Ayşe Böhürler

Yeni Şafak



Bookmark and Share

İşte geldik gidiyoruz


15.9.2018 - Bu Yazı 82 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Elbette herkesin her neslin bir hikayesi var. Ama nesillerin hikayeleri içlerinde yetiştiği şartlarda olgunlaşıyor. Her neslin içinde bulunduğu şartlar onların karakterini, alışkanlıklarını etkiliyor. Bizim kuşağın hikayesi de öyle. Ve bizim kuşağın hikayesi için de 12 Eylül keskin dönüm noktasıdır. Öncesi ve sonrası her birimizin karakterinde bir izdir.

O dönemin normali ve hatta ideali olan ölmeyi ve öldürmeyi göze alan gençler, örgütler ve yapılar artık tarihe karıştı, ancak karakterimizde hayatımızda bıraktığı izler silinmedi. O izler bizleri bugüne getirdi. O izlerden soyutlanarak dünyaya bakmamız mümkün olmadı. O nedenle 12 Eylül bizim kuşaktan her bir kişi için bir milattır.

Dünyayı değiştirmek istiyorduk her birimiz kendi fikrimizce bunun mümkün olduğuna da inanıyorduk. Bizden önceki kuşakların fikriyle olmasa da ruh haliyle olduğu gibi. Zannettik ki biz isteyince değişecek ve en önemlisi bizim istediğimiz dünya için en iyisi…

“Netekim” dünya değişmedi ama biz değiştik, hayallerimizi kalbimize hapsetsek de umudumuzu yitirmedik, hala güzel işlerin peşindeyiz. Ancak her birimiz biliyoruz ki büyük değişimlerin değil ancak küçük değişimlerin öncüsü olabiliriz.

***

12 Eylül’den 38 yıl sonra olanları hatırlarken o dönemin başında ortasında sonuna yetişmiş bizim kuşağın gündemi de, hayalleri de, umutları da bugünden ne kadar çok farklıydı. 12 Eylül olduğunda aralarında 650 bin genç cezaevine girdi. 1 milyon 683 bin kişi fişlenmişti. Bunlardan 49’u idam edilmişti. Ya sosyalizmi getirmek ya da engellemek istiyorlardı. Herkesin kafasındaki devrim ve değişim bambaşkaydı. Kimin devrimine kimin canı heder edilecekti. Hangi acılar kimin için göğüslenecekti? Bir çatı altında onlarca örgütün içinde kime can bağışlanacaktı. Çoğu zaman bunları düşünmeye bile vakit kalmadan hayatlar akıp gitti…

12 Eylül sonrası Türkiye’de hayat bambaşkaydı. Suikastlar, öğrenci cinayetleri, silahlı çatışmalar, şehir katliamları durmuştu. Türkiye’yi değiştirmek hayali gençlerin elinden alınmıştı. Travmalar, ağır bedellerin ardından her şey ve herkes değişti. Sadece biz değil dünya da değişti!

Ne sosyalizm ne komünizm artık bugünkü dünyanın gündeminde de umurunda da değil. Binlerce gencin uğruna ölmeyi kabullendiği değerler dönemselmiş meğerse! Sonrasında dünya başka bir yere evriliverdi. Sonrasında küreselciler düştü ortamlara. Küresel değerler evrensel değerler filan lafları kulağa hoş gelmeye başladı. İdeoloji yoktu, birbirinin değerine saygı göstermek kabullenmek vardı. Tabii her akım gibi bu akım da beraberinde müziği filmi romanları yazarlarıyla bir bütün paket olarak dünyamızı sardı. Afili bir anlatımı vardı. Sermaye karşıtı toplumcu öğretilerden ancak buraya varılabilirdi. Hem sağ hem de sol akımlar küresel olmakta beis görmedi. Sonralarda o da tedavülden kalktı. Küreselcileri sermaye gruplarının yatırımlarını garantiye altına almak için destekleniyordu. Her kıta her ülke insanının tüketim alışkanlıklarını benzeştirince tüketim daha da canlanacaktı. Kapitalizm arz-talep arasında uyumlandırma sürecini fikir akımlarıyla yapıyordu.

Tüm bunların bir kurgusal aklın ürünü olduğu anlaşıldı. Ve nihayet bugün geldiğimiz yerde herkes evinde olana kendinde olana daha çok sahip çıkmaya başladı. Değişim umutları uzaklarda, soyutlamalar ve nihayet hayaller de silahlı devrimle gelmeyecekti. Uzun bir tanıklığın ardından, dünyayı değiştirmek için önce kendimizi değiştirmekle işe başlamamız gerektiğini söyleyen ilahi kanuna gelip teslim olduk.

Ülkü sahibi olmanın da artık eski hükmü kalmadı. İslamcılık hareketi ise dünya genelinde olgunlaşacak zemin bulamadı. Sermaye ilişkileri, fiziksel işgal, kültür emperyalizmi, ayakta kalma mücadelesi derken şimdi de Müslüman toplumlar inanç krizleriyle karşı karşıya. Doğal yaşamdır, zayıf kalmaktır, bedenimiz kutsalımızdır filandan ibaret kavramlar inanç dünyamızın ortasına gelip oturdu.

Ciddi bir muhasebeye ihtiyacımız var. Bizim kuşaklar ile yeni kuşaklar arasında din, kimlik, kültür başta olmak üzere aynı kelimelerin içerikleri bile farklı. Biz başımızı örterken bir kimlik ve değer savaşı veriyorduk, şimdi gençler bunun tam tersini yaparak bu savaşı veriyorlar. Kim haklı kim haksız doğrusu bilmiyorum.

Facebook Yorumları

reklam
15.9.2018
İşte geldik gidiyoruz
8.9.2018
Dar alanda kırk boğum…
1.9.2018
Hayatı yüzeyde yaşa-sanal dünyada dip yap!
25.8.2018
Arka sokaklardan Batı’ya bakınca…
18.8.2018
Bu kriz hapşırık bile değil!…
11.8.2018
Nasıl bir gelecek?
4.8.2018
Hayatı simülasyon olarak yaşatmak…
28.7.2018
Eğitimde düalizm ve Kapadokya örneği
21.7.2018
Din eğitiminde orta yol mümkün mü?
14.7.2018
Yeni dönem: Bürokrasi ve fuzzy mantığı
7.7.2018
Yeni yüzyıl yeni sistem
30.6.2018
Seçmen nezdinde
23.6.2018
Seçmene kızgın “seçilmişler”
16.6.2018
Kültürel iktidar
9.6.2018
Sahalardan seçim gözlemleri
26.5.2018
Kriz başlıkları
19.5.2018
Akıl dışı efsaneler insanlığın önüne geçiyor
12.5.2018
Çözüm yasaları…
5.5.2018
CHP’nin hesabı ve umudu?
28.4.2018
Alacakaranlık siyaseti
21.4.2018
Seçim davranışını ne etkiler?
14.4.2018
“Kudüs” ve Suudi Arabistan ve kadınlar
7.4.2018
Kurum ve kuruluşlar için farkındalık
18.3.2018
Rusya’nın büyük gaspı ve İngiltere gerilimi
10.3.2018
Kime itibar edelim?
3.3.2018
Kutsal at
2.3.2018
Dragut Reis ya da Turgut Reis’ten bugüne Cezayir
24.2.2018
Mağduru koruyarak tacizciyi cezalandırmak…
17.2.2018
Sahadan
10.2.2018
İran, tesettür ve biz
3.2.2018
CHP’nin Kürtlerle imtihanı ve yeni rotası
27.1.2018
Afrin harekâtına destek ve Anadolu irfanı…
6.1.2018
İyiliğe davetin formatı yok mu?
17.12.2017
Yardıma muhtaç bir halk değil, devlet!
2.12.2017
İnanç kültürü, hızlı moda ve işçiler…
18.11.2017
Kendinden nefret edenler
5.11.2017
Bakü’den ve Türkiye’den notlar…
21.10.2017
Küresel sahnede birleşik Avrupa’ya ihtiyaç var mı?
14.10.2017
Serhat boylarından…
7.10.2017
Kral ve Ayetullah
30.9.2017
Din yorgunu gençler!
24.9.2017
Öküz altında buzağı aramadan
17.9.2017
Eğitimden siyasete vasatlaşma
9.9.2017
Siyaseti tarihe yaslamak…
26.8.2017
Asker ocağında eğitim…
19.8.2017
Yenilikçiler-Tayyipçiler-AK Parti
12.8.2017
Milli kültür meseleleri ve maarif davamız…
5.8.2017
Kadın aleyhine işler
29.7.2017
Kudüs kapısı
22.7.2017
Kur’an bütün zamanlar için geçerli bir hidayettir…
15.7.2017
Maskeler düşerken…
8.7.2017
Kötülüğü yalnızlaştırmak!!!
1.7.2017
Kriz istikrarlaştı/ Kabile ve küresel iktidar
24.6.2017
Körfezde Mesihi ruh!
17.6.2017
Her şeye hazır kitle…
11.6.2017
Düzeltme/ Bizim kuşak
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.