III. Suriye harekatının bedeli ve anlamı


6.10.2019 - Bu Yazı 138 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Cumhurbaşkanı Erdoğan dün (5 Ekim Cumartesi) partisinin Kızılcahamam Kampı açılışında “Bir taraftan Irak tarafından otuz bin civarında tırı Suriye’ye sokacaksınız, silah-mühimmat yüklü, bunları terör örgütüne teslim edeceksiniz sonra stratejik ortağız diyeceksiniz. Hazırlıklarımızı yaptık, harekât planlarımızı tamamladık, gereken talimatları verdik. Kararı verilen ve süreci başlamış olan barış pınarlarının önünü açma ihtimali belki bugün belki yarın denecek kadar yakın. Hem karadan hem havadan bu harekâtı yöneteceğiz.” diye konuştu.

Erdoğan hafta başında TBMM açılışında, “Kendi yolumuzda devam etmekten başka çaremiz kalmamıştır. Hiç şüphesiz işimiz kolay olmayacak.” demişti. Ondan önce hafta sonu MGK toplantısı ardından yayımlanan bildiride “samimi gayretlerin daha ileri adımlarla güçlendirilmesi” ve “milli güvenliğin sağlanması için gereken iradenin ortaya konulması” gibi çok daha yuvarlak, nüanslı, diplomatik ifadelere yer verilmişti. Ondan sonraysa, MSB Akar keza TBMM açılış davetinde medya mensuplarına ABD ile müzakerelerin istenilen biçimde ilerlemediğini söylemiş ve ültimatom vari biçimde “harekâta hazırız, bu işin şakası yok” uyarısında bulunmuştu.

Aciz bendeniz de konu hakkında konuştum. Aydın Engin yazdı ve Ümit Kıvanç da yazdı. Her ikisinin de sözleri kuşkusuz değerli ve zamanlıdır.

Buna karşılık, geciktirici veya duraklatıcı etmenler olarak iki, ama artık en yetkili ağızlardan söylenenlerden sonra ikisi de cılızlaşmış farklı saatten söz edilebilir. Birincisi, 29-30 Ekim tarihlerinde Cenevre’de ilk toplantısını yapacak Suriye Anayasa Yazım Komitesi ve o toplantının marjında ikincisi gerçekleşecek (özgün önerisi Ankara’ya ait) olan Türkiye-Rusya-Almanya-Fransa dörtlü zirvesi. Diğer etmen, Vaşington’da Başkan Trump’a yönelik Temsilciler Meclisi’nde başlatılan azil süreci. Bir üçüncüsü ise, aksine hızlandırıcı etmen, ki o da 2023’ü beklemeden gerçekleşme olasılığı artan “baskın seçim”.

Saygın gazeteci Cansu Çamlıbel, “azil süreci-harekât” bağlantısını izah ettiği yazısında “Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelensky’den potansiyel siyasi rakiplerinden birini karalayabilmek için iltimas istediği iddiasıyla hakkında soruşturma açılan ABD Başkanı Trump’ın bugünden sonra başka bir yabancı lidere kişisel çıkarları nedeniyle iltimas geçme ihtimali de iltimas isteme ihtimali gibi masadan kalkmıştır.” diyor. Dolayısıyla bütün uzun topların geriden Trump’a şişirildiği doldur-boşalt diplomasi taktiğinin miadının dolduğuna dikkat çekiyor.

Yeniden savaş arayışı açıkça ortadayken, anamuhalefet CHP ise 28 Eylül’de “Suriye Çalıştayı” yaptı ve bu hafta sonu Abant’ta “kampa girdi”: Ve belki mesele de orada. Neden “mesele”? Çünkü CHP bir STK değil, ülkemizin anamuhalefet partisi ve son belediye seçimlerinin büyükşehirlerdeki galibi. CHP’den beklenen fikir üretmesi, rapor yazması, konferans düzenlemesi değil; muhalif sesi gürleştirmesi, hamasi ve güvenlikçi politikalara alternatif akılcı ve müzakereci somut diplomasi seçenekleri önermesi. Savaş karşıtlığını kitleselleştirmesi; savaşın demokratik, ekonomik ve tarihsel bedellerini sürekli gündeme getirmesi, gündemi belirlemesi.

O kötü şöhrete sahip formülü alıntılarsak, CHP’ye şu şekilde sormak sanırım meşru: “Mesele sadece Fırat’ın Doğusu’na girmek (yahut terörle mücadele) değil sen daha anlamadın mı?” Nitekim, Gaziantep Üniversitesi’nin Bab ve Afrin’den ilahiyat ile iktisadi ve idari bilimler fakülteleri kuracağı açıklandı. Hem de basbayağı KHK ile. Öyle vakıf, yardım kuruluşu filan gibi diplomatik perdeye, aracıya gereksinim duymadan, doğrudan. Adeta bağa, bostana yürüyüp, girercesine.

Acaba anamuhalefet, Suriye’ye üçüncü askeri harekâtın cumhuriyetimizi iki yüz yıldan beri ana yönelimimiz olan Batı’dan hepten kopartmak, üyesi olduğumuz savunma çatısını çatırdatmak, Kürt Sorunu için bir barış sürecini ilanihaye ötelemek, ifade özgürlüğünün üzerine hepten ölü toprağı serpmek, her tür muhalefetin alanını daraltıp, onu işlevsizleştirmek demek de olacağının bilincinde mi? Yoksa, tanımı AB ile uyuşmayan bir terörle mücadele adına, “milli duruş” çağrısını duyar duymaz esas duruşa” mı geçecek AKP’nin ardında?

Aslında belki anamuhalefet değil, Suriye’ye üçüncü askeri harekâtın SDG’den ziyade ana muhatabı olan ABD ne yapıyor, ona bakmalı. Erdoğan’ın yazının başında alıntıladığım sözlerinin ardından IŞİD’e karşı koalisyonun sözcüsü TSK ile sınır boyunda işbirliğinin pek de güzel yürüdüğüne dair paylaşımda bulundu. ABD, Türkiye’yi ciddiye mi almıyor, gaflet hatta düpedüz cehalet mi içinde bilemiyorum. Becerikli Büyükelçi Jeffrey ortadan kayboldu sanki, acaba nerelerde? Büyükelçi Satterfield başkentine ne yazıyor, Ankara’da kimlerle temas halinde?

ABD’nin “Kuzey ve Doğu Yönetimi” diye adlandırdığı alanda topu topu iki yüz Özel Kuvvet mensubu var, bunların cephe savaşına gireceği tabiatıyla yok. ABD’nin TSK harekâtını Akdeniz’den veya havadan durduracak gücü var, ancak bu kıyamet günü senaryosu, olası değil. TSK’ya hava sahasını da açar mı ABD, orası da belli değil. SDG’ye ATGM ve MANPADS dağıtarak TSK’yi durdurmaya yönelir mi, o da bilebildiğim kadarıyla zaten yasa dışı ve esasen buna da hiç ihtimal vermem. Öyleyse, ABD koalisyon güçlerine kenara çekilip seyretmek ve siyasi baskıyı artırmak dışında bir seçenek kalmıyor. Atina’daki Dışişleri Bakanı Pompeo da belki onu yapıyor.

Şu gerçekleri de herhalde hatırda tutmakta yarar var: ABD ve AB ülkelerinde sınır dışı harekâtların “amaç-tanım-kapsamı” çok keskin çizgilerle, siyasi talimat yoluyla belirlenir; askeri varlığın ucu açık olmasından, ebedi savaşlardan kaçınılır. Bizde ise benzer durumlarda, tam aksine önden TSK gidebildiği yere gider, ardından Dışişleri’ne bunun hukuk kılıfını dikmek ödevi verilir. Üstelik oralarda can kaybının ve mali harcamanın artması muhalefeti sertleştirirken, bizde “şehit cenazeleri” muhalefeti hizaya sokmanın ve ifade özgürlüğünün üzerine ilave bir dikiş daha atmanın bahanesi addedilir, seçmen üzerinde de “steroid” etkisi yapar.

“Pusulası olmayan gemi, rotası olmayan uçak nasıl kaybolup giderse medeniyet davası olmayan toplum da aynı akıbete mahkumdur. Kimliksiz, köksüz, rüzgârda sürüklenen bir millet haline gelmemizi bekliyorlar ama buna fırsat vermeyeceğiz.”: İşte Erdoğan açık konuşuyor, anlamak isteyene neden söz ettiği gayet belirgin. Demokratik muhalefet buna karşılık ne diyor, ne öneriyor? İlan edilmemiş OHAL, seferberlik hali, parti-devlet rejimi kökleşecek, cumhuriyetin saati geri sarılacak ve çoktan terk edilmiş dış politika felsefesinin enkazı üzerine de tuz dökülecek. Ama sahi, her şey güzel olacak. Nasıl? Sorma, bekle yeter. Pekiyi, başüstüne.

 

Facebook Yorumları

reklam
17.10.2019
Suriye harekatının bilançosu
14.10.2019
Günü kazanmak, geleceği yitirmek
13.10.2019
Harekatın ilk kaybı CHP
6.10.2019
III. Suriye harekatının bedeli ve anlamı
2.10.2019
CHP Suriye Çalıştayı ve Diyarbakır izlenimleri
30.09.2019
Suriye'de müdahale ve barış süreci
27.09.2019
Genel Kurul
22.09.2019
Siyasal çözüm
16.09.2019
Suriye'de niyet neydi, akıbet ne oluyor?
11.09.2019
Yurttaşın devletle imtihanı
9.09.2019
Bir kıvılcım mı düşer önce?
25.08.2019
Batasuna'dan bata çıka kayyumlara
23.08.2019
Çember daralıyor, oksijen tükeniyor
11.08.2019
Güvenli bölge uzlaşısı üzerine
7.08.2019
Fırat'ın Doğusu ve Erdoğan'ın misyonu
4.08.2019
Güvenli bölge, özgüvensiz ülke
1.08.2019
Ülkemizdeki Suriyeliler ve Suriye üzerine
28.07.2019
Garib ve Köse suikastlarını anlamlandırmak
26.07.2019
Kürt meselesi için çözüm penceresi
17.07.2019
Ergin Ataman'la dış politika öğreniyoruz
15.07.2019
Daimi OHAL, daimi seferberlik, sürekli darbe
10.07.2019
Türkiye, Suriye, Barış Süreci
7.07.2019
Hangi barış süreci?
3.07.2019
Osaka'nın ardından son düzlükte S-400
26.06.2019
23 Haziran üzerine üfürizmalar
24.06.2019
Öcalan, Neçirvan, Osman, filan...
19.06.2019
Suriye siyasetimiz ve ülkemizdeki Suriyeliler
16.06.2019
Altın vuruş olarak S-400 alımı
12.06.2019
Dış politikada uçmak ve konmak üzerine
9.06.2019
B planı: Kürtlerle birlik?
5.06.2019
Futbolda ve dış politikada başarı
3.06.2019
Bankocudan dış politika kuponu
29.05.2019
Diyarbakır'da barışı konuşmak
26.05.2019
Elliden görünen...
19.05.2019
Ateş çemberinde, fay hattında Türkiye
15.05.2019
Öcalan'ın çağrısı: Onurlu barış
12.05.2019
Karadeliğin olay ufkunda Türkiye
8.05.2019
Her şey çok güzel olacak
5.05.2019
İçeride, dışarıda, ekonomide karar mevsimi
1.05.2019
Bıkkınlık veren Irak ve Kürt ezberlerimiz
28.04.2019
Devlet bunalımda, diplomasi çıkmazda
24.4.2019
Notre Dame'dan Çubuk'a
21.4.2019
Kaftancıoğlu savundu, İmamoğlu kazandı
14.4.2019
Belediyeyi kazanıp cumhuriyeti yitirmemek
10.4.2019
Mazbata'dan öteye, gidelum yali yali...
7.4.2019
Dış politika laubalilik kaldırmıyor
2.4.2019
İmamoğlu'nun nefesi, Demirtaş'ın hatırı
31.3.2019
Çokboyutlu bir Kürt çözümü önerisi*
27.3.2019
Pazar günü oy verelim
25.3.2019
Newroz piroz be?
20.3.2019
Yeni Zelanda: Din, şiddet, siyaset
17.3.2019
Yeni Zelanda, eski cehennem
10.3.2019
Cezayir: İstikrarlı hayal hakikat olabilir
6.3.2019
Dış politika ve savunma açmazları
3.3.2019
Özgürlüğün tadı
1.3.2019
Karga tulumba diplomasiyle Suriye
24.2.2019
Senin ben yapacağın dış politika analizini...
20.2.2019
Yerkürede Türkiye, Soçi, Münih ve ıslahat
17.2.2019
Suriye'den bıkanların diplomasisi
14.2.2019
İflastan konuşsak mı canım?
10.2.2019
ABD'nin Kürt siyaseti ve Türkiye
6.2.2019
Suriye'yi banttan görmek
3.2.2019
Doğan görünümlü Şahin diplomasi
30.1.2019
İşgal, mevcudiyet, meşruiyet
28.1.2019
Fırat'ın doğusunda Kuzey Irak
23.1.2019
Komşuda yeni sahneler, eski oyunlar
21.1.2019
Şol muhalafatın halları
16.1.2019
Suriye'de alacalı çözüme doğru
13.1.2019
ABD çekilir, Rusya kalır, Türkiye ne yapar?
10.1.2019
Tek kusurunuz Suriyeliler kaldı
6.1.2019
Anti-Kürt vizyon
2.1.2019
Suriye'de bir gaz, bir fren...
30.12.2018
Status quo ante bellum
26.12.2018
Suriye mi değerli, Zeki-Metin mi?
23.12.2018
Trump'tan hepimize bay bay...
20.12.2018
İrem, Ceren, Bertrand, Murat ve bizim büyük çaresizliğimiz
17.12.2018
Fırat'ın doğusuna harekat
13.12.2018
Siyasetin sonu
29.11.2018
Kaotik dış politika
26.11.2018
Fındık, Boğazkere, soğan, Erdoğan
22.11.2018
Buralarda bitmeyen I. Dünya Savaşı
20.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
17.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
10.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
16.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
3.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
27.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
11.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
28.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
14.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
18.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
3.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
23.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
11.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive