Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği


18.7.2018 - Bu Yazı 24 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Şarapta da, siyasette de harman zor zanaat. “Ne mozaiği, mermer ulan mermer” diye masaya yumruk vurmakla olmuyor. Sürekli, özenle, sevgiyle, akılla üzerinde çalışmak gerekiyor. Bu işler karşılıklı konuşmadan, tartışmadan, akıl yarıştırmadan yürümüyor. Ve unutmayınız lütfen, futbol yalnızca futbol değildir, dolayısıyla iki omzumuzun üzerinde taşıdığımız saksıları çalıştırmaktan zarar gelmez.

“Hatalı şekiller üzerinden doğru akıl yürütmek esastır.” Descartes’a ait olduğunu sonradan öğrendiğim bu özlü sözü ortaokulda geometri anlatırken Fransız matematik hocamızdan duymuştum. Daha önce de burada alıntılamıştım. Son yazımda “butik Hırvatistan” derken, çıkış noktam buydu. Şimdi “Fransa harmanı” derken yine o olacak.

Amacım düşünceyi teşvik. Çözümler üzerinde konuşabilmek. Üzerinde durduğum da siyaset, zihniyet, kültür. Futbol, güncelliğinden de yararlanmak adına, bir araç. Aslında bu ön açıklamayı yapmam da zul ama özellikle sosyal medyada bir yanlış bulup, tatmin olma saplantısı var. Bir de, söyleyeceğine “…dir” diye kesinlik kazandırınca, daha ikna edici olduğunu sanmak yanılgısı.

Şu korkunç papaz mekteplerinden birinden mezunum. Aşağıdaki kısa özgeçmişimde var. Bizimki 1870’de kurulmuş. Aah ah, bu Cizvit misyonerler güzel ülkemize yuvalanıp kim bilir kaç çocuğu hak dininden çıkarmıştır değil mi? Söyleyeyim mi kaç? Yazıyla sıfır. Ama o okulun bugün kapısında kuyruk var. Güvenilir bir eğitim kurumu olduğu için.

Fransa’nın bagajı çok. Bagajı taşıma şekli benzerlerinden, denklerinden farklı. Laik bir cumhuriyet. Sömürgelerini bırakmış. Uzakdoğu’dan ve nihayet Cezayir’den çekilmesi kanlı. De Gaulle’ün beşinci cumhuriyeti badireli. Suikast atlatır, darbe savuşturur, 68 Mayıs’ını 30 Mayıs günü Elysée’ye toplanan bir milyon kişiyle aşar, 1969’da referandumu kaybeder köyüne çekilir. “Yeni” Fransa’nın tarihi böyle başlar.

Cinsel devrim, Uzak Doğuluların, kara Afrikalıların, Mağribilerin metropoliten Fransa’ya gelmeleri, kentlerde terörün denetim dışı kalır göründüğü “kurşun yılları”, grevler. Nihayet yakın zamanlarda banliyölerde gençlerin isyanları, kitlesel gösterilere karışan azınlık “kırıcı” grupların yağmaları, kamu mallarına zarar vermeleri.

Chirac döneminde oynanan Fransa-Cezayir milli maçında ulusal marş Marseillaise’in ıslıklanması üzerine Cumhurbaşkanı’nın oyunun başında stadı terk etmesi. Aşırı sağcı Le Pen’in ikinci tura kaldığını gören sosyalistlerin ağlayarak da olsa demokrasi adına merkez sağın adayı Chirac’a oy vermeleri. “Amerikalı” lakaplı Sarkozy’nin Fransız kimliği yaratmak tartışmasını başlatması ve çuvallaması.

Aklıma ilk geldiği gibi sıralıyorum, hem sağ hem sol son hükümet dönemlerinde, Christiane Taubira, Nadjat Vallaud Belkacem, Rachida Dati, Rama Yade, Laura Flessel gibi farklı etnisite ve dinlerden kadınların bakan olmaları. Eğitimde (haç dahil) hiçbir dinsel simgeye yer vermeyen laiklik anlayışı.

IŞİD belasının ortaya çıkmasıyla Fransa’dan katılımın alarm verici düzeye gelmesi. Radikalleşmeye karşı “Fransa İslamı” ve “önleyici fişleme” tartışmaları. Metropollerde toplumu şoke eden, toplumsal dokuyu bozmaya yönelik terör saldırıları. Merkez partilerin sağ ve sol uçlara doğru sıkışmaları.

Fransa uzmanı değilim. Ömrümde topu topu bir yıl (2002) görevim gereği Paris’te yaşamışlığım var. Kitabını okur, filmini izler, dergisini karıştırır, haberlerini dinlerim, o kadar. Bir önceki yazımda “butik Hırvatistan” demiştim*. Bu defa “emperyal”, “kolonyal”, “büyük devlet” Fransa harmanından söz etmek istedim.

2018 Dünya Kupası şampiyonu, son altı kupanın üçünde final oynayan, ikisini kazanan Fransa’dan. “Efendim, 1988’de Clairefontaine tesisleri kuruldu, akılcı futbol altyapı politikalarıyla, Rabbim Fransa’ya ‘yürü ya kulum’ dedi.” İyi de Clairefontaine, yörüngede gezen bir uzay laboratuvarı mı? Neredeymiş bu efsunkar Clairefontaine?

Ben siyaset konuşuyorum. Hatalı şekiller üzerinden, doğru akıl yürütmeye çalışıyorum. Altyapı dersen, bizde de artık ağa dayısı yok mu? Uluslararası başarı dersen, 18 yaşa gelinceye dek, bizim de okul, kulüp, ulusal takımlarda başarımız yok mu?

Konu ekonomiye gelince, 1950’deki Türkiye, 1950’deki Kore karşılaştırmasını severiz. Ya siyasi konularda çok geriye değil, 1968’e dek geri gidip, idari açıdan bize esin kaynağı hatta model olmuş Fransa’nın nereden nereye geldiğine baksak? Hemen soru: “Sende bu Fransa hayranlığı neden monşer?” Lahavle…

Şunu diyorum: Eski sorulara yeni yanıtlar bulmak ve durmadan yeni sorular sormak ilerleme için zorunlu. Bu içine sıkışıp kaldığımız anakronik benyaptımolducu riyaset devrinde biliyorum bunu yapmak olası değil. Houellebecq’in romanlarını okursanız bir Fransa’yla, şampiyon takımlarının alaşımına bakarsanız başka bir Fransa’yla karşılaşıyorsunuz.

Macron’un kupanın “ekmeğini yemek” için bunca çaba sarf etmesi, Mali’de ölümcül bir saldırıya uğradıktan sonra bir kolunu ve bacağını kaybeden Deschamps hayranı Fransız askerini alıp soyunma odasına sokması Pogba’nın orada “cumhuriyet” diye bağırması hep burada aktarmaya çalıştığım toplumsal burulmalardan.

Şarapta da, siyasette de harman zor zanaat. “Ne mozaiği, mermer ulan mermer” diye masaya yumruk vurmakla olmuyor. Sürekli, özenle, sevgiyle, akılla üzerinde çalışmak gerekiyor. Bu işler karşılıklı konuşmadan, tartışmadan, akıl yarıştırmadan yürümüyor. Ve unutmayınız lütfen, futbol yalnızca futbol değildir, dolayısıyla iki omzumuzun üzerinde taşıdığımız saksıları çalıştırmaktan zarar gelmez.

*BBC’nin altı bölümlük “Death of Yugoslavia” belgeselini öneririm.

Facebook Yorumları

reklam
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
3.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
27.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
11.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
28.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
14.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
18.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
3.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
23.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
11.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları