimyasal gerçeği
17.06.2019
Rusya’nın zararlı diye reddettiği ürünleri kim yiyor?
14.06.2019
AKP-burjuvazi ilişkisi: Yoksa Marx yanıldı mı?
10.06.2019
Türkiye'nin batacağı, Güney Afrika'nın çıkacağı iddiası nasıl para kazandırdı?
7.06.2019
Türkiye’den umudu kesmemek için 10 neden
3.06.2019
Asıl meseleye gelelim: 5 yıl sonra mesleğiniz para edecek mi? (2)
27.05.2019
TOBB, İSO, İTO üyelerinin işleri tıkırında! (Olmasa söylemezler miydi?)
23.05.2019
Herkes sermaye kontrollerinden söz ediyor, yoksa?..
20.05.2019
Buraya nasıl geldik: AKP’nin ekonomideki 20 hatası
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive