Ergin Ataman'la dış politika öğreniyoruz


17.07.2019 - Bu Yazı 252 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Artık muhalefet Türkiye’nin GSMH’sının yüzde altmış beşini üreten belediyelerin yönetimini devralmış durumda. Bunların arasında tek başına en görkemli başarı ve dolayısıyla en ağır sorumluluk, Sayın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun omuzlarında. Bu bağlamda kamuoyu projektörlerinin, CHP’nin (Firenklerin deyimiyle) “tenorlarından” ziyade İmamoğlu/Kaftancıoğlu, Yavaş, Soyer, Karalar gibi yerel temsilcilerinin üzerinde olduğu da belirtilebilir. HDP açısından da benzer bir durumun geçerli olduğu eklenebilir.

Bununla birlikte, CHP gelecek yılların seçimsiz geçeceği ve ekonomide bozulmanın meyveyi olgunlaştırarak kucaklarına düşürmesiyle iktidarı kazanacakları varsayımıyla yol yürüyor görünüyor. Yanılıp yanılmadığımı ise herhalde, TBMM tatile çıktıktan sonra CHP-İYİP-SP ve HDP ile “BabacanP.” arasında ortak bir “enkaz kaldırma” çabası yani “rejim tadilatı” zemini üzerinde uzlaşılıp uzlaşılamadığı gösterecek. Bugün, o olası, yahut doğruysa tasarlanan, yeni inşaat için mıntıka temizliği gayretinin genelde dış politika ama özelde yakın çevre ve onun kaçınılmaz parçası olan Kürt siyasetleri üzerinde biraz duralım istedim.

Şöyle düşünelim: Herhangi bir lisenin beton zeminli bahçesinde sınıflar arası basket turnuvası finali oynanıyor olsun. İkinci çeyrek bitmiş, mesel bu ya, Ergin Ataman da gelmiş o maçı izliyormuş. Gerideki takım Ataman’a “hocam gel taktik ver” dese ve o da kabul etse, sonuç değişir mi? Bence evet. En azından fark belirgin biçimde kapanır. Pekiyi, Ataman’a okulun emektar beden eğitimi hocası “ben bu çocukları yıllardır izlerim, ben de size yanınızda durup akıl vereyim” dese, Ataman kabul eder mi? Bence etmez, etmemekle iyi de eder. Çünkü o maçı çevirecek birikim, deneyim, yürek ve vizyon Ataman’da zaten fazlasıyla var.

Emektar beden eğitiminin “bilgi” sandığı tortu ise (bu tekil örnekte) Ataman’ı ancak aşağı çeker, maçı çevirecek ivmeyi yavaşlatır. İşte demokratik muhalefetin de bugünden, sanki yarın dümene geçecekmiş gibi, yakın çevre ve ona ilintili Kürt siyasetleri konusunda, işe başlar başlamaz atacakları somut adımları biliyor, hatta bunları şimdiden alt alta yazmış olması gerekir. Belki aradaki fark, verdiğim örnekte Ataman için tribün desteği önemsiz veya ikincil önemdeyken, muhalefet için tribün desteğini de hazırlayıp, oluşturmanın başat ödevlerden olduğu. Yöntem de belli: Bir düz beyaz bir kağıt alıp, üzerine bir “çöp adam” çizip, daha sonra bunu kaslandırıp, etlendirmek.

Anımsayalım: 28 Şubat 2015’te o dönemde Başbakanlık Ofisi olan Dolmabahçe Muhasip Sarayı’nda bir açıklama yapılmıştı. O karedekilerin HDP tarafından milletvekilleri Önder ve Baluken bugün cezaevinde, Buldan ise eşbaşkan. AKP tarafından Akdoğan ve Ala o devrin, örnekse bugünün Soylu ve Çelik’i gibi, kibirli isimleriydi, şimdi ol gülcemallerin seslerini duyan, çehrelerini gören kalmadı, ama Ünlü, AKP sözcüsü oldu. Karedeki tek bürokrat o dönemin Kamu Güvenliği Müsteşarı, daha önce MİT Müsteşar Yardımcısı Dervişoğlu ise Cumhurbaşkanlığı Danışmanı ve yine İmralı’yla yeni temasları yürütenlerden olduğunu iddia edenler var. HDP yeni seri temaslarda devrede yok.

Sırrı Süreyya Önder o gün okuduğu açıklamada özetle: “Kürt meselesinin devletin dönüşümüyle ilişkili olduğunu; çözümün de çözümsüzlüğün de tüm bölgeyi etkileyen içeriği bulunduğunu; dinamik bölgesel koşulların sürece de dinamik bir yaklaşım gerektirdiğini; Öcalan’ın silahlı mücadelenin yerini demokratik siyasetin almasına yönelik olarak PKK’yi olağanüstü kongreye davet ettiğini” vurgulamıştı. Önder’in ayrıca paylaştığı on madde arasında ise, “kimlik kavramı, tanımı ve tanınmasına dönük çoğulcu demokratik anlayışın geliştirilmesi; demokratik cumhuriyet, ortak vatan ve milletin demokratik ölçütlerle tanımlanması, çoğulcu demokratik sistem içinde yasal ve anayasal güvencelere kavuşturulması; bütün bu demokratik hamle ve dönüşümleri içselleştirmeyi hedefleyen yeni bir anayasa” bana göre esasa ilişkin olanlardı.

İçine yuvarlandığımız başkanlık rejimi dönemindeyse, Genelkurmay Başkanı bir üst rütbeye, Milli Savunma Bakanlığı’na terfi ettirildi. S-400 bataryaları alınarak, Türk Hava Kuvvetleri’nin caydırıcı gücüne dayalı ulusal hava savunma stratejisi rafa kaldırıldı. Esasen İHA’lar da, F-35 programından çıkarılmamızla, F-16’ların yerini (kağıt üzerinde) alacağa benziyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, S-400’ün savunma sistemi, F-35’in taarruz silahı olduğunun Beştepe tarafından Vahdettin Köşkü’nde düzenlenen basına kapalı basın toplantısında altını çizdiğini AA’dan öğrendik. Taarruzdan feragat mı edildi, olası bir taarruz bertaraf mı edildi, taarruz yerine savunma mı yeğlendi, algılanan tehdit nedir, savunulacak olan yer neresidir, tüm bunlara kim karar verir, bilmem bunlar yersiz sorular mıdır?

Zaten malum mahfillere çöreklenmiş malum kafaların vesveseleri de birer birer hayata geçirildi: KYB temsilcisi Ankara’dan şutlandı, KDP’ninki işlevsiz kılındı. Hakurk’a girip, kalıcı olmak, Mahmur’u boşaltmak, Şengal’i almak yeniden dolaşımda. Erbil dışlandı, Bağdat’la ilişkiler münhasıran güvenlik eksenli yeniden düzenleniyor. Akçakale’ye yığınak yapılıyor, Tel Abyad’a yerleşmek için gün sayılıyor. Suriye sınırlarımız, nedense duvar örülen o sınır hattı üzerinden değil, Bab, Afrin, İdlip cepleri elde tutularak korunuyor. Libya’da iç savaşın görünmez tarafıyız, Doğu Akdeniz’de “Rum-Yunan ikilisi” ezeli düşman; Suriye, Mısır ve İsrail başkentleriyle diplomatik ilişkimiz yok. Avrupa Birliği’ne tam üyelik adaylığımızın kurban edildiği yetmedi, Brüksel’den yaptırımlar gündemde.

Özcesi, nihayet kapı baca pencere tıkalı, silahlandık, seferberlik ve OHAL daimi kılındı, rahata erdik. Üstelik, Erdoğan’ın yukarıda değindiğim 14 Temmuz 2019 tarihli Vahdettin Köşkü açıklamalarına göre “Batı ittifakı ile kurduğumuz siyasi ve askeri paktlara rağmen, en büyük tehditleri yine onlardan gördüğümüz bir gerçektir.” Eğer, başta CHP, muhalefet bu anlatının sanallığını teşhir etmeyi tarihsel sorumluluk bilmezse, dış politika düğümlerini çözecek iradeyi de ortaya koyamayacak demektir. Yapılacak aslında basit: Sadeleşme. Hesapları teker teker kapatıp, dış politika defterini temize çekmek. Yeni hesaplar açmaktan da kaçınmak. İttifakları ayak bağı değil, laik, çoğulcu, katılımcı, parlamenter yeni cumhuriyetin dış politikasının taşıyıcı sütunları görmek. Kürt meselesini müzakere yoluyla çözmenin, yakın çevre siyasetinin en temel kolaylaştırıcısı olduğunu kavramak.

Bir de, uzattım ama maalesef eklemeden geçemeyeceğim, o uydurduğum Ergin Ataman öyküsündeki gedikli beden eğitimi hocasının bilgi sandığı tortudan kurtulmak için, şu Dışişleri Bakanlığı’nı, çekinmeden ve henüz ilk günden, kilit iç ve dış görevlerdeki isimleriyle, teşkilat şemasıyla, giriş sınavlarıyla, atama esaslarıyla hatta belki binasıyla dahi, sil baştan yeniden organize etmek gerekecek.

 

Facebook Yorumları

reklam
4.12.2019
NATO'nun sonu, alanı ve marjı
1.12.2019
Tamtamlar bize ne anlatıyor?
27.11.2019
Küresel ve yerel bütünün parçaları
25.11.2019
ABD ve İsrail: Demokrasinin bekası
20.11.2019
Değişim rüzgarı, küresel başkaldırı?
17.11.2019
Erdoğan Vaşington'da: Bu da mı gol değil?
13.11.2019
Hangi ortak vatan?
10.11.2019
Erdoğan'ın Vaşington seferi, Suriye ve Kürtler
3.11.2019
Anlatı ve gerçek
30.10.2019
Devlete kutlama, yurttaşa kayyım
27.10.2019
Neyi kazandı(k)?
23.10.2019
Soçi'den önce
20.10.2019
Hoyratlık, aymazlık, hışırlık
17.10.2019
Suriye harekatının bilançosu
14.10.2019
Günü kazanmak, geleceği yitirmek
13.10.2019
Harekatın ilk kaybı CHP
6.10.2019
III. Suriye harekatının bedeli ve anlamı
2.10.2019
CHP Suriye Çalıştayı ve Diyarbakır izlenimleri
30.09.2019
Suriye'de müdahale ve barış süreci
27.09.2019
Genel Kurul
22.09.2019
Siyasal çözüm
16.09.2019
Suriye'de niyet neydi, akıbet ne oluyor?
11.09.2019
Yurttaşın devletle imtihanı
9.09.2019
Bir kıvılcım mı düşer önce?
25.08.2019
Batasuna'dan bata çıka kayyumlara
23.08.2019
Çember daralıyor, oksijen tükeniyor
11.08.2019
Güvenli bölge uzlaşısı üzerine
7.08.2019
Fırat'ın Doğusu ve Erdoğan'ın misyonu
4.08.2019
Güvenli bölge, özgüvensiz ülke
1.08.2019
Ülkemizdeki Suriyeliler ve Suriye üzerine
28.07.2019
Garib ve Köse suikastlarını anlamlandırmak
26.07.2019
Kürt meselesi için çözüm penceresi
17.07.2019
Ergin Ataman'la dış politika öğreniyoruz
15.07.2019
Daimi OHAL, daimi seferberlik, sürekli darbe
10.07.2019
Türkiye, Suriye, Barış Süreci
7.07.2019
Hangi barış süreci?
3.07.2019
Osaka'nın ardından son düzlükte S-400
26.06.2019
23 Haziran üzerine üfürizmalar
24.06.2019
Öcalan, Neçirvan, Osman, filan...
19.06.2019
Suriye siyasetimiz ve ülkemizdeki Suriyeliler
16.06.2019
Altın vuruş olarak S-400 alımı
12.06.2019
Dış politikada uçmak ve konmak üzerine
9.06.2019
B planı: Kürtlerle birlik?
5.06.2019
Futbolda ve dış politikada başarı
3.06.2019
Bankocudan dış politika kuponu
29.05.2019
Diyarbakır'da barışı konuşmak
26.05.2019
Elliden görünen...
19.05.2019
Ateş çemberinde, fay hattında Türkiye
15.05.2019
Öcalan'ın çağrısı: Onurlu barış
12.05.2019
Karadeliğin olay ufkunda Türkiye
8.05.2019
Her şey çok güzel olacak
5.05.2019
İçeride, dışarıda, ekonomide karar mevsimi
1.05.2019
Bıkkınlık veren Irak ve Kürt ezberlerimiz
28.04.2019
Devlet bunalımda, diplomasi çıkmazda
24.4.2019
Notre Dame'dan Çubuk'a
21.4.2019
Kaftancıoğlu savundu, İmamoğlu kazandı
14.4.2019
Belediyeyi kazanıp cumhuriyeti yitirmemek
10.4.2019
Mazbata'dan öteye, gidelum yali yali...
7.4.2019
Dış politika laubalilik kaldırmıyor
2.4.2019
İmamoğlu'nun nefesi, Demirtaş'ın hatırı
31.3.2019
Çokboyutlu bir Kürt çözümü önerisi*
27.3.2019
Pazar günü oy verelim
25.3.2019
Newroz piroz be?
20.3.2019
Yeni Zelanda: Din, şiddet, siyaset
17.3.2019
Yeni Zelanda, eski cehennem
10.3.2019
Cezayir: İstikrarlı hayal hakikat olabilir
6.3.2019
Dış politika ve savunma açmazları
3.3.2019
Özgürlüğün tadı
1.3.2019
Karga tulumba diplomasiyle Suriye
24.2.2019
Senin ben yapacağın dış politika analizini...
20.2.2019
Yerkürede Türkiye, Soçi, Münih ve ıslahat
17.2.2019
Suriye'den bıkanların diplomasisi
14.2.2019
İflastan konuşsak mı canım?
10.2.2019
ABD'nin Kürt siyaseti ve Türkiye
6.2.2019
Suriye'yi banttan görmek
3.2.2019
Doğan görünümlü Şahin diplomasi
30.1.2019
İşgal, mevcudiyet, meşruiyet
28.1.2019
Fırat'ın doğusunda Kuzey Irak
23.1.2019
Komşuda yeni sahneler, eski oyunlar
21.1.2019
Şol muhalafatın halları
16.1.2019
Suriye'de alacalı çözüme doğru
13.1.2019
ABD çekilir, Rusya kalır, Türkiye ne yapar?
10.1.2019
Tek kusurunuz Suriyeliler kaldı
6.1.2019
Anti-Kürt vizyon
2.1.2019
Suriye'de bir gaz, bir fren...
30.12.2018
Status quo ante bellum
26.12.2018
Suriye mi değerli, Zeki-Metin mi?
23.12.2018
Trump'tan hepimize bay bay...
20.12.2018
İrem, Ceren, Bertrand, Murat ve bizim büyük çaresizliğimiz
17.12.2018
Fırat'ın doğusuna harekat
13.12.2018
Siyasetin sonu
29.11.2018
Kaotik dış politika
26.11.2018
Fındık, Boğazkere, soğan, Erdoğan
22.11.2018
Buralarda bitmeyen I. Dünya Savaşı
20.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
17.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
10.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
16.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
3.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
27.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
11.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
28.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
14.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
18.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
3.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
23.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
11.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive