Notre Dame'dan Çubuk'a


24.4.2019 - Bu Yazı 280 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Paris’in kalbinde Fransa’nın simgesi Notre Dame Katedrali tam da restore edilirken yandı. Yangının nedeni henüz belirsiz. Gerçekten kalp ve simge çünkü dünya kültür mirasının mücevherlerinden olan söz konusu yapı Sen Nehri’nin ortasındaki St. Louis Adası’nda, adeta Fransa’nın, Fransızlığın sıfır noktasında. Sultanahmet ile Orhun Yazıtları’nın bir tür harmanı gibi düşünebiliriz zorlarsak.

Sonda sözü getirmeye çalışacağım yeri başta söylemem gerekirse, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ülkemizin başkentinin Çubuk ilçesinin bir köyünde neyse ki ucuz atlattığı linç badiresinin üzerine, o olayın dışında hiçbir konu benim gündemimi işgal etmiyor. Oysa çevremizde de, yerkürede de tarihsel ölçekte bir dönüşüm yaşanıyor. İçeride de siyasetin uzun süren kış uykusu bitiyor gibi. Bununla birlikte Notre Dame yangını ve ona verilen tepkiler bizim için pek çok ders barındırıyor diye düşünüyorum.

Yangının ardından daha ilk günden hem Fransa’nın önde gelen iş insanları Arnault ve Pinault, hem Total gibi büyük şirketleri yüzlerce milyon avro tutarında bağışlarda bulundu. Böylece ilk yirmi dört saatte yapılan bağış tutarı bir milyar avroya ulaştı. Bu kendiliğinden oldu.

Daha ikinci gün Başbakan Edouard Philippe çıkıp, yeniden imar için önerileri, olası projeleri toplamak üzere uluslararası bir yarışma açılacağını duyurdu. Fransa’nın Jean Nouvel, Rudy Ricciotti gibi “star” mimarları az olmasa da, uluslararası. Çünkü, dünya mirası. Onun da altını çizelim.

Sonra Cumhurbaşkanı Macron sosyal medyadan açıklama yaptı. Kurduğu cümlede “Katoliklerin ve Fransızların” duygularını paylaştı. Hristiyanlar değil Katolikler. Önce Katolikler, sonra Fransızlar. “Rabbim mabedimizi esirgedi” de demedi. Neden? Çünkü laik cumhuriyetin başkanı.

Yangında katedralin taş çan kuleleri değil ama 19’uncu yüzyıl ortasında eklenen, yerden 93 metre yükseğe uzanan ahşap kulesi (“kule” yerine Türkçe mimarlık terimi ne kullanılıyor bilemiyorum, tam çeviri “ok”) yıkılıp, yok oldu. Şimdi bunun yerine yine meşe ağacından aynı mı yapılsın, bu konuşuluyor. “Orman” adı verilen 100 x 10 x 13 m. boyutlarındaki ana çatının aynı biçimde yeniden yapılması için ise 21 hektar büyüklüğünde bir ormanın kesilmesi gerekiyor.

Ahşap kule ve ana çatı yeniden aynı malzemeyle tıpatıp mı yapılacak, yoksa Louvre Müzesi’nin bahçesine oturtulan camdan piramit gibi farklı bir yaklaşım mı izlenecek? Çatı için yanmayan modern malzeme mi yeğlenecek, yine ağaç mı kullanılacak? Ağaç, hem de meşe, kullanılırsa bunun ekolojik anlamdaki bedeli, günümüzün değerleriyle, tarihsel, dinsel ve kültürel değeri kazanmaya değecek mi? Tüm bunlar şimdiden tartışılıyor. “Notre Dame ve Katoliklik mevzu bahisse bakiyesi teferruattır” diyen yok.

Katedralde dünyanın en büyük ve yapımına 15’inci yüzyılda başlanan orglarından bir de vardı; kurtuldu. 8 bin bakır borusu ve 109 tuşu olan bu çalgının tozdan ve isten temizlenmesi için tamamen sökülüp, silinip, elden geçirilip, yeniden takılması gerekecek. Sadece bu işlem bile tek başına belki bir yıl sürecek. Fırsat bu fırsat, “çağımızın gereklerine uygun bir elektronik müzik sistemi nakşetmek noktasında…” diyen yok.

Ta 13’üncü yüzyıldan kalma devasa vitraylar da, zarar görse de yangından kurtulmuşa benziyor. Bunların yapıldıkları tarihteki malzeme ve teknikle aynen yeniden üretecek birikim ve beceriye sahip Fransız uzman zanaatkarlar halen var. Aradan geçen uzun yüzyıllara rağmen, gerektiği takdirde, söz konusu vitraylar bugün aynen yeniden üretilebilecek. “Derhal St. Gobain fabrikamın genel müdürüne talimat verdim, süratle fabrikasyona geçiyoruz” diyen yok.

Cumhurbaşkanı Macron kabinesiyle toplandıktan sonra Notre Dame’ın restorasyonunun 2024 Paris Yaz Olimpiyat Oyunları’na yetiştirileceğini duyurdu. Ona da itirazlar geldi. İşin, ne kadar süre gerekiyorsa, o kadar sürede, layıkıyla yapılması gerektiği vurgulandı. Öte yandan, Mimarlar Odası da bir ilkokul projesinin ihalesinin uygulanmasında bile kılı kırk yaran bıktırıcı bir denetim olduğunu, belirli bir noktada bağışçılara sorumluluğun yerine getirilerek karar verilip ilerlenmesi gerekeceğini dile getirdi. Ancak orası bir tapınak ve tapınağın yöneticisi “rektör” de son sözü söyleyecekler arasında.

Notre Dame’a sadece Katolikler değil tüm Fransa yurttaşları sahip çıktı. Katolik Kilisesi de bu durumdan duyulan hoşnutluğu ifade etti. Yurttaşlık açısından, yapılan bağışların vergiden muaf olmaları bir başka tartışma başlattı. Büyük zenginlerin böyle bağışlar yapmak yerine servetlerini Fransa’da tutarak vergilerini vermelerinin daha büyük katkı olacağı söylendi. ABD’den, Körfez ülkelerinden de “sivil” bağışlar bekleniyor. Artan maddi kaynağın nereye harcanacağı dahi şimdiden konuşuluyor.

Hepsinin ötesinde pek çokları da neticede Notre Dame’ın taş bir yapı olduğunu, hiç onarılmasa dahi tarihsel ve kültürel değerini koruyacağını, kısa sürede toplanan bu denli yüksek meblağların toplumsal hizmetler için kullanılmasının daha uygun olacağını belirtti, belirtebildi. Hatta düzenli dinlediğim Fransa devlet radyolarından France Inter’de denk geldiğim bir programda öylesine acımasızca hicvedildi ki gösterilen “dayanışma”, açıkçası ben utandım. Ama ifade özgürlüğü açısından da doğrusu gıpta ettim.

İşte Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun “önce kendinize bakın” diye çıkıştığı çoksesli Fransa bu. Fransa kendine bakadursun, biz de Çavuşoğlu’nun Notre Dame için duyarlılık gösterdiği tüvitinin altına yazılanlara, verilen arsız tepkilere bakabiliriz. “Vay papaz mektebinde beyni yıkanmış kitapsız zangoç Aydın Efendi sen Fransa’nın avukatı mısın?” Yok efendim ne haddime, buyurunuz bizim dilimizi gayet iyi derecede konuşan Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Bertrand Buchwalter orada oturuyor, ona danışabilirsiniz.

Dediğim şu: Açık yüreklilikle soralım, Tanrı saklasın, benzer bir felaket bizim başımıza gelse, biz burada neyi, nasıl konuşuyor olurduk? Nasıl bir yol izlerdik? Eee, ifade özgürlüğü, filan? O sorunun yanıtı da işte bizi Fransa’nın başkenti Paris’in St. Louis Adası’ndan, ülkemizin başkenti Ankara’nın ilçesi Çubuk’un Akkuzu köyüne getiriyor. Neyi, nasıl, ne kadar konuştuğumuzu orada Sayın Kılıçdaroğlu’nun yüzüne inen yumrukta görebilirsiniz.

Dün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ydı, kutlu olsun. Ulusal egemenlik günümüzde geçerli yeni başkanlık rejiminde nerede tecelli ediyor, ben bilemiyorum. Bunun yanıtını, dilerlerlerse, Gazete Duvar yazarlarından saygın anayasacılarımız Murat Sevinç ve Dinçer Demirkent verebilir. Çocuklara gelince, ülkemizde sayıları bir milyonu aşan çocuk işçi var. Sokakta yaşayan kaç çocuk var, onu da bilemiyorum.

Bugün 24 Nisan. Fransa bugünü Ermeni Soykırımı’nı Anma Günü olarak kabul etti. Ben, kendi adıma başta Ermeni yurttaşlarımız, tüm Ermenilerin soykırım acılarını paylaştığımı bu sütunda kayda geçirmiştim. Hrant Dink’in katletildiği gün de, anma törenine elimde “Hepimiz Ermeniyiz” döviziyle katılmışlığım vakidir. Bu konuda konuşabiliyor muyuz, 1915’e dek bu ortak vatanda yaşayan, sayıları hiç yoktan bir milyon Ermeni nereye gitti, bu insanların kiliseleri, mezarlıkları nerede, ne oldu, sorabiliyor muyuz?

Racon kesmek, posta koymak, akıl vermek, “yok hükmündedir”, “önce aynaya bak” deyip, kestirip atmak bizde. Başkentin göbeğinde bir muhalefet partisinin milletvekilinin annesinin naaşını mezarından çıkartmak bizde. Ana muhalefet partisinin liderini yine başkentin köyünde lince kalkışmak bizde. Haydi onu geçtim, diyelim bunlar dikenli konular, yaptığımız Mimar Sinan taklidi betonarme camiler, restorasyon faciaları önümüzde.

Notre Dame yangını siyaset, kültür adına bize neler öğretir bunları karalayayım, sizlerle paylaşayım istemiştim. Yazımı bağlarken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 23 Nisan vesilesiyle uğradığı artık işlevini yitirmiş mecliste HDP ve Sayın Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırı hakkındaki ifadelerini okudum. Buraya kadar bu yazıyı okuduğunuz için hepinizden özür diliyorum. Bu yazının, düşünceyi tahrik amacıyla sorduğum soruların hiçbir anlamı yoktur. Göstergesi olmayan bir gösterendir bu yazı. Vazgeçtim. Bizim Notre Dame’larımız çoktan yanmış, yıkılmış; yerlerine gecekondular yapılıp, yerleştirilmiş. Cümlemize geçmiş olsun.

Facebook Yorumları

reklam
17.07.2019
Ergin Ataman'la dış politika öğreniyoruz
15.07.2019
Daimi OHAL, daimi seferberlik, sürekli darbe
10.07.2019
Türkiye, Suriye, Barış Süreci
7.07.2019
Hangi barış süreci?
3.07.2019
Osaka'nın ardından son düzlükte S-400
26.06.2019
23 Haziran üzerine üfürizmalar
24.06.2019
Öcalan, Neçirvan, Osman, filan...
19.06.2019
Suriye siyasetimiz ve ülkemizdeki Suriyeliler
16.06.2019
Altın vuruş olarak S-400 alımı
12.06.2019
Dış politikada uçmak ve konmak üzerine
9.06.2019
B planı: Kürtlerle birlik?
5.06.2019
Futbolda ve dış politikada başarı
3.06.2019
Bankocudan dış politika kuponu
29.05.2019
Diyarbakır'da barışı konuşmak
26.05.2019
Elliden görünen...
19.05.2019
Ateş çemberinde, fay hattında Türkiye
15.05.2019
Öcalan'ın çağrısı: Onurlu barış
12.05.2019
Karadeliğin olay ufkunda Türkiye
8.05.2019
Her şey çok güzel olacak
5.05.2019
İçeride, dışarıda, ekonomide karar mevsimi
1.05.2019
Bıkkınlık veren Irak ve Kürt ezberlerimiz
28.04.2019
Devlet bunalımda, diplomasi çıkmazda
24.4.2019
Notre Dame'dan Çubuk'a
21.4.2019
Kaftancıoğlu savundu, İmamoğlu kazandı
14.4.2019
Belediyeyi kazanıp cumhuriyeti yitirmemek
10.4.2019
Mazbata'dan öteye, gidelum yali yali...
7.4.2019
Dış politika laubalilik kaldırmıyor
2.4.2019
İmamoğlu'nun nefesi, Demirtaş'ın hatırı
31.3.2019
Çokboyutlu bir Kürt çözümü önerisi*
27.3.2019
Pazar günü oy verelim
25.3.2019
Newroz piroz be?
20.3.2019
Yeni Zelanda: Din, şiddet, siyaset
17.3.2019
Yeni Zelanda, eski cehennem
10.3.2019
Cezayir: İstikrarlı hayal hakikat olabilir
6.3.2019
Dış politika ve savunma açmazları
3.3.2019
Özgürlüğün tadı
1.3.2019
Karga tulumba diplomasiyle Suriye
24.2.2019
Senin ben yapacağın dış politika analizini...
20.2.2019
Yerkürede Türkiye, Soçi, Münih ve ıslahat
17.2.2019
Suriye'den bıkanların diplomasisi
14.2.2019
İflastan konuşsak mı canım?
10.2.2019
ABD'nin Kürt siyaseti ve Türkiye
6.2.2019
Suriye'yi banttan görmek
3.2.2019
Doğan görünümlü Şahin diplomasi
30.1.2019
İşgal, mevcudiyet, meşruiyet
28.1.2019
Fırat'ın doğusunda Kuzey Irak
23.1.2019
Komşuda yeni sahneler, eski oyunlar
21.1.2019
Şol muhalafatın halları
16.1.2019
Suriye'de alacalı çözüme doğru
13.1.2019
ABD çekilir, Rusya kalır, Türkiye ne yapar?
10.1.2019
Tek kusurunuz Suriyeliler kaldı
6.1.2019
Anti-Kürt vizyon
2.1.2019
Suriye'de bir gaz, bir fren...
30.12.2018
Status quo ante bellum
26.12.2018
Suriye mi değerli, Zeki-Metin mi?
23.12.2018
Trump'tan hepimize bay bay...
20.12.2018
İrem, Ceren, Bertrand, Murat ve bizim büyük çaresizliğimiz
17.12.2018
Fırat'ın doğusuna harekat
13.12.2018
Siyasetin sonu
29.11.2018
Kaotik dış politika
26.11.2018
Fındık, Boğazkere, soğan, Erdoğan
22.11.2018
Buralarda bitmeyen I. Dünya Savaşı
20.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
17.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
10.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
16.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
3.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
27.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
11.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
28.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
14.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
18.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
3.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
23.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
11.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive