Ayşe Böhürler

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Gündelik hayat politikaları…


4.11.2018 - Bu Yazı 113 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Kendi hikâyemize odaklanmamız ve onu fazla önemsememiz gençlerin hayata bakışlarını, bizden farklı yönlerini anlamamızı da engelliyor. Nasıl biz kendi zamanımızın ruhunu yansıtıyorsak, onlar da şimdiki zamanın ruhunu yansıtıyorlar. Olaylara verdikleri tepkiler, hayatlarını kurgulayış biçimleri, ilişkilere bakışları çok şükür bizden farklı... Annelik babalıkları da bizim kuşaktan farklı. Aile ilişkileri, eş beklentileri...

Hasılı kelâm farklı bir jenerasyon olarak değişik ilgi alanlarıyla kendilerini ortaya koyuyorlar. Mesela tüketici birey olmaya direniyorlar. Whatsapp gruplarından bebek eşyalarını, araç gereçleri değiş tokuş yapıyorlar. İhtiyaçları olmayan eşyalarını ihtiyacı olana transfer ediyorlar. Bir şey lazım olunca mağazalardan önce oraya bakıyorlar. Çocuklarına bakım süreçlerinde daha rahat ve doğal hareket ediyorlar. Biz olaylara daha çok din penceresinden bakıyorduk, onlar ise daha gündelik hayata düşünüyorlar. Dijital dünyayı kullanıyorlar ama çocuklarını oradan uzak tutuyorlar. Modern yenilikçi tavsiyelere değil, geleneksel ve doğal olana daha çok kulak veriyorlar. Büyük büyük işler başarmak, kendilerini gerçekleştirmek gibi hedefler yerine kendi dünyalarında mutluluklarını önceliyorlar. Bizim dönemlerimizin ‘feminist’ tavırları da yok onlarda, belki buna ihtiyaç da hissetmiyorlar. Bizler gibi ideoloji baskın mevzuları da gündemleri de yok! Daha çok kendileri ile ilgililer.

Dünya, çevre, siyaset, kültür, felsefe konularıyla ilgileniyorlar ama bizim gibi ‘bir dünyayı değiştirme’ misyonları filan da yok. İddialı değiller, öyle büyük büyük dava gibi lafları da yok! Ama çevrelerinde olan bitene duyarlı ve yapabilecekleri kadarından kendilerini sorumlu hissediyorlar. Daha gerçekçiler, ayakları daha çok yere basıyor. Gelenek derken bizim o taa kadim zamanlara kadar uzanmıyor, yakına bakıyorlar. Mesela biz onların yaşındayken İslâm kültürünü öğreteceğimiz, yaşatabileceğimiz anaokulu projesi geliştirmeye çalışıyor idik. Onlar ise çocuklara doğayı tanıtan, ona yaklaştıran, bilimsel düşünceye kapı açan ‘USTURLAB’ çatısı altında programlar yapıyorlar... Doğaya dönüş, tüketime karşı olmak, iddia alanlarını farklılaştırmak, dindarlığa ve de başörtüye yükledikleri anlamlar da farklı... Başka bir dünyayı inşa ediyorlar. Onlar da bizim izimiz var elbette ama farklı olduklarını görmek gerekiyor. Gençleri izlemek gerekiyor. Sade, sakin gündelik hayat politikalarıyla yeni dünyanın alternatifini de, muhalefetini de çıkaracaklar diye düşünüyorum...

BİR ŞEY SATIN ALMA!

Gerçek Hayat’ta Cihan Aktaş’ın Amerika’daki Seattle şehrine ilişkin gözlemlerini okurken benzer bir yaklaşımı orada da gördüm. Cihan bir mimar ve yazar kimliğiyle şehrin dönüşümü içinde ortaya çıkan yeni kimliği çok çok iyi anlatmış. Kentsel planlama şehirli ruhunu nasıl etkiliyor? Bu konuyu çok iyi tasvir ediyor. Yazıyı tavsiye ediyor burada küçük bir alıntıyı sizinle paylaşıyorum...

“İsmi hafızalara küreselleşme karşıtı protestolarla kazınan Seattle’ın en önemli iki meselesi, trafik ve evsizlik. Bunun başlıca sebebi ise ‘gentrification’ olarak bilinen şehir merkezlerini ‘sıhhileştirme’ projeleri... Yani suç oluşturan bölgeleri boşaltarak onları konut siloları denilecek yerlere, şehir dışına aktarmak aktarmak... Bu alt üst oluşun yol açtığı kişisel dramların da etkilediği 14 bin civarında evsiz yaşıyor. Seattle’da. Bir metafor olarak konuşulan modernizmin evsizliği vücut buluyor hazin kişisel hikayelerde. Beri taraftan, Seattle’da küreselleşme karşıtlığının şekillendirdiği dayanışma ağları ‘yenilik’ ve ‘tüketim’ teşvikine karşı fiili eleştiri üretmeyi sürdürüyor... ‘Bir Şey Satın Alma’ grupları. Satın almaya teşvik eden onca söylem, kanal ve faaliyet içinde bu gruplar marjinal görünseler de farklı bir gündelik hayat politikası sunuyorlar. ‘Komşu komşunun külüne muhtaçtır’ atasözümüz yeniden yorumlanıyor sanki burada. Benzeri whatsapp grupları göçmenlere yardım için de faaliyet gösteriyor. Liseli gençlerle çalışan bir toplumsal örgütlenme olan Sawhorse Revolution (Testere Tezgâhı Devrimi) Seattle’da evsizleri himaye için bir faaliyet başlatmış. Bu faaliyet neticesinde oluşmuş inşaat ustaları, mimarlar, bilim insanları ve eğitmenleri içine alan İmpossible City (İmkansız Şehir) hareketi. Liseli öğrenciler hem usta bir ekipten bir ev yapmanın, bir köy kurmanın inceliklerini öğreniyor, hem de hayır işliyorlar. Geri dönüştürülmüş malzeme, güneş enerjisi, sıcak suyla banyo yapma imkânı, herkesin kullanımına açık bir mutfak…”

  • Mardin’de kadın sempozyumu
  • Bir Dünyanın Kadınları isimli sempozyum için dünyanın ve Türkiye’nin her yerinden kadınlar Mardin’de buluştu. Açılış konuşmasını yapan Sayın Emine Erdoğan, şiddet ve onu ortaya çıkaran zihniyet ile mücadele üzerinde durdu. Kadınlar arasındaki dayanışmanın, güç birliğinin öneminden bahsetti. Sempozyum fikri Mardin Valisi ve Belediye Başkan Vekili Mustafa Yaman ve ekibinden çıkmış. Ortaya çıkmasında Hasan Kalyoncu Üniversitesi ve Prof. Dr. Edibe Sözen’in katkıları büyük olmuş… Sempozyum bize Mezopotamya’nın ortasında kadını konuşmanın ötesinde Mardin şehrindeki değişimi de görme imkanı verdi. Bunların içinde Mardin Gençlik Merkezi’nden çok etkilendim. Müzikten edebiyata sanatın her alanında kendini geliştirmek isteyen gençlere büyük imkanlar sunan merkez gece 10’ kadar faaliyet gösteriyor. Yetenekli gençlerin burslarla sanat alanında kendilerini gerçekleştirmesine imkan tanıyor. Doğrusu İstanbul Ankara gibi bu konulara doymuş şehirler yerine böyle sempozyumların Anadolu’nun her köşesine yayılmasında büyük fayda görüyorum. Hem konuşmacıya hem de dinleyiciye katkısı çok daha büyük oluyor. Son derece verimli geçen Sempozyum’da emeği geçen herkesi kutluyorum.

Facebook Yorumları

reklam
4.11.2018
Gündelik hayat politikaları…
27.10.2018
Dip tartışmalar
13.10.2018
Toplumsal bozulmanın kötü kişisi kim?
30.9.2018
Tehlikeyi anlatırken…
15.9.2018
İşte geldik gidiyoruz
8.9.2018
Dar alanda kırk boğum…
1.9.2018
Hayatı yüzeyde yaşa-sanal dünyada dip yap!
25.8.2018
Arka sokaklardan Batı’ya bakınca…
18.8.2018
Bu kriz hapşırık bile değil!…
11.8.2018
Nasıl bir gelecek?
4.8.2018
Hayatı simülasyon olarak yaşatmak…
28.7.2018
Eğitimde düalizm ve Kapadokya örneği
21.7.2018
Din eğitiminde orta yol mümkün mü?
14.7.2018
Yeni dönem: Bürokrasi ve fuzzy mantığı
7.7.2018
Yeni yüzyıl yeni sistem
30.6.2018
Seçmen nezdinde
23.6.2018
Seçmene kızgın “seçilmişler”
16.6.2018
Kültürel iktidar
9.6.2018
Sahalardan seçim gözlemleri
26.5.2018
Kriz başlıkları
19.5.2018
Akıl dışı efsaneler insanlığın önüne geçiyor
12.5.2018
Çözüm yasaları…
5.5.2018
CHP’nin hesabı ve umudu?
28.4.2018
Alacakaranlık siyaseti
21.4.2018
Seçim davranışını ne etkiler?
14.4.2018
“Kudüs” ve Suudi Arabistan ve kadınlar
7.4.2018
Kurum ve kuruluşlar için farkındalık
18.3.2018
Rusya’nın büyük gaspı ve İngiltere gerilimi
10.3.2018
Kime itibar edelim?
3.3.2018
Kutsal at
2.3.2018
Dragut Reis ya da Turgut Reis’ten bugüne Cezayir
24.2.2018
Mağduru koruyarak tacizciyi cezalandırmak…
17.2.2018
Sahadan
10.2.2018
İran, tesettür ve biz
3.2.2018
CHP’nin Kürtlerle imtihanı ve yeni rotası
27.1.2018
Afrin harekâtına destek ve Anadolu irfanı…
6.1.2018
İyiliğe davetin formatı yok mu?
17.12.2017
Yardıma muhtaç bir halk değil, devlet!
2.12.2017
İnanç kültürü, hızlı moda ve işçiler…
18.11.2017
Kendinden nefret edenler
5.11.2017
Bakü’den ve Türkiye’den notlar…
21.10.2017
Küresel sahnede birleşik Avrupa’ya ihtiyaç var mı?
14.10.2017
Serhat boylarından…
7.10.2017
Kral ve Ayetullah
30.9.2017
Din yorgunu gençler!
24.9.2017
Öküz altında buzağı aramadan
17.9.2017
Eğitimden siyasete vasatlaşma
9.9.2017
Siyaseti tarihe yaslamak…
26.8.2017
Asker ocağında eğitim…
19.8.2017
Yenilikçiler-Tayyipçiler-AK Parti
12.8.2017
Milli kültür meseleleri ve maarif davamız…
5.8.2017
Kadın aleyhine işler
29.7.2017
Kudüs kapısı
22.7.2017
Kur’an bütün zamanlar için geçerli bir hidayettir…
15.7.2017
Maskeler düşerken…
8.7.2017
Kötülüğü yalnızlaştırmak!!!
1.7.2017
Kriz istikrarlaştı/ Kabile ve küresel iktidar
24.6.2017
Körfezde Mesihi ruh!
17.6.2017
Her şeye hazır kitle…
11.6.2017
Düzeltme/ Bizim kuşak
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları