Atilla Aytemur

Serbestiyet



Bookmark and Share

Ömer Faruk’un ‘KAOS’u (*)


18.12.2020 - Bu Yazı 5603 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Ömer Faruk’un ‘Bir Yaratıcılık İmkanı Olarak KAOS’ isimli son kitabı, 2020 Kasımının son günlerinde Altıkırkbeş Yayınları’ndan çıktı.

Ömer Faruk, yayın yönetmenliğini yaptığı yıllarda Ayrıntı Yayınları’ndan çıkardığı dikkat çekici eserlerle düşünce ve kültür hayatımıza ciddi katkılarda bulunmuş bir editör. Bu çabasını son dönemde kendi yazdığı kitaplarıyla sürdürüyor.

Defne Ağacı ve Orman Kardeşliği (çocuk kitabı, Yapı Kredi Yayınları, 2012), Yarabıçak: Banka Soymuş Bir Devrimcinin Samimi İtirafları (İthaki Yayınları, 2014), Dışarıdan Düşünmek (Kolektif çalışma, editör Ömer Faruk, Chivi Yazıları, 2016), Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği (Altıkırkbeş Yayınları, 2019), Aşk ve Ereksiyon “Aşk”ı (Altıkırkbeş Yayınları, 2019), yayımlanmış eserleri arasında bulunuyor.

Son kitabı Bir yaratıcılık İmkanı Olarak KAOS‘ta, felsefeci Prof. Dr. Nami Başer’in “Kaos ve Düzen” başlıklı bir değerlendirme yazısı yer alıyor. Bu yazı bir anlamda okuru, kökeni binlerce yıl öncesinin mitolojisine dayanan “kaos” kavramı etrafında Ömer Faruk’un sürdüreceği kapsamlı tartışmaya hazırlıyor.

Kaos’ta Ömer Faruk, önceki kitaplarında olduğu gibi düşüncelerini farklı bir biçimsellik içinde sunarak, okuru alışkanlıklarının dışına çıkarıp dikkat isteyen zor yollara çekiyor. Romanlardan, hikâyelerden, bilimsel eserlerden, makalelerden bildiğimiz ve alışkın olduğumuz, oturmuş ve evrensel hale gelmiş sunum ve akış şeklinin dışında, bizi yeni ve kaotik biçimlere götürüyor. Bu çerçevede konu, ana metin, fısıltılar, dipnotlar ve meraklısına notlar şeklinde akıyor.

Kitabına Kaos adını veren Ömer Faruk, belki de zihnini meşgul edip kuşatan bu kavramdan esinle, o atmosferi bilfiil kitabın biçimine de taşımak ister gibi, okuru başlıksız, dört ayrı mecrada akan, hangisinin asıl, tali, ek, dipnot olduğu pek de belli olmayan, dikkatli ve titiz okuma isteyen metinlerle başbaşa bırakıyor. Bunun, yazarın daha önceki kitaplarında da rastladığımız bir tercih olduğunu belirtmeliyim. 

Ömer Faruk kitabını hazırlarken, çoğu çağdaş düşüncenin dünya ölçeğinde öne çıkmış yazarlarına, edebiyatçılarına, şairlerine, felsefecilerine ve akademisyenlerine başvurmuş. Bu bakımdan eser, zengin ve yoğun kaynak kullanımıyla dikkat çekiyor. Metin ve dipnotlar arasında dolaşırken son derece yararlı bilgilere bu vesile ile ulaşma imkânı buluyoruz.

Kitabın ana sorunu olan kaos ile düzen arasındaki gerilimin insanlık tarihinin bütün evrelerindeki yansıması, büyük ölçüde imgeler etrafında değerlendiriliyor. Yazar, bunu biraz olsun somutlaştırmak için kimi zaman kitaplardan ve makalelerden ayrılıp günümüz sinemasından ilginç film sahnelerini araya sokuyor.  

Kaos, antik Yunan’daki evrenin doğumu mitolojisinden dünya sözlüklerine girmiş çok eski bir kavram (Yunanca khaos). Bu mitolojide, yaratılan ilk varlık olarak evrenin durumu, karmaşık yığın hali, uçsuz bucaksızlık, derin boşluk, karanlık uçurum ve yeraltı dünyası, tanrısallık atfedilerek Khaos olarak tanımlanmış.

İlk tanrılar Gaia (Toprak), Tartaros, Erebos (Karanlık), Eros (Sevgi) ve Nyks (Gece) ondan doğmuş. Erken dönem Yunan epik şiirinin Homeros’la birlikte ilk temsilcilerinden olan Hesiodos (MÖ 700’lerde yaşamış), Teogonia (Tanrıların Doğuşu) isimli eserinde bunu anlatıyor. 

Kaosun sonradan kazandığı “kargaşa ve düzensizlik” şeklindeki çağdaş anlamın ise, MÖ 43 – MS 17 yıllarında yaşayan Romalı ozan Ovidius’un bazı şiirlerindeki kullanım ve anlamlandırmadan kaynaklandığı ileri sürülüyor.

Ömer Faruk, şüphesiz kaosu bu anlamıyla ele alıyor; yaratıcılığın, özgürlüğün, eşitliğin, adaletin, sanatın kaynağını ve imkânını orada görüyor. Farklı bir gelecek tasavvurunu oradan hareketle inşa etme amacıyla, dünden bugüne kapsamlı sorgulamalara girişiyor.

Bu nedenle de insanın, oluşumundan itibaren kendi varlığını yeryüzünün hareket eden ve etmeyen canlılarından ayırarak başlattığı; kendini merkeze alan, diğerleri üzerinde hâkim bir konuma oturtan hikâyesine, köklü ve eleştirel bir bakış getirmeye çalışıyor.

İnsanın kendini farklı görme ve inşa etme sürecinde silsile halinde ortaya çıkan ve dünyayı nefessiz bırakacak ölçüde kuşatan aile, cemaat, hiyerarşi, dinler, mülkiyet, düzen, devlet, ideolojiler, disiplin, düzenli ordu, iktidar, seçimle gelen ve gelmeyen otoriter rejimler, diktatörlükler, savaşlar, ilhak ve işgaller, toplama kampları, polis ve işkence, organize kötülükler… bu radikal eleştiri ve sorgulamadan payına düşeni alıyor.

Ömer Faruk, kapitalizmin insanlığı esir aldığı, iklim krizinin olanca korkutuculuğu ve yıkıcılığıyla üzerimize geldiği şartlarda bizi, her şeyi göze alıp başlangıç değerlerine dönmeye, yeniden ‘öngörülemez ve ele geçirilemez olmaya’ davet ediyor. Bir Yaratıcılık İmkanı Olarak KAOS’ta okuru, kendi insanlığıyla çetin bir hesaplaşma bekliyor.

(*) Bir Yaratıcılık İmkanı Olarak KAOS, Ömer Faruk, Altıkırkbeş Yayınları, İstanbul, 252 sayfa, Kasım 2020.

Facebook Yorumları

reklam
15.01.2021
İnanılmaz proje: Cami Gençlik Kolları!
18.12.2020
Ömer Faruk’un ‘KAOS’u (*)
10.12.2020
Millet İttifakı’nın durumu ve beklentiler
28.11.2020
Türkiye, Türkiye olalı böyle ‘Devran’ görmedi!
23.11.2020
Hedefteki lider: Kemal Kılıçdaroğlu
16.11.2020
İktidar yeni bir sayfa açabilir mi?
2.11.2020
Muhalif partiler olmasa memleket ne güzel…
26.10.2020
Seçim tartışması bu şartlarda biter mi?
10.10.2020
İktidar ülkeyi nereye sürüklüyor?
28.09.2020
Hukuku tuşa getiren HDP operasyonu
24.09.2020
“Samimi demokrasi” buysa…
16.09.2020
İçişleri Bakanı böyle davranamaz!
11.09.2020
Atlamayalım… Bahçeli bu defa idam istedi!
5.09.2020
Barış Atay’a saldırı geçiştirilemez!
29.08.2020
Müjde ve felaket: Karadeniz’in gazı ve seli
13.08.2020
‘Nepotizm’ dediğin böyle olur!
9.08.2020
Bugün CHP’den ayrılma ne anlama gelir?
23.07.2020
AK Parti’yle nereye kadar?
15.07.2020
Muteber iş adamı ve durmaksızın patlayan fabrikası
2.07.2020
AK Parti’nin ‘ince’ hesapları
22.06.2020
Türkiye Kürt sorununu kiminle çözecek?
14.06.2020
HDP’yi kapattırma sevdası
6.06.2020
Yine neler oluyor?
1.06.2020
Siyasette iki tıkanma
15.05.2020
Hayır, cüretleri cehaletlerinden değil!
7.05.2020
Kullanım süresi geçmiş suçlama
16.04.2020
Vebadan sonra Avrupa’da ne oldu?
3.04.2020
Salgınla mücadelenin üzerine düşen gölge
19.03.2020
Korona ve siyaset
4.03.2020
Ömer Faruk’tan Aşk ve Ereksiyon “Aşk”ı
21.02.2020
Vesayet ve darbe tehlikesi hortladı mı?
3.01.2020
Kanal İstanbul (1) Hakiki bir ihtiyaç mı? (*)
28.12.2019
Okuyucuya not: Kanal İstanbul ısrarı ve gerçekler
13.12.2019
Kamu yetkililerinin sorunlu zihniyeti
4.12.2019
Bunu da gördük: Üniversiteye haciz!
23.11.2019
Dipsiz Göl’ün ölümü
15.11.2019
Otizmli çocuklara ayrımcılık
9.11.2019
Zor denklem!
15.10.2019
Yargı ve adalet krizi
4.10.2019
Bütün anneler birleşin!
10.09.2019
Reşat Çalışlardan sosyal medya ve Gariplikler (*)
8.09.2019
İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş!
26.08.2019
Yine mi kayyım!
14.08.2019
Kaz Dağları’nda itiraz ve isyan!
5.08.2019
HDP’nin Diyarbakır mitinginin düşündürdükleri
24.07.2019
Hedefteki adalet!
11.07.2019
Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var?
11.07.2019
Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var?
29.06.2019
AK Parti’nin metamorfozu ve 23 Haziran seçimi
27.05.2019
Türkiye Gemisi
17.05.2019
#sanatçıyadokunma!
10.05.2019
İktidar, YSK kararı ve muhalefet
3.05.2019
Ortada kalan ittifak
30.04.2019
23 Nisan ve linç girişimi
21.4.2019
HDP seçimlerde ne yaptı?
14.4.2019
AK Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı?
6.4.2019
Adresini arayan uyarı!
3.4.2019
Sıradaki kriz: S-400’ler
22.3.2019
Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği (*)
9.3.2019
Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz!
5.3.2019
CHP manifestosu neler vaat ediyor?
19.2.2019
AK Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor?
10.2.2019
Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezuela
29.1.2019
Trump’ın açtığı kapıdan giren mevzular
11.1.2019
Parti kapattırma sevdası
3.1.2019
“Alışamadık”
21.12.2018
Böyle gider mi?
14.12.2018
Oslo toplantısı AK Parti’nin oyunu mu?
30.11.2018
Seçimler ve iktidar koalisyonunun menüsü
27.11.2018
Osman Kavala’dan gizli örgüt lideri çıkmaz!
8.11.2018
Cumhur İttifakı çöker mi?
18.9.2018
Tekrar AB yoluna giriyor muyuz?
30.8.2018
Biraz vicdan…biraz adalet…hepsi bu!
23.8.2018
Kanal (3) Risk bombası!
17.8.2018
Kanal (2) Türkiye, ücretli geçişe zorlayabilir mi?
8.8.2018
Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı?
29.7.2018
N’olacak bu CHP’nin hali!
21.7.2018
Gitti OHAL, geldi “bu hal”!
6.7.2018
Seçimler ve başkanlık sistemi
7.6.2018
Aldatılmalara doyamıyoruz!
1.6.2018
Ahmet Maranki vakası
24.5.2018
HDP’nin konumu ve Millet İttifakı
28.4.2018
CHP’nin hamlesi
16.4.2018
“Siyasi ayak” Erdoğan iddiası...
26.3.2018
Boykot muhalefete yaramaz!
22.3.2018
Ötesini görmek
5.3.2018
İttifak yasasını anlama rehberi/ Sandık devletin “güvenli” kolları arasında
23.2.2018
HDP’de yeni dönem
12.2.2018
Olaylar, partiler ve yaklaşan seçimler
29.1.2018
Canan Kaftancıoğlu
3.1.2018
Ne zulüm ne merhamet; yalnızca adalet!
22.12.2017
Trump, ne yaptın sen!..
12.12.2017
Yeni Suudi veliaht (3) ABD bu işin neresinde?
24.11.2017
Yeni Suudi veliaht ne yapmak istiyor? (1)
3.11.2017
Gezi olayları ve Kavala hakkında bir tanıklık
27.10.2017
HDP’den özeleştirel çıkışlar
16.10.2017
AK Parti geç mi kaldı?
2.10.2017
Sosyalistler Kürt referandumuna nasıl baktı?
27.9.2017
Hamas: Meşruiyet arayışında bir adım daha
18.9.2017
Siyasal nebbaşlara geçit vermeyelim!
11.9.2017
Referanduma itirazlar ve PKK’nın tavrı
31.8.2017
Bülent Uluer’i uğurlarken
14.8.2017
Şu halimize bakın!
8.8.2017
Diyanetin FETÖ raporu: Niçin geç kaldım!
1.8.2017
Cumhuriyet gazetesi dâvâsı ve metal yorgunluğu
25.7.2017
Meclis’teki içtüzük bombası
18.7.2017
Kaçan fırsat
14.7.2017
Bazen bir yürüyüş, bir yürüyüşten fazlası olabilir
22.6.2017
Muhalefetinizi nasıl istersiniz?
17.6.2017
Dindarlar ve laikler arasındaki ilişkiler
11.6.2017
“Yan yana ve birarada olanlar”ın çağrısı
1.6.2017
İki kongre
26.5.2017
Hamas’ın meşruiyet arayışı
23.5.2017
CHP’de neler oluyor?
30.4.2017
Bu sonuçlar huzur verir mi?
10.4.2017
Son hafta için özet ve birkaç soru
29.3.2017
Referanduma giderken “Hak ve Adalet”
18.3.2017
Sorunları uhulet ve suhuletle çözmek
12.3.2017
Kılıçdaroğlu’nun “gafı” ve Alaattin’in Lambası
6.3.2017
28 Şubat’ın 20. yılında mağduriyet ve muktedirlik
26.2.2017
“Gırgır” dergisi kapanırken
19.2.2017
“Evet” nasıl anlatılıyor?
12.2.2017
Alt tarafı hükümet sistemi, deyip geçmeyelim (2)
5.2.2017
Alt tarafı hükümet sistemi, deyip geçmeyelim!
29.1.2017
Müfredat değişikliğine Atatürk’ten başlamak
17.1.2017
Tunus başardı; ya Türkiye?
11.1.2017
Reina katliamı ve hayat tarzı tartışmaları
3.1.2017
Umutlandıran üç olay
28.12.2016
Kaos günlerinde referandum
22.12.2016
Ne günlerden geçiyoruz!
3.12.2016
AB’nin yolu kendisinden önemli
22.11.2016
Başkanlık sistemi ve düello
15.11.2016
CHP bildirisi ve iki cephe
7.11.2016
Kışanak ve Anlı’yı hapsetmekle ne kazanılacak? (2)
2.11.2016
Kışanak ve Anlı’yı hapsetmekle ne kazanılacak (1)
24.10.2016
Bahçeli bunu hep yapıyor
17.10.2016
CHP sempozyumu ve Ankara katliamı
9.10.2016
JİTEM’ci albay ve Cumartesi Anneleri
2.10.2016
Atışma değil tartışma ve reformun tam zamanı
25.9.2016
Tartışma ihtiyacı
18.9.2016
Hatâlı uygulamalar havayı iyice bozuyo
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive