Atilla Aytemur

Serbestiyet



Bookmark and Share

Hedefteki lider: Kemal Kılıçdaroğlu


23.11.2020 - Bu Yazı 1091 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Dikkatler Berat Albayrak’ın istifası sonrası gelişmeler üzerindeyken, cezaevinden affa benzer bir infaz yasasıyla çıkan ülkücü mafya babası Alaattin Çakıcı’nın iki mektubu ortalığı karıştırdı.

Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’deki grup toplantısında, yargının işleyişindeki hukuksuzluk ve çifte standart nedeniyle iktidarı eleştirmişti. Bunu bahane eden Çakıcı, ana muhalefetin liderine ağıza alınamayacak hakaret, küfür, aşağılama ve tehditte bulundu. Bu tavrıyla, Türkiye siyasal tarihinde bir ilke imza attı.

Bu olay siyasal havayı anında değiştirdi.

O sırada iktidar, kamuoyunun ve muhalefetin Merkez Bankası başkanının değişmesi, Hazine ve Maliye’nin başına Lütfü Elvan’ın atanmasını konuşsun istiyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün ekonomi, hukuk ve demokrasi alanlarında kapsamlı reformlara girişilecekmiş hissiyatı yaratan konuşmaları tartışılsın ve iyimser hava giderek yayılsın isteniyordu.

Ama inanılmaz tehdit, siyasette tozu dumana kattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konu hakkında konuşmuyor

Alaattin Çakıcı’nın eski derin devletin ve Susurluk Çetesi’nin malum zevatıyla fotoğrafının medyaya servis edilmesi, 90’ların devlet ve mafyatik çeteler ortaklığını hatırlatırken, Çakıcı’nın bu dönemin ortağı ve aktörü olma hesabını ve isteğini de akla getirdi.

Devlet Bahçeli’nin Çakıcı’yı cengâverce savunması ise olan bitenin üzerine tüy dikti.

Olaydan 48 saat sonra Ankara Başsavcılığı’nın soruşturma başlattığını İçişleri Bakanlığı değil, AK Parti’nin bir grup başkan vekili duyurdu ve ağız ucuyla olayı tasvip etmediğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, demokrasiye, Meclis’in şahsiyetine ve düşünce özgürlüğüne yapılan terbiye yoksunu saldırı ve tehdit karşısında halen konuşmadı.

İyimserlik ve duyarlılık arayanlar, yüksek makamların, yaptığı değerlendirmelerin kendilerini bağlamadığını sık sık yineledikleri Cumhurbaşkanlığı İstişare Konseyi üyesi Bülent Arınç’ın meclis başkanına yaptığı kendini bağlayan çağrıyla yetinmek durumunda kalacaklar.

MHP’nin Kılıçdaroğlu’na özel ilgisi

MHP Kılıçdaroğlu’na kafayı takmış durumda. Bir süre önce, hakkında “tahkikat komisyonu” benzeri, üç genel başkan yardımcısının görev aldığı, demokratik değerler bakımından son derece ayıplı bir komisyon bile kurdular.

CHP liderinin yaptığı konuşmaları üst üste dizip, bölücülük propagandası, terörü ve teröristleri destekleme filan gibi, aşırı milliyetçiliğin bildik iddialarıyla savcılığa suç duyurusunda bulundular.

AK Parti iktidarının son yıllarında, böylesi üfürükten iddiaları ciddiye alıp, dokunulmazlığı kaldırmak üzere kolları sıvayacak savcı bulmak hiç zor değildi. Öyle oldu ve fezleke yakında TBMM başkanlığına teslim edildi.

MHP’ye böyle utanç verici bir girişimde bulunmak için, Demokrat Parti’nin son dönemlerinde meclisteki muhaliflerini, gazetecileri ve yayın organlarını susturmak için başvurduğu Tahkikat Komisyonu’nun ilham verdiği muhakkak.

Dersimli bir Alevi olan Kemal Kılıçdaroğlu, siyasi hayatımızın son yıllarında en fazla saldırıya uğrayan muhalefet lideri. Meclis koridorunda yumruk atma, Çubuk’ta linç girişimi ve Artvin yolunda suikast pususu bunlardan bazıları. Fazlasını arayanlar, Soner Yalçın’ın geçen hafta Sözcü’de çıkan makalesini okuyabilirler.

Bunlar, Kılıçdaroğlu’nun hedef tahtasına oturtulmasının tesadüfi olmadığını ve önemli sebepleri bulunduğunu gösteriyor.

Kılıçdaroğlu neden hedef seçildi?

Birinci husus, Kemal Kılıçdaroğlu’nun darbeci ve vesayetçi gelenekle iç içe olan partisini, bu anlayış ve politikalardan uzaklaştırma, demokratik değer ve ilkelere yöneltme konusundaki kararlılığı ve çabasıdır. Bunun demokrasinin inşasındaki anlamı ve önemi gün geçtikçe ortaya çıkıyor. Kılıçdaroğlu, adımlarıyla samimiyetini ve kararlılığını gösteriyor.

İkinci husus, CHP’nin tepeden inmeci elitist ve katı laik geleneğinin kutuplaştırıcı toplumsal mühendislikler için elverişli konumunu ve alışkanlıklarını sonlandırmak istiyor. Kılıçdaroğlu, inanç, kültür ve yaşam tarzı farklılıklarının toplumsal zenginlik olarak değerlendirilmesinin iç barışın tesisindeki değerinin farkında olan bir lider. Bu nedenle, dindar ve muhafazakâr sosyolojiyle seküler sosyolojiyi barıştırmaya ve yakınlaştırmaya çalışıyor.

Bam teli Kürt Sorunu

Aynı Kılıçdaroğlu, farklı etnik kimlikleri miras almasına karşın, yalnızca Türk kimliği üzerinde ve onun hükümranlığında bir ülke ve gelecek inşa etmenin, imkânsızlığını görüyor. Kürt Sorununun anayasal zeminde çözüme kavuşması için çaba gösteriyor. Muhalefeti mutabakat zemini oluşturmak, toplumu da çözüme ikna etmek için çalışıyor.

Toplumsal kesimler arasında demokratik ve anayasal uzlaşma olmaksızın bu sorunun çözülemeyeceğini gören Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin bütün enerji ve çabasını demokrasinin inşasına teksif etmiş durumda.

Demokrasinin, barışın ve insan haklarının evrensel değerlerine önem veren, ülkeler arasında eşitliği, karşılıklı çıkara dayalı işbirliğini ve dayanışmayı esas alan bir anlayışla, bölgesinde barışı savunan bir Türkiye’nin Batı dünyasının bir parçası olmasını önemsiyor.  

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yukarıda özetlemeye çalıştığım sorunlara ilişkin mücadeledeki kritik rolü nedeniyle söz konusu çevrelerin hedefi haline gelmiştir. Bu alanlarda olumlu sonuç alınması halinde, Türkiye’de bir dönemin kapanması, zamanı geçmiş siyasal aktörlerin tasfiye olması kuvvetle muhtemeldir. Bu ihtimal bazı çevreleri tedirgin etmiş görünüyor.

İktidarın niyeti ‘Tehdit’le sınanıyor gibi

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti yöneticileri son günlerde doludizgin “reform” vaadinde bulunuyorlar. Kaybettikleri toplumsal kredilerini yeniden kazanmak konusunda kararlılık algısı yaratmaya çalışıyorlar. Demokrasi, hukuk ve işleyen ekonomi hususunda derin bir açlık çeken Türkiye’de, bu kez iktidarın dile getirdiği yeni söylemin de hemen alıcısının olacağını düşünüyorlar. ABD ve Batı’nın değişen şartlarda bu söylemi anında ciddiye alacağını düşünüyorlar. Bu, küçük fırça darbeleriyle, renkli ambalajlarla olabilir mi?  

Vatandaş, ülke siyasal sisteminin tek adam rejimine dönüştüğü koşullarda, aynı iktidarın bu kez güllük gülistanlık bir Türkiye vaat etmesini kuşkuyla karşılayıp, derin derin düşünmesin de ne yapsın! Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 22 Kasım Pazar günü partisinin bir toplantısında yaptığı konuşma, dillerinden düşürmedikleri reformun nasıl bir şey olacağı hakkında biraz fikir verdi. Bülent Arınç ve Cemil Çiçek’in demokrasi, hukuk, yargıya dair söylediklerinin Cumhurbaşkanı indinde çok fazla anlamı olmadığı görüldü.

Bu nedenle, Alaattin Çakıcı’nın tehditinin üzerine şal örtülecek mi, bekleyip göreceğiz.

Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve Ahmet Altan özgürlüklerine kavuşacak mı, KHK’lıların hakları iade edilecek mi, izleyeceğiz. HDP’ye baskılar bitecek mi, takip edeceğiz. Düşünce özgürlüğü sokulduğu cendereden çıkabilecek mi, trollerin saltanatı sona erecek mi, takip edeceğiz. Eş, dost, akraba düzeni son bulacak mı, dikkate izleyeceğiz.

“Konu iktidarsa, gerisi teferruattır” söylemini düstur edinmiş bir iktidarı taşımak, toplumlara bazen ağır bedel ödetiyor.

Facebook Yorumları

reklam
15.01.2021
İnanılmaz proje: Cami Gençlik Kolları!
18.12.2020
Ömer Faruk’un ‘KAOS’u (*)
10.12.2020
Millet İttifakı’nın durumu ve beklentiler
28.11.2020
Türkiye, Türkiye olalı böyle ‘Devran’ görmedi!
23.11.2020
Hedefteki lider: Kemal Kılıçdaroğlu
16.11.2020
İktidar yeni bir sayfa açabilir mi?
2.11.2020
Muhalif partiler olmasa memleket ne güzel…
26.10.2020
Seçim tartışması bu şartlarda biter mi?
10.10.2020
İktidar ülkeyi nereye sürüklüyor?
28.09.2020
Hukuku tuşa getiren HDP operasyonu
24.09.2020
“Samimi demokrasi” buysa…
16.09.2020
İçişleri Bakanı böyle davranamaz!
11.09.2020
Atlamayalım… Bahçeli bu defa idam istedi!
5.09.2020
Barış Atay’a saldırı geçiştirilemez!
29.08.2020
Müjde ve felaket: Karadeniz’in gazı ve seli
13.08.2020
‘Nepotizm’ dediğin böyle olur!
9.08.2020
Bugün CHP’den ayrılma ne anlama gelir?
23.07.2020
AK Parti’yle nereye kadar?
15.07.2020
Muteber iş adamı ve durmaksızın patlayan fabrikası
2.07.2020
AK Parti’nin ‘ince’ hesapları
22.06.2020
Türkiye Kürt sorununu kiminle çözecek?
14.06.2020
HDP’yi kapattırma sevdası
6.06.2020
Yine neler oluyor?
1.06.2020
Siyasette iki tıkanma
15.05.2020
Hayır, cüretleri cehaletlerinden değil!
7.05.2020
Kullanım süresi geçmiş suçlama
16.04.2020
Vebadan sonra Avrupa’da ne oldu?
3.04.2020
Salgınla mücadelenin üzerine düşen gölge
19.03.2020
Korona ve siyaset
4.03.2020
Ömer Faruk’tan Aşk ve Ereksiyon “Aşk”ı
21.02.2020
Vesayet ve darbe tehlikesi hortladı mı?
3.01.2020
Kanal İstanbul (1) Hakiki bir ihtiyaç mı? (*)
28.12.2019
Okuyucuya not: Kanal İstanbul ısrarı ve gerçekler
13.12.2019
Kamu yetkililerinin sorunlu zihniyeti
4.12.2019
Bunu da gördük: Üniversiteye haciz!
23.11.2019
Dipsiz Göl’ün ölümü
15.11.2019
Otizmli çocuklara ayrımcılık
9.11.2019
Zor denklem!
15.10.2019
Yargı ve adalet krizi
4.10.2019
Bütün anneler birleşin!
10.09.2019
Reşat Çalışlardan sosyal medya ve Gariplikler (*)
8.09.2019
İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş!
26.08.2019
Yine mi kayyım!
14.08.2019
Kaz Dağları’nda itiraz ve isyan!
5.08.2019
HDP’nin Diyarbakır mitinginin düşündürdükleri
24.07.2019
Hedefteki adalet!
11.07.2019
Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var?
11.07.2019
Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var?
29.06.2019
AK Parti’nin metamorfozu ve 23 Haziran seçimi
27.05.2019
Türkiye Gemisi
17.05.2019
#sanatçıyadokunma!
10.05.2019
İktidar, YSK kararı ve muhalefet
3.05.2019
Ortada kalan ittifak
30.04.2019
23 Nisan ve linç girişimi
21.4.2019
HDP seçimlerde ne yaptı?
14.4.2019
AK Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı?
6.4.2019
Adresini arayan uyarı!
3.4.2019
Sıradaki kriz: S-400’ler
22.3.2019
Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği (*)
9.3.2019
Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz!
5.3.2019
CHP manifestosu neler vaat ediyor?
19.2.2019
AK Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor?
10.2.2019
Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezuela
29.1.2019
Trump’ın açtığı kapıdan giren mevzular
11.1.2019
Parti kapattırma sevdası
3.1.2019
“Alışamadık”
21.12.2018
Böyle gider mi?
14.12.2018
Oslo toplantısı AK Parti’nin oyunu mu?
30.11.2018
Seçimler ve iktidar koalisyonunun menüsü
27.11.2018
Osman Kavala’dan gizli örgüt lideri çıkmaz!
8.11.2018
Cumhur İttifakı çöker mi?
18.9.2018
Tekrar AB yoluna giriyor muyuz?
30.8.2018
Biraz vicdan…biraz adalet…hepsi bu!
23.8.2018
Kanal (3) Risk bombası!
17.8.2018
Kanal (2) Türkiye, ücretli geçişe zorlayabilir mi?
8.8.2018
Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı?
29.7.2018
N’olacak bu CHP’nin hali!
21.7.2018
Gitti OHAL, geldi “bu hal”!
6.7.2018
Seçimler ve başkanlık sistemi
7.6.2018
Aldatılmalara doyamıyoruz!
1.6.2018
Ahmet Maranki vakası
24.5.2018
HDP’nin konumu ve Millet İttifakı
28.4.2018
CHP’nin hamlesi
16.4.2018
“Siyasi ayak” Erdoğan iddiası...
26.3.2018
Boykot muhalefete yaramaz!
22.3.2018
Ötesini görmek
5.3.2018
İttifak yasasını anlama rehberi/ Sandık devletin “güvenli” kolları arasında
23.2.2018
HDP’de yeni dönem
12.2.2018
Olaylar, partiler ve yaklaşan seçimler
29.1.2018
Canan Kaftancıoğlu
3.1.2018
Ne zulüm ne merhamet; yalnızca adalet!
22.12.2017
Trump, ne yaptın sen!..
12.12.2017
Yeni Suudi veliaht (3) ABD bu işin neresinde?
24.11.2017
Yeni Suudi veliaht ne yapmak istiyor? (1)
3.11.2017
Gezi olayları ve Kavala hakkında bir tanıklık
27.10.2017
HDP’den özeleştirel çıkışlar
16.10.2017
AK Parti geç mi kaldı?
2.10.2017
Sosyalistler Kürt referandumuna nasıl baktı?
27.9.2017
Hamas: Meşruiyet arayışında bir adım daha
18.9.2017
Siyasal nebbaşlara geçit vermeyelim!
11.9.2017
Referanduma itirazlar ve PKK’nın tavrı
31.8.2017
Bülent Uluer’i uğurlarken
14.8.2017
Şu halimize bakın!
8.8.2017
Diyanetin FETÖ raporu: Niçin geç kaldım!
1.8.2017
Cumhuriyet gazetesi dâvâsı ve metal yorgunluğu
25.7.2017
Meclis’teki içtüzük bombası
18.7.2017
Kaçan fırsat
14.7.2017
Bazen bir yürüyüş, bir yürüyüşten fazlası olabilir
22.6.2017
Muhalefetinizi nasıl istersiniz?
17.6.2017
Dindarlar ve laikler arasındaki ilişkiler
11.6.2017
“Yan yana ve birarada olanlar”ın çağrısı
1.6.2017
İki kongre
26.5.2017
Hamas’ın meşruiyet arayışı
23.5.2017
CHP’de neler oluyor?
30.4.2017
Bu sonuçlar huzur verir mi?
10.4.2017
Son hafta için özet ve birkaç soru
29.3.2017
Referanduma giderken “Hak ve Adalet”
18.3.2017
Sorunları uhulet ve suhuletle çözmek
12.3.2017
Kılıçdaroğlu’nun “gafı” ve Alaattin’in Lambası
6.3.2017
28 Şubat’ın 20. yılında mağduriyet ve muktedirlik
26.2.2017
“Gırgır” dergisi kapanırken
19.2.2017
“Evet” nasıl anlatılıyor?
12.2.2017
Alt tarafı hükümet sistemi, deyip geçmeyelim (2)
5.2.2017
Alt tarafı hükümet sistemi, deyip geçmeyelim!
29.1.2017
Müfredat değişikliğine Atatürk’ten başlamak
17.1.2017
Tunus başardı; ya Türkiye?
11.1.2017
Reina katliamı ve hayat tarzı tartışmaları
3.1.2017
Umutlandıran üç olay
28.12.2016
Kaos günlerinde referandum
22.12.2016
Ne günlerden geçiyoruz!
3.12.2016
AB’nin yolu kendisinden önemli
22.11.2016
Başkanlık sistemi ve düello
15.11.2016
CHP bildirisi ve iki cephe
7.11.2016
Kışanak ve Anlı’yı hapsetmekle ne kazanılacak? (2)
2.11.2016
Kışanak ve Anlı’yı hapsetmekle ne kazanılacak (1)
24.10.2016
Bahçeli bunu hep yapıyor
17.10.2016
CHP sempozyumu ve Ankara katliamı
9.10.2016
JİTEM’ci albay ve Cumartesi Anneleri
2.10.2016
Atışma değil tartışma ve reformun tam zamanı
25.9.2016
Tartışma ihtiyacı
18.9.2016
Hatâlı uygulamalar havayı iyice bozuyo
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive