Yerkürede Türkiye, Soçi, Münih ve ıslahat


20.2.2019 - Bu Yazı 60 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Erdoğan, Putin’e üç ülke liderini taşıyacak aracı parmağıyla gösterip “zırhlı mı?” diye sordu. Muhatabı “araç değil, ama bölge zırhlı” diye yanıt verdi. Aksakallı Ruhani’nin de arka planda gevrek kahkahaları duyuldu. Herhalde araç zırhını S-400 hava savunma sistemi, bölge zırhını 1952’de zorla üye olduğumuz NATO ittifakı diye canlandırabiliriz gözümüzde.

Her yıl Münih’te düzenlenen uluslararası güvenlik konferansında ABD ve Avrupa (ile Kanada ve Japonya gibi diğer müttefikler) arasındaki küresel düzen vizyonu ayrımındaki kaygı verici derinlik iyice açığa çıktı. Siyasi hayatının sonundaki Almanya Şansölyesi Merkel ortaklığı hayatta tutacak vizyona sahip ama bunu hayata geçirecek mecali olmayan; onun karşısında ABD Başkan Yardımcısı Pence ise ortaklığın fişini çekmeye niyetli ve bunu yapabilecek erkin sahibi aktörler olarak sahne aldılar.

Sanki genç ABD, yaşlı Avrupa’ya epeydir yerleştiği huzurevinde daha fazla bakılamayacağını, aktif yaşantıya geri dönmesi gerektiğini vurgular gibi. Avrupa ise “eyvallah ama bari başlangıç sermayesini sen koy yahut yine aile işletmesinde ben kasaya geçeyim” der gibi. Müttefikler arasındaki bu tepişmeden, bu tepişmenin yansıttığı yeni düzensizlikten, Rusya ve Çin’in ancak memnuniyet duyacaklarını belirtmek sanırım gereksiz.

Suriye bağlamında da Merkel, tam (ve bence bu defa haklı) bir mantıklı Alman şaşkınlığıyla, Fırat’ın doğusu bu denli önemliyse, çekilme acelesindeki ABD yaklaşımını (mealen) “madem bizi kendi yerinize davet ediyorsunuz, siz neden çekiliyorsunuz?” diyerek sorguladı. Pence’in ilk günkü özellikle İran’a ambargo odaklı azarlarının ardından, ikinci gün podyuma çıkan ABD Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey ise, ABD çekildikten sonra söz konusu bölgenin yeniden Şam’ın egemenliğine girmesine karşı olduklarını belirterek mantıksızlıkta (“üçüncü halin olmazlığı”) yeni bir zirveye erişti. Zaten, Fransa Cumhurbaşkanı Macron da daha sonra, ABD çekilirse Suriye’de kalmaya niyeti olmadıklarını açıkladı.

Bu arada, ülkemizi temsilen Münih’te bulunan Milli Savunma Bakanı Akar bu platformu, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna ilişkin ulusal güvenlik tehdit algısını paylaşmadığı gerekçesiyle (önümüzdeki günlerdeki Vaşington ziyareti arifesinde) ABD’yi diğer müttefiklere şikayet için kullandı. Akar, müstakbel Irak Kürdistan Bölgesi (IKB) Başbakanı Mesrur Barzani’yle de konferans marjında heyetler arası bir görüşme yaptı. Kendi konuşmalarını da beklendiği üzere “PKK ve terörle mücadele” ile “güvenli bölgeyi Türkiye tek taraflı kurmalı” anlatılarına odakladı. Her yıl katıldığınız uluslararası mimarlar konferansında hep evinizin akan çatısından yakındığınızı düşünün, akan çatıdan yakınacaksanız dahi onun yerine çatı yapımındaki gelişimden, yeni yaklaşımlardan vs. söz edersiniz ki dinlensin. Ama neyse, bunlar hep monşerlik işte…

Akar, IKBY Başbakan adayı Barzani ile görüştü

Mesrur Barzani de Münih’te peş peşe üst düzey temaslarda bulunup, her birini sosyal medyadan görselli paylaşarak “PR yaptı.” Görseller hep aynı (yukarıdaki) toplantı odasından. Oysa AA haberi “Akar Barzani’yi kabul etti” kaydıyla ve fotoğrafsız verdi. Görüşme İngilizce cereyan ettiğine göre, “Kürdistan Bölgesi” “Irak Kuzeyi” ve “Rojava” da “Fırat doğusu” olarak çevrilememiştir. Korkmayın, “Türkiye IKB’yi tanıdı mı yoksa ???”, “Atatürk sağ olaydı bu görüşmeye ne derdi ???”, “o bayrağın o masada işi ne ???” diye sorular zinhar sormayacağım. Diplomasinin her türlüsü acizane makbulümdür.

Soçi’ye dönersek, saygın dış politika analisti Soli Özel’in altını çizdiği üzere orada da “İran Cumhurbaşkanı Ruhani, Kürtlerin Suriye’nin geleceğinin tanımlanmasının ayrılmaz bir parçası olduklarını söyledi. Kürtler ile PYD arasında bir ayrımı vurgulamadı.” Ortak bildirgenin ilgili maddeleri üzerinde geçen yazımda durduğum için bu defa geri dönmüyorum.

Soçi’de de toplantıdan çıkan liderler arasında, Münih’teki ABD-Avrupa dünya kavrayışı farkının dışa vurulmasını anıştıran kısa bir diyalog yaşandı: Erdoğan, Putin’e üç ülke liderini taşıyacak aracı parmağıyla gösterip “zırhlı mı?” diye sordu. Muhatabı “araç değil, ama bölge zırhlı” diye yanıt verdi. Aksakallı Ruhani’nin de arka planda gevrek kahkahaları duyuldu. Herhalde araç zırhını S-400 hava savunma sistemi, bölge zırhını 1952’de zorla üye olduğumuz NATO ittifakı diye canlandırabiliriz gözümüzde.

IMF’ye gitmez, kendi yağımızda kavruluruz. Varlık Fonu’na Çin’den bir milyar avro tutarında sendikasyon kredisi buluruz. S-400’ü ucuza alır, üzerine nakliye masrafı artı kârımızı koyar Hindistan’a satarız. ABD Nisan’da çekilince, Fırat’ın doğusuna yalnızca ABD’yi değil Astana ortakları Rusya ve İran’ı da karşımıza almak pahasına tek yanlı gireriz. Münih’te rahat edemezsek, Soçi’ye gideriz. AB ile anlaşamadık Afrika’yla, Latin Amerika’yla ticaret yaparız. Sanmam ki öyle bir dünya olsun.

Deneyimli siyasetçi Nesrin Nas geçen çarşamba konuğum olduğu “Dünya Ve Biz” programımda, daha sonra AKP hükümetince uygulaması sürdürülecek 2001 IMF anlaşmasını anlatırken, eş zamanlı olarak AB’yle üyelik müzakerelerinin canlandırılmasının ülkemiz üzerindeki olumlu etkilerini vurguladı. İktisadi, siyasi ve hukuki adımların birbirlerini tamamladığının, eşgüdümlü yürütüldüğünün altını çizdi. Devlette “ıslahat” nedense hep paracıklar suyunu çekince akla gelir zaten.

“Boşa kostaklanma, kostak değilsin” der ya bizim türküde, yahut pek çok kez kullanılan “sırça köşkte oturuyorsan, komşunun evine taş atma” öğüdü vardır bilinen, işte derme-çatma önlemlerle bu yaşlı tekne açık denizlerde yol alamaz ancak kıyı kıyı belirli bir limana kadar yüzer. Orada da kalafata çekmek gerekir. Yetmez, yelkenleri de onarmak gerekir. Yelken basmayıp, forsaların kol kuvvetine abanmak da çözüm olamaz. Üstelik, en zoru ama bir o kadar hayati olan da deneyimsiz mürettebatın zihniyet dönüşümüdür.

Bakınız bizim şenlikli kalafat yerinde neler oluyor: Cizrespor takımı, Antalya Serik Belediyespor deplasmanında darp ediliyor. İçişleri Bakanı Soylu, HDP’li TBMM üyelerini milletin vekili saymadığını söylüyor. Değerli akademisyen Murat Sevinç muhalefete, “HDP’li vekillere ne yapıldığında rahatsız olacaksınız?” diye haklı olarak soruyor. Pekiyi, İçişleri Bakanı Soylu yarın öbür gün, “muhalifleri yurttaştan saymıyorum; onlar illet, ben sadece millete hizmetle mükellefim” derse ne olur? Öyle ya, şiddet tekeli devlette olmak zorunda çünkü.

Şunda anlaşalım: Mesele, “ama ABD’nin/AB’nin hiç mi günahı yok?”, “ama Kandil’i neden eleştirmedin, neden ‘terörist’ demiyorsun?” meselesi değil. Türkiye Cumhuriyeti’nin hasbelkader yirmi yıl hariciye hizmetinde bulunmuş bir yurttaşı olarak sözümüz herhalde Ankara’ya olmak durumunda. Nereden bakarsanız bakın bütün yollar tamtakır kasaya, siyasal çözüm bekleyen Kürt meselesine, tarihin imbiğinden geçen siyasi düzenimize yön ayarına ve güçlükle parçası olduğumuz uluslararası güvenlik mimarilerinin işlevsel kılınmasına çıkıyor.

O kapılara çıkacak aklı yine değerli Sevinç’in anımsattığı gibi “1909’dan, 2017 yılındaki anayasa halkoylamasına dek toprağımızda güçlü olan, her zaman ‘meclis’ olmuşken” şimdi nerede arayabileceğiz, nasıl egemen kılacağız, tartışmayı nasıl oraya çekebileceğiz, kestiremiyorum. Muhtemelen o viraj, neredeyse kıtlığa varan bir gıda krizi, borçların çevrilememesi, Suriye’de çakılı kalmak ve çakılı kalınan zeminin de çamura dönüşmesi gibi pek çok gelişmenin kısa vadede üst üste gelmesiyle alınacak. Öyle olmasa, hiç değilse bu defa, bir defa olsun, yapısal sorunlarımızın üzerinden kendi aklımızı kullanarak, düşüp kalkmadan karşılıklı konuşarak gelebilsek daha hayırlı olacak. Zira, yerkürenin sağlık raporu da parlak değil.

Facebook Yorumları

reklam
20.2.2019
Yerkürede Türkiye, Soçi, Münih ve ıslahat
17.2.2019
Suriye'den bıkanların diplomasisi
14.2.2019
İflastan konuşsak mı canım?
10.2.2019
ABD'nin Kürt siyaseti ve Türkiye
6.2.2019
Suriye'yi banttan görmek
3.2.2019
Doğan görünümlü Şahin diplomasi
30.1.2019
İşgal, mevcudiyet, meşruiyet
28.1.2019
Fırat'ın doğusunda Kuzey Irak
23.1.2019
Komşuda yeni sahneler, eski oyunlar
21.1.2019
Şol muhalafatın halları
16.1.2019
Suriye'de alacalı çözüme doğru
13.1.2019
ABD çekilir, Rusya kalır, Türkiye ne yapar?
10.1.2019
Tek kusurunuz Suriyeliler kaldı
6.1.2019
Anti-Kürt vizyon
2.1.2019
Suriye'de bir gaz, bir fren...
30.12.2018
Status quo ante bellum
26.12.2018
Suriye mi değerli, Zeki-Metin mi?
23.12.2018
Trump'tan hepimize bay bay...
20.12.2018
İrem, Ceren, Bertrand, Murat ve bizim büyük çaresizliğimiz
17.12.2018
Fırat'ın doğusuna harekat
13.12.2018
Siyasetin sonu
29.11.2018
Kaotik dış politika
26.11.2018
Fındık, Boğazkere, soğan, Erdoğan
22.11.2018
Buralarda bitmeyen I. Dünya Savaşı
20.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
17.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
10.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
16.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
3.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
27.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
11.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
28.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
14.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
18.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
3.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
23.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
11.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net